Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
115
 

Ne yapacaksın okuduğun Kitabın yazarıyla tanışıp allasen !

Az önce oturmuş, hatta uzun oturmuş diyelim satır satır kitabımı okuyordum. Çok sevdiğim yazarın son kitabı. Hayatımda ilk ikinci kez okuduğum kitabın yazarı. Çok uzun süredir arkadaşız onunla. O yazdı ben okudum. Hatta kitaplardan uzaklaşsam da onunkileri hep takip etmeye çalıştım. Galiba o popüler oldu ve ben de ondan uzaklaşıyordum.

Düşündüm. İnsan neden okuduğu kitabın yazarıyla tanışmak istesin ki. O yazar da neden kendini anlatsın, reklam yapsın, tanınsın… Nerde kalacak onun o ruhani dünyası. Ne olacak biz onu ete kemiğe büründürüp de normal biri haline getirirsek. Bir sürü soru sordum değil mi? Tamam artık sormayacağım.

Yazarlık, sanatçılık bunlar içsel yaşanan, dünyalarına saygı duyulması gereken tavırlar. Bakın onları meslek diyerek bile kategoriye sokmak istemiyorum. Elbette her emeğin karşılığı olacaktır bu da belki onları meslek sınıfına girmeye zorluyor. Bana kalırsa bu da her şeyi mahvediyor. Yazar belki artık biraz daha çok sayfa yazmanın, kitabını daha pahalıya satabilmenin, daha çok reklam geliri elde etmenin hayaline dalıyor. Bu da sanatı baltalıyor.

Okuduğum yazarda bunu hissettim. Artık “ben oldum” demiş. Ne yazsam okuyacaklar, yarım bile bıraksa tam kitap parası verecek demiş. Zaten tanıtım ve imza günleri arasında geçirdiği zamanı kaleme almış. Kendimi kötü hissettim. Yazara olan hesapsız sadakatim yerini şüpheye bıraktı. Bir dahaki kitabında gerçekten o içsel çekimi hissetmeliyim. Koştur koştur almayacağım anlayacağınız.

Kendi kendime bu tripleri yaşarken, şunu düşündüm. Bir okur neden yazarla tanışmak ister? Galiba kitabı okurken kesin yazar şunu düşündü ondan yazdı diyoruz. Sonra da gidip bu fikrimizi onaylatmak istiyoruz. Bir televizyon röportajında Orhan Pamuk, bir okurunun ona gelip “tüm kitaplarını okudum, seni çok iyi tanıyorum” dediğinden bahsetmişti. Galiba kendimizi başka yerlere savuruyoruz kitap okurken. Evet, yazar biraz içini boşaltmak için yazar kitabını. Öyle rahatlamak için yazar. Fakat bizim yazarın zaaflarını anlamak, çözmek gibi bir derdimiz olmamalı. Okur olarak görevimiz ya da yapmamız gereken bu değil çünkü. Biz okuruz eserini, takdir eder veya beğenmeyiz.

Biz yazarı tanımak istediğimizde, ona yaklaşmaya çalıştığımızda, yazarı normal insanlar gibi düşünmeye, daha da farklı bir şekilde ticari düşünmeye itiyormuşuz gibi geliyor. Yazar önceden bir kitap yazarken yılda, iki tane yazıyor. Elit bir okur kitlesi ararken, herkesin okuyacağı, daha basit eserler ortaya çıkarmaya başlıyor.

Uzatmayayım lafı. Belki anlatabildim belki de anlatamadım. Rahat bırakın yazarları. Onlar yazsınlar siz okuyun. Talep etmeyin imza günleri. Girmeyin kuyruklara kitaplarınızı imzalatmak için. Bozmayın yazarların dengelerini. İçlerine popüler olma kaygısı salmayın. Göreceksiniz kalite artacak. Yazarlık çabuk para kazanma “mesleği” olmayacak. Ben yazar olunca gelmem imza günlerine, baştan söyleyeyim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yeni mezun bir maden mühendisiyim. Yükseklisans yapıyorum. Bunun yanında, kalkınma antropolojisi, ci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster