Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '07

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
2405
 

Okul öncesi eğitim!

Okul öncesi eğitim!
 

Okul öncesi eğitim denince hemen hepimizin aklına anaokulu gelmekte değil mi? Oysa değişen çağa yetişmenin, ayak uydurmanın her geçen gün zorlaştığı günümüzde televizyon, bilgisayar ve diğer teknoloji ürünleri ile büyüyen çocukların üstün bilgi ve zeka seviyesine evde yeterlilik 3 yaşından sonra mümkün olmamakta... Ve bundan yola çıkarak konuyla ilişkili haberleri araştırmak, ülkemiz koşullarının okul öncesi eğitime ne kadar uyum ve olanak sağladığını öğrenmek istedim. Gördüm ki bırakın 3 yaşı, 7yaş altı için bile durum çok üzücü...

İşte veriler; Türkiye’de 4, 5 milyon öğrenci okula gitmediği ya da gidemediği, Türk Eğitim-Sen, OECD ve Milli Eğitim Bakanlığı verilerinden yola çıkılarak ‘Türk Milli Eğitiminin mevcut durumunu ortaya koyan’ bir araştırmanın sonucu... Yurt genelinde derslik açığı okul öncesinde 229 bin 187, ilköğretimde 218 bin 366 ve ortaöğretimde 66 bin 729 olarak bildiriliyor. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 27, ortaöğretimde 18’miş. Yine bu araştırmaya göre öğretmen açığı ilköğretimde 263 bin 888 ve orta öğretimde ise 112 bin 184 olduğu söylenmekte.

Verileri ele alacak olursak... Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı’nın 2013 yılına kadar tüm altı yaş çocuklarının okul öncesi eğitim almasına yönelik hedefleri pek gerçekçi gözükmüyor, gözükemiyor... 2007 yılında Bakanlık bünyesinde 811 anaokulu bulunmaktaymış. Okul yetersizliğine birde ailelerin gelir düzeyi eklenince hayalden öteye gitmiyor bu söylevler... Bu gün İstanbul’da bulunan Devlete bağlı anaokullarının aylık ücreti 45 ile 100 ytl arasında değişen rakamlarla öğrenci alıyor... Ve okul öncesi eğitim alan öğrencilerin sayısı İstanbul’da %19’larda. Anadolu’da ki rakamsal veriyi düşünmek bile yersiz...

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozana Ural 5-6 yaş gurubundaki çocukların okul öncesi eğitiminin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtmiş. Evet, Amerika’da zorunlu eğitim yaşı 5 yaş ancak olanakların mukayese dahi edilemeyeceği, Devletimizin eğitime ayırdığı ya da ayırabildiği bütçe de ortada... Gönül ister ki eğitimde eşitlik olsun, her çocuk eşit bir şekilde en doğru eğitimi en doğru yaşta alsın... Belki bir gün olur, takvimde tarih 2013 olmazda 2023 olur, olsun yeter ki umudumuz olsun...

Kaynak: Milliyet
Yayın Tarihi:11.04.2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızda eğitim ve işlediği sistem hakkında duyulan kaygı çok yerinde. Ama Okul Öncesi Öğretmeni olarak eğitimin 0'dan başladığına yürekten inanırız.İlk öğretmen annedir, babadır ve işin aslı öncelikle onları eğitmek gerekir, öğretmenleri eğitmek gerekir ardından.Okul öncesi eğitim 0-6 yaşı kapsar, ama kişilerin aklındaki 3 ya da daha uzak bir ihtimalle 6 yaş çerçevesi, Meb'in sadece 36-72 aylık çocuklara hazırladığı ,özel bir programının olmasındandır buna paralel olarak 0-3 yaş özel yuvalarda eğitim görür ya da daha ziyade bakım amaçlı bir çalışma yapılır.Değişmeyen gerçek Okul Öncesi Eğitimi almış çocuklar fiziksel alandan tutunda sosyal duygusal alana kadar yaşının yeterliliklerini ve daha fazlasını yerine getirebildikleridir. Ozana Hoca'mında belirttiği gibi çocuklar arasındaki uçurumlar büyümeden Okul Öncesi Eğitim zorunlu hale getirilmelidir, emin olun getirilecektir. Açev'in başlattığı '7 ÇOK GEÇ' kampanyası yerini bulacaktır.Anlamlı yazınız için teşekkürler.Saygılar.

Çiğdem Ya. 
 30.04.2007 0:07
Cevap :
Çiğdem Hanım merhabalar, Konu hakkında ki yorumunuza içtenlikle katıldığımı belirtmeliyim. Amerika'da aile katıılımlı okul öncesi çalışmalar yıllar öncesinde başlatılmış ve bu çocukların diğer çocuklara göre çok daha başarılı oldukları gözlenmiştir( hem sosyal hem psikolojik açıdan)... Türkiye'de henüz bu olgu çok yeni... Biz ikisini bir arada yürütecek bilgi ve deneyime ulaşmada emekleme devrindeyiz bu da doğru... Ama bunun için herşey de devletten beklenmemeli biraz taşın altına halkta elini sokmalı ve açevin başalttığı bu kampanya yada kampanyalar çoğaltılarak sürdürülmeli... İyi günler diliyorum...  30.04.2007 9:26
 

anne olan herkeze gerekli bir konuda yazi yazmışsınız.elbette eğitim yaşı bizde cok geç başlıyor.12,5 yıl anaokulu işletmesi yapmış biri olarak , bunun gerekli olduğunu ve giden ile gitmeyen cocukların farkını dusunebiliyoruz.elbette.Ama ozel veliler özel okulu sadece 6 yas,yada 5 yaş düsünüyor.cunku bunun geregini onlarda bilmiyor. bir ikinci konu da devletin buna ayiracak kaynagi ve elemani yok cunku ülkemizde dogum sayısı cok fazla.halbuki cocukların zeka ve beyin gelisiminin % 70 i 3 yasına kadar olusuyor..6 yaşına pek bir sey kalmıyor.ama .oda iyidir. önce anneler istemeli diye düsünüyorum.saygılar-ayse

ay.şe 
 22.04.2007 21:45
 

Ben oğlumu 3 yaşında okula yollarken hata mı yapıyorum diye düşündüm. İki yıldır anaokuluna gidiyor, şimdi çok doğru bir karar verdiğime eminim. Okulda verilenleri ben ne kadar bir eğitmen de olsam veremezdim. Şimdi ilk okula gittiğinde ilk kez okula 7 yaşında başlayan bir çocukla asla eşit olmayacak. Erken eğitim şart diyorum hem bir anne hem de bir eğitmen olarak. Sevgiler..

Gülün içinden 
 18.04.2007 18:36
Cevap :
Gül Hanım merhabalar, bende kızımı 3 yaşında yuva hayatına başlattım... Ve şimdi görüyorum ki kişisel becerisi, dil kullanımı, sözcük seçimi hatta zeka gelişimi yaşıtlarına göre çok çok ileride... Bu yıl ilkokula başlayacak kızımın okulda hiç zorlanmayacağını da biliyorum...Sizin gibi bende, iyi ki eğitim almasını erken yaşta istemişim diye düşünüyorum... Sevgiler.  19.04.2007 10:12
 

Çocukların eğitimlerinde, ağırlıklı dönem yaklaşık hamileliğin dördüncü ayında başlar, yedi yaşında biter. Şefkat dönemi; ilk 2 yaşı, Sevgi; 3 ile 5 yaşı, İlgi dönemi; 5 ve7 yaşlarını. Okula başladığı zaman eğitim sonlanmakta, bilgi edinme, öğrenme dönemi başlamaktadır. Yedisinde neyse yetmişinde de odur. Kitaplar her şeyi yazar. Yazdıklarında elbette haklılık, doğruluk payları vardır. Ancak insan; Genetiği, beslenmesi, çevresi ile insan olmaktadır. Zaten zekâsı da bunları kapsar. İnsanın kendisi inanmadan o hiç bir şeyi yaptıramazsınız. (Zorla güzellik olmamaktadır) Annenin kokusunu almayan, onun yumuşak sesini duymayan, babasının parmaklarını sıkmayan, güçlü kollarında, öpülüp, koklanmayan, çocuktan (affınızla) Ne köy ne de kasaba olmamaktadır. İnsanın hamurunda sevgi, şefkat ve değerli olmak vardır. Bunlarda ana kucağında, baba ocağındadır. Gelişmiş batıda aile mefhumu kalmamıştır, Davulun sesi uzaktan hoş gelmektedir. Gerçek böyle değildir. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 17.04.2007 12:29
Cevap :
Yazdıklarınızda ne kadar haklılık payı olduğunu tartışmaya gerek görmüyorum... Evet aile sevgisi, ilgisi mutlaka şart ama eğitim de şart... Günümüz Türkiyesinde de Batı'yı aratmayacak şiddet, terör, gasp, cinayet ve çok çok acı olan ırza tecavüz, mala tecavüz olayları yaşanmakta... Biz biraz inancımızı, değerlerimizi kaybettiğimizden bunları yaşıyoruz diye düşünmekteyim... Umarım gelecek nesiller bizden daha huzurlu, mutlu hayatlar kurma olanağı bulurlar...  17.04.2007 12:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1424
Kayıt tarihi
: 25.03.07
 
 

1976 yılında Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde doğmuşum... 8 yaşımda göç ettiğim bu ile bir daha hiç git..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster