Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1711
 

Kürdistan'ının Özerkliği ilan edildi..

Kürdistan'ının Özerkliği ilan edildi..
 

Şimdi gözler meclis ve hükümette. Ne diyecekler acaba ?


Ne CHP’nin kurultayı, ne hükümetin icraatları, ne de Amerikan meclisinde görüşülecek olan Ermeni Soykırım tasarısı… Türkiye’de gündem bir anda BDP’nin ve DTK’nın açıklamalarına kilitlendi. Kilitlenmesi de normaldir. Zira, seçimlere girmemiş ve parti niteliği olmayan ama sivil bir siyasi parti gibi hareket eden, eski BDP’li siyasi Ahmet Türk’ün başkanlığındaki Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’nin altını kalın çizgilerle çizdiği “Demokratik Özerklik” projesi hayata geçirilmeye hazırlanıyor.

Aslında buna ‘hayata geçiriliyor’ demekten ziyade ‘geçirildi’ demek daha doğru olur. Çünkü afili sözlerle Kürdistan projesi ‘sözde’ olmaktan öte yazıya be belgelere dayandırıldı. DTK, otoriter bir kurummuş gibi, kendilerince, kendi kendilerine hazırladıkları otonom projesini Türkiye’nin tartışmasına sundular. Hatta biraz daha ileri gittiler, “Türkiye bunu kabul etmelidir, hükümet bunu kabul etmelidir “ gibi, bir çeşit ültimatom bile verdiler. Bu elbette ki, hemen kabul görmeyecek. Elbette tartışılacak. Konuşulması, tartışılması demokrasi gereğidir. Ancak, BDP’lilerin söylemlerine bakılırsa yakın zamanda ‘Kürtçe ve Türkçe olmak üzere 2 dilli yaşam projesini’ hükümetince TC’nin kararlarını beklemeden hayata geçirdikleri gibi, bu kararlarını da kimseden onay almayı beklemeden, yasaları hiçe sayarak hayata geçireceklerdir.

Fark ettiniz mi, BDP yumuşak politika izliyor bu günlerde.. O sırıtan Kürt faşizmi kokan sözler sarf edenler, toplumu geren ve nefret aşılayan konuşmalar yapanlar ortalarda yok. Neden acaba ? Nedeni ortada, böyle bir projenin doğum sansılarının artığı bu günlerde bir kaza kurunu sıkmak istemiyorlar kendi ayaklarına. Durum bundan ibaret! DTK’nın aydınları da yanlarına alarak, hatta belki de terörist başı Öcalan’ın deyimi ile ‘hakikatler komisyonu’ kurarak, projelerinin ne olduğunu önce sözde tartışmaya açtılar. Afilli sözlerle, bu projenin ayrımcılıktan uzak, barışçıl ve de Kürt sorununun çözüm projesi gibi sundular. Halen de bunu bu şekilde mikrofonlara anlatıyorlar. Biraz bu projeden bahsedelim.. Nedir bu proje ?

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından yapılan Demokratik Özerklik Çalıştayı’nda Kürt sorununun çözümü için en önemli proje olarak gösterilen “Demokratik Özerklik Modeli Taslağı” hazırlandı. Taslakta hedefin “Demokratik Özerk Kürdistan’ın İnşası” olduğu belirtildi. Yani bu projenin “Kürdistan’ın kuruluşu projesi” olduğu açık açık ifade edildi. Şimdi, içini dolduruyorlar. Diyorlar ki;

“Demokratik Özerklik’de siyasi yönetim, tabandan başlayarak köy komünleri, kasaba, ilçe, mahalle meclisleri, kent meclisleri biçiminde demokratik konfederal temelde örgütlenmesini yaparak üstte toplum kongresinde temsiliyetini bulur. Demokratik Özerk Kürdistan Toplum Kongresi, demokratik Türkiye cumhuriyeti parlamentosuna kendi temsilcilerini göndererek ortak vatan politikalarına dahil olur. Demokratik Özerk Kürdistan kendisini temsil eden özgün bayrak ve sembollere sahiptir. Ayrıca demokratik özerklik alanında farklı kimlikler de kendi sembollerini kullanır. Bu anlamda demokratik özerklik, Kürt halkının Demokratik Türkiye içinde yaşama iradesidir. Yani Kürt halkının siyasi statüsünü ifade eder. Köylerden başlamak üzere en tabandan komünler ve şehirlerde meclisler, demokratik özerk sistemin demokratik kurumlarıdır. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm kesimlerin tabanda meclisler oluşturarak politikaya katılımları demokratik sistemin demokratik işleyişi, ahlaki politik toplumun gereğidir. Türkiye ve Kürdistan’ı ortak vatan olarak görmekteyiz. Demokratik Özerklik hukukunun yeni Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve AB hukukunca tanınarak karşılıklı referanslarla hukukilik ve yasallığı sağlanmalıdır.”

Şimdi siz bu sözlerden ne anladınız. Bu yazılanlara baktığınızda, 100 yıl öncesinin kominist rejim yönetimindeki yapılanmalara benziyor öyle değil mi ? Tamamı, terörist başının icadı olan bu sistemi yavaş yavaş hayata geçirmeye başlamaları zaten bekleniyordu. Geçtiğimiz yıllarda bunu birçok kez dile getirdiler ama hiç bu kadar kararlı olamamışlardı. BDP başkanının ifadesine göre bu oldukça demokratik bir sistemmiş ve bu sistem yalnızca Kürdistanı (fark ettiniz mi ne kadar çok bunu teleffuz ediyorlar artık. Hatta milletvekilleri mecliste bile dile getiriyor. Bir gazetecinin bir Kürt vekili neden Kürdistan ifadesi kullandınız deyince. Güneydoğu ve doğu sözcüklerinin bölge halkında karşılığı yoktur dedi. Yani, biz başka bir tanımı kabul etmiyoruz demek istedi.. ) kapsamayacak, Türkiye genelinde 20-25 bölgeye ayrılmasını da uygun bulmuşlar beyzadeler. Burada birkaç soru soralım kendisine…

  1. Bu ayrılacak 20-25 bölgenin ‘Kürdistan’ gibi kendi adları da olacak mı ?
  2. Bu bölgeler de sizin kendinize ayırdığınız bölge gibi kendi bayraklarını mı kullanacak (ki bu kılıftır. Amaç Pkk bayrağını dalgalandırmaktır..)
  3. Diğer bölgelerin de kendi ‘savunma güçleri’ olacak mı ?
  4. Her bölgenin kendi meclisleri mi olacak, vergileri bölge yönetimleri mi toplayacak ?
  5. Her bölgeye giriş çıkış serbest mi olacak, yoksa sizin daha şimdiden uyguladığınız gibi bölge giriş, çıkışlarını KCK Asayiş timleri mi koruyacak ?
  6. Kendinize ayırdığınız bölgede oluşturulacak savunma güçleri, PKK’dan mı oluşacak?.
  7. Bölgelerdeki yer altı ve yerüstü kaynakları, bölge yönetimlerine mi tahsis edilecek?
  8. Ulusal çıkarlarımız nasıl korunacak ?
  9. Ulusal meclis, bölge meclislerine nasıl müdahale edecek yada edecek mi ?
  10. Her bölge kendi anayasasını mı yapacak ?
  11. Bu sistemi bir çeşit eyalet sistemine mi götürmek istiyorsunuz..

Soruların arkası kesilmez. Daha o kadar çok soru var ki. Kalanları da başka yazıda sorarız. Ancak, bitirmeden BDP Başkanının şu sözlerini de hemen aktarayım ki, yazı netliğine kavuşsun.. Diyarbakır'da “KCK soruşturması” sonucu tutuklanmış insanların tamamının sivil meclislerin kurucuları, üyeleri olduğunu iddia eden Demirtaş, “Deniyor ya 'Bunlar devlet içerisinde devlet kurmuşlar' diye ben bir şey kurduğumuzu kabul ediyorum ama devlet içerisinde devlet değil. Tam tersi, biz devlete karşı olduğumuz için, devlet denilen yönetim mekanizmasına karşı olduğumuz için, ulus devleti anlayışının değişmesi için devlete alternatif sivil örgütlenmeler oluşturuyoruz”

Aslında devlete alternatif devlet kurduklarını itiraf ediyorlar ama kelime oyunu yapıyorlar. Bu açıkça “ÖZERKLİK” ilanıdır Bilmem anlayabildiniz mi ?

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2462
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster