Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
620
 

Mehmet Yetenç

Mehmet Yetenç
 

Mehmet Yetenç


Gönen’in efsane müdürlerinden birisi de hiç şüphesiz Mehmet Yetenç idi. Sevgisini, sıcaklığını aleni ortaya koyup sergilemeyi, hamasi göstermelik davranışı, şov yapmayı bayağı bulan bir yapısı vardı Yetenç’in. Fakat sevgisini saklayan ve esirgeyen bir insan da değildi. Onun sevgi ve sıcaklığını davranışlarının doğallığında, samimiyetinde ve ciddiyetinde bulmak ve gözlemek mümkündü.

Mehmet Yetenç, 1961 yılının başlarında gelmişti Gönen’e. Öğrenciye karşı, doğal ama samimi ve babacan bir müdür olmasının yanında, ülke çapında yönetim kademelerinde de bir saygınlığı olmalıydı ki, Gönen onun zamanında birçok devlet hizmetine kavuştu.

Hatta onun saygınlığına 1963 senesinde yapılan okul gezisinde, biz öğrencileri de tanık olmuştuk. Örneğin yazlık kıyafetlerle kapı görevlileri bizi parlamentoya almayınca dönemin ana muhalefet partisi başkanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala‘yı aramış ve o da bizim içeri girmemizi sağlamıştı.  Ve yine gittiğimiz her yerde müdürümüzün saygınlığı nedeniyle sıcak ve samimi bir karşılamayla karşılandık.

Bu şekilde Gönen’e getirdiği hizmetlerin başında da, Gönen’in Türkiye elektrik ağına bağlanması vardı. O zamanlar okulumuzun hava kararmaya başladığında çalışmaya başlayıp, gece saat 23.00’te kapanan ve mazotla çalışan bir jeneratörü vardı. Köyde de yine aynı şekilde belediyenin bir jeneratörü bulunuyordu. O yüzden Mehmet Yetenç’in çalışmalarıyla Gönen daimi elektriğe kavuşunca, Gönenlilerin, Yetenç’in Jipini omuzlarında taşıdığı söylenmişti.

Gönen’de 4. Sınıftan itibaren, bir ay süreyle sınıfını doğrudan geçenler yaz çalışması, bütünlemeye kalanlar ise güz çalışması yapardı. Böylece okulun kapalı bulunduğu dönemde de bağların, bahçelerin, tavukların, arıların ve diğer hayvanların bakımı sağlanmış olurdu. Çünkü bu işleri yapacak bir işçi veya başka bir görevli olmayıp, okulun tüm tarım ve hayvancılık işleri, bakım tamirat ve el işleri, Köy Enstitülerinde olduğu gibi öğrenciler tarafından yapılıyordu.

Mehmet Yetenç geldiği yıl ben de ilk kez yaz çalışmalarına kalmıştım. O yıl Yetenç yaz çalışmalarına da yeni bir boyut getirdi. Öğleye dek yaz çalışması kapsamındaki işler yapılacaktı. Öğle yemeğinden sonra ise, yatakhanelerde belli bir süre istirahattan sonra bahçedeki mevsim meyvelerinden (kiraz ve vişne) yeme saati koymuştu programa. Fakat asıl önemlisi ise, meyve saatini takiben, çeşitli kursların açılmasını sağlamış olmasıydı.

Bu kursların amacı, öğrencilerin tarım, hayvancılık ve el sanatları dışında kalan alanlarda da, donatılması ve çağdaş yaşama hazırlanmasıydı. Ve bunların başında da yabancı diller geliyordu. Çünkü hemen her alanda komple bir eğitim verilen ilköğretmen okullarının en büyük eksikliği yabancı dil dersinin olmamasıydı. Bu yaz kurslarında, Almanca, İngilizce bilen öğretmenlerimiz dil kursları açtı.

Bunların dışında resim, müzik ve spor alanlarında özel yeteneği bulunanların bu yeteneklerini geliştirmeye dönük kurslarla birlikte, sinema projeksiyon kursu, teknoloji kursu gibi başka kurslar da açıldı.

Yine Yetenç’in Gönen’deki en büyük hizmetlerinden birisi de, ilk kez okula kız öğrenci kaydetmesiydi. Okulumuzun belki de en büyük eksikliği, karşı cinsten birisiyle karşılaşınca nasıl davranacağımızı bilemeyişimizdi. Bu eksikliğin hala hissedildiğini 70 yaşına gelmiş arkadaşlarımın dile getirmesinden ve kendimden biliyorum.

Hayatımda gördüğüm en büyük eğitimci olan Yetenç, kendi küçük kızını 2. Sınıfa, büyük kızını 6 sınıfa kaydettirdi. Diğer öğretmenlerimize de, kız çocuklarını ve yakınlarını getirmelerini istedi. Tarım Öğretmenimiz de küçük kızını 2. Sınıfa, büyük kızını bizim sınıfımıza (4. Sınıfa) kaydettirdi. Sosyoloji öğretmenimiz Dündar Özlü de kız kardeşini getirterek yine bizim sınıfa kaydettirdi. Böylece o yıl okulumuzda, 700’e yakın erkek öğrencinin yanında 7 tane de kız öğrenci eğitime başladı.

Sonuç olarak, Mehmet Yetenç, Gönen’e ve okula getirdiği hizmet ve yeniliklerle, abartısız, doğal, içten ve samimi kişiliğiyle, okula geldiği birkaç ay içinde, öğrencilerin, öğretmenlerin ve Gönenlilerin sevgilisi olmuştu.

Çok değerli bir pedagog ve benim hayatım boyunca gördüğüm en büyük eğitimciydi. Onda hiçbir şey söylemeden, hiçbir şey yapmadan, gösteriş veya abartıya kaçmadan, karşısındakileri büyüleyen, etkisi altına alan öyle bir yetenek vardı ki, bunu hala çözebilmiş değilim.

Fakat insan psikolojisini çok iyi biliyor ve insanları çok iyi tahlil edebiliyordu. Ve sanıyorum ki, bu yeteneğinin temelinde, psikolojiye hakimiyeti, içten, samimi ve doğal davranışları kadar, karşıya verdiği değer de çok önemliydi. Çünkü sorunu olan herkesi, 11 yaşında birinci sınıf öğrencisi de olsa, 6. Sınıf öğrencisi bir delikanlı da olsa, öğretmen de olsa karşısına alıp, yargısız peşin hükümsüz, sorunu tartışır ve çözümü sizin kendinize buldurarak kabul ettirirdi.

Bunlar o günlerin genç öğrencisi olarak benim kişisel görüşlerim mi acaba, diye bu duygularımı edebiyat öğretmenimiz Özbek İncebayraktar’a açtığım zaman, o da bu düşüncelerimi doğruladı. Okulumuzda müdür yardımcısı ve müdür başyardımcısı olarak çalışan, sonradan kendisi de öğretmen okullarında müdürlük yapan Özbek İncebayraktar, çalıştığı müdürler içinde, yönetim yetenekleri açısından Mehmet Yetenç’in çok özel bir yeri olduğunu söyledi. Okulda, çevrede ve öğrenciler üzerinde, baskısız, dayatmasız bir gönüllü otorite kurabiliyordu dedi.

“Çalıştığım müdürler içinde en çalışkanı Mehmet Kahvecioğlu’ydu. Fakat işine ve yönetim alanındaki tüm kesimlere kendini ve yönetimini gönüllü kabul ettirerek, baskısız ülke ve öğrenci yararına bir çalışma ortamı sağlayarak, bu alanda herkesin gönüllü ve içten katılımını sağlama konusunda çalıştığım en başarılı müdür Mehmet Yeten idi” dedi.

Fakat öğrencileri, öğretmenleri ve Gönenliler kadar, Isparta Valisi Hamdi Ömeroğlu da onun hayranı idi. Bu yüzden kendisi Samsun valiliğine atanınca, 1964 baharında Mehmet Yetenç’i de Samsun’a Milli Eğitim Müdürü olarak götürdü. Saygıdeğer müdürümüz bundan sonra bazı eğitim enstitülerinde de başarıyla müdürlük yaptı.

Edindiğim bilgilere göre şu anda emekli hayatını Adana’da geçiriyormuş. Kendisine en içten sevgi ve saygılarımla birlikte, sağlık ve mutluluk dileklerimi sunuyor, öğrencilerinin, kendisiyle ilgili anılarını bu yazının altına yorum olarak yazmalarını bekliyorum.

Ve yazımı, Mehmet Yetenç’in, Isparta Gönen İlköğretmen Okulu 1963 yılı Haziran ayındaki mezuniyet töreninde yaptığı konuşma metnini aşağıya alarak bitiriyorum.

MEHMET YETENÇ’İN MEZUNİYET GÜNÜ KONUŞMASI

Yanık çehrelerinde milletinin asil ve mert karakterini taşıyan genç öğretmenler. Türk Milletinin çocuklarını yetiştirmek için harcadığı muazzam emek, para ve gayretler, milletimizin, vatanımızın, hak ve hürriyetlerimizin devam ve bekası, hür ve medeni dünya içinde layık olduğu mevkii elde etmek amacını güttüğünü bilmektesiniz.

Sizler, Türk öğretmeninin tarihi değer taşıyan hizmetleriyle, aydın Türk nesillerini yetiştirmekte, feragat ve faaliyetlerini gün geçtikçe, daha geniş bir vatan sathına yaydıklarını, kendilerine bu hususta düşen vazife ve fedakarlıktan asla çekinmediklerini, memleketin medeni alemde aldığı istikamette irfan sahasında kat etmek mecburiyetinde olduğu mesafeler müşküllerin mutlaka yenilmesi zaruretini göz önünde tutuklarına inanmaktasınız.

Müşküllerin çokluğu ve şiddeti sizi asla yıldırmayacaktır. Tek başınıza çalışmak zorunda kalsanız da, mutlaka başarılı olmak mecburiyetindesiniz.

Yıpratıcı ıstırap verici ve usandırıcı hayat şartları, Türk milletine hizmet azminizde en ufak bir sarsıntı yapmamalıdır. Vazifenizi yaparken çevrenizde iyiliğine çalıştığınız insanlar, anlayışsız, cahil, korkutucu ve taassuplarıyla ürkütücü olabilir.  Siz insanlara daima iyi davranacak, onları yükseltme çareleri arayacak, yarının büyük teminatı olan Türk çocuklarını her türlü yıkıcı davranış ve düşüncelerden salim inkılapçı vatandaşlar olarak yetiştireceksiniz.

Başarılan işin büyüklüğü ve zevki, güçlüğü derecesinde değer kazanır. Büyük ve çetin bir vazife aldığınız için, başarınız şanlı, değeriniz yüksek olacaktır.

Vatan ve milletin asil ve feragatli öğretmeninden şimdiye kadar olduğundan daha büyük gayretler, daha başarılı çalışmalar beklendiğini bilmekte, vazifelerinize bilerek inanarak gitmekte, mücadele ederek muzaffer olacağınıza inanmaktasınız. Çünkü milletleri kurtaranlar, anca ve ancak muallimlerdir.

Yarının büyük, aydınlık ve mesut Türkiye’sinin kurulmasında şeref payınız büyük olacaktır. Siz Türkiye’nin göz bebeğindeki ümidisiniz.

Mesleğe giriş gününüzde bu yüce hislerle yüklü, severek vazife aldığınızı ifade etmek benim için büyük bir zevk olmaktadır.

Vatana ışık tutan genç öğretmenlerimin bu mutlu gününü candan kutlar, hepinizi en iyi başarı dileklerimle, saygı ve muhabbetle selamlarım.

Mehmet Yetenç

Isparta Gönen İlköğretmen Okulu Müdürü

Süleyman Çete bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 664
Kayıt tarihi
: 21.11.08
 
 

Nazmi Öner 1946 yılında Burdur’un Bucak İlçesine bağlı Seydiköy’de doğdu. Seydiköy İlkokulu v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster