Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2180
 

Mesele Gökçek değil, anlamadınız mı?

Mesele Gökçek değil, anlamadınız mı?
 

Mesele Gökçek değil, şehircilik ilkeleridir.


Ankara’da traji komik şeyler oluyor. Adaylık yarışından çekileceği söylenen Gökçek, bir yandan sol seçmen ile CHP adayı Mansur Yavaş arasına nifak sokmaya çalışırken, diğer yandan bir yapboz oyunu oynar gibi şehrin temel direkleriyle oynamaya devam ediyor. Bir gece yarısı girdiği ve yüzlerce ağacı kırıp dökerek ODTÜ’de geçirdiği yol deneyiminden çıkardığı sonuçlarla şimdi de TRT’nin kapısına dayanmış bulunuyor.

Şehir rantının tek elde toplanmasının çarpıcı örneğini oluşturan yoğun yapılaşmayı cazip hale getirmek için TRT arazisinin içinden geçirme istediği plansız yol hevesi, şimdilik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na takılmış görünüyor. Yirmi yıldır başkanlık yapan Gökçek de, muhtemelen ilk kez, bir bakanlığa karşı idari dava açmış bulunuyor.

YAYINCI KURULUŞ PLANSIZ YAPILIRSA!

Meğer TRT Sitesi’nin imar planı yokmuş. 20 yıldır başkanlık yapan Gökçek’in de, şehrin plansız bölgelerini planlamak yerine TRT’nin bu durumunu fırsat bilip, Altınoran sitesi için TRT arazisine göz dikmiş. Bu “açlığı” hisseden TRT Yönetimi, plan için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurmuş. Bakanlık, TRT’nin teklifini olduğu gibi onaylayınca, Gökçek, mahkemeye, planın “şehircilik ilke ve esaslarına uygun olarak hazırlanmadığı, kamu yararı gözetilmediği ve bölgenin ulaşım ihtiyaçlarının dikkate alınmadığı” gerekçesiyle itiraz etmiş. Bakanlık da verdiği cevapta, “planın asıl Büyükşehir Belediyesi’nin istediği şekilde gerçekleşmesi durumunda trafik yoğunluğunun artış göstereceği”ni söylemiş.

Güler misiniz, ağlar mısınız?

20 yıldır Ankara’nın altını üstüne getiren, attığı her adımda şehircilik ilke ve esaslarına uymadığı gerekçesiyle yargıya taşınan; kaliteli yaşam ve rahat ve güvenli ulaşımı bir plan dahilinde olmadan, gözünün kestirdiği gibi yapan Gökçek’in, TRT’nin kendi arazisini korumak için bakanlık üzerinden onaylattığı plana “şehircilik ilkelerine uymuyor” gerekçesiyle itiraz etmesine başka ne denebilir ki?

Gökçek’i biliyoruz!

Peki ama TRT’ye ne demeli?

Doğal ortamı bozan Gökçek, suni çim ve ömrü birkaç yılı aşmayan ithal süs ağaçlarıyla Ankara’yı daha yeşil yaptığı iddiasını sıkça dile getiriyor. Hatta ODTÜ’nün yarım asırlık ağaçlarını gözünü kırpmadan yerinden ederken Başbakan da O’na destek vermişti. Kendilerini “en bi çevreci” ilan etmişlerdi de TRT, o “ilanı” uzun uzun haber yapmıştı.

Gerçeği, yalnızca gerçeği” söylemekle mükellef habercilik anlayışını, resmi basın bülteni modunda veren TRT, şimdi “yüzlerce ağaç kesilecek” diye feryat ediyor. Demek ki az ileride, Ankara’nın akciğeri sayılacak ODTÜ ormanı yok edilirken, habercilik ilkelerini bir yana koyup, Gökçek’e verdikleri desteğin bir gün gelip kendi ağaçlarını bulacağını hesap edememişler.

Boşuna dememişler, “doğrama aşına, çıkar kaşığına”, diye!

HIRSIZLAR “A” HARFİNİ ÇALMIŞLAR, ÖYLE Mİ?

Peki ya Atatürk Orman Çiftliği’ne vurulan darbeye ne demeli?

Bir taraftan AkSaray yapmak diğer taraftan her yere yol açmak için Çiftliğin tarumar edilmesini görmezden gelen TRT’nin itirazı sahici mi bilemem; ama gerçek, işte böyle bir şeydir; bir yolunu bulup karşımıza çıkıyor işte!

Tıpkı Atatürk Orman Çiftliği’ne saplanan otoban benzeri yolun üzerine kondurulan köprülerden birinin üzerine “OÇ Köprüsü” yazıp, itirazlar gelince de “A harfini çalmışlar” demesine ses çıkarmamak gibi!

Neymiş?

Hırsızlar “A” harfini çalmışlar!

Uzun uzun haber yapmıştı TRT.

Biz de inandık!

Gerçeğin peşine düşmek yerine Belediye Basın Bültenini olduğu gibi haber yaparsanız,  kapınızı çaldıklarında, kimsenin sesi çıkamaz duruma gelmiş olabilir.

Çalınmış denilen harfin yerine bakma zahmetine girmeden, Belediyenin açıklamasını olduğu gibi koyarsanız, şehirlerimizle daha çok oynarlar; tıpkı bir yapboz tahtası gibi!

Bütün bunlar, meselenin Gökçek’in gidip yerine Yavaş’ın gelmesinden daha derin olduğunu anlamamız gerektiğini gösteriyor. Belediyeciliğin temel ilkelerine sahip bir belediye başkanı istiyoruz.

Canı istediği için ormanlarımızın içinde yol geçiren değil, attığı her adımı şehir sakinlerine soran bir belediye yönetimi oluşturmak mümkün!

İşte bu nedenle mesele Gökçek değil, rantçı belediyeciliğin yerine halkçı belediyecilik getirmektir. 30 Mart, işte böyle bir anlam taşımaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster