Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1685
 

Modern çağın terkedilme sendromu

Modern çağın terkedilme sendromu
 

Evlenirken olabildiği gibi boşanırken de medeni olabilmek... Evet basit gibi gözükse de aslında çok anlamlı bir konu...

İnsanlar yaşamlarını birleştirirken kendi istek ve arzularıyla güle oynaya bu yola baş koyuyorlar. Dilekler, bu iki insanın mutluluğunun ömür boyu ya da artık günümüzün değişen koşullarında uzun yıllar sürmesi yönünde oluyor. Ama artık değişen zamanın değişen insanının burnundan kıl ardırmaz tavrı içinde bu umutlar zamanla yerini tartışmalara, anlaşmazlıklara ve sonuçta ayrılıklara bırakabiliyor.

Bazıları evlendikleri gibi aynı uygar yolu izleyip çağdaş iki insan gibi vedalaşıp yollarına devam ediyorlar. Ama ne yazık ki eğitimlerine ve hatta toplumdaki belirli konumlarına rağmen hala boşanmayı ya da eşinin kendisiyle artık yaşamak istememesini hazmedemeyip bunun acısını yıllarca o kişiden hatta çocuklardan çıkaran milyonlarca enerji vampiri insan dolaşıyor çevremizde.

Bu insanlar, evliliğe karar vermek kadar acıyı uzatmamak adına elveda demenin de bir önceki kadar doğal bir seçim olduğunu asla kabul etmek istemiyorlar ve ellerinden geldiğince önce eşe sonra da çoğu kez çocuklara bu ayrılığın nefretini çektirmeğe çalışıyorlar.

Her gün televizyon kanallarındaki gerçek yaşam öykülerinden ya da basından sık sık izlediğimiz gibi ülkemiz "Modern çağın terkedilme sendromuyla" muzdarip erkekleriyle dolu.

Kimdir bu erkekler? Çoğu kez iyi eğitimli, maddi durumu düzgün olanlara rastlıyoruz. Evliliğin iki tarafın yaşam içerisinde bir ruh alışverişi, hayata ortak fikirler üreterek birlikde bakabilme olayı olduğunu algılamayıp, tam tersi değişen dünyanın şartlarına ilişkiler anlamında ayak uyduramayıp, evliliği hala bir gemi, kendisini de kayıtsız şartsız kaptan gören, başlangıçta eğitimini, sosyalliğini yeteneklerini takdir ettikleri eşlerini evlilik içerisindeyken tamamen ezerek, kişiliklerini yok etmeğe çalışarak kimlik bulmaya çalışan, diktatör ruhlu okumuş adamlar bunlar.

Yıllarca karılarına öyle ya da böyle verdikleri sıkıntıdan sonra özellikle eşleri tarafından boşanmak üzere mahkemeye verilenler yani. İşte ne yazık ki bu tip insanlar, boşanma kararını kendileri değilde, karıları verince kelimenin tam anlamıyla zıvanadan çıkıyorlar. Başlıyor sorunlar sinsilesi tüm hızıyla. Eğer kendisinin ekonomik durumu iyiyse ve çocuk bir şekilde onunla yaşıyorsa, kadın tamamen yandı. Terk edilmenin acısını kadından çıkarmak için zavallı bir çocuğun psikolojisi geleceği hiç düşünülmeden çocuğu anneyle görüştürmeme planları, çocuklara yapılan hertürlü manevi baskılar, hatta bazen çocuğu ya da çocukları anneden uzağa kaçırma olayları vs vs. Bunları artık yaşantımızın içinde çok sık görür olduk.. Bu tür insanlar ayrılığın kinini, nefretini eşlerinden çıkarmak için aslında çocuklarına nasıl bir kötülük yaptıklarının , onların ruh dünyalarını nasıl mahvedip enkaz haline getirdiklerinin farkındalarmı acaba?

Unutulmaması gereken bir şey var ki insanlar boşanınca anne ve babalıkdan istifa etmiyorlar ya da anne ve baba olmakdan emekli olmuyorlar. Bizler her zaman çocuklarımızın sığınakları, yaşam için modelleri, umutları, yaşama hazırlayan, doğru yolu gösteren rehberleriyiz. Onlar ise bizim ümidimiz, gururumuz yerine konulamaz mutluluğumuz kısacası yaşama sevinçlerimiz. Hiçbir yarım kalmış ilişki ana babalığı yarım bırakamaz bırakmamalı.

Geriye dönebilmek mümkün olabilse ana, baba olabilmeyi evliliğin süresiyle özdeşleştirebilecek kadar dar ve acımasız düşünen bir insanla kim o muhteşem umutlarla dolu evlilik kararını alırdı acaba?

Ne acıdır ki, en son çıkan cep telefonunu, çağın sunduğu tüm teknolojik olanakları son noktasına kadar kullanmakda pek başarılı olan günümüz çoğu modern insanı (?) ilişkilerinde, anlayışında, çocuklarının ruh durumunu anlama konusundaki yetisinde sınıfta kalmakta. Ne diyelim? Tanrı herkese uygar, evlenmek kadar boşanmanın da doğal olduğunu kavrayabilen ve bunun sıkıntısını çocuklarından çıkarmayan eşler nasip etsin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

flört yapıp evlenenlerde boşanmalar daha çok . görücü usulüyle evlenenlerde daha az istatstikler böyle diyor. Sınıfsal gücü olanlarda daha fazla kadının modasının geçtigini düşünen erkek kadını cinsel obje kabul eden erkek böyle bakar ilişkiye .Etiler ulusta bir partiye katılmıştım 4sene evvel bir bayan la tanıştım 45 yaşlarında kocası zengin sekreteri ile yaşıyor kadına ev araba almış evi terk etmiş benden yardımistiyor kendine maçkada ev bırakmış maaşa baglamış bir kızları var neysearkadaşıma sordum neden böyle olmuş dediki adam 60şında dünyaya bir dahamı gelicem çıtır bir bayanla bu ömrü tamamlıcak düşünmüş dedi o camiada gördümki daha 30unda bür sürü dul kadın en fazla 5 sene sürüyor biraz para ev verip daha çıtırlarına takılıyolar kadınında modası geçiyor realite bu böylemi olmalı sizinde kalbiniz kırılmış necdet tokatlıoglunun nihavent bir şarkısı var bir sevgili bulamadım dert ortagı olacak kararan şu kalbime güneş gibi dogacak ben nereye gidersem gelecek

salim meriç 
 30.01.2008 14:00
 

İnsanoğlu ''ben''duygusuyla geliyor dünyaya..Eğitim(Terbiye)sayesinde benlik ''BİZ''olmaya dönüşebiliyor.Tabi bu üniversite ya da özel okullarda okumakla olmuyor.Anne-baba eğitimi başta gelen unsur.Biraz da ''genlerde''olması gerekiyor..Nice çift üniversite mezunları var ki..Anadolu'daki birgarip çoban hoşgörüsünü,paylaşım örneğini veremiyor. Analar kutsaldır...Sizler doğuştan özveri timsalisiniz...Biz babalar sonradan öğreniriz baba olmayı...ve siz analardan öğreniriz sabrı hoşgörüyü... Yaşamınızın aydınlıklarla dolu,sevinç ışıklarıyla parlamasını diler saygılarımı sunarım.Mesut Selek.

Mesut Selek 
 21.08.2007 0:12
Cevap :
Çok teşekkürler güzel yorumunuz için. Bende size güzelliklerle dolu bir ömür dilerim .Sevgilerle  21.08.2007 16:06
 

Türk insanı genellikle lüzumsuz şeyleri bir gurur meselesi yapmakta çok becerikli Hemen her şeye alınıyor, kızıyor, küsüyor, namus meselesi yapıyor, arkadaşlığı bozuyor. Bu yüzden de 27 yıl yaşadığım Almanya'yı çok özlüyorum. Orada çok daha özgürdüm. Alman dostlarım arasında her hareketime bir bahane bulup da darılan olmadı hiç. En azından hatırlamıyorum böyle bir olay. Ben suçsuz yere hapishanede çile doldururken, Alman olan eşim çeşitli nedenlerle veya yanlış anlamayla benden boşanmak istemiş. İzinli çıktığımda öğrendim bu durumu. En kötü anımda beni terkeden eşimin elini sıkarak, tabii ki büyük üzüntüyle vedalaştım. O da şaşırdı. Zira Türklerin başka türlü davranabileceklerini öğrenmişti. Tahliye olunca da iki medeni insan gibi mahkeme sonucuna itiraz etmedik. Zaten 1 yıl ayrı yaşayan çiftlerin ayrılması 1 günde mümkün. Bizdeki gibi ''sürüm sürüm süründürme'' kavramı yok. Evindeki huzuru farkedemeyenler boşandıktan sonra pişman olunca kadına hayatı zehir ediyorlar. Yanlış tabii.

Mustafa Mumcu 
 15.07.2007 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 1546
Kayıt tarihi
: 15.05.07
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji bölümü mezunuyum. Farklı sektörle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster