Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
5023
 

Münevver Karabulut Cinayeti ve ünlü baba Süreyya Karabulut

Münevver Karabulut Cinayeti ve ünlü baba Süreyya Karabulut
 

http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2009/08/26/fft17_mf354645.Jpeg


Kaykayla kayan genç dengesini kaybedip, çöp konteynerine düşer!..

Ayağa kalmak için bir şeyi tutar.

Tutmasıyla atması bir olur.

O an şoka girer.

Çünkü tuttuğu şey bileğinden kesilmiş bir insan elidir…
Derken cinayet masası dedektifleri olaya el koyar. Bu elin bağlı olduğu vücudun diğer parçaları şehrin değişik yerlerindeki çöplüklerde bulunur.
Testereyle doğranmış maktulün vücudu bir araya getirilir. Önce “kim” sorusuna cevap aranır. Cevap kolayca bulunur. Hem de DNA çözümüne başvurmadan… Kesik elden alınan parmak izi, verilerle karşılaştırılır. Cesedin kimliğine ulaşılır.
Sonra diğer sorulara yanıtlar aranır. Criminal dedektifleri iş bölümü yaparak yürüttüğü çalışmaları kısa sürede sonuç verir. Bir grup, yeni deliller peşine düşerken, bir ekip, ilişkileri çözümlemeye çalışır.
Son derece karışık bir cinayet, dedektifleri yanlış yönlendirmek için akıllıca düzenlenmiş tezgaha rağmen, kısa sürede çözülür.
Ve katil yakalanıp adalete teslim edilir.
Bunlar CNBCE’de yayınlanmakta olan CSI adlı dizinin bir bölümünde izlediklerim.
Tüylerimi diken diken eden (ceset parçaları gösterilirken herhangi bir mozaikleme yapılmadı) bu görüntüleri izlerken Münevver Karabulut cinayetini hatırladım.

Cesedin parçalara bölünerek çöp konteynerine atılması… Katilin testere kullanması Münevver Karabulut cinayetiyle benzerlikleri… Zanlının kısa sürede yakalanması ise en önemli farkı….

Zanlısı aylardır yakalanmayan Münevver Karabulut cinayetinin her gün yeni bir sırrı ortaya dökülüyor…
Sonuncusu; kurbanın babasının açıkladığı zanlı Cem Garipoğlu’nun ailesinin barışma için para teklifinde bulunması… İlginç olan; 3 milyon avro ödenmesi koşuluyla bu teklifi baba Süreyya Karabulut’un kabul etmesi… Kan parası adı altında almayı kabul ediyor olması sinirimi zıplatan son gelişme oldu. Sonuçta anlaşma sağlanamıyor. Maalesef kanal kanal dolaşan, gözyaşı döken baba aylar geçtikten sonra bu olayı kamuoyu ile paylaşma gereği duyuyor.

Ben de soruyorum neden şimdi? Açıklamadığınız başka neler var? İstediğin meblağ ödenseydi katili aramaktan vaz mı geçecektin? Ya da vahşi cinayetin ört pas edilmesine göz mü yumacaktın?

Eğer böyle düşünüyorsan hatırlatalım. Ortada bir cinayet var. Sen kızının katilini aramaktan vazgeçsen bile, polis, adalet vazgeçmeyecektir.

Dün (03.09.2009) Alarko Holding’in önünde, gazetecileri toplayıp yaptığı kanlı testereli görüntü Süreyya Karabulut’un psikolojik destek alması gerektiğinin açık kanıtıdır.

Her çağrıya koşa koşa giden ve onca gözyaşından sonra bu açıklamaları yapabilen kızını kaybetmiş bir baba…

Acılı bir babanın biraz da medyanın teşvikiyle yapmaması gerekenleri sergilemesinin sonucu olarak görmek gerekir gelinen noktayı…

Cinayetin canice işlenişinden bu yana ortaya atılan iddialar Karabulut ailesini de, Garipoğlu ailesini de, polisi de zan altında bırakacak nitelikte…
Cinayet mahalinde bulunan yüzbinlerce dolar paranın kimler arasında paylaştırıldığından tutun da, Cem Garipoğlu’nun yakalanıp salıverildiğine, zanlıyı MOSSAD’ın kaçırıp sakladığına kadar…
CSI senaryosunu yazanlar Münevver Karabulut cinayetinden ilham almışlar mıdır, doğrusu bilemiyorum. Alsalardı daha çarpıcı bir sinema filmi olurdu eminim.
Bir şeyden daha eminim… Cinayet ve sonrası yaşanan entrikaların sırrını hala koruduğundan…
Entrika ve ilişkiler yumağı çözüldüğünde zanlıya da ulaşılmış olacak…
Düşünün bir devlet 20 yaşlarındaki genci arıyor. Bulamıyor. İnterpolün acil desteğine karşın zanlı ortada yok…
Nerede bu adam?
Nasıl bu kadar kaybolabiliyor?
Kabul göen gerçek Cem Garipoğlu’nun çok güçlü eller tarafından korunduğu… Ülkemizin sayılı zengin ailelerinden birine sahip olması kaybolma öyküsünün temel etkeni… Ortak inanç; aileden birileri zanlının nerede olduğunu biliyor. İstanbul polisinin ailenin ileri gelenlerini sorgulamış olması bu inancı paylaştığını gösteriyor.
Geldiğimiz nokta koruma-gizleme zinciri o kadar güçlü ki zanlıdan iz yok… Ve böyle bir koruma-gizleme için büyük yatırımların yapıldığını tahmin etmek zor değil…
Polisinin yakalamak için tüm olanaklarını seferber etmesine rağmen katile ulaşamamış olması kayboluş sürecindeki zincirin kırılamadığını kanıtlıyor.
Bu arada polisin elinde kamuoyu ile paylaşmadığı zanlıya ulaşma yolunda önemli mesafe katettiği ihtimalini de gözardı etmeyelim. Gözardı etmememiz gereken bir gerçekte İstanbul polisinin daha zorlu cinatleri çözdüğüdür.
Bir ihtimal daha var!
O da; Cem Garipoğlu’nun geçen aylar içerisinde kimliğinin, görünüşünün tamamen değiştirilmiş, Dünya’nın bir köşesinde uyduruk bir ülke vatandaşı olarak yaşamını sürdürüyor olduğudur.
Bu varsayım göre; Cem Garipoğlu diye biri yaşamıyor.
Yaşamayan birinin aranıp bulunması mümkün mü?
?

Bu satırlar yazıldıktan üç gün sonra (04.09.2009) Milliyet'in http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=15&ArticleID=1135604&Date=04.09.2009&b=ValiGulerdenCemGaripogluaciklamasi adresine şu haber düşyordu.

“İstanbul Valisi Muammer Güler, Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili “Biraz sabır tavsiye ediyorum. Bu seferki sabır tavsiyem çok uzun bir zamanı kapsamayacak inşallah” dedi.

Vali Güler, Genç Başkanlar Teşkilatı’nın Danimarkalı üyelerini makamında kabulünden sonra basın mensuplarının Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili sorularını yanıtladı.

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Münevver Karabulut cinayeti zanlısı C.G’nin yakalanması için çemberin daraldığını bildirdi.Çapkın, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesi’ndeki yerleşkesinden çıkarken basın mensuplarının, Münevver Karabulut cinayetini kastederek, “Çember gerçekten daralıyor mu?” sorusuna “Evet, konunun özeti bu” şeklinde yanıt verdi.”

İzleyip göreceğiz.

Ama haberdeki gelişmeyi izleyip göremeden "Hayyam Garipoğlu'na 7 Eylül'e kadar süre tanıyorum" diyen başka biri çıkıyor sahneye... " http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=15&ArticleID=1135732&Date=05.09.2009&b=CemilBaran:HayyamGaripogluna7Eylulekadarsuretaniyorum " adresindeki M. Akif ERDEM imzalı haber aynen şöyle; "BAŞI kesilerek öldürülün Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut ile cinayet zanlısı Cem Garipoğlu'nun amcası Hayyam Garipoğlu arasında para pazarlığına aracılık eden ve her iki tarafla yaptığı görüşmeleri gizli kameraya çeken Cemil Baran, Hayyam Garipoğlu'na 7 Eylül'le kadar süre vererek yaptıkları görüşmeleri basına açıklamasını istedi. Süreyya Karabulut ile yaptıkları görüşmeyi içeren bir kasetin Hayyam Garipoğlu tarafından çalındğını iddia eden Baran, “Verdiğim tarihe kadar benimle yaptığı gizli görüşmeleri açıklamazsa, ben görüşmelerimizi içeren kasetleri tek tek basına vereceğim” diye konuştu. Üzerinde araba anahtarlığı, saat, kalem şeklinde toplam 18 gizli kayıt cihazı bulunduğunu söyleyen Baran, “Süreyya Karabulut'un bu parayı kabul etmesinde benim rolüm büyük. Bu nedenle vicdan azabı duyuyorum” dedi.
Kendisinin Gaziantep'te yayınlanan Güneydoğu Gazetesi'nin ortağı ve istihbarat şefi olduğunu belirterek, basın kartını göstereren Cemil Baran, Süreyya Karabulut'la özel bir kanalda yayınlanan Müge Anlı'nın programında tanıştığını söyledi. Karabulut'la görüşmeleri sırasında kendisine maddi sıkıntılardan bahsettiğini söyleyen Baran, “Bir gün bana 'Başbakan beni kabul etmiyor' dedi. Ben de kendisine Başbakan ve danışmanıyla görüştürüceğime söz verdim. Bu arada tanıdıklarıma haber verdim. Benim Süreyya Karabulut'la samimi olduğumu herkes gördü. Bu sırada Hayyam Garipoğlu'nu Süreyya Karabulut'la görüştürmem için aracılar geldi. Zincirin ilk halkası Hayyam Garipoğlu, ikincisi avukatı, üçüncüsü Ahmet isimli kişidir. Dördüncüsü ise E. adlı kişidir. Bu kişi bana Hayyam Garipoğlu'nun Süreyya Karabulut'un saçma saçma konuştuğunu, maddi manevi yardım etmek istediğini söyledi. Ben de Süreyya Karabulut ile görüştüm. Süreyya Karabulut'un para kabul etmesinde benim çok büyük rolüm var. Bu konuda vicdan azabı da duyuyorum” dedi.

KASETLERİ ÇALDI
Hayyam Garipoğlu ile zaman zaman Kartal'daki bürosunda, Garipoğlu'nun Levent'teki evinin yakınında, Aksaray'da ve Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin önünde buluştukları belirten Baran, “Hayyam Garipoğlu'na 5 tane kaset izlettirdim. Kaset izletmek için yaptığımız bu buluşmalarımızda el çabukluğuyla oğlu Fatih, gizli görüntülerin bulunduğu kaseti çaldı. Bunu inkar ediyorsa Fatih Garipoğlu'nun bilgisayarını inceleyin, onun bilgisayarında benden çalınmış 5 adet kaset var. Ben bunun farkına vardığımda Hayyam Garipoğlu'na o kasetlerin aslının bende olduğunu söyledim. O da bana 'Ya hemşerim biz sana güzelliğimizi yapacağız' dedi. Ben de 'ne yapabilirsin bana bir şey mi teklif ediyorsun' dedim. O kasetlerin içinde Süreyya Karabulut ile yaptığımız konuşmalarımız ve bazı çok önemli açıklamalar var. Bu konuşmaları da Eylül'lün yedisinde açıklayacağım. O kasette çok hayati konular var” dedi.

BAŞIMA GELECEKLERDEN GARİPOĞLU SORUMLUDUR
Cemil Baran, Süreyya Karabulut'un yaptığı görüşmelerde önceleri parayı kabul etmediğini, daha sonra ne kadar para veriyorlar diye sorduğunu belirterek “Şok oldum, ben bu konuşmaları kendimi garantiye almak için görüntüye aldım. Süreyya Karabulut tamamen Allah adamıdır. Kimseye zarar gelmez, ama bana gelen gizli telefonlardan, bu gün kafama saksı düşse, bana herhangi bir zarar gelse, araba çarpsa, ayağım taşa değse bunun tek sorumlusu Hayyam Garipoğlu'dur” dedi .
Süreyya Karabulut ile yaptığı görüşmelerde bazı şartlar öne sürdüğünü ileri süren Baran “Birinci şart Cem Garipoğlu'nun teslim edilmesi, ikinci şartın Münevver Karabulut adına okul yapılması, üçüncü şartın 3 milyon Euro'nun kendisene teslim edilmesiydi”dedi.

GARİPOĞLU BENDEN ŞÜPHELENDİ
Hayyam Garipoğlu'nun telefonunu Süreyya Karabulut'tan alarak aradığını söyleyen Cemil Baran gelişmeleri şöyle anlattı:
“İlk aradığımda Garipoğlu benden şüphelendi. Daha sonra Kahraman Emmioğlu'nu tanıdığımı söyleyince ona bir güven geldi ve benimle konuştu. Araya neden adamlar koyduğunu sorduğumda araya kimseyi koymadığını söyledi. Buluşmaya karar verdik. Aynı akşam gece 11.00'de yanıma eşiyle birlikte geldi. Kendisiyle görüştük, görüşmelerimizi kasete aldım. Süreyya Karabulut'un teklifini ve şartlarını kandisine ilettim. 'Ne parası. Cem zaten teslim olacak ya da polis yakalayacak. Zaten okul yaptırıyorum bunu da yaptırırım. Paraya gelince ben sana haber ederim' dedi. Tüm bu konuşmaları görüntüye aldım. Daha sonra gitti. Ertesi gün Süreyya Karabulut aradı görüşmelerimizi anlattım.”

CEM GARİPOĞLU YALNIZ DEĞİLDİ
Hayyam Garipoğlu'nun her gün kendisini arayarak görüntü var mı diye, Süreyya Karabulut'un da 3 milyon Euro ne oldu diye sorduğunu ileri süren Baran, “Münever Karabulut'un sağ elinde anne Garipoğlu'nun sol elinde de babanın doku örneği var. Bu açık ve net baba bu nedenle şu anda cezaevinde yatıyor. Bunu bana Süreyya Karabulut söyledi. Anne şu anda ABD'de. Yakalandığı anda o da gözaltına alınacak. Kasım Garipoğlu ismine dikkat edin. Kasım Garipoğlu ve Nida Garipoğlu, Hayyam Ganipoğlu'nun babası emekli hakim ve emekli avukat bunlara dikkat edin. Bu işin içine bütün sülale ve çalışanları girmiştir. Benim tahminime göre Cem onu canlı canlı keserken, anne baba içeri giriyor. Ben bunu Hayyam Garipoğlu'na da sordum. 'Belki olabilir ama bilmiyorum. Eğer müdahale edip Cem'e sarıldılarsa Münevver de annenin ayagından babanın kolundan tutmuş olabilir onun için doku örnekleri kalmış olabilir' dedi” diye konuştu.
Cem Garipoğlu'nun teslim olabileceğini ancak ailenin Cem'in konuşup kendilerinin yardım ettiğini söylemesinden korktuğu iddia eden Baran, Cem Garipoğlu'nun Ermenistan'da saklandığını ve ailenin ona yardım ettiğini ileri sürdü."

Yazının bir yerinde Münevver Karabulut'a "açıklamadığınız başka neler var" diye sormuştuk... Cevap başka bir kaynaktan geldi. Üstelik kaynak eğer doğruysa işini sağlama alarak çalışıyor. Perde gerisinde, gözlerden uzak görüşmeleri kayda almış... Zanlı Cem Garipoğlu'nun da yerini bildiğini iddia ediyor...
Eee adam gezeteci medyatik cinayetten biraz da o sebeplenecek...
7 Eylül pazartesiyi bekleyin diyor...
Bu kadar bekledik iki gün daha bekleriz.

Ve Cem Garipoğlu yakalanamaz. Teslim edilir.

Mahkeme süreci devam eder. İlişkiler çözümlenmeye çalışılır. Aylar boyunca nerede, nasıl saklanmış, kimlerden yardım almış, nasıl yaşamıştır? Yurt dışına çıkmışmıdır? Neden teslim edilmiştir?

Mahkeme sürecini izleyip göreceğiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşamayan birinin aranıp bulunması mümkün değil elbette. Tanınanların bulunamadığı adalette! Cem mi bulunacak? Münevver devlet meselesi oldu. Her şeyden, herkesten çok konşuldu. Elbette ki içerisindeki karmaşa çok mühim. Ama neden bir tek bu bu kadar büyütüldü? Kafam karışıyor, insanları çözemiyorum. Bu ülkede Sivas oldu. Bu ülkede insan olan insanlar sekiz saat devletin bütün güçlerinin seyriyle yandı. Alenen ortadaydı tezgah. Herkes farkındaydı. Askeri, polisi, hükümeti sustu. Failleri bulunamadı! Bulunanlar salıverildi. Niye susuldu o zaman? Niye?!

Mavi. 
 01.09.2009 13:54
Cevap :
Yakın tarihimizin acı dolu olayları unutulmamalı, unutturulmamalı... diğer yandan Münevver Karabulut cinayeti her düzeyde ilgi bulabiliken failin yakalanamamış olması bu yönlü değerlendirmeler yaptırabiliyor.  01.09.2009 17:30
 

...Karabulut cinayeti ile alakası olmadığını biliyorum çünkü bahsedilen epeyce eski bir bölüm ve açıkçası o kadar da dehşet verici birşey yoktu. Saygılar

İsmail K 
 01.09.2009 11:12
Cevap :
İsmail Bey, adı geçen bölümü birkaç gün önce izleyebildim. Alakası olmasa da diziyi izleyen insanların çoğuna Münevver Karabulut cinayetini hatırlattığını düşünüyorum.  01.09.2009 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 3816
Kayıt tarihi
: 25.08.07
 
 

Samsun Terme Şuvayip Köyü'nde doğmuşum. İlk ve ortaokulu Terme'de, lise öğrenimimi Ünye'de tamala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster