Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
566
 

Liberallerin telaşı

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, Sosyalist Enternasyonal toplantıları sırasında dile getirdiği “sol blok” önerisi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sayın Demirtaş; “CHP’nin Tayyip Erdoğan’ı geçebilmek için yapabileceği tek şey, daha çok demokrasi talep etmek. Başka şansları yok. Keşke önümüzdeki seçimde içinde CHP, ÖDP, BDP, EMEP olan bir sol demokrasi cephesi olsa. AK Parti’ye karşı ciddi bir sol blok oluşabilir” sözleriyle, genel seçimlere 9 ay gibi kısa bir süre kala sol kamuoyunun aylarca tartışacağı bir öneriyi gündeme getirmiş oldu. Öncelikle bu önerinin muhatapları olan partiler ses verdi.

CHP sözcüleri, son günlerde yaşanan parti içi çekişmelerin bir sonucu olarak değişik görüşler dile getirdi. Genel Başkan Kılıçdaroğlu “Biz tek başımıza iktidar olmayı düşünüyoruz”, Genel Sekreter Süheyl Batum “Demokrasiye, laik devlete, bağımsızlığa, sosyal devlet ilkelerine, gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne inanan bunları savunan her partiyle görüşebiliriz”, Grup Başkan Vekili Muharrem İnce ise “BDP önce sol bir parti olsun” gibi görüşleri ileri sürerek, BDP ile ittifak konusunda net bir görüş ifade etmediler. ÖDP ve EMEP genel başkanları ise bir televizyon programında, BDP ile ittifaka karşı olmadıklarını ancak politik ekseni emek olan bir anlayışla bu işbirliğinin olabileceğini, konuyu halen kendi parti üyeleriyle tartıştıklarını ifade ettiler. İttifak önerisini dile getiren partiler ile muhatabı partiler politikanın doğal akışı içinde yapmaları gerekeni yaptılar.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “sol blok” önerisine karşı asıl tuhaf çıkışlar solcu olmayanlardan geldi. Liberallerden! Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu “Büyük Projeye Doğru” başlıklı yazısının başından sonuna kadar, Kürt halkının CHP’ne oy vermeyeceğini, CHP’nin, Kürtlerden oy alabilmesinin temel koşulunun ancak BDP’nin Kürtleri ikna edebilmesine bağlıyor ve sözlerini şöyle bitiriyor; “Diyarbakır’a hatıra binaen girecek olan bir CHP, hem BDP’ye oy kaybettirip, hem de Kordonboyu’na, Bağdat Caddesi’ne ve Kavaklıdere’ye giremez hale gelmez mi acaba?”

Taraf gazetesi Yazarı Ahmet Altan “Yeni Gelişme” başlıklı yazısında biraz daha temkinli yaklaşıyor ve; “Buna karşılık, Kürt ve muhafazakâr karşıtlığı konusunda epeyce bilenmiş olan CHP tabanı şizofrenik bir sarsıntı yaşar. BDP konvoyunu taşlayan İzmirli kız CHP’ye oy veremez kolay kolay. CHP’nin “kalesi” gibi gözüken sahillerin MHP’ye kayması hiç şaşırtıcı olmaz.” sözlerini dile getiriyor. Taraf gazetesi yazarı Erol Katırcıoğlu “Solda Yeni İmaj Yaratmak” başlıklı yazısında “Bence bütün bunlardan ve burada değinmediğim daha başka konulardan dolayı da CHP’den “sol” bir parti devşirmek pek mümkün değildir. Medyanın, Kılıçdaroğlu’nun, Ahmet Kaya’nın ve Yılmaz Güney’in mezarlarında ellerini açmış Fatiha okuyan görüntüsünün hafızalarımıza kazınması için her vesileyi kullanmalarına, ülkeye dönünce Diyarbakır’a gideceğinden, solda ittifak arayışlarından durmadan söz etmelerine ne demeli?” yargısını dile getirerek CHP’nin sol bir parti olmadığını ve dolayısıyla ittifak yapılamayacağını ileri sürüyor.

Taraf gazetesi Yazarı Roni Margulies “Seçimlerde Nasıl Bir Sol?” başlıklı yazısında CHP, BDP ittifakının olmayacağını, olsa bile bu ittifakın CHP’ne batıda, BDP’ne doğuda oy kaybettireceğini yazıyor. Taraf gazetesi Yazarı Murat Belge “Geçmiş/Gelecek” başlıklı yazısında CHP’ni sosyolojik bir incelemeye tabi tuttuktan sonra sonucu açıklıyor. “CHP bu toplumu bu badireden çıkarmaya aday bir güç, bir özne falan değil, badirenin kendisi ve tarihin değişimden ötürü de çaresiz kalmış, fırtınada kaptansız bir gemi gibi bir şey. Seçme, geçmişle gelecek arasında.” sözleriyle de infaz kararını açıklıyor. Taraf gazetesi Yazarı Ümit Kıvanç “Valla Sadece Yardımcı Olmaya Çalışıyorum” başlıklı yazısında, CHP ve BDP sözcülerinin bugüne kadar söyledikleriyle dalga geçen bir dil tutturmuş ve yazının son paragrafında da kantarın topuzunu iyice kaçırmış; BDP-CHP ittifakına ilişkin olarak; “İttifakın ilân edilişini de doğru dürüst planlamak gerekli. Gösterişli bir tören olmalı. Serdar Ortaç çıkıp Müşerref Akay’ın bayraklı kıyafeti içerisinde Ahmet Kaya şarkıları söylemeli, Ebru Gündeş de gerilla kılığında Atatürk’ün sevdiği şarkılardan bir demet seslendirmeli. Böyle bir töreni sunmak da Mehmet Ali Erbil’e düşer herhalde.” yargısında bulunmuş.

Bu kadar alıntı yeterli sanırım. Ortada henüz “fol yok yumurta yokken” Taraf Gazetesi merkezli, liberal telaşın nedenini anlamak mümkün değil. Kürtlerin ya da BDP’nin, seçimlerde hangi partilerle ittifak yapacağı, o partiyi ve üyelerini ilgilendirir. CHP’nin en son akıl danışacağı yazarlar da herhalde liberallerdir. ÖDP ve EMEP ise zaten üyelerinin doğrudan karar süreçlerine katıldığı partiler. Bu partiler seçim politikalarını ilkeli bir şekilde oluştururlar. Liberallerin özellikle ÖDP ve EMEP ile ilgili bir yargıda bulunmamaları sevindirici. Aksi halde, birçoğunun zamanında içinde yer aldığı sosyalist geçmişleri kendilerini rahatsız eder. Solun yapacağı ittifak veya seçim işbirlikleri liberalleri neden bu kadar ilgilendiriyor, bir anlam veremedim. Bu ilginin 2 nedeni olabilir. Birincisi, sol blokun ciddi bir iktidar alternatifi olması ihtimali karşısında AKP’nin iktidarının son bulması gerçeği liberalleri ürkütüyor olabilir. İkincisi ise kimi liberallerin hayaline 2007 seçimlerindeki gibi bağımsız adaylık fikirleri gelebilir, gündeme gelen “sol blok” önerisi de bu hayalleri uzak bir geleceğe erteleyebilir. Bence bu ittifak tartışmaları nedeniyle liberallerin, telaşlanıp/panikleyip etrafa nefret tohumları saçan hakaret dolu yazılar yazmalarına gerek yok. Bunu yapacaklarına, AKP’ni daha fazla cilalayarak bu partinin milletvekili adayı listelerinde daha kolay yer bulabilirler.

21/11/2010 Abdullah Damar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Liboşlar CHP'nin bir sol parti olmadığını, sol bir çözüm getiremeyeceğini yaymaya çalışıyorlar. CHP için iki gerçek vardır: Birisi 60 yıldır iktidara gelmemiş olmasıdır. İkincisi ise şu anki kadroları ya da söylemi açısından ideal düzeyde olmasa da, geleneksel olarak ve taban olarak ülkedeki tek merkez sol parti olduğudur. Başka sol parti var da, CHP illa sol benim mi diyor? Peki buna karşılık AKP'nin yaptığı her şey anti sol mudur? Hayır, Türkiye'yi 60yıldır yöneten milliyetçi muhafazakar anlayışların yarattığı paslanmış sorunlar vardır. Bunlardan başlıcası birey hakları temelinde kavranması gereken Kürt meselesidir. AKP, ülkenin rejimine karşıtlığından kaynaklanan muhalif karakteri ile bu meseleleri kurcalıyor ve bu solun felsefesine uyan bazı değişimler oluşuyor. Ama bu kurcalamaların AKP'nin daha farklı bir toplum anlayışı ile yapıldığını, ve bu değişimlerin merkez sol partiyi reddetmeye yol açmaması gerektiği liboşların anlayamadığı şeyler oluyor.

Erdal Aydın 
 22.11.2010 14:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 739
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster