Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
433
 

Meclis'te artık Ecevit'te yok!

Meclis'te artık Ecevit'te yok!
 

resimler.name


İşi olgunlaştırdılar, gerekli yasaları filan değiştirdiler. Anayasa’yı kuşa çevirdiler ve nihayet Meclis’i  Türban’a hazır hale getirdiler.

Yarın bir gün, üç tane AKP’li bayan sarınmış, bürünmüş, kafalarını o çok sevdikleri türbana sokmuş halde gelip Meclis’e oturacaklar. Daha doğrusu AKP tarafından hazırlanan bir senaryonun son parçasını gerçekleştirecekler. Bu gösteriyle de AKP ,T.C.ni nasıl teslim aldığını Meclis’i susturmakla göstermiş olacak.

Kuşkusuz biraz tartışılacak…
CHP’den çatlak sesler çıkacak…
Ama işte o kadar…

Bunu acaba Atatürk zamanında yapabilirler miydi?
Bunu İsmet İnönü zamanında yapabilirler miydi?
Ve bunu hatta Adnan Menderes zamanında yapmaya cesaret edebilirler miydi?

Çok zor.

En son bunu Ecevit Hükümeti zamanında 1999’da denediler. Ama sağolsun Karaoğlan öylesine bir çıkış yaptı ki,  Meclis’e türbanla girmeye cesaret eden Merve Kavakçı nereye kaçacağını şaşırdı ve asıl memleketi olduğu, ABD’ye kaçtı gitti, orada evlendi, Hocalık yaptı. Sonra yine geldi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 29. Ekim 1923’de  Cumhuriyet ilan edilmişti. Bugün aradan 90 yıl geçti; o zamandan beri hiçbir türbanlı, başörtülü kadın TBMM’ne giremedi. En son teşebbüs Merve Kavakçı tarafından yapılmış fakat bu çıkış Bülent Ecevit tarafından önlenmişti.

“Merve Safa Kavakçı (30 Ekim 1968, Ankara), Fazilet Partisi'nden 18 Nisan 1999 seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak seçildi. 2 Mayıs 1999'da TBMM'de and içme törenine başörtülü gelince meclisten çıkartıldı. Bakanlar kurulu kararıyla ABD vatandaşı olduğunu bildirmediği için vatandaşlıktan çıkartıldı. 1999 yılında ABD'ye yerleşti. ABD’ye gittikten sonra Washington’da George Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı, sonra yurda geri döndü.”  (vikipedi)

Türkiye adım adım, bazı karanlık güçlerin çizdiği planlar uyarınca, Cumhuriyet’in aydınlık yolundan ayrılarak , bazı aymaz orta doğu ülkelerinin düştüğü mezhep ve din sarmalına doğru hızla ilerliyor.

Bilinmedir ki, her aşırı akımın daha da aşırısı vardır ve bunlar birbirini izlerler. Şimdi  Meclis’e türbanla mı giriliyor; yarın bir gün bütün bayanlar türbanlı olmaya zorlanırlar. Çünkü Ekonomi’deki “Kötü para, iyi parayı kovar…” kuralı sosyal hayatta da geçerlidir. Ondan sonra da birileri de  “Çarşaf  niye giyilmesin; herkesin özgürlüğü var…” diye tutturulacaktır. Sonra bu iş liselere ve orta okullara, daha sonra , ilkokullara kadar inecektir. Ve bu toplumun ondan sonraki işi gücü  “Türban” olacaktır.
“Türban liselerde kullanılsın mı?”
“Türban ortaokullarda kullanılsın mı?”
Türban İlkokullarda yaygınlaşsın mı?”

“Yaygınlaşsın!”

Kim karışabilir ki… Bütün toplum teslim olmuş; Millet Din İman diye korkutulmuş. Herkes camilerden çıkmaz, kafasını seccadesinden kaldırmaz olmuş…

Diğer yandan onlar yönetenler ABD’lerinde hazır reçeteleri , yöneticilerin gözlerine uzatıyorlar, uygulanmasını ve gereğinin yapılmasını istiyorlar.

Gereği nedir?

“İşte size bir deniz altı tüneli  yaptık; onun ücretini hadi bakalım, on yılda ödeyin..!”

Her şeyin bir fiyatı var.

O köprülerin ..

O trenlerin..

O yolların…

Ondan sonra önümüze faturayı koyuveriyorlar. Biz ödüyoruz, yöneticiler seyrediyorlar. Çünkü onların  tuzu kuru…

Heyy Millet faturayı biz ödüyoruz. Onlar değil.

Biz de çok mutluyuz değil mi; üç milletvekilimiz daha  türbanlı oldu, başını bağladı ve Meclis’te yerlerini aldı … diye. Çünkü , Türkiye’nin meseleleri oradan geçiyor size göre.

Bize göre ise, Türkiye’nin sorunları , bilim yolundan ,Atatürk yolundan ayrılmaktan, akıl yolundan sapmaktan çıkıyor.

Akıllı milletler, akılsız milletleri parmaklarının ucunda gülerek oynatırlar. Onun için bütün Müslüman ülkeler esir derekesinde ve her şeyini, batılı ülkelerden alıyor.

Bizim ilk denizaltı tünelimizi de Japonlar yaptı, onlara on yıl yüzbinlerce dolar ödeyeceğiz.

Niye kendimiz yapamadık, bir düşünsenize…

Niçin ilk Nükleer santralımızı  Ruslar yapıyor?

Niçin, her işi türbana bağlıyorsunuz da; bu ülkenin yarını ne olacak; bilim işleri , teknolojisi ne olacak diye düşünmüyorsunuz?

Gözünüz aydın , türbanlı milletvekilleriniz meclise girip oturdu… bundan sonraki adım nereye?

Belki de, kadınlara “Recm” cezası getirecek kanunların çıkarılmasınadır. O da lazım. Durun bakın, daha ne kanunlar çıkacak. Oturup seyredin. Sevinin. Ama bu din devletine doğru dolu dizgin gidişi hiç de içleri rahat olmayarak seyredenler var. Ve aslında bütün Türk milleti seyrediyor. Ama bir gün bu gidiş sona erecektir. Ne zaman? Onu hep beraber  göreceğiz.

Şennur Köseli, Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Öğretmenimiz Sayın Erdal CEYHAN: Bir siyaset ki doğduğu günden günden beri türban yada başörtü hayaliyle ayakta tutunmaya çalışır.Ülkemiz bunları mı konuşacak, bunlardan daha elzem,daha önemli konular dururken gerçeklerin başı örtülüyor, gündem değiştiriliyor.Yoksulun, fakirin karnı açken başı açıkmış,kapalıymış bunlar karın doyurmuyor.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 01.11.2013 21:24
Cevap :
Ne yazık ki Burakgazi, fakirin, garibanın karnını da beynini de "Türban" hikayesiyle avutuyorlar. Ama borç bini aşmış.. Kimin umurunda? Millet işte bununla avunup gidiyor... Arada, sırada da bir "Marmaray" davası tutturuluyor... ağam memnun, ben memnun... İşler kekah. İşlerin diğer yanını sen ben görüyoruz. Onlar görmek istemiyorlar. Saygılar.  02.11.2013 20:00
 

Erdal Hocam adım adım hedeflerine doğru gidiyorlar ve kendilerine hayır diyenleri hiçe saymaya yok saymaya devam ediyorlar.Meclise türbanla giren hanımefendiler görüyorlardır heralde her gün bir çok kadın gasp ediliyor,çocuk gelinlerin ardı arkası kesilmiyor,kadınlar bir çok yerde erkeğinin beş adım ötesinden yürüyor...Yine sesimiz oldunuz teşekkürler Erdal hocam.

Şennur Köseli 
 01.11.2013 10:22
Cevap :
Hiç hoşuma gitmiyor... Adım adım kendi bildiği yolda yürüyorlar. Akıl fikir yok. Bir din iman tutturmuşlar... Onun dışında kalanlar onlara göre (karanlıktalar ve kirli bir dünyadalar ve kirliler..) bu sözler özellikle kadınlar için. Sanki bütün kadınlar temizlenmek için kafalarını örtmeye mecbur. Bu kadar doğaya aykırı bir hareket olamaz. Bu bir acaip moda, zamanla geçecektir... Ve insanlar bu günlere ve o insanlara acıyacamlardır. Çünkü dünyada deve kuşu gibi kafanı kuma gömerek yaşamanın anlamı yoktur. Dünyayı ve evreni görmenin yolu bilimden ve sanattan geçer.. Bunlarda o yok. O olmayınca da çek kuyruğunu gitsin... Saygılar Şennur Hanım. Sağolun.   01.11.2013 13:09
 

O kadar güzel anlattınız ki, başka söze gerek yok. Sadece Ecevit'i rahmetle anmak yeter sanırım.

Şahin ÖZŞAHİN 
 01.11.2013 0:50
Cevap :
Evet, Karaoğlanı rahmetle anıyoruz. Işıklar içinde yatsın. O uygar olmanın ne demek olduğunu bilen ender insanlardan biridir. Sağolun.  01.11.2013 13:11
 

Ah Erdal Hocam ahhh...Öyle anlat var ki hayali cihan değer. Şu içinde bulunduğumuz duruma bakın bir de. Cumhuriyetten nemalananlar ülkeyi nasıl bir bataklığa sürüklüyor. Ve kadınlarımız, bizim kadınlarımız buna çanak tutuyor. Akıl tutulması mı yaşıyoruz millet olarak?...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 31.10.2013 14:38
Cevap :
İnsanların hayatında da, ülkelerin hayatında da "Yıldızın parladığı anlar" vardır. Ama yıldız yavaş yavaş kararır; ondan sonra insan ve insanlar nereye gideceklerini , ne yapacaklarını şaşırırlar. Peki insanların ve kadınların gitmesi gereken, yapmaları gereken şey; en önemli şey başlarını örtmek midir? Galiba öyle... Şimdi kadınlarımız kafaya takmışlar... "Kapanacağız..." diyorlar. Tabii aslında onlar demiyorlar da onlara söyleten var... Ama dünya değişir ve Türk insanı da yeni bir dünyada yerini alır. Buna inanıyorum. Kapanmak ve kafasını kuma gömmek hiç bir sorunu çözmek; tersine "Aydınlanmak" gerekir. Onun aracı da "Türban" değildir.  31.10.2013 15:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster