Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1730
 

Nisan, Orhan Veli ve Erguvanlar

Nisan, Orhan Veli ve Erguvanlar
 

"İçkiye benzer bir şey var bu havada / Sarhoş ediyor insanı, sarhoş."
Orhan Veli bu dizeleri yazarken büyük ihtimal bir ilk yaz sabahıydı sanırım. Kışın soğuk,gri yoğunluğu şehrin üzerinden kalkmış,güneş tüm sevecenliğiyle yüreğindeki sıcaklığı yayarken balkona çıkıyorum. Derin bir nefes çekiyorum içime. Yağmur, toprak ve papatya kokuyor etraf. İçim tuhaf bir mutlulukla doluyor. Şairin,
"Bekliyorum,/ Öyle bir günde gel ki/ Vazgeçmek mümkün olmasın!" dediği bir hava var dışarıda. Biraz davetkar, biraz kışkırtıcı, çokça baştan çıkarıcı...

Beyaz bir bulut gibi, bir martı geçiyor penceremden çığlık çığlığa.Kanatlarından gelen serinliği tenimde hissediyorum. Sisler içinde Adalar,uyku mahmurluğuyla karşılıyor günün ilk vapurunu. Sokak lambalarının solgun ışığı Dragos'ta henüz sönmemiş. Kimbilir hangi köşesinde İstanbul'un, hiç bitmeyecek bir aşkın ilk tohumları atılıyor.

Bahçedeki Mimoza ağacının hüzne bürünmüş yalnızlığına ortak oluyorum. "Her bitiş,bir başlangıçtır!" diyorum ona. Zira mimozaların çiçeği bittiği ayda erguvanlar açar. Nisan, erguvan mevsimidir. Ve erguvan denince,Boğaz'dır aklıma düşen. Lise yıllarının en güzel Nisan sabahlarında okula gitmek gelmezdi içimden.Öyle yazılıdan, sözlüden kaçmak için değil; o günün tadını çıkarmak için, sadece istediğim bir şeyi yapabilme özgürlüğünü bulabildiğim için, yaşamın bize okulda öğretilmeyen ruhuna dokunabilmek için...

Eminönü'nden Boğaz vapuruna bindiğimde içimdeki öteki ben ortaya çıkardı. Ortaköy'den itibaren her iki yakanın tepelerini süsleyen erguvanları seyrederek şiirler yazardım. Özellikle Bebek ve Aşiyan sırtlarına eflatun bir şal gibi dolanan erguvanlar, Kandilli tepelerinde masalsı bir düş yaşatırdı bende.

Aradan neredeyse kırk yıla yakın bir zaman geçmiş...Düşününce inanasım gelmiyor... Bugün aynı yolculuğu yaptığımda yapılan katliamlardan,işlenen ağaç cinayetlerinden kurtulabilmiş tek tük erguvana rastlıyorum. İçim acıyor...Güzel olan her şeyi inadına tüketmek,yok etmek...
Kendi kıyametimizi hazırlamak için bu telaş niye?

Bu güzel Nisan sabahında aklıma hep güzel şeyler getirmek istiyorum. Henüz gazeteleri okumadan, haberleri izlemeden, yani; yaşanılan kirliliğe, çirkinliğe henüz bulaşmadan biraz daha şairimle sohbet etmek istiyorum:
Sevgili Orhan Veli, Veli'nin oğlu,iyi ki bu güzel dizeleri bıraktın ardından. Yoksa ben hep eksik kalacaktım... Ve biliyor musun, "Ben ki her Nisan bir yaş daha genç / Her bahar biraz daha aşığım..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İstanbulun tatsızlığı sadece göç..! sevgiler

Mehmet Önkibar 
 15.04.2008 15:23
Cevap :
Katılıyorum. Ama saydığım yerler daha çok belli bir zümreye rant kazandırıyor. Paylaşımınız için teşekkürler.  16.04.2008 12:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1813
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2076
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster