Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1361
 

Kürt sorunu ve Musul meselesi

Kürt sorunu, Musul meselesi ile ilişkilendirilebilir mi?

Bence ilişkilendirilebilir.

Aktütün baskını ile ilgili olarak yazdığım ilk bloğumda, bu baskının dolayısıyla Kürt sorunun altında yatan gerçek nedeni ABD ile ilişkilendirmiş ve bunu da, ABD'nin desteği ile kurulması düşünülen Büyük Kürdistan Devleti için söylenen sözlerle kanıtlamaya çalışmıştım.

Şimdi biraz daha geriye gidip Kürt sorununu, Lozan'da tartşılan Musul meselesi ile ilişkilendirmeye çalışacağım.

Lozan Konferansı'nda, İngilizlerin Musul'a yönelik istekleri karşısında, Türk tarafı, Musul ve çevresinde kurulacak bir Kürt Devleti'ne, güvenlik açısından karşı olduğunu açıkça dile getiremiyordu.

Yalnızca Türk-Kürt kardeşliğini öne sürüyor ve Kürtlerle Türklerin ayrılmaz birlikteliğine değinerek Musul'un bizde kalması gerektiğini savunuyordu. İngiltere ise, bunun tam aksini söylüyor; Türk ve Kürtlerin ayrı ırklardan geldiğini ileri sürüyordu.

Oysaki, sorun sosyolojik olmaktan öte tamamen bir güvenlik sorunu idi. Nedeni de şuydu:

Türkiye'de, Kürtler'in de yaşadığı topraklar, Kürtler'in çoğunlukta bulunduğu Musul Vilayeti (Musul+Kerkük+Süleymaniye = Bugünkü Kuzey Irak), Türkiye'den koparıldığı takdirde tam bir güvenlikten yoksun kalabilirdi. Çünkü, Musul Irak'a bırakıldığı takdirde, İngiltere'nin, ilerde Musul'daki Kürtlere özerklik verilmesini istemesi halinde Türkiye'deki Kürtler için de aynı istekler ortaya sürülebilirdi.

Bu konudaki ilk bloğumda da belirttiğimi gibi, Amerika'nın isteği ile Sevr Antlaşması'na bu isteği kolaylaştıracak maddeler konmuştu. (Bu maddeleri, çok daha önceleri yazdığım bir blogda açıklamıştım. Sayfama bu konuda yazdığım bütün blogları önerdim.)

Lozan Konferansı süreci içinde, Büyük Millet Meclisi'nde de hararetli tartışmalar yapılıyor ve pek çok milletvekili, Kürdistan tehlikesine değinerek, ne olursa olsun Musul'un elde edilmesi konusunda Hükümeti sıkıştırıyorlardı. (Zamanı gelince, Musul'un elde edilmesi konusunda kaçan fırsatları konu eden bir blog da yazabilirim)

Meclis'te, bu konuda yapılan tartışmalarda, bazı milletvekilleri, "Kürdistancılar'ın, Ermeniler ile birleşerek ülkeyi arkadan vurabileceklerini" de ileri sürüyorlardı.

Sevgili Blog arkadaşlarım, Musul konusunda 2000 yılında yazdığım bir kitapta, yukarıdaki saptama ile ilgili olarak olarak şu dipnotu yazmıştım :

"Lozan sürecinde Meclis'te konuşulanlar doğru çıkmıştır. 1980'li yıllarda Kuzey Irak ve ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesinde yaşanan PKK kaynaklı bölücü faaliyetler, daha sonra -kısa bir durgunluk döneminin ardından- Ermenistan bölgesine de kaydırılmış ve PKK-Ermeni işbirliği ile aynı hareketler Doğu Anadolu'da görülmüştür. Ayrıca bugün Kuzey Irak'ta % 90 oranında oluşumunu tamamlamış bir Kürt Devleti (Güney Kürdistan) tanınmak için Saddam Hüseyin'in ölmesi ya da iktidardan uzaklaştırılmasını beklemektadir. Musul kazanılmış olsaydı, bunlar olur muydu acaba?"

Sekiz yıl önce yaptığım bu değerlendirmeden, Körfez Savaşı'nın asıl nedeninin de ne olduğu anlaşılmıyor mu?

Görüldüğü gibi, Musul'un elden çıkmasının, ülkenin başına bir Kürdistan tehlikesini çıkarabileceği, günümüze göre 86 yıl öncesinden belliydi ve son 30 yıldır da bu tehlikenin ortadan kaldırılması için can verip kan akıtıyoruz; ama gelinen nokta da gözler önünde.

Sonuç: "Sebeb-sonuç ilişkisi", diğer bilim dallarında olduğu gibi tarihi ve siyasi olaylar için de geçerlidir. Günümüzde meydana gelen siyasi ve tarihsel olayları, hemen duygusallığa kapılarak, gerçek nedeninden uzak tutmak doğru değildir.

Sık sık söylediğim bir hususu tekrar tekrarlamak istiyorum: "Günümüzü iyi anlayabilmek için geçmişi bilmemiz; geleceğe yönelik doğru önerilerde bulunmak ve gerçekçi planlar yapabilmek için de günümüzü iyi anlamak gerekir" diye düşünüyorum.

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, geçmişi iyi bilmek ve olayların tarihsel sürecinden bir sonuç çıkarmak gerekiyor ama maalesef biz günü kurtarma politikalarıyla siyaset yapıyoruz. Geçmişten ders alınsa, tüm iktisadi varlıklarımız yabancıya peşkeş çekilir miydi? Kendi kendimizi vuruyoruz, Türkiye üzerindeki emperyalist oyunlarını tarih boyunca sürdürenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Umut, ülke sorunlarına sahip çıkan, tarih ve toplum bilincini kazanmış bir gençliğin yetişmesinde. Saygı ve sevgiler..

Prometeus 
 10.10.2008 10:16
Cevap :
Merhaba...Düşüncelerinize tamamen katılıyorum. Geçen akşam şöyle bir düşündüm. Eğer şu PKK'yı ya da Kürt Sorununu başımıza sarmasaydılar, bu konuda harcanan bilmem kaç milyar dolarla Türkiye'nin ekenomik durumu ne olur ve ülke nasıl kalkınırdı? Ne Amerika'ya ne de IMF'ye bağlı olur, dışarıdan gelecek birkaç milyar dolar için bağımsız olması gereken siyasetimizi zedelerdik. Kişi başına düşen milli gelirimiz 25-30 YTL olurdu herhalde. Anlaşılıyor ki, bölgede güçlü bir Türkiye'yi kimse istemiyor. Olayların altında yatan en önemli nedenlerden biri de bu değil mi? Ancak ne yazık ki, gençliğimizin çok az bölümü, ne olduğunun ve ülkesi için ne yapmasının gerektiği konusunda pek fazla bilgili değil. Söylediğiniz gibi, şahsi ve toplum bilinci istenen düzeyde gelişmemiş. Katkınız ve düşünceleriniz için teşekkür ederim. Selamlar.  10.10.2008 11:51
 

Değerli cdenizkent, Bizde ki yazılı tarihlerde, Avrupanın otomobili seri olarak üretmesi ile birlikte petrolü nereden bulabileceği konusunda hazırlı ğını veya bu konudaki öngörüsünü hiç bir yerde okudunuz mu? Sonra; Osmanlıya ilk borcu veren İngiliz-Fransız ikilisinin Cumhuriyet hükümetinin ilk yıllarında da borç verdiğini veya Amerika'nın 2.Abdülhamit döneminde İzmir'i bombalamak istediğini bunun üzerine Abdülhamit'in; "Amerikan gemilerini batırın" emrini verdiğini. Maalesef bizdeki tarih sanki bazı olayların üzerini örtmüş gibi. Bu nedenle Musul ile ilgili açıklanmayan bazı bilgiler olduğuna inanıyorum. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 09.10.2008 18:11
Cevap :
Merhaba Canmehmet Bey...Osmanlı Devleti,dış ve iç borçlarını ödeyemez duruma gelince(1854-1879 arasında 5.4 milyar frank), İngiltere ve Fransa'nın kontrolunda bir Düyun-u umumiye idaresi kuruldu.Ankara Hükümeti 1923'te bu idareye son verdi; ancak borçların ödenmesi 1954'e kadar sürdü.İngiliz ve Fransız ikilisinin, o sıralarda Türkiye'ye borç verdiği konusunda bilgim yok, ama olabilir diyebilirim.Çünkü, sizin de söylediğiniz gibi, bize aktarılmayan o kadar çok şey var ki...Abdülhamit'in "Amerikan gemilerini batırın" şeklindeki tavrını da bilmiyorum. Ama Musul konusunda ve Türk-İngiliz ilişkileri konusunda çok şeylerin gizli kaldığını biliyorum. Musul konusunda,İngiliz arşivlerinden alınmış ve resmi tarih içinde anlatılmamış bazı belgelerin fotokopisini okudum. Amerika'nın petrol sevdasının her şeyin üstünde olduğu bir gerçek. Petrol uğruna yapmayacağı yoktur.Derler ya hani "babasını-anasını bile satar" işte öyle...Selamlar.  10.10.2008 11:39
 

Türkiyenin de Saddam sonrası planı vardı. Ve dolayısıyla Kürtler. Saddam zamanında Kürtler özerkti biliyorsunuz. Saddamın gideceği belliydi. Sonra ne olacaktı? Bu sorular günümüze ışık tutuyor. Ama unutmayalım Türkiye burada baş rol oyuncudur. Ben bu kanaatteyim. Amerika Türkiye İran Suud ve Suriyeyi silemez. Kürdistan hayal.

Ahmet Balcı 
 09.10.2008 1:17
Cevap :
Merhaba Ahmet Bey...Siyasi konularda yazdığım bloglarda, Türkiye'nin coğrafi konumuna, jeopolitik ve jeostratejik konumuna değinir ve Türkiye'nin bundan yararlanması gereğini sık sık vurgularım. Ne yazık ki Türkiye, bu konumun gereğini yapapamtadır ve bence sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Türkiye'nin, siyasi konulardaki hareket tarzı, çeşitli nedenlerle kısıtlıdır.Suriye için bir şey diyemem ama Türkiye'nin ve İran ortadan kaldırılması kolay değildir, bunu biliyorum. Bu konuda yazdığım bloglara kısaca göz atarsanız, Kuzey Irak konusunda Türkiye'nin kısa kısa adımlarla nasıl gerilediğini görebilirsiniz. Kuzey Irak'ta Kğrt Devleti'nin kurulması, Türkiye için bir "kırmızı çizgi" idi ve bu oluşum Türkiye için savaş nedeni idi. Şimdi, şimdi %95 oluşumunu tamamlamış Kuzey Irak Kürt Parlementosu(Güney Kürdistan)Başkanı barzani'yi ve bu oluşumu beraber sağladıkları Talabani'yi kırmızı halı ile karşılıyoruz. Selamlar.  09.10.2008 10:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 923
Toplam yorum
: 2423
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1388
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster