Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
21
 

Nereden başlasam acaba!

Kevin Carter’ a Pulitzer ödülünü kazandıran, 1994 Sudan’ da çekilmiş fotoğraf gözlerimin önünde; akbaba ve onun önünde açlıktan yürümeye mecali olmayan bir çocuk… İnanın, şu an yazarken bile dişlerim birbirine kenetlenmiş durumda. Nasıl yaşayacağımı bazen bilemiyorum! Ölümün, şiddetin, acının, çaresizliğin hissettirdiği duygular karşısında çok güçsüzüm.

Açlık karşısında ise; acayip bir korku hissediyorum. Hiç aç kalmadığım halde, nasıl bu duyguyu ta yüreğimin derininde bu kadar net hissedebiliyorum, hayret bir şey! Belki de atalarımdan kalan bir miras… Çünkü karne ile ekmek alan bir neslin devamıyım ben. Anneannem masadaki kırıkları bile eliyle toplayıp ağzına atan bir insandı, ziyan olmasın diye.

Ziyan olmasın diye, bugün midemi çöp tenekesi olarak kullandığımı hissedebiliyorum korkumun en uç örneği olarak. Ne yazık ki, korkularım yaşamımı yönetilemez hale getiriyor çoğu zaman. İşte dengeye gelmek burada gerekiyor bence. Dünyadaki aç canlıları düşünerek, “ziyan etmeden “ tüketmek; fakat “ziyan etmeyeceğim “ diye de kendi sağlığıma zarar vermemek. En azından kendi adıma şunu yapabiliyorum artık; dışarıda paket yapılabilecek şeyler yemeye özen gösteriyorum ve yiyemediğim zaman kalanın paket yapılması için bunu görevliye söyleyebiliyorum. Kendim yiyemesem bile hayvanlarımıza veriyorum.

Hayvanlarımız deyince; son günlerde yaşadığım üzücü olaylar geldi aklıma. Her iki kardeşim de aynı anda tatile çıkınca, bütün işler bana kaldı. Hayvanlar dâhil, bahçe işleri de benim üzerime kaldı. Her canlı için sorumluluk duyduğum için elimden gelenin en iyisini yaptım. Fakat hayvanların bazen birbirlerine zarar vermeleri ya da ölmeleri beni çok etkiledi her zamanki gibi. Hele ki, sadece benim kontrolümde olduğu için mi ne, yetersizlik duygularım tavan yaptı. Nihayet her ikisi de döndü evlerine.

Aslında o kadar yazacak şey varken, ne yazık ki benim içimde onları yazacak zerre kadar istek yok. Onun için fazla da kendimi zorlamaya gerek yok. “Yok “ diye diye yazıyı bitirelim bari şarkıdaki gibi “ söyledim yoh yoh! “ . 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 157
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

İkbal Özlen DİNÇERLER. 14.02.1960 doğumlu. izmir Kız Lisesi Edebiyat Bölümünü okudu. Buca Eğitim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster