Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1041
 

Yıldırım Aktuna, nur içinde yat!

Yıldırım Aktuna, nur içinde yat!
 

Ölenin arkasından ağlamayı sevmem. Ülkemiz genelinde, insanlara sağlıklarında değer verilmediğini düşünürüm. Öldüklerinde ağlamak niye? Bir de, Allah'a isyan etmek gibi gelir bana, ölen bir kimse için ağlayınca.
Tüm bu düşüncelerime rağmen, ölümüne ağladığım bazı insanlar var tabii.

Mesela rahmetli Turgut ÖZAL öldüğünde, Münihteki ikâmetgâhımda kahvaltı ediyordum. TV'den ölüm haberini duyar duymaz elimdeki çay bardağını fırlatıp, kadere küfrederek ağlamaya başladım. Çok severdim onu. Münih'de birkaç saatlik bir beraberliğimiz olmuş ve zekasına da hayran olmuştum.

Yıldırım AKTUNA da arkasından ağladığım nadir rahmetllerden biridir. Onunla 2-3 günlük bir arkadaşlığımız olmuştu Münih'te. Beraber yemek yedik, sohbetler ettik ve çok çabuk kaynaştık.

1980'li yıların başlarıydı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesi Başhekimi olduktan sonra, o sıralarda çok rezil bir vaziyette olduğunu basından öğrendiğimiz bu hastahanenin rehabilitasyonu için her şeyi yaparak modern bir hastahane durumuna getirmişti.

Bu arada Ankara'dan yeteri kadar maddi destek alamayınca Almanya'ya gelmiş, hastahane için gurbette yaşayan vatandaşlarımızdan yardım toplamıştı. O sıralarda Türk Videoculuğu'nun kurucusu olarak, Almanya'da oldukça popüler bir Türk'tüm. Gazeteci arkadaşım İrfan Sezer, hem tanıştırmak hem de yardım talebine cevap vermek için. Bana getirmişti rahmetli Yıldırım AKTUNA'yı.

''- Mustafa Bey hastahanemize 10 bin DM yardım ederseniz, koğuşlardan birinin adını MUSTAFA MUMCU KOĞUŞU yaparız'' dedi.

O sıralarda yüklü bir film anlaşması parası ödemem gerektiği için o hafta fazla nakit param yoktu. Kendisine,

''- Akıl hastahanesinde de meşhur olursam fazla gelir bana. Ama sizi Tahir abimle tanıştırayım, o bu konulara değer verir.'' dedim.

Çıktık dışarı, bizim binanın yanındaydı Tahir abinin export dükkanı. Bir gaz verdim abime, Yıldırım Bey'in elindeydi 10 bin DM anında. İşi hallettik hemen. Şu anda koğuşun biri Tahir abimin ismini taşıyor mu, ismin üzerini boyadılar mı bilemem.

Çok sevimli bir insandı rahmetli Yıldırım Bey. Çooook...
Gerçekten 3 gün sonra Münih'ten ayrılırken de gözlerim yaşarmıştı, şimdi bunları yazarken de yaşardı.
Hepimiz, eninde sonunda ölümün pençesinden kurtulamıyoruz.

Başhekim de olsak, sonradan Bakırköy Belediye Başkanı ve Sağlık Bakanı da olsak, kurtulamıyoruz ölümün pençesinden. Ama yapılan iyi icraatler hep akılda kalıyor. Bu sebepten de eser bırakmadan ölmemeliyiz.
En azından arkamızda güzel sözler söyleyecek insanlar bırakmalıyız. Bu da sağlığımızdaki davranışlarımızla birebir bağlantılı.

Rahmetli Yıldırım Aktuna, hem Bakırköy Hastahanesi Başhekimi iken çok başarılı idi, hem Bakırköy Belediye Başkanı iken.
Sağlık Bakanı olduğunda da çok başarılı çalışmaları oldu.
77 yaşında hayata gözlerini yumdu. Allah Rahmet Eylesin! CENNET mekânı olsun, nur içinde yatsın. Ülkesine çok faydalı bir insandı.

Kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için, Milliyet Gazetemizden alıntı yaptığım haberi de aşağıya alıyorum. Okuyarak rahmetli Yıldırım Bey'i daha fazla tanıyabilirsiniz.


30. 09. 2007'de MİLLİYET Gazetesi'nde çıkan konuyla ilgili haber:

Yıldırım Aktuna vefat etti

İstanbul'da vefat eden eski bakanlardan Dr. Yıldırım Aktuna, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliği görevinde de bulunmuş ve halkın ruh sağlığı alanında bilinçlendirilmesine yönelik önemli çalışmalara imza atmıştı.

İstanbul'da 1930 yılında doğan Yıldırım Aktuna, İzmir Karşıyaka Lisesi'ni 1948'de bitirdikten sonra aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki öğrenimini askeri öğrenci olarak tamamlayarak, 1954 yılında tabip teğmen rütbesiyle mezun oldu.

İlk kıta hizmetini 66. Tümen 26. Piyade Alayı Baştabibi ve Sıhhiye Bölük Komutanı olarak yapan Aktuna, Ankara Ordu Dil Okulu'nda 1 yıl İngilizce öğrenimi gördü.
Aktuna, 1958-1959 yılları arasında ABD'ye giderek, San Antonio'daki Brook Army Hastanesi'nde genel sağlık konularında eğitim yaptı.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde 1959 yılında nöropsikiyatri ihtisasına başlayan ve 1962 yılında bu dalın uzmanı olan Aktuna, Silahlı Kuvvetler'in çeşitli kademelerinde ve yurdun çeşitli yörelerinde hekimlik görevini sürdürdü.
Aktuna, 1967-1969 yıllarında Afganistan'daki Kabil Askeri Hastanesi'nde 2 yıl öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Kendi isteğiyle 1970 yılında yarbay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekliye ayrılan Aktuna, Sağlık Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak, Şişli Etfal Hastanesi Nöroloji Kliniği'ne önce şef muavini, ardından da klinik şefi oldu.

Aktuna, 1972-1973 yılları arasında Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği'nde 1 yıl süreyle nörolojideki gelişmelerle ilgili incelemeler ve EEG üzerinde ileri çalışmalar yaptı.

BAŞHEKİMLİK DÖNEMİ

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliği'ne ve aynı hastanenin nöroloji kliniği şefliğine 28 Kasım 1979'da atanan Aktuna, bundan sonraki mesaisini, hastanenin çağdaş duruma getirilmesine, halkın ruh sağlığı alanında bilinçlendirilmesine ve çağdaş bir ruh sağlığı politikası oluşturulmasına katkıda bulunmaya yöneltti.

Aktuna, 1983 yılında hastane bünyesinde, Türkiye'de ilk olan "Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi"ni kurdu.

Uyuşturucu tehlikesini önleme konusunda gösterdiği çabalardan dolayı 1986 yılında Türkiye Halk Sağlığı Derneği Hizmet Ödülü'nü kazanan Aktuna, 14 Mart 1987'de Türk tıbbına yaptığı hizmetlerden ötürü İstanbul Tabip Odası Hizmet Ödülü ile İstanbul Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğü Üstün Hizmet Ödülü'ne, ayrıca İstanbul Valiliği Başarı ve Hizmet Takdirnamesi'ne layık görüldü.

Aktuna, 1973-1987 tarihleri arasında bilimsel ve sosyal içerikli sayısız panel, seminer, kongre ve toplantıya katılarak, halk sağlığıyla ilgili konferanslar verdi.

Aktuna, 30 Aralık 1988'de görevinden ayrılarak SHP'ye girdi ve 26 Mart 1989'da Bakırköy Belediye Başkanı seçildi.
2.5 yıl süren Bakırköy Belediye Başkanlığı'ndan sonra 27 Ağustos 1991'de görevinden ayrılarak DYP'ye katılan Aktuna, 20 Ekim seçimlerinde 1. bölgeden İstanbul Milletvekili seçildi.

49. hükümette Sağlık Bakanı olarak görev alan Aktuna, bakanlığı döneminde sağlık reformu çerçevesinde 1. ve 2. Ulusal Sağlık Kurultaylarını topladı.

Sağlık Reformu Programı'nı hazırlayarak TBMM'ye sunan Aktuna, yine bakanlığı döneminde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne aktif desteğini sürdürdü, Bakırköy İnme, Araştırma ve Tedavi Merkezi projesinin yaşama geçmesi için maddi ve manevi destek sağladı.

50. hükümette Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev yapan Aktuna, 7 Mart 1996'da 53. hükümetin Sağlık Bakanı olarak atandı ve 54. hükümette de aynı görevi sürdürdü.
Mensubu bulunduğu DYP'den 30 Mayıs 1996'da ayrılan Aktuna, yasama görevine kısa bir süre İstanbul Bağımsız Milletvekili olarak devam etti.

Aktuna, 1 Temmuz 1997'de Demokrat Türkiye Partisi'ne katılarak genel başkan yardımcılığına getirildi.
55. hükümette de Devlet Bakanı olarak görev alan Aktuna, 24 Kasım 2001'de yeniden DYP'ye döndü.
Liberal Demokrat Parti'ye 2003 yılında katılan Aktuna, bu partide de genel başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Mustafa Mumcu, 30. 09. 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Bey daha önceki yorumumda "takdir" sözcügünü "taktir" diye yazmisim. Tamamen farkli anlamlari olan iki sözcük bunlar... Burada arkadaslarin yazilarinda nokta ve virgülden sonra bosluk birakilmadigini fark ettiginizde ikaz ederken, benim koskoca hatami "görmedim" derseniz inandirici olmaz. Hani siz burada Yazim  polisiydiniz... :) Yoksa yildiniz, vaz mi gectiniz? Gerci sizinde arada sirada hatalariniz gözüme carpiyor :) ama sanirim klavyede parmak sürcmesinden olabiliyordur... Ben bakmadan, on- parmakla yazdigim icin olabiliyor. Fark ettiklerimi düzeltiyorum. Bunun disinda her ne kadar dikkat etsemde gramer hatalarim kacinilmaz diye itiraf edebilirim. Sevgi ve selamlarimla. 

mine objektif 
 01.10.2007 11:21
Cevap :
Sevgili Mine Hanım, esprili, güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Ben yazım polisiymişim de farkında değilim. Ne üniformam var, ne de maaş veriyorlar. Nasıl oluyor bu? Siz takdir kelimesini taktir diye yazınca bir şeyler damıttığınızı zannetmiştim. İstediğimiz kadar dikkat edelim klavye hataları, gözümüzden kaçan hatalar oluyor. Ama noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakmadan yazmak bence hata değil, Türkçe'ye saygısızlık. Ayrıca herkesi eleştirdiğimi ima ediyorsanız, bana karşı haksızlık olmuyor mu? Ara sıra dayanamıyorum. Bizim ülkemizin insanları zaten her şeyi biliyorlar. Onların öğrenmeye ihtiyaçları yok ki. Birisi ''Benim imlâm iyi değil, ama yazacağım, hem de imlâ hataları yaparak.'' diyor. Mesleğinin öğretmenlik olduğunu belirten diğeri de ''Oh maşallah tosunuma! Yazacaksınız tabii. Zaten bu yazınızda da sadece iki tane yazım yanlışı tespit ettim, yazın. Siz etrafa kulak vermeyin!'' diyor. Zihniyet bu. Bu zihniyetle uğraşamam. Saygı ve sevgiler.  01.10.2007 14:20
 

Politikayı kişisel çıkarlarına bulaştırmadan yapan düzgün yapan bir insandı. Birebir yaşadığınız örnekte bunun en büyük kanıtlarından birisi her halde. Yoksa şimdi ihale peşinden koşup rant sağlamaya çalışan idarecilerden değildi kendisi. Mekanı cennet olsun.

kartal0634 
 01.10.2007 10:20
Cevap :
Sevgili eagle0634, genelde ölenin arkasından lâf olsun diye güzel şeyler söylenir. Ama rahmetli Yıldırım AKTUNA, benim bildiğim, tanıdığım kadarıyla çok değerli bir şahsiyetti. Sağlığında da her vesileyle kendisi göklere çıkarıldı, çalışmaları methedildi. Ben arkasından söyleyecek bir kötü söz bulamam. Allah rahmet eylesin!  01.10.2007 14:37
 

Nur icinde yatsin. Uzakta olmanin dezavantajlarindan biriydi birden hatirlayamamak. Yazinizda Yildirim Aktuna ismini okuyunca hemen hatirlayamadim ama geride biraktigi eserlerden söz ettiginizde ilk aklima gelen Bakirköy Hastanesinde yaptigi yenilikler aklima geldi. Ve "nihayet insan insan gibi muamele edebilen cok degerli bir insan..." diye kendisinine duydugum hayranligimi ve taktir duygularimi animsadim. Modern cok degerli örnek bir insan olduguna inanmis ve cok sevmistim. kendisini. Istanbul Belediye Baskani secilecegi ile ilgili politik durumlari tv den izlerken onun hakkindaki düsünce ve duygularimi da animsadim. Bize hediye edilen sinirli yasami yasanasi yapmak zor olmamali. Insanlik, dostluk ve baris adina az veya cok birseyler yapip, birakabilenleri rahmetle aniyorum. Sevgi ve selamlarimla.

mine objektif 
 30.09.2007 23:56
Cevap :
Sevgili Mine Hanım, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Rahmetli Yıldırım Aktuna hakkında yazdığınız güzel şeylere aynen katılıyorum. Çok değerli bir Türk'tü. Nur içinde yatsın!  01.10.2007 0:25
 

Yıldırım Aktuna hem bu dünyaya hem de yaşadığı topluma kendisini sorumlu hisseden birisiydi.Ve gazetelerden okuduğum kadarıyla da renkli bir kişiliği vardı. Başarılarıyla kendisini kanıtlamıştı. Ne mutlu ona. Yaşamını iyi ve doğru işlerle doldurdu ve onu güzel anılarıyla hatırlayacak dostlar bıraktı geride.

tijence 
 30.09.2007 23:35
Cevap :
Sevgili Tijhal yorumunuz ve başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. gerçekten topluma faydalı olmak için çırpınan bir insandı. ben kendisini tanıdığımda da aslan gibi ve yakışıklı biriydi, daha sonraları da. Yanılmıyorsam ayrıldığı eşi de tiyatro sanatçısıydı. Ajda Pekkan'ın bile kalbini fethetti. Yaşamasını bilmeyen insanlar, toplumun diğer fertlerinin iyi yaşamaları için ne yapabilirler ki? Buyrun şu anki yöneticilerimizin çoğunun durumu meydanda. Kendi taraftarları çoğalsın diye imam nikâhını teşvik ediyorlar, nüfus plânlamasını uygulamıyorlar. Vatandaş çocuk yapacak da bunlara oy atacak. Tinerciler, kapkaççılar, hırsızlar, soysuzlar çoğalacakmış, umursamıyorlar. NUR İÇİNDE YATSIN RAHMETLİ YILDIRIM BEY.  01.10.2007 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3031
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster