Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3936
 

Liseden atılınca nereye gideyim?

Liseden atılınca nereye gideyim?
 

Her yıl örgün eğitim yapan liselerden binlerce öğrenci atılıyor.


Dünyanın her yerinde, çeşitli zamanlarda, şu ya da bu nedenle ortaya çıkmış kimi sorunlara işaret eden, eleştiren ve bazen o sorunlarla sorumluları topa tutan ve hiç dikkate alınmayıp gökyüzünün engin boşluğunda dolaşan sesler vardır.

Ben, şu anda kendimi o seslerden birinin sahibi olarak görüyorum.

Gökyüzünün engin boşluğunda dolaşan ve her biri bir yakınmayı dile getiren seslerin susmamasının nedeni, yetkili ve sorumlularının sessizliğidir. O yetkili ve sorumlular ki, işaret edilen sorun karşısında yine doğru ya da yanlış, belli bir temele dayanan ya da dayanmayan nedenlerden ötürü kulaklarını tıkarlar. Bakar ama sorunu görmezler. Sorunu çözebilecek bir pozisyonda dururlar ama çözmezler.

Okulların tatilde olduğu dönemde, gelecek eğitim yılına yetişen önlemler alınır, çözümler bulunur umuduyla uykusuz gecelerimde öyle bir konuyu yazıya döktüm. Lise birinci sınıflardan atılan, atılacak hale gelip, velilerine tasdiknameleri aldırttırılarak, kendi isteğiyle ayrılıyormuş gibi gönderilen, ülke genelinde düşünüldüğünde sayıları belki de her yıl binleri bulan bu öğrenciler için “Milli Eğitim Sisteminde Kaçak Var” * dedim.

Milli Eğitim yetkililerinin sesimi işitip ses vermelerini bekledim. Boşuna beklemişim.

İnternet ortamında Sayın Cumhurbaşkanımızın yurttaşların sorunlarının çözümüne yardımcı olmak amacıyla açılmış olan sayfasını görünce çok sevindim. Bunun önemli bir fırsatolduğunu düşündüm ve yaklaşık bir ay önce, o an aklıma gelen ilk ifadelerle, en yalın haliyle durumu kendilerine arz ettim.

O duygusallıkla yazdıklarımı bir yere kopyalamadım ve tam anımsamıyorum ama kendimce on altı yaşında örgün eğitim gördüğü okulla ilişiği kesilmek durumunda olan oğlumu bu haliyle nereye göndereyim sorusuna yanıt aradım. Bana “Başkanlığımız tarafından elektronik postanızda yer alan detay incelenmiş olup, ilgili birimlere yönlendirilmiştir” şeklinde bir ileti ulaştı. Hangi ilgili yere, hangi etiketle iletildiğini, ilgili yerde konunun nasıl değerlendirildiğini henüz öğrenemedim.

Birkaç gün önce, işitilmeyen sesimin yükselmesine yardımı olur umuduyla güvendiğim ve duyarlı bildiğim bir gazete yazarına mesaj gönderdim. Dikkate değer bulmazsanız lütfen “değmez” diye bana bilgi verin notunu ekledim. Şu ana kadar oradan da bir şey yok.

Şimdi konu ile ilgili herkese yani eğitimci olduğunu söyleyenlere, okul ve bakanlık yetkililerine, benzer durumda çocukları olan velilere ve onlarla ilintili kişilere, yazar, çizer ve düşünürlere yeniden soruyorum. On altı yaşında örgün eğitimden ilişiği kesilen, eli ayağı tutan, gözü gören, kulağı işiten; konu bilgisayar, internet ve sanal oyunlar olunca harikalar yaratan bu çocukları biz, çalıştıracak dükkanları, tarlaları, tezgahları olmayan anne ve babalar ne yapalım?

Örgün lisede büyük bir ciddiyetle çare olarak işaret edilen açık lise bu çocuklar için ciddi ve gerçek bir çözüm müdür?

Azınlıkların sürüncemede kalmış gayrimenkul sorunlarını, çalışanların dipsiz kuyuya atılmış “tasarrufu teşvik, konut edindirme” kesintilerini ve daha pek çok sorunu sorumluluk duygusuyla çözen yetkililerimiz, sayıları on binleri bulan ve kabul edelim ya da etmeyelim geleceğin Türkiye’sinin yapı taşları durumundaki bu gençler için bir şey düşünmüyor mu?

Bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığımızın, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Aileden Sorumlu Bakanımızın biraz sorumluluk almaları gerekmez mi? Sayın milletvekillerimizin bu konuya da el atmaları doğru olmaz mı? Sayın Başbakanımızın “mesleğe yönlendireceğiz” mesajının devamı yok mu?

İlköğretimden çok düşük başarı puanları ile mezun olan öğrencilerin önemli bir bölümü, mezun oldukları okulların da sicillerine yazdığı gibi mesleki eğitime gitmeyi reddetmiyor. Onlar mesleki eğitim için meslek liselerinin kapılarını çaldığında o liseler onları reddediyor. O liseler yüksek başarı puanı olan öğrencileri alıp düşük puanlıları kapı dışında bırakıyor. Dışarıdaki genç düz liseye gidip iki çok önemli yılını orada heba ettikten sonra dönüp sonu ne olacağı belli olmayan açık liseye geliyor ya da tamamen okuldan kopup deneyimsiz, verimsiz ve güvensiz olarak hayata katılıyor.

Belki de, bundan sonraki aşamada Tema Vakfı’nın çok kıymetli kurucusu Sayın Hayrettin Karaca ve arkadaşlarına ulaşmak gerekecek. Ülkemizin yağışlarla, sularla yitirdiği toprakların kaybını ve çölleşmeyi önlemek için mücadele eden bu güzel yürekli insanlardan, liselerin ilk sınıflarından çölleşmek üzere sokağa bırakılan bu gencecik insanlarımızın kayıplarına engel olmak için nasıl bir cephe açılması gerektiği konusunda yardım ve destek talep edilecek. Binlerce şeyin bangır bangır konuşulduğu dünyada kolayca kaybolan küçücük sesimi büyütebilmem için başkaca yapılacak ne varsa öğrenilecek, yapılacak.

Okullar açıldı ve lise birinci sınıfta iki yıl kalmış olanların ilişiği kesildi. Hala okumaya niyetli olanlarla ailelerinin eğitimi olmazsa olmaz gördüğü gençlere açık lisenin kapısı gösterildi. Bu yolla örgün eğitimin idarecileri, öğretmenleri onlardan kurtarıldı. Şimdi bu bilgisayarın, sokağın, diğer ışıltılı odakların etkisindeki çocuklar ve tamamen ekonomik nedenlerden ötürü çalışmak zorunda bulunan, örgün eğitimdeki düzenlerini kuramayıp okul dışı kalan diğerleri eğitimlerini orada tamamlamaya bakacaklar.

Örgün eğitimden o koşullar altında ayrılanların burada ne kadar düzen tutturduklarını, tutturabileceklerini; onların ne kadarının üniversiteye gidebileceğini en iyi bu sistemlerin başındakiler bilir.

Umarız ki onların ellerindeki geçmiş dönemlere ait veriler ve geleceğe ilişkin program ve beklentiler umut verici şeylerdir ve umarız ki başımızdaki tek çatı, yürekten bağlısı olduğumuz ve onun için her ne gerekiyorsa yaptığımız devletimiz o gençler için açık liseyi örgün lise gibi verimli kılar, bitirilemeyen, bitirildiğinde bir yere gidilemeyen bir çıkmaz sokak olmasına izin vermez.

 

24 Kasım 2011, 14:37  

* Milli Eğitim Sisteminde Kaçak Var I. Bölüm ve II. Bölüm yazılarım 18 Temmuz 2011 tarihiyle o gün yayında olan ve bu yazının da yer aldığı  www.radikalgenc.com sitesinde yayınlanmıştır. İleriki bir tarihte gerekmesi halinde o yazılarımı da bu sayfalara koyabilirim.

Şahbettin Uluat 

Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ya eğitimde ne öğreniyorlar ki zaten. Bugünkü eğitim sisteminde tahsil zaman kaybı.Boncuk dizmeyi öğrensin vallahi daha iyi.Benim oğlum işletme mezunu,çağrı merkezinde çalışıyor.İlkokul mezunu da çağrı merkezinde çalışıyor. Bu eğitim sisteminde tahsil boş. Gitme dedim,okuma dedim dinlemedi.Okuyanların hiç aklı yok.Ben genç olsam okula hiç gitmem.Bulanık gölde balık avlamayı öğrenirim. Nasılsa bütün göller bulanık. Üzüldüğünüz şeye bakın!Okursa hiçbir şey olmaz,okumazsa çok şey olur göreceksiniz. Balzak okumak için de okula gitmeye gerek yok.

Kerim Korkut 
 26.10.2015 8:38
Cevap :
Kerim Bey, Yerden göğe kadar haklısınız. Eğitim sistemimizin eleştirilecek çok yeri var. Genç işsiz sayısının çok, istihdam alanının az olduğu, eğitimin üretim alanlarının gereksinimlerine uygun yapılmadığı, düzenlerin her yönetimle ileri geri farklılaştığı sistem içinde eğitimle ilgili söylenecek çok şey var. Bu çok şeyi sizin benim gibi evlatları anlamında bu işin cefasını çekenlerle sistemin içindeki genç öğretmenler, eğitimle ilgili akademisyenler ne kadar çok dile getirirsek o kadar iyi olur. Çağrı merkezi örneğiniz çarpıcı ve çok doğru. İşin başındakilerin bunları işiteceği umuduyla. Saygı ve sevgilerimle,  26.10.2015 21:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 220
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 195
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster