Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '16

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
362
 

Ne ben eski ben, ne sen eski sen.......

Ne ben eski ben, ne sen eski sen.......
 

 Dün gece Burcu ile Pensacola şehir merkezinde bir konsere gittik.Davtown diyorlar şehir merkezine. Çok seviyorum orayı. Kafeleri, restoranları binaları ile enteresan bir yer.

 Konser Pensacola Senfoninin nefesli sazlarından üçünün katıldığı bir trio konserdi. Flüt, obua,fagottan oluşan trio Galerinin içinde bulunan resim sergisinin remasına uygun seçilmiş harika eserlerle seçkin dinleyicileri büyüledi adeta. Konserin yapıldığı Art el Gallery  büyük ve görkemli bir binada. Binanın girişinde kaldırımda cam korunak içersinde büyük bir saat ve bir takım nesneler var. Akşam karanlığında iyi inceleyemedim. Bir gün aydınlıkta gidip bakmak gerek.

 Konser çok güzeldi dedim.Konserde bir an kendimi yıllar öncesi Paris günlerimizde buldum. Gözlerimi kapattım ve o günleri hayal ettim. Burcu daha küçük.14, 15 yaşlarında, Paris'te ilk yıllarımız. Böyle klasik müzik konserlerine sık sık giderdik.Çok konser imkanı vardı o şehirde. Bir küçük kitapcık alırdık gazeteciden. Her günkü konserleri yazardı. Okulun girişindeki masada da bir sürü konser ilanı olurdu. Bize sadece seçmek ve gitmek düşerdi.

 Klasik müzik konserlerinin insanı onore eden çok seçkin bir havası oluyor. O harika müziği dinlerken başka bir aleme geçiyor insan. Dün gece de onu hisettim yıllar sonra.

 Bir farkla ne ben eski bendim, ne de Burcu eski Burcuydu. Ben yaşlanmış, ağrıyan vucüdümle 20 yıl öncesinin beni değildim. Burcu da büyümüş, okullar bitirmiş ve anne olmuştu.Buna rağmen kalbimiz  ve beynimiz sanki 20 yıl öncesini yaşar gibiydi.

 Konser sonunda bir arkadaşımızla sahilde mehtabın altında şarabımızı yudumlar, sohbetimizi ederken de aynen Paris konserlerimiz sonunda yaptığımız kafe seansları geldi aklıma. O zamanlar da konser sonunda toplanıp kafeye gider, şarabımızı içerken konseri konuşurduk.

  Bir az evvel eşim bana bir çay getirdi, yazı yazarken içmem için. Ne tuhaf çay da sanki Paris'teki  küçük stüdyomuzda pencere kenarındaki koltuğa oturup yudumladığım çay gibi kokuyor.,

 Neden herşey bana 20 yıl önceki günlerimi anımsatıyor anlamıyorum. Çok mu özledim geçmişi, yoksa bir süre sonra olacak ayrılığın acısı mı çökmeye başladı yüreğime.

 Evet ne ben eski ben , ne yaşam eski yaşam,ama kalbim eski kalp. Aynı dugularla dolu bir kalp.

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rahmetli dedem anneme küçükken "Beden yaşlanıyor ama ruh hep genç kalıyor kızım." dermiş biraz acı gülümseyerek. Ruh zamandan bağımsız, ölümsüz. Konser tadında nice sağlıklı, mutlu günler dileklerimle.

Güz Özlemi 
 20.08.2016 8:36
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkürler.Size de müzik dolu günler dilerim.Hep neşeli şarkılar çalsın yaşamınızda.Sevgi ve saygılarımla  20.08.2016 17:50
 

Klasik müzik sevgim 13 yaşımda başladı, çok sesli müziği seviyorum. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 19.08.2016 20:30
Cevap :
Sayın Şahin Bey, size müzik dolu bir yaşam dilerim. Hep neşeli şarkılar çalsın günlerinizde. Saygılarımla  20.08.2016 17:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster