Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
689
 

Mustafa Akaydın, elinizde kültür terazisi mi var?

Mustafa Akaydın, elinizde kültür terazisi mi var?
 

“Emir Kusturica'nın Türkiye'ye gelişiyle, dünden başlayarak bugüne kadar devam eden ve kendilerini üzen bazı olaylar olduğunu ifade eden Akaydın, ''Altın Portakalımıza siyaset bulaştırılmak istendi. Kültürden sorumlu gibi gözüken, ama bence kültürsüz bazı insanların ve bazı siyasi provokatörlerin kışkırtmasıyla karşı karşıya kaldık. Ben bir kez daha bu insanları ayıplıyorum'' dedi.

Bu sözler bebelere ninni mi peki? Ya da rüya tabirnamesi mi?

Siz, Altın Portakal Şenliğini siyasi bir amaçla düzenlemiyor musunuz? Bu festival, bir anlamda, sizin ve temsil ettiğiniz hareketin boy gösterisi değil mi?

Kaldı ki, bundan böyle siyasetin her alana bulaşmasına alışsanız iyi olur. Siyaset sahnesine halk geliyor artık. Bu işler, toplum terzilerinin, halka kafalarına göre elbise dayattıkları işler olmaktan çıkıyor.

Mustafa Bey,

19 aylık pratiğinizi bilmesek, ağzına siyaset sözcüğünü almadan şantiyeleri, caddeleri, semtleri gezen, sadece belediyecilik yapan bir başkan var sanacağız.

Türkiye türban sorununu tartışır, siz eksik kalmazsınız…

Türkiye Kürt sorununu masaya koyar, siz hemen mikrofonlara koşarsınız…

Siz, korkarım kendinizi hala üniversite kürsüsünde sanıyorsunuz. Dersinizde mavra yapan öğrencileri azarlar gibi ayıplıyor, kınıyor, kızıyorsunuz.

Siz kime kızdığınızın farkında mısınız? Bizler, bu halk, sizin fakültedeki asistanlarınız, talebeleriniz miyiz? Ya da, ait olduğunuz politik/sosyal yapıya emir komuta zincirinde bağlı bir müritler tümeni mi?

Belki siz farklı algılıyor olabilirsiniz, sizin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bizim karşımızdaki konumunuzu bir kez de benden duyun; bir ferdi olduğum Antalya halkı size bir görev verdi. Yani dedi ki;

“ Hemşerim, benim işim gücüm var. Zaman ayıramıyorum. Eğer zamanın, gücün, niyetin var ise benim caddelerimi temizle, çöplerimi al, yollarımı asfaltla, evimin suyunun akmasını sağla.”

İnanın hemen hepsi bu, başka bir şey yok. Bundan ötesini siz vehmediyorsunuz. Bu görevlendirmenin bedeli, size, sizin politik düşüncelerinize biat etmek değil, abartmayın.

Mustafa Bey,

Her bilim adamı toplumu herkesten daha iyi okuyacak, topluma neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğretecek diye bir kural hiç olmadı, olmayacak da…

Lekum dini kum veliyeddin… Bu, din konusunda söylenmiş bir söz… Sizin dininiz size, benim dinim bana…

Bunu hayata uygularsak, sizin doğrunuz size, benim doğrum bana…

Hayat, yeryüzünde ne kadar insan var ise, onların hikayelerinin şekilsiz, sınırsız, anlaması zor bir toplamıdır. Tam da bu nedenle kendisinde ‘hayatın ve toplumun mühendisi’ olmak gibi bir misyon vehmeden herkese külahı ters giydirir.

Bir insanın, festival galasında ayağa kalkıp, kimseye zarar vermeden, şiddet kullanmadan, yüksek sesle itirazlarını seslendirmesi de, bu anlaşılmaz hayatın içinden, özgürce bir gelişmedir.

Asıl, olmaması garip kaçardı. Antalya’nın tek tipleştiği ve aykırı olma özelliğini kaybettiği anlamına gelirdi.

Olağan olmayan ise, bu kimseye zarar vermeyen çıkışı ‘ provokatörlük’ olarak suçlamak ve itirazlarını seslendiren herkesi ayıplamak, yakışıksız ifadeler kullanmaktır.

Mustafa Bey,

Kültür meselesine değinmeden bitirmeyelim. Kültürden kastınız bira fıçısı patlatmak ve sesi Döşemealtı’ndan öteye varmayan Film Şenliği ise, siz haklısınız. Kültür ve Turizm Bakanı ile sizin kültür algınız örtüşmez.

Ama, evrensel kültürden bahsedecek isek, bu kavram, çok daha insana dair, çok daha barışçıl, çok daha renkli, tarihsel derinliği olan değerlere tekabül eder. Farklılıkları, ötekileştirme nedeni olarak değil, zenginlik olarak görür.

Velhasılı kelam Mustafa Bey, siz ‘kültürsüz’ dersiniz, ben ‘Kültürün Başındaki’ nin bu yıl Sümela’da binlerce Ortodoks misafirin huşu içinde ibadetini yapması ve Trabzon halkı ile kucaklaşmasındaki çabalarına alkış tutarım.

Sizin ‘kültürsüz’ dediğinizin, bu yılın Eylül ayında, binlerce Ermeni’nin, Akhtamar’da gözyaşları içinde ibadet edebilmesini ve Türkiye’ye teşekkür etmesini sağlayan isimlerden birisi olduğunu hatırlarım.

Sizin ‘kültür’ünü tartmaya kalkıştığınız insanın, hemşerimiz, Bingöl doğumlu, ünlü Amerika’lı yazar William Saroyan’ın bu şehirdeki evini bir müzeye çevirme önerisine şapka çıkartırım.

Zaten, ancak böyle bir Bakan, İttihatçı geleneğin Türkiye’yi zindan ettiği Rumları ve Ermenileri tekrardan bu topraklar ile barıştırmak için bu kadar çaba harcardı.

Ve ben bunları alkışlarım… Hangi siyasi harekete mensup olursa olsun alkışlarım.

Benden bir dost tavsiyesi, siz siz olun, bir daha Kültür ve Turizm Bakanı’nın kültür ile ilişkisini tartmaya kalkışmayın. Sizin terazinizin gramları Ertuğrul Günay’ın kültür birikimini tartmaya yetmez. Ol nedenle, birilerinin kültürüne laf ederken birkaç kez düşünmekte yarar vardır.

Burada, Sayın Bakan’ın siyasi aidiyetini hiç dikkate almıyorum, beni ilgilendirmez de…

İnsan ve Bakan olarak Günay’ın hakkı Günay’a…

Bunları yazdım diye sizin ‘ötekiniz’ mi olurum, ‘ Aaa, bu da o taraftanmış’ mı derler, inanın umurumda değil. Bana göre zaten o taraf, bu taraf da yok. O, birilerinin klasik ‘cambaza bak’ numarası. Türkiye yıllardır kendisine dayatılan düşman senaryolarını, iç tehdit numaralarını yemiyor artık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru sözler bunlar. Doğru söze ne denir ki, diyecek birşey bulamıyorum (aramıyorum da zaten) sadece alkışlıyorum.

Yorum Dükkanı 
 26.10.2010 17:19
 

Yazılarınızı her zaman okuyor ve sizi çok takdir ediyorum. Sanırım MB'de rastladığım tek gerçek Demokrat sizsiniz. Gerçek bir Antalyalı olarak ben de isyanlardayım benzer konularda. ' Bizden olmayanı yerden yere vuralım ' mantığı her devirde söz konusu. Empati denen şeyin ne olduğununda bihaber insanların çoğu. Bu arada, son yazınızı neden kaldırdınız yayından? Saygılarımla...

Tülin Aksoy 
 26.10.2010 9:06
Cevap :
Tülin Hanım sizi tekrar bulmak ne güzel. Yazımı kaldırmadım. Eski bir yazım ama bugün de güncelliğini koruyor, revize ettim ve koydum. Ama bir baktım YTL ifadesi var, düzelttim tekrar yayına aldım. Bugün yayınlanır sanırım. Selam ve saygılarımla,  26.10.2010 9:41
 

Adama; ' Elinde kültür terazisi mi var?', diyorsun. Kültür terazisi elde mi olur sence, eğer varsa? Beyinde olmaz mı? Yani, adam dese ki , ' Evet, elimde kültür terazisi var.' Hemen inanacaksın yani. Sence demek ki kültür terazisi elde olur, beyinde değil. Ne kültür ama. Hoşçakal.

Necdet  
 18.10.2010 18:37
Cevap :
İlginç yorum. Ben bira necaz yapmaya çalıştım. Mustafa Akaydın, sen elinde bir kültür terazisi onun bunun kültürünü mü tartıyorsun, anlamında. Anlaşılan mecazın dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Teşekkür ederim.Saygılaırmla  18.10.2010 22:35
 

Değerli hemşehrim ve blogdaşım, bir önceki blogunuzu bir kez daha okuma gereği duydum. İki blog da aynı blog yazarına ait mi diye. Akaydın'a getirdiğiniz eleştirilerin bir bölümüne katılsam da, bütünüyle baktığımda, yazılarınız arasındaki çelişkiyi sizin farketmemiş olacağınızı düşünmüyorum. Dilerseniz bir de siz kontrol edin. Örneğin Kültür ve Turizm Bakanı hakkında... Belki de ben yanlış anladım/algıladım. Serlamlar, saygılar. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 14.10.2010 18:33
Cevap :
Sevgili hemşerim, sayın Hüseyin Dulun, Buna benzer bir yorumu bekliyordum. İlginize teşekkür ederim. Objektif olmak, herhangi bir politik/sosyal/dini aidiyet olmaksızın bir birey olarak var olmak tam da böyle bir şeydir. Bir insanın bir yanlışını eleştirdikten sonra onu ötekileştirmemek ve yaptığı doğru işleri alkışlayabilmek için işte tam bu objektiflik noktasında durmak gerekir. Ya da tam tersi. Akaydın'da eksik olan da bu objektif olabilme becerisi. Bir Bakanın açıklamasını eleştirmek ve farklı görüş belirtmek ile onu Kültürsüz olarak nitelemek arasında dağlar kadar fark vardır. Eleştiri içinde karşı tarafı 'ötekileştirme' olmadığı zaman değerlidir. Kültür Bakanı'nın yaptıklarına gelince, sanırım bu noktada farklı düşünüyor olmalıyız. Ben Sümela, Akdamar, William Saroyan Müzesi girişimlerini alkışlıyorum. Buna karşı çıkıyor olabilirsiniz, saygı duyarım. selam ve saygılarımla,  14.10.2010 19:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 675
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Olmamalı da. Biraz beynimizi yormalıyız. Dayatılan hiç bir dogm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster