Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1764
 

Kürt sorunu söylemi çıkmaz sokaktır

Kürt sorunu söylemi çıkmaz sokaktır
 

Kürt Sorunu söylemi tamamen ırkçı ve kışkırtıcı bir söylemdir. Bu söylem Kürt kökenli vatandaşlarımızı bizatihi sorun olarak sunmaktadır ki zaten amaç da budur. 

Kürt sorunu tabiri, bir hak ve hürriyet problemini değil, doğrudan Kürtlerin kendisini, uğraşılması gereken bir “şey” yapmaktadır. 

Bu söylem bir çıkmaz sokaktır. Çünkü eğer bu sorunla kast edilen Kürt kökenli vatandaşlarımızın bireysel olarak kendilerini ifade etmelerinin önünü açmaksa bu yıllar, yıllar önce zaten yapılmıştır. Böyle bir ifade hürriyeti talebinin ön şartı, ifade hürriyeti hakkını teminat altına alan bir hukuk birliğini onaylamaktır ki bu hukuk birliği, Türk Milleti adına karar veren mahkemelerce teminat altına alınmıştır. İfade hürriyeti , bir memleketin meşru egemeni olan ulusu reddederek talep edilemez. Eğer Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu bütün unsurları, ırk, etnik köken, dil ve din ayırmadan Türk olarak kabul etmişse, bu kabul hiçbir surette sorgulanamaz ve yıpratılamaz. Çünkü hiçbir millî devlet, oluşturduğu birliğin geri döndürülmesine, yıpratılmasına, yıkılmasına bölünmesine rıza göstermez ve bu yöndeki bütün çabaları düşmanlık olarak addedip yok eder! 

Kaldı ki Türk adı bu topraklardaki herhangi bir kabilenin, aşiretin veya kavmin adı değildir. Türk adı, dünyada nüfusu 300 milyona yaklaşan ve sayısız etnik grup, aşiret, kabile kavim vs bünyesinde barındırarak hepsine kendi adını ve kültürünü veren büyük bir toplumsal oluşumun adıdır. 

Türk Milleti, kendi devletini bu topraklarda, kendi şartları, kanunları ve meşru egemenlik yetkisini herkese tartışılmaz şekilde kabul ettirerek kurmuştur. Daha kuruluşta, devletin egemen unsuru, hiçbir ırkî, lisanî vs farka bakılmaksızın tanımlanmış ve bu unsurun fertleri de devletin kendilerine sağlamakla mükellef olduğu hukuk ve emniyet sağlayıcılığından ayrımsız şekilde yararlanmıştır. “Kürtleri ezdiniz, ink3ar ettiniz, soykırımcılar!” gibi laflar edenlerin, terörün ülkeyi kasıp kavurduğu şu günlerde dahi, yurdun dört bir köşesine rahatça seyahat etmelerini, ülkenin yerinde mülk edinebilmelerini, kampüslerinde olaya çıkarmalarına rağmen üniversitelere etnik kimliklerine bakılmaksızın gidebilmelerini sağlayan şey, işte cumhuriyetin kuruluşundaki bu millî birlik tanımlamasıdır. 

Bu açıdan Türk adı, Kürt adının ne toplumsal açıdan dengidir ne de onun düşmanı veya rakibi. Türk adının sosyolojik bağlamı, Kürt adının aşiret ve kabile temelli anlam dağarcığının çok ötesindedir. Kaldı ki Kürt’lerin yaşadığı hiçbir ülkede, Kürt adı, millî devletin kurucu unsuru ile bütünleştirilmemiş, daima, ikinci sınıf ve benimsenmeyen, içselleştirilmeyen bir azınlık olarak kalmıştır. Ortadoğu’da Kürtler ne Arap ne Fars milletleşmesinin bir parçası sayılmıştır. Bundan dolayı da şimdilerde ABD mandası olmadan önce Irak’ta, Suriye’de ve İran da horlanmışlardır. 

Kürt sorunu söylemi, Kürt kökenli vatandaşlarımızın aynen o ülkelerdeki gibi toplumdan ayırt edilebilmesini hedeflemektedir. Hukuk altındaki bir beraberlikte meydana gelen toplumsal kaynaşmayı, tersine çevirip Türkiye Cumhuriyeti’nin milletleşmeye dayanan kuruluş felsefesini , Irak’taki, İran’daki, Suriye’deki etnik ırkçılık ile değiştirmek arzusunu ifade etmektedir. 

Mesele şudur ki bir devletin kuruluş felsefesi onun varlığını şekillendiren, toplumsal düzeninin üzerinde temellendiği en köklü fikri kabuldür. Etnik ırkçıların anlamadığı husus şudur: Bütün kurumlar, sonradan değiştirilmeleri büyük maliyetlere yol açan, sonraki bütün çalışma tarzlarını belirleyen ve normal şartlar altında değiştirilmesi düşünülmeyen hukuki sözleşmelere, metinlere veya kendiliğinden oluşmuş toplumsal mutabakatlara dayanır. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, başta Mustafa Kemal olmak üzere, onu meydana getiren kurucularımızca daha İstiklâl Harbi’nde meydana getirilmiş, bu felsefe Türk askerinin sarsılmaz iradesiyle yedi düvele kabul ettirilmiştir. Bu toprakların sahibi ve egemeninin Türk Milleti olduğu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş amacı ve gerekçesidir. Bu felsefenin kabul edilmesinden sonradır ki diğer bütün kurumlar buna göre biçimlendirilmiştir. 

Yani kurulmuş koskoca bir devlet düzeni, etnik ırkçılığın kaprislerine, ilkelliğine ve tehditlerine göre değiştirilemez. 

Kürt sorunu söylemi, Türk millî birliği kabul edilerek halledilebilecek bir ifade hürriyeti sorununu, devletimizin kuruluş felsefesini tartışmaya kadar vardırmak istemektir. İş devletin kuruluş felsefesini tartışmaya vardığında, yapılan, ifade hürriyeti talebi olmaktan çıkar, doğrudan doğruya millî egemenliği tartışmaya varır ki bunun uluslar arası ilişkilerde adı “düşmanlık”tır. Bir hukuk devletinin teminatındaki hiçbir hak, o devletin varlığına karşı kullanılamaz. 

Bir sözde etnik ifade hürriyeti talebini, Kürt sorunu diye dillendirmek belki etnik ırkçılar için doğal görünebilir ama “Kürt sorunu”, Kürt kökenli olmayanlarca kabul edildiği anda, Kürtler doğrudan doğruya ortadan kaldırılması gereken bir sorun haline gelirler ki Kürt’leri, kendilerinin ayrılmaz parçası kabul eden Türk Milleti’nin hiçbir ferdinin böyle düşünmesi mümkün değildir. 

Etnik terör, millî bünyemizin ayrılmaz bir parçası olan Kürt kardeşlerimizi, büyük bir nefret oyununda hedef tahtasına koymaya çalışmaktadır. Küt sorunu söylemi, bu yüzden bir hak talebi, bir demokrasi yöntemi değil, ırkçı bir savaşı tetikleme gayretidir. Bu yüzdendir ki meselenin “Türk tarafı” Kürt sorunu demekten ısrarla kaçınmaktadır. 

Etnik ırkçılar, devletimizin kuruluş felsefesinde tanımlanan millî egemenliğin sahibi Türk Milleti’nin içinde sayılarak ayrımsız şekilde kullanılan bütün hakları istismar etmektedir. Etnik ırkçı söylemin, etnik terör yandaşlığının, bu ülkede sağlanan haklar ve hürriyetler teminatından yararlanmaya bu yüzden hakkı yoktur. Hiç kimsenin “Türk Milleti adına karar veren mahkemelerin kararlarını tanımıyoruz!” demeye hakkı olamaz. Hiç kimsenin bu teminatı kullanarak “Kürtler hayatınızı cehenneme çevirecek!” diye tehditler savurmaya hakkı olamaz. 

Ülkede, etnik ırkçılık ve etnik terör problemi vardır. Milletimiz sözde milyonlara varan etnik ırkçı tarafından tehdit edilmektedir. Ülkemizin kuruluş felsefesine duyulan husumet, bir hak arama mücadelesiyle ilişkilendirilemez. 

Terörün askeri yöntemlerle bitirilemediği doğru değildir. Askeri yöntemlerde ve düşmanın tamamiyle tasfiyesinde yaşanan siyasî kararsızlıklar, popülist siyasetin, etnik ırkçılığa verdiği tavizler yüzünden, sorun gitgide büyümüştür. Bu tavizci, teslimiyetçi ve genellikle gayri millî siyasetin neticesinde, millî bütünlüğe bağlı, kanuna saygılı vatandaşların meşru demokratik eylemleri, en şiddetli biçimde bastırılırken etnik ırkçılığın şiddet eylemleri, terör propagandası, kendine adeta dikensiz bir gül bahçesi edinmiştir. Sorunun kronikleşmesindeki en önemli sebepler şunlardır: 

Etnik ırkçılık ahlâksızlığının ve etnik terörün, yaptığının yanına kâr bırakılması… 

Devletin etnik ırkçılığa karşı savunma mekanizmalarının, gayri millî ve popülist politikalarla tahrip edilmesi. 

Sadece devletin değil, milletin millî bütünlük konusundaki hassasiyetinin sürekli provokasyon olarak adlandırılıp millî tepkileri, etnik ırkçılıkla denkmiş gibi göstermek ve böylece etnik teröre meşruiyet sağlamak. 

Bunlar, etnik ırkçılara cesaret vermiş, onlarda Türk Milleti’nin korkak ve savunmasız olduğu vehmini uyandırmıştır. Ayrıca sözde liberallerin liberal haklar kuramını etnik ırkçılığın istismarına alet etmeleri, demokrasi ve haklar konusunda akıl almaz bir kavram karışıklığına sebep olmuştur. Daha dün, teröristlerin pusuda öldürüldüklerine dair ithamın sebebi budur. Bu tip ithamlarla etnik ırkçılar, bizim için teröristlerin, hayat hakkını en başta reddetmiş, tamamen ve ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırılması gereken düşmanlar olduğu gerçeğinin üstünü örtmeye çalışmaktadır. Sözde liberaller, vatansızlıklarından kaynaklanan değer yoksunluklarından dolayı böyle alçakça bir demogaojiye, liberal değerleri kullandırmaktadır. 

Türk adından duydukları hoşnutsuzluğu, elleri güçlendikçe ifade eden siyasal dinciler de istedikleri değişikliklerin gerçekleştirilmesi sürecinde, Serap’ı yakan, Buse’nin bedenini parçalayan, askerlerimizi kalleş mayınlarla şehit eden etnik ırkçılara karşı sessiz kalmayı kârlı bulmaktadır. Bu yüzdendir ki artık kendi televizyonlarımızda kendi evlâtlarımızın cenazelerini görememekte fakat ana haberlerin yarısında etnik ırkçıların tehditleri, şiddet eylemleri ve sözde cenaze törenleriyle meşgul edilmekteyiz. Şehit cenazelerine provokasyon diyenler, her gün ama her gün etnik ırkçılığın ve terörün tehditlerinin televizyonlarda yer almasının, açıkça hukuksuz olduğunu dahi düşünmemektedir. 

Bu yüzden mevcut etnik ırkçılık/bölücülük ve etnik terör sorunun çözümü, Türk devletinin milleti ve vatanıyla bölünmez bütünlüğü korunarak ancak şu şekilde sağlanabilir: 

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun tekrar çıkarılması. 

Anayasa’da “Hiç kimse vatandaşlıktan çıkarılamaz!” maddesinin vatana ihanet kaydıyla sınırlandırılması. Mevcut etnik ırkçılığın siyasî aktörleri başta olmak üzere terör örgütünün üst düzey militanlarının uyruğumuzda olanlarının derhal vatandaşlıktan çıkarılması. 

Tehdidin silâhlı unsurlarının sonuna kadar imhası. Etnik terör örgütünün militanlarının değişik uyruklara sahip olmaları yüzünden, toptan düşman addedilerek görüldükleri yerde yok edilmeleri. Bu şekilde bölgedeki fiilî silâhlı tehdit unsurunun ortadan kaldırılması. 

Etnik ırkçılığın gerek siyasî gerekse ifade hürriyeti sahasından ebediyen çıkarılması, yasaklanması. Etnik ırkçı ve etnik terör yanlısı hiçbir beyana, medyada yer verilmemesinin kanunla sağlanması. 

Terör örgütüne yardım ve yataklık edenlerin, onun propagandasını yapanların yargılanması, temel haklarının kısıtlanması. 

Kamuda istihdam edilmelerinin engellenmesi, bu suçu işleyen kamu görevlilerinin işten atılması, mesleklerinden men edilmesi. 

Kamu görevlilerinin belli bir süre kendi yörelerinde görev yapmasının yasaklanması. 

Etnik terörün kullandığı çocukların, ailelerinden alınarak belli bir süre rehabilite edilmeleri. Ailelerinin sosyal güvenlik teminatından belli bir süre men edilmesi. 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir nevi teröre sus payı olarak dağıtılan bütün parasal sözde sosyal yardımların kesilmesi. 

Türk Milleti için düşmanın sayısı da mücadelenin süresi de önemli değildir. Etnik ırkçılar, vatanın, sayısı fazla olan her düşmana mücadelesiz teslim edileceğini sanan gafillerdir. Eğer Türk Milleti’ne düşman olmak isteyen varsa bu da onun seçimidir. Ama bu seçimle ne Türk Millet’ine boyun eğdirebilirler ne de onun evinde ona saygısızlık etmeye devam edebilirler. Düşmanımız olmakta ısrar eden var ise, düşmanın elde edebileceği tek şeyin, kahredici öfkemiz olacağını iyi bilmelidir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayin Ogeday teorinin yaninda, yasanan olaylardan bahsediyor. Gerçek, felsefe degil, olaylardir.Biz yorumcularin sahsi duygulari bu konuya giremez. Gerekli bilgi ve tecrubesi olmayanlar da biraz tevazu gosterip once dunyaya bakmalidirlar. Ben 1985den, Paris'te, simdi PKK'li olan çok fazla insan taniyorum, ne dediklerini duyuyorum, ne istediklerini biliyorum.Gidin pazarda manavda "kurdum" diyenlerle konusun, bakin ne tur sozler duyacaksiniz.Kurt olmalari veya kendilerini kurt olarak algilamari tabii ama bir çogunun yikanmis beyinlerinden felaket fiskiriyor. Konuyu dunya ile ortusturursek, yalniz Turkiye'de degil heryerde, paranin ve emperyalizmin bilhassa irkçi gorusleri kullanarak olmayan sorunlari yarattigini ve guçlendiklerini gormekteyiz.Kendilerinde konusma cureti gorenlerin once ekonomi okumalari ( ABD'de parayla alinan paçavra sertifika degil) ve mumkunse durust olmalari gerekir.Boylece herkesin sozde temenni ettigi turk-kurt, musluman-hristiyan..... zitliklari kalmaz.

colette pastutmaz 
 08.12.2011 15:16
Cevap :
:) Yorumunuz için teşekkürler. Biraz da "Türk realitesi" kabule dilse herhalde sorun biterdi :) Biz gerçek bir mileltiz ve gerekirse bir savaş daha vererek kendimizi yeniden tanıtırız.. Sorun yok... Savaş var diye hiç bir Türk kaçmaz... Her zaman beklerim.  25.12.2011 22:53
 

bence sorunumuz bunu bir kere daha anladım ırkçılık yada başka bişey değil birbirimizi dinlememek ve gereksiz dersler verip savunmalarda bulunmak sizi kınıyorum efendim ama sadece kınıyorum sizin gibi bir uslup kullanmıyorum .saygılar

zehraaa 
 09.10.2011 22:21
Cevap :
kim kimi dinlemiyor, dikkat ediyor musunuz peki? sizce Türkiye'de Kürt ırkçılığı yapanlar yok mu? biz kafamızdan mı uyduruyoruz bu kadar şeyi. kınayınız efendim, ağzınıza sağlık. saygılar.  12.10.2011 17:20
 

siz neden savunmaya geçtiniz ki ben burada genel ifadeler kullandım siz böyle dediniz yada şu şahıs şöyldir mi dedir?bence insanları dinlerken bir kere daha okuyun bir seferinde ne dediğini anlamıyorsanız hatta bir kaç kere küçükçe bir tavsiye olsun benden size.saygılar

zehraaa 
 09.10.2011 22:18
Cevap :
Zehra Hanım, etnik ırkçıların ne istediğinden haberiniz yok, her şeyi en başından bir kere daha anlatmaya da benim takatim yok. Mesele halay çekmek falan değil, saygılar.  12.10.2011 17:19
 

21.yydayız ve hala uğraştığımız meseleler o kadar komik ki.22 yaşıdayım ve benimde aslında bu ırkçılık kulağıma fısıldanmış.Şu anda işimdeki çoğunluk iş arkadaşlarım kürt ve ben anladım ki insanı insan olduğu için seviyorum.Hiç farklı görmedik birbirimizi ve hiç ırkçılık kokan bir tartışmamız olmadı aylardır. Hatta bayılıyorlar 'ya bu ne güzel müzik, banada öğretsenize böyle halay çekmeyi oynamayı diyorum,hım enfes bir yemek nasıl yaptınız'dediğimde.Ne şimdi ben asimile mi OLMUŞ oluyorum?Bence birbirimize daha çok sarılmalıyız biz bir bütünüz ancak kenetlendiğimizde dış güçlere karşı ayakta durabiliriz.

zehraaa 
 09.10.2011 16:26
Cevap :
Bu sözlerinizi bana değil, "İşgalci TC Kürdistandan defol!", "Kürtler yaşamı cehenneme çevirecek!" diyenlere söyleyiniz. Bizde ırkçılık yoktu. Size aşılanan ırkçılık etnikçi Kürt ırkçılığıdır. halay bilmediğiniz için sizi suçlayamam. Farklılığı biz görmüyoruz zaten onlar görüyor, yani PKK destekçisi etnik ırkçılar. "ırk" kelimesi Türk kültüründe edilmez bile. Türk olmak da ırkla ilgili değildir. Siz yazıyı okuduğunuza emin misiniz? Siz Türk nedir onu biliyor musunuz ki ırktan bahsediyorsunuz? İnsanlara "ırkçı" diye hakaret ederken ne dediğinizin farkında mısınız? Irkçılığı bizde aramayın "Ben Türk değilim ki.." diye Türk meclisinde ırkçılık yapanlarda arayın. Her zaman beklerim.  09.10.2011 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 493
Kayıt tarihi
: 11.02.11
 
 

Eczacıyım, memlekete meraklıyım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster