Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '14

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
357
 

Lokantacı Vahdet Usta

Lokantacı Vahdet Usta
 

Vahdet Usta


Kurucaşile bir nahiye merkezi iken ; 1950’li yılların sonuna doğru ilçe olmuştu. O yıllarda Kurucaşile’de nahiye müdürlüğü, jandarma karakolu, tekel memurluğu ve ilkokul dışında resmi bir kurum da bulunmamaktaydı. Kıyısında keser ve rende sesleriyle kayıkhanelerin, çarşısında çekiç ve örs sesleriyle demirci dükkanlarının ve diğer meslek erbabının bulunduğu şirin sakin bir kasaba görünümündeydi. Gerçi karayolu’da bulunmuyordu. Kurucaşileliler  bin bir zorluklarla Amasra’ya, Bartın’a, Zonguldak’a ve İstanbul’a deniz yolculuğu ile seyahat etmek zorundaydılar. Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait vapur'da iki haftada bir gelir, diğer zamanlarda sahibi Kurucaşileli olan çektirmeler yolcuları gerek Bartın’a, gerekse Zonguldak’a taşırdı. Hele bir de fırtına olursa bu da mümkün olmazdı. Yani sizin anlayacağınız zor dönemlerdi o yıllar. Ahşap tekne yapımcılığı dışında çok fazla hareketli olan bir yer de  değildi. Hal böyle olunca çok fazla ilçe dışından ziyaret edilen bir yer olması da mümkün değildi. Zamanla Kurucaşile’nin ilçe merkezi olması, belediye ve diğer kamu kurumlarının da kurulmaya başlamasıyla değişik ticari faaliyetlerin de başlamasına neden olmuştu. İşte bu ticari faaliyetlerden biri de lokanta işletmeciliğidir.
 
Kurucaşile’de lokanta işletmeciliği denilince akla ilk kim gelir. Tabi ki  Vahdet Usta gelir. Vahdet Usta’nın  Atatürk Caddesi üzerinde  işlettiği bir lokantası bulunmaktaydı. Yaşı yirminin üstünde olan bütün Kurucaşileliler en az bir kere olsun Vahdet Usta’nın yemeklerinin tadına bakmışlardır. Bu lokantanın üst katı müşterilere hizmet etmekte, alt katı ise mutfaktı. Sabah namazı ile birlikte lokantanın alt katındaki güzineyi yakan Vahdet Usta tüm yemekleri kendisi yaptığı gibi servisini de  kendisi yapardı. Gerçi çok sıkışık durumlarda çocukları da yardım ediyorlardı. Vahdet Usta’nın lokantası bol kepçe lokantası olarak da bilinir. Yalnız öğlenleri yemek verir. Devlet memurları, öğrenciler, inşaatlarda ve ahşap tekne yapımında  çalışan ustalar, köylerden gelen vatandaşlar  Vahdet Usta’nın müşterileriydiler. Öyle bildiğimiz lokantalardan değildi. Tabakları derin olup, diğer lokantalardaki tabakların aşağı yukarı iki katı derinlikteydi. Müşterilerine bu tabaklardan yemek verirdi. Daha çok fakir dar gelirli kişilere hizmet eden, herhangi bir şekilde  kar amacı taşımayan bir ustaydı Vahdet Usta.  Bir de kendisinin tuttuğu veresiye defteri de vardı. Belki bir ihtimal bu defterde yazılı alacaklarından parasını alamadan bu dünyadan göçmüştü.
 
Vahdet Usta tabaklarda yemek bırakırsanız kızar, hiç bir artık bırakılmasına müsaade etmezdi. Mutlaka yemeği bitireceksiniz. Başka şansınız yok. Diğer zamanlarda boş kaldığı dönemlerde kahvehaneye gider, kağıt oyunu oynayanları seyrederdi. Seyrederdi diyoruz ama oyuna karışmadan da duramazdı. Kendisi oynamazdı ama mutlaka karışırdı. Belki de içinden atamadığı bir oyun sevgisi vardı.
 
Bugün fani dünyayı terk etmiş olan  Vahdet Usta 1338(1922) yılında Kurucaşile’de doğmuştur. Şile mahallesindendir. Babası İllamemedi olarak adlandırılan Hacı İsaoğullarından Mehmet Bey’dir. Kardeşleri İsmail, Şükrü ve Zeynep’tir.  Çocukluğu Kurucaşile’de geçmiştir. İlkokul mezunu olup; ilkokulu Kurucaşile’de okumuştur. Şile mahallesinden  Hakikat Hanım ile evlenmiş, bu evliliğinden Zeynep(Gerdan), Ali Haydar ve Mehmet adında üç çocuğu olmuştur. Askerliğini Deniz Kuvvetleri’nde yani Bahriye’de Gölcük’te "Yıldırım Botu"nda makinist olarak görev yapmıştır. Askerlik sonrası Zonguldak’a gidip halk arasında şirket olarak nitelendirilen bir dönem adına E.K.İ denilen bugün ise TTK adını alan kurumda çalışmıştır. İşyeri Zonguldak limanıdır. Hatta burada sandalcılık da yapmıştır. Sonraları  Zonguldak limanında 1946 yılında Deniz Motor Makinistliği’de yaptığı bilinmektedir.   Usta’nın bu deniz motoru ile ya da makinistlikle alakası askerlik döneminden gelmektedir. Demek çok zeki birisi ki nice makine mühendislerinin bile zorlandığı bir alanda bilgi ve beceri sahibi olması şaşırtıcı değil mi?
 
Vahdet Usta Zonguldak’ta da kalabilirdi. Zonguldak’ta Soğuksu Terakki Mahallesi Dere içi mevkiinde oturmuştur. Hatta buradan emekli de olabilirdi. Ancak memleket hasreti mi desek, yoksa aile hasretimi desek bilemiyorum ama; 1953 yılında Kurucaşile’ye dönüş yapmıştır. Kurucaşile’de ise yukarıda da belirttiğim gibi uzun yıllar lokanta çalıştırmıştır.
 
Vahdet usta çok hızlı konuşan sevilen, sayılan bey efendi bir kişiliği olan bir hemşehrimizdi. Kimseyi kırdığını, üzdüğünü sanmıyorum. Kurucaşileliler de buna tanıktır. Vahdet Usta dindar bir kişiliğinin yanında dini bir görev olan kutsal topraklara da giderek hacı olmuştur.
 
Ömrünü Kurucaşile’de geçiren Hacı Vahdet Yavuzdemir seksen bir yaşında iken 27/08/2003 tarihinde hayata gözlerini yummuş ve  Kurucaşile’nin Şile Mahallesi mezarlığında toprağa verilmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 778
Kayıt tarihi
: 08.03.13
 
 

Maden kenti ya da emeğin başkenti Zonguldak'ta doğdum. Bartın'a bağlı "ahşap tekne yapımında bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster