Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
578
 

Neo-Metafizik’in Neo-Sinema’ya Aktarılmasının Neo-Tao’ları

Metafizik hep vardı, çünkü hala var; yani, insan henüz metafiziği aşamadı ya da bilgisinin tümünü fizik kılamadı.

Metafizik 2.500 yıl önce tanımlanmıştı. Aristo’nun metafiziki içkin ve analiktiktir, Lao Tzu’nun metafiziki aşkın ve sentetiktir.

Bu diya-diyalektikler, şimdi ve burada aşağı yukarı hala aynı momentte.

Böylelikle, sinemaya da böyle aktarılmasını umuyoruz ama öyle olmadı, çünkü arada geçen sürede Aquinolu Thomas Hristiyanlık için Aristo’yu, Gazzali ve İbn-i Sina İslam için Aristo’yu, İbn-i Arabi ise İslam için Lao Tzu’yu yeniden ve aşırı yorumladı.

Böylelikle, resmi ateist SSCB’de Tarkovski hristiyan metafiziği sinemada boy gösterebildi. Bildiğimiz kadarıyla, İslam için başarılı metafizik bir örnek yok. Taoizm yolunda ise, 5. kuşak Çinli yönetmenler tarafından çok sayıda başarılı filmler verildi.

Bu momentlerin önüne, 2000’lerde siberuzaycılık, robotçuluk, siborgculuk, ölümsüzlükçülük, yapay zekacılık, bilgisayarcılık, GDO (genetiği değiştirilmiş organizmalar, genetik manipülasyon) girdi.

Bunların hepsi, 1. Sanayileşme için tümüyle, 2. Sanayileşme için kısmen makro-makro metafizik vektördü.

Örnekleyelim:

Gibson’un siberuzay metafiziği, henüz sinemaya aktarılamadı (‘Johnny Mnemonic’ çok başarısız bir denemeydi) ama onu aynı alanda çok çok aşan ‘Ghost in the Shell 1-2’ örnekleri elimizde var.

Robotçuluk metafiziği yanlış tanımlı: Bilimkurgu romanlarda ve filmlerde robotlar hep insan olmak ister. İnsanların insan olmaktan kaçtığı koşullarda, bu çok absürd bir tanımlama kalıyor. Yani, ‘I, Robot’ geçersiz.

Siborgculuk da, robotçuluk gibi. Beyin kortekslerinin yapıldığı, felçlilere ekzo-iskeletlerin üretildiği, yaşamın yapay organlarla en az 50 yıl daha uzatılabildiği bir dönemde, siborgculuğun Haraway yorumu zavallı kaçıyor.

Asıl konu ölümsüzlük: Bu en az 10 yıldır mümkün. Gerekli bir adım olan insan klonlamanın 9 yıl önce 9 başarılı örnek verdiği, 2009’da açıklandı. Yasaktı, papa ve BM hala yasaklıyor ama yapıldı, kimse de yapanı cezalandıramadı. Kafa nakli için de öyle: 3 kere denendiği belirtildi ama insan klonlamadan daha zor bir operasyon olduğu için başarılma oranı hala sıfır olabilir (sonuçta başarısız klonlar zaten çöpe gidiyor). Ancak o da ergeç yapılacak. ‘Zardoz’ ölümsüzlük konusunun tümüyle yanlış ele alındığı bir örnek.

Yapay zeka, antropomorfik bir metafizik ile ele alınıyor. Oysa burada, ‘evren’ ve ‘gökada’ sözcüklerinin ‘morfem, fonem ve semantem oransızlıkları gibi bir durum sözkonusu: Bilgi birebir sayılamaz ve bazı nitelikler nicelleştirilemeyebilir. O nedenle ‘AI’ ancak bir ‘Republic’ filmi olabiliyor.

Bilgisayar tek konu olarak, nedense tam da antropomorfik metafizik yolunda ilerledi. Gerçekten insanların yerini birçok konuda bilgisayarlar aldı ve onu öteledi. 20. Yüzyıl’ın başında bu Frankenstein sayılırdı ama 21. Yüzyıl’ın başında herkes terabaytın devamını merakla bekliyor durumda. İnsandan daha zeki bilgisayarlar, tıpkı robotlar gibi insan olmakla ilgili olmayacak. O nedenle, ‘Colosssus’ da uygunsuz bir örnek durumunda.

İnsan genomunun tamamlanması umulan patırtıyı çıkarmadı. Yanki pragmatizmi nedeniyle, bitkilerin verimini üssel arttırmak, enerji krizi olan bir çağda, oluşabilecek muhalefetleri sindirdi.

Sinemaya bakınca tüm bunların metafiziği, var olanın ötesi varlıktan çok, mistik bir agnostizmde ele alınıyor ama bilim tüm bilinmezleri inadına inadına bilinir kılıyor. Düşünün ki ‘Face Off’ yapıldığında bir tek bilimci ‘olabilir’ demedi, ‘olamaz’ diyen çok çıktı ama sonraki 10 yılda birçok kısmi ve tam yüz nakilleri yapıldı.

Metafizik, hem Aristo’da, hem Lao Tzu’da, farklı anlamlarda da olsa, bir eksodus’tur, bir tao’dur, yani açmazlara ve duvarlara karşı bir panzehir olan bir yoldur.

Metafizik bugün, özellikle Kuantum Fiziği ve Görelik Kuramı’nın (bilimsel / fiziksel) kurgusal açmazına (Einstein-Planck-Heisenberg trilemmasına) karşı, Gamow’in deyimiyle 1’den 5’e gitmek için 3’ten geçmek gerekmeyen bir yoldur.

Hele hele ‘Death Note’ gibi, bilimkurgu-fantazyla sentezi / praksisi içeren alttürlerde metafizik henüz sorulmamış sorulara bile yanıt vermiş durumdadır. Üstelik ironik biçimde, filmin çizgiroman, çizgifilm ve film versiyonlarında birden çok biçimde...

Sinema, doğrusal olmayan zamanları fiziğin yerine tasarlayabildiği gibi, ilahiyatçıların tasarlayabileceği neo-menaviyat / neo-aksiyoloji tasarımı konusunda da çok başarılı. Nedeni şunlar: Çok çeşit var, çok hız var, yaratıcılık denetimi en az sinemada var (eskiden öyle değildi, Holywood faşizmi hala hatırlarda), tuhaf bir biçimde 20. Yüzyıl’ın başında modern resimde olduğu gibi, 21. Yüzyıl’ın başında da neo-sinemada inanılmaz avangard akımlar üretilebiliyor.

Daha tasarlanmamış yol çok. Örneği Leo Carax, ‘Kötü Kan’ ile muazzam bir çıkış yapmıştı ama devamını getiremedi. Her yerel kültürün o kültürdeki yaratıcı üzerinde epeyi sınırlayıcılığı var. Örneğin animeler bile yaratıcılık gerilemesi göstermeye başladı bile.

Sorun değil, bayrağı başkaları devralır veya bayrak yerlerde sürünür. Hiç önemi yok: Gelecek hep gelir ve uzun sürer...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 509
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster