Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
118
 

Ne yani ben şimdi tatil mi yaptım Allah aşkına -1

Ne yani ben şimdi tatil mi yaptım Allah aşkına -1
 

Eşinin rahatsızlığı ve uzun süren nekahat döneminde rölantiye alınmış yaşamını biraz olsun hareketlendirmeye izin vermeyen asık yüzlü, gözü yaşlı bulutlara nazire edecesine bu yıl ki hıdırellezi babadan kalma bağ evinde geçirmek üzere Mayıs ayının ilk haftasında yapacağı ve şimdiye kadar yapamadığı tüm izinleri alan Şevval' den uzun zamandir haber alamıyordum. Ekarte ve piket partilerinin yapıldığı ılık, gölgeli saatlerde ortaklığından , dostluğundan vazgeçemediğim Şevval sık sık aklıma düşüyor, yaşama telaşıyla dört elle sarıldığımız iş yoğunluğundan epeydir arayamıyordum. Gerçi beş altı kez aramış ulaşamamıştım, gönderdiğim iletileri de cevapsız bırakmıştı hayırsız...


Acayıp tabiatlı bir kızdı Şevval. Haksızlıklar ve olumsuzluklar karşısında aniden bastıran yaz yağmuru gibi önce yüzü bulutlanır, sert esen rüzgarlar gibi dellenir, çakan şimşeklerle elektriklenen ortamda sesi iyice çatallaşır, son söyleyeceğini ilk önce söyleyerek konuşmalara mim koyardı. Sonrada güneşi duvaklayan bulutların birdenbire çekilivermesiyle oluşan tayfın sıcacık renkleri gibi dingin bir ruh haline bürünürdü. İçine atmadığı sıkıntılar, kafasına takmadığı düşünceler beynini ve ruhunu kemirmediği için bitmek bilmeyen enerjisi ve neşesiyle dergi çalışanlarının gözbebeğiydi sevgili editörümüz, Şevval' imiz...


Körüklenen merakıma yenik düşerek, yorgun bir el darbesiyle numarasını tuşladım. Uzun uzun çalan telefonu tam kapatmak üzereydim ki muhabbet dolu bir sesle yanıt veren Şevval' e nihayet ulaştım.

'' Canım merhaba ben Eda ben nasılsın, beyefendi, çocuklar nasıllar ? Beni nasıl habersiz bırakırsın vefasız arkadaşım benim '' diyerek sitem dolu kelimelerimi arka arkaya sıraladım.


'' Şekerim hepimiz iyiyiz bağdan düze indik şükür. Biliyorsun al birini vur ötekine reklamlarına kanıp numaramızı başka operatöre taşımıştık . Hay elimiz kırılsaydı da taşımasaydık, meğer her yerden çekmiyormuş meret o yüzden kimseyle bağlantı kuramadık. Ayrıca aç kapa...Aç kapa hani eskiden bir armatür reklamı vardı ya o hesap yoruldum çok... Ben şimdi tatil mi yaptım Allah aşkına ?

'' Nasıl yani , neyi açıp kapattın anlayamadım bilmece gibi konuşuyorsun Şevval' ciğim anlaşılan uzun tatil alışkın olmadığım için allerji yapıp sana hiç yaramamış'' .

'' Tatil mi, eziyet mi ? bende anlayamadım Eda' cığım tövbe bir daha...

'' Canikom şunu bir daha baştan anlatsana nedir seni bu kadar yoran?


'' Bedava dakikalarını bitirecek kadar uzun anlatacaklarım onu peşin peşin söyleyeyimde ''

'' Tatlım senden kıymetli mi bak şimdi meraklandım hadi anlat dinliyorum seni ''

 

'' Biliyorsun Hayri' nin doktorun temiz hava bol gıda seni kendine getirir demişti ya bu yüzden yedi, sekiz yıldır adım atmadığımız bağ evine gidelim diyerek yola düzüldük önce. Önceden haber verdiğimiz için evi birazcık temizleyip, ısıtmışlar. Benim titizliğim meşhurdur bilirsin evin her tarafını şartlayacağım diye canım çıktı bir hafta zaten kalacağım bir ay. Yorgunluğum daha Ankara' dan çıkmadan önce başlamıştı bak unuttum bunu söylemeyi. Bavulları yap, arkaya çamaşır, bulaşık, çöp bırakma...Buzdolabını boşalt sil yastık çarşaf battaniye hırka mont kitap dergi al. Derken yorgun argın düştük yola. Mola vere vere nihayet ulaştık bağ evine. Odundu, çıraydı, sobaydı, elde yıkanan bulaşıktı, çamaşırdı ayrıca da Hayri' nin itinayla hazırladığım yemeğiydi derken yani adına TATİL dedikleri insanın kamburunu çıkartarak kocatan koskoca bir ay geçiverdi. Hayda şimdi de dönüş zamanı daha öbürünün yorgunluğunu üzerimden atamadan yine aynı terane...Kapattığım ikinci evden nihayet ayrılıp yukarılardan süzülüp gelen kartallar gibi döne döne, kıvrıla kıvrıla yolları katedip nihayet yazlığa ulaştık.Bir kaç yazdır gidemiyorduk tatil köyüne malum. Daha bahçeye adım atmadan sıkıldı canımız. Hizmetlerinin karşılığını her ay başında hesabına yatırdığımız sevgili bahçıvanımız ne gülleri budamış, ne de ağaçları. Hele o çimlerin mısır püskülü gibi uzamış cansız, cılız fidan boylarının perişan görüntüsü. Diğer bahçelerde çalışırken gördü geldiğimizi. Süklüm püklüm suç üstü halleriyle, birbirine eklemlediği maazeretleri açıklarken görecektin güler misin ağlar mısın? ? Bu çocuk eskiden böyle değildi gözü açılmış, belli ki işi kaytarmayı öğrenmiş''...

Devam edecek...

 


 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 299
Kayıt tarihi
: 25.11.11
 
 

Öğretmenin, öğrenmenin yaşı yoktur felsefesine inanan öğretmenim. Yıllarca okuyarak belleğimde ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster