Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '09

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
2763
 

Letonya-Riga'dan mektuplar -1-

Avrupa’nın Baltık ülkelerinden biri olan LETONYA’YA gidiyoruz.. Kısmet beni oralara kadar aldı götürdü. Oralara kadar gittim, gördüm, araştırdım ve yazdım. Letonya’nın başkenti Riga’da 35 gün kaldım oralarda gördüklerimi, yaşadıklarımı siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

İnsanın ne zaman nereye gideceği, neler yapacağı hiç belli olmuyor. Ancak kader ve kısmet insanı bilinmeyen diyarlara, ülkelere götürebiliyor. Hele söyler misiniz, Aydın, Söke ve oradanda Letonya’da soluk almak, Baltık Denizi kıyısında dolaşmak kimin aklına gelirdi. Buralara gelinceye değin samimiyetle ifade edeyim ki ben bunları hiç düşünmemiştim. Nerden nereye can dostlar? Demek ki insanın sağlığı yerinde ve ömrü izin verirse biraz da imkânı varsa dünyanın değişik yerlerine gidebiliyor. Kim bilir daha nerelere gideceğiz, ömrümüz yetebilirse?

Aradan kaç bin kilometre var. Yüksek dağlar, engin denizler, dağlar, tepeler ve uçsuz, bucaksız ovalar. Dilleri, renkleri, adet ve gelenekleri değişik insanlar. Bir hesabını yaptınız mı? Dünya çok küçüldü. 21.Asrın baş döndürücü teknolojisi sayesinde insanı bilinmeyen yerlere, ülkelere götürebiliyor. Kısmet ve nimetin ne zaman geleceği hiç belli değil.

Avrupa’nın adını coğrafya kitaplarında duymuştum. Almanya’yı, Fransa’yı, Hollanda’yı Romanya’yı, Tuna boylarını Macaristan’ı duymuştum, Ne var ki Letonya ve başkenti Riga’nın adını ancak buralara geldikten sonra öğrenebildim. Allah ömür verirse kimbilir daha nerelere gideceğiz. Birkaç yıl önce 14 Nisan -15 Mayıs 2006 ‘tarihleri arasında Londra’ya da gitmek nasip olmuştu.( Bak: Çağrı Dergisi, İngiltere- Londra Notları Sayı: 560–561–562–563 ). Bir başka yazımda da şöyle demiştim: Gittiğim yerlerin dilleri ayrı, dinleri ayrı, gelenek ve görenekleri ayrı ülkeler. Dünyayı gezmek, oradaki insanlarla bir araya gelmek ve dostluklar kurmak bir başka duygu ve bir başka güzelliktir. İşte ben de bu duygularla uçsuz, bucaksız iklimi başka, dilleri başka ülkelere gitmeye çaba gösteriyorum. Bu da beni bir yerde mutlu kılıyor. Bir de bu gittiğim yerlerin dillerini bir bilsem. Onlarla bir konuşabilsem geleneklerinden, göreneklerinden bir şeyler sizlerle bir paylaşabilsem. Ne güzel olurdu. Yazdıklarım, gördüklerim bir yerde eksik, yavan ve yarım kalıyor. İnsanlarla konuşmanın, anlaşmanın vasıtası olan dilin ( lisanın) ne denli önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Yine yol göründü gurbet ele. Riga’nın adını hiç duymamıştım. Söke nere, Riga nere? Çanakkale’de Biga, çok uzak diyarlarda Letonya’da Riga, kulağımda yer eden iki önemli sözcük. Riga, Letonya’da bir şehir, hatta Baltık ülkelerinden şirin bir kent. Letonya litvanya’ya yakın bir Baltık ülkesi. Letonya daha önceleri Rusya’ya bağlı idi, Rusya’nın dağılmasından sonra 1991’de bağımsızlığına kavuşmuştur. Şu anda bu satırları Letonya’nın başkenti Riga’dan yazıyorum. Önce sizlere LETONYA ve Riga hakkında biraz bilgi vermek istiyorum, izin verirseniz.

LETONYA.

Letonya Cumhuriyeti ya da kısaca Letonya ( yerel dilde Latvija, ya da Latvijas Republika). Baltık Denizi kıyısında yer alan bir Avrupa devletidir. Kuzeyinde Estonya, doğusunda Rusya Federasyonu, güneyinde Litvanya, batısında Baltık Denizi ile çevrilidir. Letonya’nın yüzölçümü 64.000 km2 olan ülkenin başkenti Riga’dır. Uluslararası trafik işareti LV’ dir.1980’lerin sonunda SSCB’de başlayan demokratikleşme süreci Letonya’yı da etkiledi. Şubat 1990’da parlemento bağımsızlığını ilan etti.1991 yılı boyunca Sovyet ordusunun bu girişimleri bastırma gayretleri sonuç vermedi. Bağımsızlık halk oylamasıyla onaylandıktan sonra SSCB tarafından da kabul eldildi, ( Eylül 1991).Mart 1992‘de Rus orduları ülkeden çekilmeye başladı. Letonya’nın bağımsızlığı tüm ülkelerce tanındı.

TARİHİ:

Bölgenin yerleşik halkı olan Letonlar M.Ö.3000 yıllarında Baltık kıyısına gelip yerleştiler. Uzun yıllar ticaretle uğraşarak geçimlerini sağladılar. Letonya diğer Baltık ülkeleri gibi M.S. IX. Asırda Vikinglerin istilasına uğradı. Germenler 1198 – 1290 yılları arasında Letonya topraklarını ele geçirdiler. Bu arada bölgede Hrıstiyanlık yayıldı. Letonya XV. yüzyılın başlarında kurulan Litvanya Federasyonuna katıldı. Rusya ile olan savaşlar neticesinde konfederasyon dağıldı. Letonya İsveç’in hâkimiyeti altına girdi. Büyük Kuzey Savaşları sonunda Çar Birinci Petro Letonya’yı ele geçirdi. ( 1700–21). Bu tarihten itibaren Rusya’nın hâkimiyeti altında kaldı. 1905 yılında İşçi ayaklanması Letonya’da büyük yankılar uyandırdı. Ayaklanma askeri ordu tarafından bastırıldı, elebaşılar Sibirya’ya sürüldü.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Letonya topraklarının büyük bir bölümünü Almanlar işgal etti. Almanların savaşta mağlup olmasını fırsat bilen Rusya, Baltık ülkelerine karşı harekâta geçti ise de, yoğun bir karşı koyma ile geri çekilmek zorunda kaldı. Alman orduları Letonya’dan 15 Aralık 1919’da geri çekildiler. Bir süre sonra Letonya ve diğer Baltık ülkelerini tanıyan Rusya bir seri antlaşma imzaladı.

Bağımsızlığını kazanan Letonya’da hükümet, büyük toprak sahiplerinin topraklarını, topraksız köylülere dağıtarak Germen Soyluların ekonomik ve siyasi güçlerini zayıflattılar ve komünist hareketlerini baltalamış oldular.

Almanya’nın 1939’da Polonya’yı yenmesinden sonra Baltık ülkeleriyle karşılıklı yardımlaşma ile anlaşmaları imzalandı ve bu ülkelerde askeri üsler kurmak için izin verilmesini istediler. Diğer Baltık Ülkeleri gibi Letonya da uluslararası alanda bir müteffik bulamayınca Ruslara topraklarında üs kurması için izin vermek zorunda kaldı. 14–15 Temmuz 1940’ta yapılan seçimleri Sovyet yanlısı adaylar kazandı. Seçimlerden sonra kurulan Letonya Hükümeti ve parlamentosu Sovyetler Birliğine katılma kararı aldı. SSCB. Bu isteği onayladı. Böylece tekrar Letonya Sovyetler Birliğinin Cumhuriyetleri arasına girmiş oldu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın işgaline uğrayan Letonya’da 450.000’e yakın insan öldü. Bu Letonya için büyük bir kayıptı. Savaşın ardından bölgeye hâkim olan Sovyet Hükümeti çok sayıda Letonya vatandaşını sürgüne gönderdi. Sosyalist rejim yeniden kurulunca Letonya’da 1951’e kadar gerilla savaşını devam etti.1951’den sonra iç karışıklıklara kesin olarak son verildi ve Sovyetler Birliği Letonya’da tamamen hâkimiyeti ele geçirdi. Bu tarihlerde Letonya halkı zor günler yaşadı. Sibirya’da sürgüne gönderilenlerin çoğu ya açlıktan veya hastalıktan yaşamını yitirdi.

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, Letonya 1991’e kadar Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 Cumhuriyetten biri olarak kaldı. Rusya’da başlayan reform hareketleri neticesinde 1991’de Letonya bağımsızlığına kavuştu. Rusya Federasyonu dâhil bütün Avrupa devletleri Letonya Cumhuriyetini tanıdı.

SOSYAL ve TOPLUMSAL YÖNÜ:

Günümüzdeki Letonyalılar ve Litvanyalılar M, Ö. 2500 civarında Baltık Denizi civarında yerleşen Hint - Avrupa kavimlerinin torunlarıdır. Dil yapısı bağlamında komşuları olan Cermenler ve Fin- Ugor halklarından farklı olup Baltık halkları olarak tanınmaktadırlar. XII. yüzyılda bölgeye önce ticaret amacıyla gelen Cermenler Letonyalıları zor kullanarak Hrıstiyanlaştırmışlardır.1201yılında bugünkü Letonya’nın başkenti olan RİGA’yi kurmuşlardır. Bugün Riga’da bulunan kiliselerin çoğu onların eseridir. XIII. yüzyılda Töton Şövalyeleri Estonya ve Letonya topraklarında ayrı bir konfederasyon kurmuşlardır. ( Livonya Konfederasyonu) adı ile 1282 yılında Riga dâhil böylece doğu Baltık blokunu önemli bir ticaret merkezi haline getirmişlerdir.

FİZİKİ YAPISI:


Letonya’nın büyük bir bölümü dalgalı düzlüklerden meydana gelmiş, çoğu yerlerde geniş bir ova içinde yer alır. En önemli akarsuyu DVİNA Nehridir. Diğer akarsuları Baltık Denizine dökülür. Sovyet sınırları yakınlarında irili, ufaklı göller yer alır.

Genel olarak iklimi ılımandır. Atlas Okyanusu’ndan gelen hava kütlelerinin etkisi altında kalır. Kışları karlı ve soğuk, yazları serin ve kimi zaman da yağışlı geçer.

Doğal kaynakları: Ülke topraklarında çeşitli madenler bulunur, Başlıca madenleri dolomit, kireçtaşı ve turbadır. Kurland Yarımadasında bulunan petrol rezervleri henüz işletilmemektedir. Bitki örttüsü ve hayvancılık durumuna gelince; topraklarının % 67’si orman, otlak ve bataklıklarla kaplıdır. Bu topraklarda çeşitli yabani hayvan yaşar. Başlıca av hayvanları tilki, tavşan, vaşak ve porsuktur. Alınan tedbirler sayesinde geyik ve karaca neslinin tükenmesine engel olunmuştur. Çok sayıda kuş türü vardır.

Nüfus ve sosyal hayat: Letonyanın nüfusu 2.750.000 civarındadır. Başkent Riga’nın nüfusu ise 2007 sayımına göre 750.bin civarındadır. Bu sayı, 2007 sayımına göre alınmıştır. Ülke nüfusun % 54 ‘ünü Letonyalılar, % 33’ünü Ruslar, % 5’ini Beyaz Ruslar, % 4’ ünü Ukranyalı ve yine % 4 ‘ünü Polonyalı teşkil ediyor. Halkın büyük kesimi Letonca konuşuyor.11 yıllık İlköğretim Okulu mecburidir ve parasızdır. Letonya’da Bilimler Akademisine bağlı 10 yüksek öğretim kurumu vardır. Ayrıca 10’da ilmi kuruluş bulunuyor. Letonya ülkesinde eğitim ve öğretime fazlasıyla önem veriyor.

Ekonomi Durumu: Ülke ekonomisi daha çok sanayiye dayalıdır. En önemli sanayi dalları metal üretimi ve makina yapımıdır. Diğer sanayi ürünleri buzdolabı, gemi, demiryolu araçları, dizel motoru, elektrik Jeneratörü, beyaz eşya ve radyodur. Ayrıca Ülkede dokuma, kereste, besin, ayakkabı ve giyim sanayii de gelişmiştir. Enerji ihtiyacının yarısından fazlasını kendi kaynaklarından karşılar.

Kaldığımız mahhalenin, sitenin yakınlarında bir kilise var. Bu kiliseyi ziyaret edelim, dedik. Gittik, kilisinin önünde kocaman bir kaya parçası vadır. Siyah bir taş. Beş ton ağırlığındadır..Üzerindeki yazılar ilgimi çekti. Aynen not aldım. Büyük harfllerle şunlar yazılmış:” Remresetngiem Bikeru Eylut Draudelogeklliem. ( 1941–1949) tarihi yazılı. Bu bir kişinin doğum veya ölüm tarihi değil. Olsa olsa bu tarihler arasında burada görev yapan bir papazın belki anısına yazılmış bir anıt taş olsa gerek. Tabi yine başköşede hırıstiyanların sembolu bir koca Haçları da var. Biraz daha kiliseye yaklaştık. Kilisenin kapısında: yine şunlar yazılıdır: BİKERU EVANGELİSKİ LUTRİSKA DAUDZE.

Letonya hükümeti dini İnanca saygılıdır. Her mahallede birden fazla kilise vardır. Pazar günleri kiliselerinde başta devlet erkânı olmak üzere herkes kiliseye gidiyor, dini ayına katılıyor.( Ben bunu ezbere yazmıyorum 12 Nisan 2009 Pazar günü eşimle birlikte bize yakın olan kiliseye biz de gittik. Dini ayınlarına bizat katıldık. Dönerken yerlilerden birisiyle konuşurken, ”kimler vardır bu dini ayında ” dediğimde, hayretle yüzüme baktı. Bu törende Letonya’dan her kesimden insanlar var, yani daire amiri, memuru, patronu, işçisi hep birlikte kiliseye geliyorlar ” demişti.). Hanımla birlikte kiliseye kadar gelmişken hemen biraz ilerisinde 200, 300 metre ilerde mezarlıkları vardı. Haydi, gelmişken mezarlığı da gezelim dedik. Amaç insana saygı ise mezarlıkta da insanlarn son durak yeri değil midir? Çünkü bizlerde günün birinde onların kaldığı aynı topraklarda karışmış olacağız. Toprak dedimde sevgili halk ozanımız Âşık Veysel aklıma geldi. O’nu “Toprak” adlı şiirinden bir iki dörtlük sunmadan geçersem ayıp olacak; hem de Sivas’tan çok uzak diyarlarda Letonya Riga’da Âşık Veysel’i anmak nedenli güzel; koca Veysel’i de rahmetle, saygıyla analım diyorum:

Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sadık yârim kara topraktır

Beyhude dolandım boşa yoruldum

Benim sadık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım

Ne bir vefa gördüm ne fayda gördüm

Her türlü isteğim topraktan aldım

Benim sardık yârim kara topraktır. ..

Eşimle birlikte RİGA mezarlığını geziyoruz. Koca bir çamlığın içinde. Girişte bir kapı, giriş yazısını okuyoruz: Büyük harflerle yazılmış bir levha: RİGA KAPI. Evet, yanlış söylemedim. Riga Kapı. Yani Riga Mezarlığı anlamındadır. Bizde ki “kapı” kelimesi Letonca da mezar demektir. Mezarlığın biraz sağ yanında bir bina orada bir kadın ve bir erkek görünüyor. Mezar bakıcıları olsa gerek. Yanlarına gittik. Yanımızda tercümanlarımız torunlarımız vardır. Onlar bize tercümanlık yapıyorlar. Onlarla konuşup izin istedik. El hareketleriyle bizlere “buyurun oturun, sizlere bir şeyler ikram edelim” dediler. Hayır dedik ve mezarlığı gezebilir miyiz” deyince yine vücut hareketleriyle hem de güleç bir yüzle “ hay hay” dediler. Mezarlığı geziyoruz. Mezarlar çok sade yapılmış. Mezarın tek bir taşı vardır. Asıl mezar yerinin yerden yüksektliği 15 cm’i geçmez. Mezarın başında ölünün kimliğini gösteren bir taş. 70 Cm kare büyüklüğünde. Ama taş demek doğru değil, mermerden hemde en lüks en gösterişli mermerden. Taş özenle hazırlanmış. Taşın üzerinde italık harflerle ölenin adı soyadı, mesleği, doğum ve ölüm tarihleri yazılıdır. Ayrıca 1980’lerden bu yana ölenlerden özellikle gençlerin mezar taşına fotoğrafları da konulmuş. Taşlar genelde siyahtır. % 90’nı siyahtır. çoğu yerde de hırıstiyanların dini işareti olan Haç resmi vardır. Zaten girişte de koca bir demirden yapılmış bir Haç resmi konulmuştu.

Bizde de olduğu gibi onlarda da aile mezarlığı var. Zengin, varlıklı ailelerin mezarları daha farklıdır. Çiçekler, mumlar bunu ifade ediyor. Aile mezarlıklarının etrafı özel demirlerle çevrelenmiştir. Mezarların başında mutlaka bir ağaç, illa da çiçek ve bir kaç mum bulunuyor. Solmaması için suni çiçeklere daha çok yer verilmiştir. Hemen hemen mumsuz, çiçeksiz mezar yoktur. Özel bardaklara konulmuş mumluklar vardır. Sadece bir tane değil, sıra ile konulmuş beş, altı mum vardır. Mumlar için üstü kapalı camdan bardaklar hazırlanmıştır. Özel günlerde bunları geceleyin yakıyorlarmış. Mezarlık geceleyin altın bir gerdanlığa dönüşüyormuş. Mezarlık çok temiz ve bakımlı. Yine her mezarın yanıbaşında bir iki kişinin oturabileceği oturaklar, banklar vardı. Geleni, gideni de düşünmüşler. Bunlar da ziyaretçiler için konulmuş. Bizde birara oturduk. İçimizden geldiği gibi dua ettik. Bizler böyle gezerken mezarlıkta genç, ihtiyar birkaç kişi daha geldiler. Ayrı ayrı mezarlara çiçek bıraktılar, bakımını yaptılar. Selamlaştık. Mezarlık baştanbaşa bir çam ormanı, çamlarla düzenli bir hale getirilmiştir. Yani doğrusunu söylemek gerekirse adamlar ölülerine de değer veriyorlar. ( devam edecek ).

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2091
Toplam yorum
: 4554
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bitir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster