Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '07

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
802
 

Kütüphaneler

Kütüphaneler
 

Bu gün, bir meslek edinmişsem, yıllarca yorulmadan mesleğimi icra edip, belli bir alanda uzmanlaşmış ve nihayetinde emeklilik aşamasına da ulaşmışsam, bunda okul, öğretmen, aile desteği olduğu kadar, kütüphanelerin rolünün de varlığını asla yadsıyamam.

En başta, Ortaokul yıllarımda, bulunduğum ilçenin ( Edirne- Uzunköprü) kütüphanesi ve memuruna bana okumayı sevdirdikleri için minnettarım. Üç yıl içinde, görevli memurun da yönlendirmesi sayesinde, tüm çocuk bölümü kitaplarını doymaz bir açlıkla bitirmiştim. Sait Faik, H.R.Gürpınar, Ömer Seyfettin, E. Hemingway, V. Hugo, vs. yarattıkları kahramanlarla hem kişiliğimi şekillendirmede hem de hayal dünyamı renklendirmemde çok önemli rol oynadılar. Ne yazık ki, her akşam okul çıkışında, kapanmadan yetişeyim diye koşarak ulaştığım bu kütüphanede, daha fazla süre kalamaz, karlı- yağmurlu havalarda çantamdaki yeni ödünç kitabımla akşam 5 vakitlerinde geri dönerdim, ( keşke açık olma süreleri, gece geç vakitlere kadar olsa kütüphanelerin).

Lisede ise, çok daha zengin bir kütüphane hazinesine kavuşmuştum, Edirne Kız Öğretmen Lisesi Kitaplığında. Daima şeker tadındaki gülüşüyle bizi karşılayan sevgili Gülçin Ablamız, binlerce kitabın yerini , 1 saniye bile tereddüt etmeden bize gösterir, araştırmalarımızın eksiksiz olması için, genel kültürümüzün zenginleşmesi için , bizim adımıza, bizden daha çok çırpınırdı. Bu iki görevli memur, eğer ekşi suratları ve isteksiz iş yapma tarzıyla bizleri karşılasalardı, bugünkü halime kavuşur muydum, her fırsatta kütüphaneye koşar mıydım bilemem...

Ankara'nın 80 li yıllarında, Milli Kütüphane'nin o sessiz salonlarında okumak ve ders çalışmak için az mı kuyruklarda bekledik arkadaşlarımızla!! Nedense, Türkiye'nin en büyük 4-5 Üniversitesinin bulunduğu o zamanki Ankara'da, yetersiz okuma salonlarıyla hizmet vermeye çalışılıyordu Milli Kütüphane' de.

Öğrencilik bitip, çalışma hayatına Anadoluda başlayınca, uzaklaştım sevdiğim kütüphane binalarından. Çünkü Ankara'dan ötedeki şehir, ilçelerimizde, yeterli donanıma sahip kütüphane olmadığı gibi, çocukluk ve gençliğimde alıştığım tatlı gülüşlü, yardıma hazır görevlileri de bulamamıştım. Öğrencilerime, sırf alışsınlar diye kütüphanede araştırmalar vermeme rağmen, birtürlü gitmek istemezlerdi, kendilerini adeta azarlar gibi karşılayan, işini severek yapmayan görevlilerle karşılaşmamak için !

Kütüphanelerimizin donanımlarının çağa uygun olması kadar, içlerinde görev yapan memur ve görevlilerin davranışları, çocuklara- gençlere yaklaşımları, yardımsever olup- olmayışları, alanlarında bilgili oluşları ne kadar etkili oluyor, okuma alışkanlığı kazandırmak için oysa!

Esas en büyük etkilenme ve şoku, 1993 senesinde, 3 aylık bir dil kursu için bulunduğum Münih Regensburg üniversitesi Kütüphanesinde yaşadım ( 30 yaşımda ve 10 senelik Almanca öğrt. idim oysa). Daha ilk günlerde, araştırmalarımızda yararlanacağımız kütüphaneyi bize tanıtım amaçlı gezdirdiklerinde, hem şaşkınlıktan hem kıskançlıktan dizlerimin bağı çözülmüştü. Bir kez bile Bilgisayarda bir iş yapmamışken, tüm kütüphanenin digital ortama yüklendiği, etrafta yazıcı, fax, fotokopi vs. makinalarının dopdolu olduğunu, tüm dünyadaki eserlere 1 dakikada ulaşma kolaylığının sunulduğu, her dilden tanınmış günlük gazeteleri bulabileceğimiz, ve daha sayısız teknolojik kolaylıkların sağlandığı bir kütüphaneyi ilk kez görüyordum ben çünkü! İşte o zaman, neden Batı ile aramızdaki okuma-araştırma alışkanlıklarımız arasında uçurumlar olduğunu gözlerimle görmüş ve çok üzülerek, uykularım kaçmıştı.

Aradan 15 sene geçmesine rağmen, bu gün Türkiye'de çoğu üniversitede, bu gördüğüm müthiş Regensburg Üniversitesi kütüphanesinin binde biri donanım halen yok !! Çok yazık ediyoruz okumaya, araştırmaya hevesli ve hertürlü çabayı göstermeye hazır Türk Gençlerine...

Almanya- Regensburg Üniversitesi görevlileri, ve Kursta ders veren öğretim görevlilerin biz öğrencilere yaklaşımlarını, yardımlarını, olumlu yönlendirmelerini, neyi bilemeyip eksik kalmışsak, bizi o alanda doğru yönlendirmelerini asla unutamayacağım. Ordaki öğretim elemanlarının, kütüphane görevlilerinin yaklaşımları, görev bilinçleri, gençleri ezecek- dalga geçecek yerde, onlarla el ele bilim yolunda ilerleyişlerini, kendi ülkemde yaşadıklarımla kıyaslayınca, kahroldum adeta... Ne yazıkki ülkemde, halen kütüphanelerin ortamları ve Üniversitedeki öğretim elemanlarının, öğrencileri bu ortamlarda çalışmaya heveslendirici tutumları halen çağdışı ve gençleri bezdiri- bıktırıcı tarzda. Son üç senedir başlayıp, birtürlü bitmeyen yüksek lisans öğrenimim esnasında öyle çarpık, öyle kabul edilemez tutumlar yaşadım ki, 43 yaşımda ben dahi sabrım taşıp, usandım, kaldı ki çocuklar ve gençlerimiz ne yapsın?? Gençlerimiz, ben kadar sabırlı olmayı henüz öğrenmemişken, onların daha yolun başında sabırlarını yok etmeye ne öğretim elemanlarının, ne de kütüphane memurlarının hakkı yok!

Elimizdeki maddi imkanlara göre, son derece modern- çağdaş kütüphaneler kuramayız belki, içlerini de teknolojik araç-gereçlerle de donatamayız Batı ülkeleri gibi.. Ama, tüm yoksunluklara rağmen Türk gençlerini il, ilçe, üniversite ve Milli Kütüphanelere çalışmaya- araştırmaya yönlendirebiliriz, bu da parayla değil ya!!

Taa, çocuk sayılacak yaşta bana okumayı, araştırmayı, yaşam boyu okuma ve öğrenme hevesini aşılayan öğretmenlerim, kütüphane görevlileri daha da yoksul ortamlarda bizimle yan yana yürümüş, bizi desteklemiş ve meslek sahibi olmamızda en büyük rolü oynamışlardı. Bugün, özellikle üniversite kütüphanelerine gençlerimizi çekebilmenin yolu, enbaşta orda çalışanların görevi ve sorumluluğudur. Bin bir çeşit etkinlik, tanıtım, paneller, konserler, yarışmalar, eğlenceler düzenlenip, Cafe'lere koşan, orda zaman öldüren gençlerimizi kütüphanelere çekebilmek, bu alanda çalışanların ve uzmanların yaratıcılıklarına bağlıdır.

Ve bu uğraşlar, ne çok para, ne tam donanımlı teknolojik ortam gerektirmez; sadece gençlere sunacağımız SEVGİ- İLGİ- DESTEK-PAYLAŞMA davranışları yeter de artar bile...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3599
Kayıt tarihi
: 07.10.07
 
 

Edirne, Trakyalıyım. Emekli öğretmenim (yab. dil- Almanca). Okuma, müzik, gezi, doğa, yürüyüş... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster