Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
321
 

Mutsuzluk da...

Mutsuzluk da bir seçenektir!

Evet, yaşadığım ülkemde böyle bir zorunlu seçeneğim var!

Bazen istediğimiz değil de zorunda olduğumuz bir hayatı yaşarız. Evet, karşımızda olan -o şartlar altında- seçeneksizliktir.

Sen kendini ne kadar yüksek gayeler ve idealler için eğitirsen eğit, yaşadığın ülkenin halkı ve kamusal düzeni, seni dışlayarak yabancılaştırır ötekine. Mecazi anlamda bileğini kestiğinde, görüntü olarak o ülkenin bayrağını elde edecekken, senin belki de bir vatan haini olduğun bile iddia edilebilir. Yani gerçekten hissettiğin ne olursa olsun, gerçekler onların, ekseriyanın, gösterdiği olabilir. Ve yılıp intihar etmek zorunda bırakılabilirsin!

Evet, mutsuzluk da bir seçenektir.

Belki bir inisiyatif kararı değil de zorunluluktur ama gerçekten yaşamak için bir fırsat, ya da yaşamamak için bir vesile olabilir. Ne saçma demeyin; çok genç yaşta aşık olduğum kadını sevdiğimi anladıklarında çevremde herkes o kadın sana yanlış demişlerdi. Kadın namusluydu, zekiydi, başarılıydı, zengindi, bir evlilik yaşamıştı, çok güzeldi ve beni çok sevdiğinden %100 emindim. Ama gönlümü değil de herkesi dinledim ve göz göre-göre, gözlerimden milyonlarca yaşlar akıtarak, onu, aşkımı, terk ettim. Herkes bunun benim için en iyi seçenek olduğunu söyleyip dururken ben suskunlaşıp sessizleşmiştim. Aşktan sonra yaşam var mıydı? Yoktu, gerçekten o inanılmaz enerji dolu genç, kalbinden vurulup sakat kalmıştı!

Mutsuzluk zorunlu bir seçenekti! O günden sonra hiç evleneceğimi düşünmedim. O günden sonra hiç çocuğum olacağını düşünmedim. Hepsi oldu yine de, kalbimdeki burukluk ya da gözümdeki gölge hep var olsa da  yine de mutlu anlarım olmadı değil. Oğlumu kucağıma aldığım anı, unutmam mümkün değil; 45 dakika ağlamıştım.

Gerçek bir aşktan sonra ölümüm genç yaşta gerçekleşmişti. Henüz yirmilerin başındaydım ve hayatta susuz kalmıştım. Acım sonsuzdu ve gerçekten mutlu olmak istemiyordum. Böylesi bir hayat, karanlık bir Yarasa Adam için saklanılacak en güvenli yerdi. İşte o andan sonra başlamıştı süper kahraman hayatım çünkü biliyordum ki kendime melhem bulmam imkansızdı. Delicesine kendimi yetiştirdim ve çok çalıştım başkaları için fayda üretmek adına çok çalıştım.

Evet, mutsuzluk da bir zorunluluktu. Kelimeleri çok yerinde kullanıp şöyle şarkılar söylemem yalanım değildi elbet. Evet- her zaman sizlere doğruyu söyledim: ŞOV DEVAM ETMELİ...

Bir hafta boyunca ülkemde yaşadığım gerçeğiyle yine karşı karşıyayım ve söyleyecek sözüm artık kalmadı. Bir papağan misali başkalarının sözlerini tekrar ediyorum. Açık-açık yazarak o planlayıcılara o zevki tattırmamaya ant içtim. Şu da doğru ki Ant Dağlarını hiç görmedim. Bugün devletim bana bir darbe daha vurdu. Kesinlikle hiçbir zaman arkamda durmamıştı çünkü ben de her zaman arkamı kollamayacak kadar kendime güvenliydim.

Kahramanlık hikayeleri ile kendini geliştiren biri için kahramanların olmadığı gerçeğini kabul etmek, mutsuzluk seçeneği  değilse nedir?

Yoksa Ezel dizi senaryosu gibi her gün bu hikaye yeni baştan mı yazılacaktı memleketimde? Yoksa Momento filminde olduğu gibi vücuduna mı işlenmeliydi tüm hikaye, milletin?

Mutsuzluk da bir seçenektir be kardeş! Bu ekonomik zorlukta iki çocuğunu sırf eğitim eşitliğine sahip olsun diye özel okulda okutmak, ben de ne gibi mutsuzluklar yaratacaktır be kardeş? Benim bedavaya sahip olduğum eğitilme hakkını borsada bir ticaret misaliymiş gibi hangi okul diğerinden daha başarılı ve pahalı diye düşünmek ve bunu düşünürken –veya düşündüğüm için- insanlar tarafından hor görülmek; “sen zengin misin be arkadaş” dedirtmek, delirmek midir be kardeş!

Mutsuzluk da bir seçenektir.

Çorba içmek de insanın karnını doyurur. Ama mühim olan Kürt –harflerin yeri değişince Türk oluyor- kardeşimle aynı masaya oturup dertleşmek, türkü bandına geçip karşılıklı hayata ve bazen de hükümete karşı eşitlik ve demokrasi için hayıflanmak, gerçekten de düşünce suçu mudur? Belki de insanlık suçu! Evet, her bir fraksiyon diğer fraksiyondan daha Türkiyeli hissediyor kendini!

Memlekette hangi tarafa baksam, yıkılmaz bir taraftar -kendine göre, ben ise insanlıktan yana tarafsız olduğumda kendimi vatan haini gibi hissediyorum. Facebook’ta barış söylemlerim sadece 3-4 beğeni alıyor. Ağzımdan ne küfür çıkıyor, ne de kahrolsun!

Evet, mutsuzluk da zorunlu bir seçenektir. Belki de yaşamak gibi, o da zorunlu bir seçenektir. Belki de mutsuzluk, mutluluk için bile bir seçenektir!

 

 

Nil ALAZ, Sevil Türkoğlu, Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçinde bulunduğunuz durum için kendinizi suçlamayın derim. Sesinizi yükseltin benim gibi.Ülkeyi bu hale getirenlere karşı haykırın alabildiğine.Bir şeyi değiştiremeseniz bile sizin gibi bizim gibiler cesaret bulur kabuğundan çıkar.

Kerim Korkut 
 25.09.2015 16:31
Cevap :
Ses yükselterek bir yerlere varamadığımı fark ettim. Biraz olsun bundan sonra bireysel takılacağım, sadece seyirci olarak. Evet, söyleyecek ve yazacak çok gündemim var ama burada bunları söylemeyi geçerli bulmuyorum. Bu arada kendimle sıkıntım kalmadı... Saygılar  10.10.2015 9:22
 

Bu duyarlı ve kişisel deneyimlere dayalı yazı aslında "mutluluğun kaynağı içimizde midir yoksa dışımızda mi?"sorusunun etrafında dolaşmakta! "Sistem" bize onu hep "dışımızda"(hep şatafatlı,cafcaflı, gösterişli hal ve durumlarla, özellikle de tuketimlerle) aramamizı öğüterken, içimiz hep onu sevgi, dostluk, dayanışma, özgürlük, doğa(llik), sadelik vb. yani insanilik çerçevesinde arar! Bu uyumu yakalamak zor! Yaşamda =dönemler itibariyle değişe de= daha çok egistirebilecegimiz şeylere odaklanıp dış'a fazla saplanmadan onu (mutluluğu) daha çok "içimizde" aramak galiba daha makul bir yol gibi görünüyor. Sevgi ve selamlarimla...

Ersin Kabaoglu 
 23.09.2015 22:33
Cevap :
Hayat bir bütündür. iç huzur+iş huzur+çevre huzur+aile huzur+ülke huzur. Hayat bir ütopyadır, mutluluk gibi, tam rekabet piyasası gibi! Bence doğru sözcük denge yoksa mutluluk değil çünkü mutluluk limit gibi anları ifade ediyor, hüzün de aynı şekilde! Yaşamayı yaşamaya bakmalı insan ve detaylar anlamlı olmamalı. Yani dediğine çıkıyor aslında, her şey bizde bitiyor. Çok güzel bir yorumdu... İyi bayramlar!  25.09.2015 9:51
 

(2) yitirmen gibi, yaptığın seçimin bir sonucu olmuştur. Bunun için seni kim suçlayabilir ki? Genç ve deneyimsizdin, aile büyüklerinin kararlarına ve görüşlerine güveniyordun. Onlar doğru olanı söylemişlerdi belki, öyle sanıyordun. Bu seçim isteyerek değil zorunluluktan yapıldı. Bunları yazarken zamanda yolculuk yapmayı ne kadar çok istedim, biliyor musun? En basiti eğitim hayatım bambaşka bir şekilde olacaktı. Konu uzun, yer dar dostum. Ancak şunu söyleyebilirim ki harika bir yazı olmuş. Tüm blogların içinde ilk sıralarda yer alacak kadar iyi. Duru ve akıcı, çok fazla özel şey anlatmayan, karmaşıklıktan uzak, ancak aynı anda da yaşama ve sana ait şifreleri tüm açıklığyla anlatan bir yazı. Okuyabilene...

Güz Özlemi 
 17.09.2015 20:05
 

Aşktan sonra yaşam var mıdır... senin için yanıtını öğrendim. Mutsuzlukla ilgili önermelerine ekleyeceğim bir şey var: bazen mutsuzluğun sonucu ya da doğrudan etksi başkalarını mutsuz etmek olabilir, tıpkı mutluluğun aynı etkiyi yapması ya da nedeni olması gibi. Özetle ortak çok noktası olan ancaki kişiden kişiye de çok değişebilen bir konu bu. İlginç olansa bazen yaşamın ilerleyen sürecinde değişime uğrayabilecek bir duygu durumu. Nedenleri ve sonuçları değişebilecek, bazense hiç değişmeyecek bir karmaşıklık. Tıpkı yaşamdan sonra aşk var mıdır sorusunun yanıtı gibi. Buna ben belki başka bir yanıt verebilir ya da seninle aynı durumda olabilirim. Zamana, yere, kişiye, benim kişisel zamanıma bağlı bir durum. Bunun hiçbir anlamı olmayabilir ya da tamamıyla yaşamsal bir anlamı ve önemi de olabilir. Mutsuzluk bir seçenek midir? Doğrudan değildir kanımca. Mutsuzluk yaptığımız seçimlerin ya da zorunluluların bir sonucudur gerçekte. Mutsuz olmayı seçmeyiz ama, senin gerçek aşkı bulup (1)

Güz Özlemi 
 17.09.2015 20:05
Cevap :
Seninle bir gün tartışmıştık, doğa için bir kişi ve onun psikolojisi anlamlı mı diye. Doğa için olmasa bile Allah için anlamlıdır. Allah her şeye rağmen kulunu sevmek istemektedir. Acaba aşk bir ölüm mü? Bence evet, aşk bir ölüm. Aşkın kurtuluşu ancak sevgiye dönüşürse gerçek olur, yaşam olur. Aksi takdirde aşık olduğun insanla her cinselliğin aslında senin için yazılmış bir cenaze törenidir. Ne garip değil mi? Onca laf etmişliğe rağmen halen bir şeyler bulmak ve dediğin gibi çok kişiye ait. Aşktan kurtulunur mu? Belki bir gün evet ve bunun için gerçekten çok çalışmak lazım. Kendimi suçladım mı? Evet, ama suçum olmadığını da hep bildim. Ancak onu sevmekten hiç vazgeçemedim çünkü onun gibisi karşıma çıkmadı. Ve sıkıntı burada, onu aramama rağmen, aynısı gibi hissettirenle hiç karşılaşmadım. Ölüm burada vardı, yaşam farklı Anıl'da, bugünkü Anılla vuku buldu. Sorunu böyle çözebildim... İyi bayramlar  25.09.2015 9:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1636
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 275
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster