Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
644
 

Mavi ışıklar ülkesi

Mavi ışıklar ülkesi
 

Türkiye’nin yıldızları–1/ Turizm

Bugün 26 milyon turist ülkemizi tarihsel kimliğimiz nedeniyle ziyaret etmekte. Çünkü bunun dışında her şey kendi ülkesinde de var. Bir Japon kilometrelerce öteden ülkemize niye gelir? Rakı, balık, şiş kebap için olamaz herhalde. Bir kere seyahat etmek, yemek içmek için yapılmaz. Amaç dünyanın ilginç yerlerini gezip görmektir.

Türkiye ilginç bir ülke değildir. Övüne övüne bir ettiğimiz rakı şiş kebap da öyle aman aman bir lezzet değildir. Koca Çin’de köpek etinin yanına bile koymuyorlar. Üstelik Çin kahvaltı sofrasında yumurta dışında bizden hiçbir şey yok. Bir buçuk milyar insana damak tatları yok diyemeyiz herhalde.

Bu, bilimsel bir yazı değil. Eksiklik, yanlışlık, tutarsızlık falan aramayın. Aklıma geleni yazıyorum işte.

Güneş, deniz, doğa moğa kutuplarda bile olduğuna göre bu dünya vatandaşları ülkemize niye geliyorlar? İngilizcesi zayıf, toy rehberlerden biri sakın bu sözleri” Niye geliyorlar? Gelmesinler” şeklinde tercüme etmesin, ayvayı yeriz sonra.

Karadeniz’in ismini kim koymuş, bilmiyorum. Pekiyi etmemiş bizim açımızdan. Çünkü kara yani siyah itici bir kavram. Allahın masmavi denizini hangi hıyar “kara” diye isimlendirmiş? Turistler bu nedenle gelmiyor olabilirler. İsimler önemlidir. Bir film hatırlıyorum: Kuzey Oteli. İsmi ne kadar çekici. Çantamı alıp gitmek geldi içimden.

Cin gibi adamım. Beş yüz milyon turist getir deyin getireyim. Ama bunun için durmadan çalışan saksı, bitmeyen bir ömür ve Karun emicenin hazineleri gerekir. Yani demem o ki Tanrı baba üç beş tane daha Korkut yaratmalı. Bunların hepsi bende var. Veriyorum anasını satayım. Değil beş yüz milyon, yüz milyon turist getirecek insan çıkmaz bu ülkede. Çünkü benim ülkemin turizm yatırımcıları hamal zihniyetlidir. Yap bir otel beş yıldızlı olsun. Önünde havuz arkasında bar. Turist emicen girsin, çıksın, yatsın.

Çartır yolu incedir. Turizm hayaldir, fantezidir, düşüncedir. Adamın görmediğini göstereceksin. Duymadığını duyuracak, bilmediğini bildireceksin. Dağların başka dağ, bağların başka bağ olacak. Zenginlik, varlık, teknoloji turistin hiç aradığı şeyler değil. Çıplak dağ olsun enteresan olsun. Ruslar sıcak deniz özlemiyle, Araplar özgürlük için, Çin-Japon meraktan geliyorlar ya Avrupalı niye gelir bilmiyorum. Bunca medeniyete beşiklik eden bu yerlerin şimdi neden böyle sessiz kaldığını anlamak için olmalı.

İspanya sahilleri bizden daha mı uzun? Kumsallarındaki kum Ay’dan mı geldi? Niye oraya 100 milyon turist geliyor da sana dörtte biri? Çünkü Damlataş Mağarası’nın girişine köpekler çiş etmiş. Çünkü Nemrut harabelerine gelen turist bir kilometre yürümek zorunda. Çünkü güneyde otellerde, ucuz diye eğitimsiz elemanlar çalıştırılıyor. Sayın turizm yatırımcısı yerinde olayım önce turist olarak İspanya’ya giderim. Bugün ülkemize 100 milyon turist gelmeli. Değilse sayın bakan Dubai’ye bilet alsın.

Turizm Türkiye’yi uçuracak üç yıldızdan biri (diğerleri tarım ve inşaat) dir. Bu nedenle yeni düzende özel bir önem ve önceliği vardır. Yatırımlar, bu alanda çalışan yetişmiş insan sayısı bugünkünün kat kat üzerinde olacaktır. Beklenti odur ki ülkeye getirisi de böyle olsun. Aslında sadece pislikleri temizlesek bile sayı ikiye katlanır. Bu anlamda Mega kentler modern şehirleşme sistemimiz kurtarıcı olacak. Bu yaklaşıma göre ülke sahilleri her türlü yerleşime kapatılacak. Hopa’dan Antakya’ya tüm sahillerimiz sadece mavi deniz, kumsal ve yeşilden ibaret olacak.

Türkiye’nin konumu da önemli. Dünya haritasını karşınıza aldığınızda ilk göze batan yerlerden birisi. Yani ülkemiz merkezi bir konumda. Gerçekten de Türkiye eski dünyanın merkezi. Kıtaları birbirine bağlıyor. Denizlerle kuşatılmış. Tarihte (barbar da denilse) bir ünü var.

Biliyorum hoşlanmıyoruz. Ya da bize ters. Ama maalesef turizm ile inançlarımız, ulusal değerlerimiz, törelerimiz ve toplumsal yaşantımız biraz çelişiyor. Biz özgürlüklerimizi kaçak göçek, saklı gizli, korkarak yapıyoruz; onlarsa serbest. Bu durum turizm konusuna daha büyük istekle eğilmemizi zorlaştırıyor.

Ama biz başka bir şey düşündük. Malum görünüş ve imaj güzelliğin yarısıdır. Türkiye’nin başlangıçta pek beğenmediysek de Midas’ın kulaklarından tutun, Ahlât harabesi, armut kümbeti saymakla bitmeyecek kadar tarih hazineleri var. Ve bana her ne kadar cami duvarı görmekten gına geldiyse de turist Maria meraklı. Ama işte bunları tamamlayan bir şey lazım. Türkiye şu anda üryan bir kadın gibi çıplak ve özelliksiz. Ona elbise giydirmeliyiz.

Ülkemize gelecek olan turist için bir sunum listesi hazırlamalıyız. Yöresel, milli, geleneksel, Osmanlı tüm yemek ve diğer tadım çeşitleri bir kategoride (bu konu önemsenmeli çünkü insanlar farklı tatlar için de seyahate çıkarlar), tarihi yapıt diye nitelendirilen tüm unsurlar isimlendirilip numaralandırılarak sunum ve tanıtım listesinde “gezilip görülecek yerler” kategorisinde, yerel özellikli dünyanın pek tanımadığı bize has her türlü eşya, oyun, müzik vs “ulusal değerler” kategorisinde ve son olarak, denizler, plajlar, göl ve nehirler ile tesisler “yaşam alanları” kategorisinde sunuma hazır bir şekilde dünyaya tanıtılacaktır.

Biz düşündük ki alabildiğine aydınlık güneş ile dört bir yandan denizlerin mavilikleri karışıp bu topraklar üzerinde dans eden mavi ışıklar oluşturuyor. Buna bizim bir de orman devrimimizle kuracağımız uçsuz bucaksız yemyeşil ormanları eklediğimizde turizm açısından ülkemizin dünyaya tanıtımında fantastik bir Türkiye imajı turizmi bu topraklarda patlatacaktır. Önce imaj. Tesis sonra gelmeli. Bir de İnsanlara geldikleri yerlerde zaten var olan şeyleri sunmak doğru değil. Kendi orijinal değerlerimizi göstermeliyiz.

Sadece kıyı kentlerimizde deniz, güneş ve kumdan oluşan basit turizm olgusu terk edilmelidir. Dağ turizmi, hayvan turizmi(dağlarımızdaki ayıları vurdurmak değil), doğa ve bitki, çiçek turizmi, görsel sanatlar turizmi, panayırlar turizmi gibi sayısız seçenekli bir turizm portföyümüz olmalı.

Bugünkü dışişleri bakanlığının yerine kurulacak dış bağlantı birimleri tüm dünya ile onlain olup yüz binlerce yetişmiş uzman turizmci bir yandan ülkemizi spordan folklora kadar sayısız argümanla dünyaya tanıtırken, içte de Turizm birimi milyonlarca çalışanıyla Türkiye’yi adeta bir masallar ülkesi haline getirecektir. Neler yapılacağını buraya yazmaya kalksak sayfalar almaz. Yüzlercesinden küçücük bir tanesini (örneğin sincapların gösterisini) burada zikredersek nasıl bir Türkiye düşündüğümüz hakkında sanırım ipucu olabilir.

Turistlerin kazıklandıkları, kandırıldıkları maalesef doğru. Ama işte yeni sistemde bugünkü anlamda piyasa da olmayacağı için böyle bir sorun da olmayacaktır.

Biz iddialıyız. Dünyayı ülkemize getireceğiz. Sınırlar mayınlardan temizlenmiş, pasaport vize kaldırılmış ve ülkemizin kapıları tüm dünya ülkelerine ardına kadar açılmış, isteyen herkes hiçbir sınırlamaya kontrole tabi tutulmadan her şekilde ülkemize giriş yapıyor, dilediği kadar kalıp istediği zaman serbestçe ülkesine gidiyor. PKK terörü ve diğer güvenlik sorunları çözülmüş, imaj olarak modern bir güvenlik sistemi olan profesyonel ordu ülkeye hâkim. Dev ormanlarda yüz binlerce yaban hayvanı ve büyük çalışmalarla oluşturulacak dünyadaki bütün bitki türlerinin yer aldığı çok sayıda Anadolu botanik bahçeleri evrende Türkiye masalının başladığını ve bitmeyeceğini göstereceklerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4591
Toplam yorum
: 12416
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster