Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
933
 

Mekanın Datça olsun

“Mekânın Datça olsun” der bir dizesinde Bilge “küfürbaz” Şair Can Yücel.

Büyük şairin gerek şiirlerinde ve gerekse de yaşamında önemli bir yer tutan Datça’yı Can Yücel’den duydum ve Datça’yı görmeden sevdim.

Bu yaz da orada 12 gün tatil yapma imkânım oldu. Ve görmeden sevdiğim bu belde beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Gökova’dan sonra Marmaris üzerinden ormanlar arasında kıvrılan yollarla ulaşılır Datça’ya. Gökova’dan sonra çılgın bir ağustos böceği korosu eşlik eder size. Doğanın bu muhteşem orkestrası başlatır dinlenmeyi ve gevşemeyi.

“Tanrı uzun yaşamasını istediği kulunu Datça Yarımadasına bırakırmış” şeklinde bir söz vardır Datça’nın tanıtım kataloglarında. Akdeniz ve Ege Denizi’nin birleştiği yere 80 km uzunluğunda bir hançer gibi giren yarımadanın insan ömrünü uzattığına ben de inanıyorum. Badem, Zeytin, incir Balık ve stresiz bir hayatla birleştiğinde elbette insan ömrü uzar.

Koyları(bükler) mavinin değişik tonlarını sunarken, tarihi liman şehri Knidos insanı alıp geçmişe, ta uzaklara götürüyor.

Turizmin işgali altında olmayan ve İstanbul’dan da ucuz fiyatlara insan tatil imkânı sunan Datça’nın bu otantik halini ve özellikle eski Datça haliyle devam etmesini temenni ediyorum. Tabi burada en önemli görev belediye ve oradaki mahalli halkındır.

Tabi belediye’den ve oradaki halktan çok Datça’nın tanıtımını sağlayan ve ülkemizin önemli bir değeri olan Can Yücel’in bir zaman yaşadığı ve mezarının olduğu bu beldede şairi çağrıştıran hiçbir şeyin olmaması ve meraklılarının dışında oraya gelenlerin farkına varabileceği şekilde Can Yücel’le ilgili doğru dürüst bir çalışmanın olmaması üzüntü vericidir. Ben sadece şairin yaşadığı sokakta “Can Yücel sokağı” şeklinde küçük bir levha ve mezar taşında da Can Yücel imzası gördüm. Ayrıca Can Yücel’in mezar taşı da Datça’daki en güzel sanat eseridir.

Marmaris’te büyük bulvarlarda, okullarda Kenan Evren’in adını gördükten sonra Datça’da böyle bir manzara ile karşılaştığımda demokrasi ve insan hakları bakımından neden geride kaldığımızı çok iyi anladım. Bu memlekette eli sopalı adamların eli kalemli adamlardan daha çok önemsenmesi üzücü olduğu gibi utanç vericidir de. Ülkemizde darbeciler bu şekilde korunup taltif edilirken karşıdaki Yunanistan’da darbeciler hayatlarını cezaevlerinde tamamladı. Bu farktan dolayı Datça; karşıki Yunan adalarına göre mimari, yerleşim ve diğer bakımlardan mahcup durmaktadır.

Turizmin ve rantın işgaline uğramamasını dilediğimiz bu şirin beldemizi herkesin görüp yaşamasını diliyorum… 21.08.2006

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de Datçalı sayılırım. Saklı bir cennettir Datça. Yolları uzun süre yapılmadığından da bozulmadan kalabilmiştir; ama artık yolları yaptıkları için diğer beldeler gibi tüm doğallığını bozacaklar diye endişeleniyoruz. O yüzden turizm ve rantın işgaline uğramaması konusundaki dileğine tüm kalbimle katılıyorum. Saygılar...

Pınar Güner  
 23.08.2006 22:07
Cevap :
Doğrusu öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; Datça doğallığını korusa sanki mucize olacakmış gibi geliyor. Ülkemizde maalesef hukukun gücü değil gücün hukuku var. Adaletsiz gücün ne doğuracağını kimse bilemez. Dilemenin yanında harekete geçmekte gerekiyor. Geleceğimize hep beraber sahip çıkalım. Yorumuna teşekkürler, saygılar...  24.08.2006 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 979
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Kendini arayan biriyim. Bulur muyum? Bilmem. Kendini arayanlarla işim var. Maksat hayat boş geçmesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster