Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
811
 

Ölüm adın "kalleş" olsun...

Ölüm adın "kalleş" olsun...
 

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.

Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi…

Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu.

Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.

Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Bağımsızlık, Mustafa Kemal’ den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi…

Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi…

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi… Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...

Cumhuriyet 25.Ağustos.1975 Uğur MUMCU

***

Önce bir kalpaksız kuvvacı, bir sakıncalı piyade, bir devrimci, bir yurtsever, bir gazeteci sonra bir insandı O.

24.Ocak.1993 tarihinde o kalleş pusuda dört bir yana dağılmamış olsa idi bedeni,

Ve hatta beyni,

Bugün 66'ncı yaşını kutluyor olacaktık.

Ve elbette ki Ergenekon Davasının 1 numaralı sanığı olarak yargılayacaktık.

Doğum günün kutlu olsun Uğur MUMCU.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

onu da Ergenekon çetesi öldürdü denmiyor mu ?

Dilek Fuçucı 
 02.09.2008 17:53
Cevap :
Sevgili Dilek. Öncelikle hoşgeldin diyorum. Mumcu ile ilgili yazıma gelince Ergenekon öyle bir noktaya getirildi ki kimin tanık kimin şüpheli olduğu muamma. Bugün Cumhuriyet Gazetesi'nin kendisi ve bir çok emekçisinin ismi Ergenekon örgütü ile birlikte anılıyorsa Mumcu bir numaralı sanık olarak gündemdeki yerini alacaktı. Mumcu'nun her biri bir belge niteliğindeki eserleri benim tezimi teyit eder niteliktedir. Sevgi ve selamlarımla...  02.09.2008 20:41
 

O da bıraktı izlerin en kalıcı olanını. Kim inkar edebilir bu ülke için yaptıklarını. Haberini aldığım günü hatırladım şimdi. Arkadaşlarla ağlayışımızı, çırpınışımızı. Cumhuriyet Meydanı'nda soluklanıp, mumları yakışımızı ve cenazesinin kalabalıklığını. Doğum günü kutlu olsun Uğur Mumcu'nun. İyi ki yaşadılar, iyi ki okuduk kitaplarını yazılarını, iyi ki yolumuza en aydınlık ışığı tuttular. Yüreğinize sağlık tekrar... Sevgi ve saygılarımla...

Özlem Akaydın 
 28.08.2008 22:55
Cevap :
Uğur Mumcu adını her duyduğumda bir kor düşüyor yüreğime Sevgili Özlem. Ve o zarif eşi Güldal geliyor gözlerimin önüne. O zarif ve güçlü kadın. O güzelim yuva, o yavrucaklar geliyor gözlerimin önüne...  28.08.2008 23:39
 

Zaman nasıl da geçiyor... Milyona yakın insan uğurlamıştık son yolculuğunda onu... Evet yaşasaydı... Sakıncalı olduğu için er olarak askerlik yaptırılmasına rağmen, yine de darbeci sıfatıyla yargılarlardı... Gerisi teferrut işte! Sevgiler dostum...

yeşilsoğan 
 25.08.2008 20:29
Cevap :
O talihsiz günü ve cenaze törenini bende unutamıyorum. Mumcu'yu kaybetmenin hüznü o muhteşem kalabalığı görünce umuda dönüşmüştü. İşte o kadar değerli dostum işte o kadar...  25.08.2008 22:17
 

Uğuz mumcunun benzer bir yazısını aylar önce Z.Livaneli de yazmıştı.Ama sonunda unutulduk. Fikirler ölmüyor ama halkımız atalarının kan dökerek ve can vererek bağımsızlığını aldığı bu toprakları sonunda bir torba kömür ve iki kilo prince sattı. Ne diyebilirimki.

Ali İhsan UĞUZ 
 23.08.2008 10:26
Cevap :
Umudu kaybetmemek gerek. Bugün sayıları az bile olsa dünyanın bir takım ülkelerinde umut verici gelişmeler oluyor. Bizlere düşen günümüz gençliğine dilimiz döndüğünce Uğur MUMCU'ları, Bahriye ÜÇOK'ları, Ümit DOĞANAY'ları, Doğan ÖZ'leri ve hatta Pir Sultanları, Hallac-ı Mansur'ları tanıtmak onların ne için öldüklerini anlatabilmektir. Söylenecek o kadar çok şey varki Sayın UĞUZ. Selamlarımla...  23.08.2008 10:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1543
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster