Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1035
 

Nataşa-çapkın hattı

Nataşa-çapkın hattı
 

Erkeklerin başka kadınlara gitmeleri son yıllarda çapkınlık boyutlarını aşarak sosyal hayatımızı tehdit etmeye başladı. Özellikle zinanın kanunlarımızda suç olmaktan çıkarılması bu konuya meyilli kişiler bakımından serbestlik yarattı. Çapkınlara gösterilen tolerans ve “ Namus kadınla ilgilidir, bu nedenle kadın namuslu olmak zorundadır; erkeğin namuslu olmasına gerek yoktur” anlayışı erkekleri zevk çayırlarında dilediği gibi otlayan azgın boğa haline getirdi. 

Sayın erkek beyefendi, kendi yazdığın kanunlar, kendi kurduğun dünya düzeni, sanki hâşâ yaratan erkekmiş gibi erkeklerin lehine yorumlanabilecek kutsal ayetler, bütün bunlar sana izin ve ruhsat vermiş olsa bile, konunun özünde haklılık görmesem inan olsun, ben Kerim Korkut, bu oyunu bozar, burnunu sürterim! Sen kimsin ulen! Âlemin kralı mısın? 

Nedir haklılık dediğim? Evlileriniz için; ömür boyu evlilik olmaz kardeşim! Artı, ahırdaki dişi danaya bile bakmanız yasak. Karınızın dışındaki insanlarla konuşamıyorsunuz. Biliyorum ki kaçışlarınız bu çağdışı sosyal yaşam düzenine tepkidir. Belki Hamurrabi kanunlarıyla kurulmuş bu ilkel, mantıksız anlayış (Dört duvardan oluşan bir dünyamız olsun. Birlikte yaşayalım, çocuk yapıp büyütelim. Sonra da ölelim) beş bin sene sonra bile aynı şekilde uygulanıyor. Başka kadınlara gittiğiniz zaman pişmanlık duyuyor musunuz? Hiç sanmıyorum. İnsan yanlış yaptığı şeye pişmanlık duyar. 

“E Korkut o zaman ne diyorsun ki? Bak haklıymışız. Biz erkekler daha akıllıyız. Yaşımız kemale erince gerçekleri daha iyi kavrıyor ve bunun böyle olmaması gerektiğini düşünerek ağıldan çıkıp gidiyoruz. Yanlış mı yapıyoruz Allasen?” 

Cehennemin dibine gidin de koçlara, tekelere kapı açık oluyor nedense. Kuzular, koyunlar ayrı bölümde. Kapıları kilitli, etrafları çevrili. Tel örgüyü aşanları da kurtlar parçalıyor. Ayrıca daha akıllı falan da değilsiniz. 

Otel köşelerinde yakalandığınız zaman polis kadını alıp götürüyor. Tamam, bunlar çoğunlukla yabancı uyruklu ve ülkemize bu amaçla gelmişler ama sanki yine de ciddi yanlışlıklar var ortada. Çin işi Japon işi bunu yapan iki kişi. Neden sadece kadın hedef oluyor? Son zamanlarda otellerde kadınla yakalanan erkeklerin de karakola götürüldüğü söyleniyor. Oh oh! Keyfim yerine geldi. Biraz burunları sürtsün. 

Yerli zampara sürecinde de bedeli hep kadınlar ödüyor. Özellikle dul ve sahipsiz kadınlar ile evli olduğu halde eşi pürtelâş sokağına mercimek almaya gitmiş ve bir daha dönmemiş kadınlar zor hayat şartları yüzünden bu sürecin parçası oluyorlar. 

İşin ekonomik yanı bir yana, eşi bırakmış gitmiş, başka kadınla yaşıyor, ayrı yaşıyor aile fotoğraflarında (bunlara aile de denemez ya) hep yürek burkan manzaralara rastlıyoruz. Bu kadınlar genelde fazla güzel olmayan, işi mesleği parası olmayan, çoğu okumamış, erken evlenmiş, ailesinin sahip çıkmadığı çaresiz kadınlarımız oluyor. Kocası ölmüş veya eşinden ayrılmış kadınlarımız da mağdur. Koca alenen başka kadınla yaşıyor ama evlilik bitmediği için kadın namusuyla çocuklarını alıp evinde oturmak zorunda. Kadın dayanamıyor boşanmaya kalkıyor, adam dövüyor ölümle tehdit ediyor. Adi şerefsiz sen de gitme o zaman! Sen evli barklı boyun kadar çocuklarınla başka kadınlara gideceksin karın bunu hazmedecek senden ayrılmayacak. 

Bir de uyanıklar var. Gizlice başka kadınlarla ilişki kuruyorlar ya da otellerde motellerde “paralı asker” dedikleri yerli ve yabancı nataşalara gidiyorlar. Zampara sürecinin en yüksek katılımlı gurubu bu. Ama şimdi siz birine gidiyorsunuz ama sayınız milyonlarca. Uzaydaki kadınlara gitmiyorsunuz herhalde. Peki, siz kime gidiyorsunuz? Büyük ihtimal birbirinize. Çalma kapımı çalarlar kapını yani. Bazı aşağılık ikiyüzlü erkekler var. Ben zaten bu işi yapanlara gidiyorum. Kendine toz kondurmuyor. Asaleti sarsılmayacak. Diyor ki namussuz adi kadın onlar. Zevkimi edip evime dönüyorum. Vay aşağılık herif vay! Kadın o…pu oluyor, erkek onurlu ve namuslu. Bence bu erkek müsveddeleri de o…pu! Toplumun gizli kalmak şartıyla zamparalığın bu şekline hoşgörülü baktığı dahi söylenebilir ya yalnızca kadınların suçlu gösterilmesi bence vicdansızlık. Kadın gel beni şey yap mı diyor tövbe tövbe. Sen gidiyorsun, para veriyorsun, hediye alıyorsun, yalakalık yapıp yalancı sözlerle kandırıyorsun. Zaten sahipsiz. Kocası ölmüş, eşinden ayrılmış, kocası çekmiş gitmiş, aç susuz parası yok… Mecburen kucağına düşüyor. Vesikalı o…pu mu onlar aşağılık adam! O kadar adilerse sen de o kadar temiz ve ahlaklıysan niye gidiyorsun. Genel olarak kadınları bir aşağılama da var. 

Elbette hep böyle olmuyor. Bazı kadınlar o kadar salak değiller. Ben gidiyorum ama sen evde namusluca otur. Öyle şey yok. Koca gidiyor başkasına, kadın yalnız kalıyor. Paraya ihtiyacı var. İlgiye ihtiyacı var. Gezmeye tozmaya ihtiyacı var. Ama kadınlar erkekler kadar rahat değiller. Bir kere bu yola giren erkeklerin neredeyse tamamı istediklerini yaparken kadınlar korkuyorlar. Çünkü senede binden fazla kadının namus nedeniyle öldürüldüğünü biliyorlar. Aslında erkekler daha korkaktırlar. Senede bin kadın yerine bin erkek öldürülmüş olsaydı hiçbiri başka kadına gidemezdi. Kadınlar daha dindarlar. Zinanın günah olması onları engelliyor. Evli kadınlar çocuklarından utanıyorlar ve bu işleri kendilerine yakıştırmıyorlar. 

Bu işin erkekler açısından ekonomik yanı da var. Gezilen beraber olunan kadına para veriyorsunuz ya da para harcıyorsunuz. Zaten kazancınız size yetmiyor. Bu nedenle parası olmayan zamparalık yapamaz. Ama işte gönül ferman dinlemiyor. Bütün acı sonuçlarına rağmen insanlar bu yola giriyorlar. Yaşlı ve çirkinseniz para veriyorsunuz hatta bu işi paranızın gücüyle yapıyorsunuz. Genç ve yakışıklıysanız belki size para veriyorlar. 

Adam karısını çocuklarını aç susuz bırakıp zevki için başka kadınlara gidiyor. Yani ailesini terk ediyor. Ev kira, çocuklar okuyor, zaten fakirler, üç beş çocuk bir kadın tek kocanın eline bakıyor. O da gidince kalakalıyorlar ortada. Dükkân açmış karısının üzerine yapmış. İflas etmiş, batırmış. Vergi borcu var. Bankadan kredi almış karısının adına. Çocuklar küçük, ya da okuyorlar. Üstelik ona buna yaptığı borçları da karısına bırakarak koca çekip gidiyor. Bazı kadınlar ihaneti hazmedemiyor boşanıyorlar. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kadın nafaka almıyor. Ya da alsa bile erkek vermiyor. Aile resmen ortada kalıyor. Kadın ve çocuklar ne yaparsa yapsınlar? Karısını, çoluğunu çocuğunu bırakıp giden, bir lokma için ona buna muhtaç eden bu şerefsizler birde “Çocuklarımın anasısın. Ailemizin adını taşıyorsun. Kapını kilitleyip namusluca evinde oturacak beni bekleyeceksin” diye bırakıp gittikleri ya da ayrıldıkları eşlerini tehdit ediyorlar. Tehditle de kalmıyor dövüyor öldürüyorlar. 

Peki, ülkemizde abartmasız 2 milyon aile bu dramı yaşarken devlet ne yapıyor? Bakın, yukarıda saydığımız nedenlerle kadın kocasından boşanıyor; daha doğrusu boşanmak zorunda kalıyor. Üç çocuğu var. Hepsi küçük olduğu için mahkeme anneye veriyor. Ev kira. Annenin işi yok. Bir de kocasının bıraktığı borçlar. Söyleyin bu kadın ne yapsın? Ya bu çocukları kadın sokaktan mı getirdi? Kocanın çocuğu değil mi bunlar? Devlet neden kocaya çocuklarına bakma mecburiyeti yüklemiyor? Sen üç tane çocuk yap, zavallı kadına bırak git. Mahkeme vermiş de kadın nafaka almamış. Ya da biz nafaka tespit ettik ama adam ödemiyormuş. Zorla ödeteceksin kardeşim! Ya şimdi söyleyin Alla aşkına ben nasıl bu devlete devletim deyim? Bu ülkenin vatandaşıyım diye nasıl gururla ortalarda gezeyim? Devlet para yardımı yapıyormuş(çocuk başı 195 lira), cehennemin dibine yapsın! Dağılmış bile olsa aile ve çocukların sorumlulukları eşler arasında paylaştırılmalıdır. 

Ve sen zampirik çapkın! Kanun yok, devlet yok. Adamın karısını yoldan çıkarıyorsun. Yakalayınca karısını öldürüyor, sen yola devam(Bu durumda hep kadınlar öldürülüyor; sanki kadın kendi kendini şey ediyor tövbe tövbe!) Sen şırfıntının koynuna gidiyorsun, evdeki karını balkondan baktırmıyorsun. Elin karılarına para yediriyor, evde karını çocuklarını aç bırakıyorsun. Sen üç yıl beş yıl onunla bununla gez karın evde namusuyla otursun öyle mi? Sen onun bununla gezeceksin ben sana sadık olacağım ha? Ulan şerefsiz, erkek namuslu olmak zorunda değil mi? Yanlış yunluş fetva vermesinler, yolarım o sakallıların sakalını valla! 

Beğenmiyorum de. İstemiyorum de. Defol git. Ama sorumluluğunu bil. Ben senin çocuklarına niye bakayım ulan? Adam çocukları üzerime atıp gidiyor ya. İşim yok, evim kira! Neyle bakayım bunlara ben ya? Bir de adıma dükkân açıp batırdı! Bankadan kredi aldı! Yığınla borç! Ya anam bacım napcağımı şaşırdım! Etimi mi satıyım, kendimi mi öldüreyim? Ne yapacağımı şaşırdım! Devlet adama hiçbir şey yapmıyor ya! Ayrılmış gitmiş; ne yapabilirmiş! Ne demek ya! Mahkeme nafaka bağlamış adam vermiyor. İşim yok. Altı ay kiram birikti. Çocuklar sadece benim mi? Kendi kendime mi doğurdum onları? Bu nasıl devlet, nasıl kanun? 

Altı ay beklerim. Döndün döndün. Dönmedin yeni birini bulurum. Köküne kıran mı girdi? Evlenirim, evlenmem, serbest yaşarım. Sen nasıl yapıyorsan ben de öyle yaparım. “Bunlar ailevi sorunlar. Kişilerin özel hayatına karışamayız…” Ne özel hayatı ya! Yırtık fistandan donum görünüyor sen daha özel hayat diyorsun! Erkekler nasıl gidiyorlarsa biz de gideriz. Onlara varsa bize de var. Onların namusuna bir şey olmuyorsa bizimkine neden oluyor? Sapı gümüşten mi tövbe tövbe! O giderse ertesi gün ben de giderim. Hatta ertesi günü bile beklemem. Boynuz moynuz umurumda değil; taktırmasın! Şerefsize bak ya. Boşandık, ayrıldık hala diyor ki çocuklarımın adına leke sürdürmem, başka bir erkekle görürsem kötü olur. Ayrılıyorsunuz, yine kurtulamıyorsunuz. Adam geleceğinize ipotek koymuş. Devletin kanunu var, askeri polisi var. Yakasından tutup gel bakalım, sen kimsin, demiyor! Ölüm korkusuyla yaşıyorum! Talibim var evlenemiyorum! Böyle devlet olmaz! Kurtar bizi Korkut ağabey! Senden başka çaremiz yok! 

Sevgili halkım! Bu yazımızda gönül işlerinin acı sonuçlarını yazdık. Devamı olacak 2. yazımızda ise doğru olup olmadığını işleyeceğiz. Sevgi ve saygılarımla! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benimse işim kârım okumak-yazmak; ama kitap okuyor, araştırma gerektiğinde dünyadaki belli başlı üniversitelerin Genel Ağ sayfalarına başvuruyorum. Zamansızlık diye bir sorunum var yani... Kafamda bitmiş ve sadece anafikirlerini yazdığım 10 kadar kitap projem var; ama daha altıncı kitabım olacak olan ilkini ancak yarılayabildim. O nedenle prensip kararı aldım, benim yazılarıma yorum yazanlarınkini okuyorum sadece, yoksa ömrüm blog okumakla geçerdi, ki çoğu bloglar hiç de ilgimi çekmiyorlar. İkinci bir dip not olsun istedim. Kolay gelsin. Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 24.07.2011 10:32
Cevap :
Bilineni tekrar eden,varolan düşüncelerin üzerinde zikzak yapan çalışmalar yazan için de okuyan için de zaman kaybıdır.Bir kitap değerli ve önemlidir ki o kitabı yazmak için birçok yayın okunmuş incelenmiş ama bu kitap yazılınca o yararlanılan kaynaklardan bir cümle bile o kitapta yer almamış.Yani yazarın kendi öz yaratımı.Bu kitaplar değerlidir.  24.07.2011 18:28
 

Kerim Bey,zevkle okudum,içtenliklerimle.

Şerife Mutlu 
 24.07.2011 10:21
Cevap :
Konu biraz mahrem ve hassas olduğu için pek ortaya konamıyor ama özellikle alt tabaka evli kadınlar bakımından ciddi mağduriyet var.  24.07.2011 18:24
 

"Bir yastıkta kocamak" devri biteli çok oldu diyorsunuz; bundan sonrası çok yastıkta veya yapayalnız kocamak devridir! Zamanın sizi haklı çıkaracağına yüzde 75 olasılıkla bahse girerim Kerim Bey. Diğer yazdıklarınıza yorumum olamaz. Bir sonraki analizlerinizi bekleyeceğim. Çok teşekkür ederim bu ufuk açan yazınız için. Üç gönül darbesi yemiş birine iyi geldi. Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 23.07.2011 19:00
Cevap :
Ya benim derdim de sizin ekonomik analizlerinize yeteri kadar zaman ayıramamak.Yazmaktan okumaya zaman bulamıyorum ki.Ben okumayı fazla sevmeyen biriyim.Kitap falan da okumam. Yeni bilgi,analiz,düşünce olursa... sizin yaklaşımlarınız gibi.Zaten dürüst de değilim. Kendime okuyucu toplamak için okuyorum.İnsanlar da etik olmayan niyetimi anlamış olmalılar ki on kişinin yazısını okuyorum içlerinden bir tanesi benim yazımı okuyor.Yani çok büyük haksızlık var. Belediye çöpçülerine yardım etsem daha fazla okur toplardım. İnsanlar benim üçkağıtçı olduğumu anlamışlar, yazılarım güzel bile olsa okumuyorlar. Kendim yazıp kendim okuyorum,okunma sayısının yarısı bana ait hahahahahaha!  23.07.2011 20:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4781
Toplam yorum
: 12840
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster