Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1348
 

Ölümcül Deneyler,Bilimsel Ayıp

Ölümcül Deneyler,Bilimsel Ayıp
 

Erkek çocuklarımıza belirli bir yaştan sonra oyuncak tabanca, tüfek, tank ve benzeri oyuncakları hediye etmeyi çok severiz. Ama bunlar bizim bildiğimiz, filmlerde seyrettiğimiz silahlardır. Oysa ki yasaklanmış olmasına karşın gelişmiş ülkelerdeki laboratuarlarda gizli gizli üretilen bir başka silah çeşidi daha bulunmakta.Bu silahlarda en az nükleer silahlar kadar etkili ve öldürücü. Çünkü çok kısa bir sürede insan vücudunda hızla sinir sistemine, solunum sistemine nüfuz edip,bozmakta. Bu bağlamda polislerimizin herhangi bir arbede yaşanıldığında ,olay çıkaran kişileri dağıtmak ve etkisiz hale getirmek için kullandıkları biber gazı da bir kimyasal silahtır.

<ı>Kimyasal Silahlar<ı>, fizyolojik etkileri nedeniyle canlıları kitlesel olarak çok kısa bir sürede öldürme veya yaralama kapasitesine sahip toksisitesi / zehir etkisi yüksek,çevresel etkenlere dayanıklı,taşınması ve saklanması kolay kimyasal zehirlerdir. Hedef ülkede / toplumda asker ve sivilleri saf dışı bırakmak, hareket kabiliyetlerini azaltmak,bitkisel ve hayvansal besinleri zehirleyerek kullanılmaz hale getirmek amaçlarına yönelik kullanılmak üzere tehdit unsuru olarak bulundurulur.Esasında yapımı,saklanması ve kullanılması milletlerarası antlaşmalarla yasaklanmıştır. Normal şartlar altında katı, sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Vücuda ağız,burun ve boğaz, göz, cilt, akciğerler ve sindirim sistemi yoluyla girerler. İklim koşullarına bağlı olarak kısa ve uzun süreli etki yapabilme özellikleri vardır.

Kimyasal silahların biyolojik etki amaçlarına göre sınıflandırılması şu şekildedir :

<ı>1. <ı>Sinir sistemi zehirleri ( Tabun,Sarin,Soman,Vx )
2. Yakıcı kimyasallar (Mustard,Azotlu Mustard, Lewisit )
3. Akciğer tahriş edici kimyasallar (Fosgen,Difosgen,Klorpikrin )
4. Sistemik zehirler ( Hidrojen Siyanür,Hidrojen Sülfür )
5. Kapasite bozucu kimyasallar ( BZ,LSD )
6. Kargaşa kontrol kimyasalları ( Göz yaşartıcıları:CN,CS,CR, Kusturucular : DM )
7. Bitki öldürücü kimyasallar ( 2,4-D, 2,4,5-T, Kakodilik asit, Pikloram )

<ı>1.Grup : Tedavi ile yaşam şansı yüksektir ve ileri düzeyde eğitimli sağlık personeline ve birimine ihtiyaç göstermezler.
2.Grup : Beklemesi ve tedavisinin daha sonra yapılmasının sakıncası olmaz.
3.Grup : Hafif derecede kimyasala maruz kalan ve düşük yoğunluklu bir tedaviye ihtiyaç gösterirler.
4.Grup : Yaşama şansı zayıf olup ve tedavi için ileri düzeyde sağlık desteğine ihtiyaç gösterirler.

<ı>Biyolojik Silahlar<ı>; <ı>Patojen mikroorganizmalar biyolojik olarak üretilen biyo-aktif maddeler insan, hayvan ve bitkilerde ölüm ve hasar meydana getirmek amacıyla, tarihin eski çağlarından beri kullanılmıştır. Günümüzde biyolojik savaş kapsamında kabul edilen bu hastalık yapıcı veya öldürücü ajanlar artık terörist gruplar tarafından da bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanılmıştır.Bu ajanlar;

<ı>
1.
<ı>Hastalık, kapasitede azalma, ölüm ve vb. ile insanları etkileyenler . Örneğin protozoa, bakteri, virüs, bakteri toksini, riketsiya gibi.
2.İnsanlarla yakın ilişkide bulunan yabani ve evcil hayvanları etkileyek bunların enfeksiyon yaymasına neden olanlar.Örneğin veba, kuduz,antraks, burucella, leptospirozis gibi
3. Ziraat ürünleri ve araçlarını etkileyerek indirekt olarak insana zarar verenler. Örneğin bitki, hormonlar,virüs,böcekler, bakteri vb. olarak üç bölümde incelenebilir.

<ı>Biyolojik ajanlar kimyasal ajanlardan daha fazla öldürücü olma potansiyeline sahiptirler. Çünkü tabiatta bulunurlar, kolaylıkla temin edilebilme ve üretilebilme özellikleri vardır.

<ı>Biyolojik savaş ajanlarının oluşturduğu hastalık belirtileri :<ı> Şarbon: Kuluçka süresi genelde 1-6 gündür. Belirti ve şikayetler ateş, yorgunluk, öksürük, zorlu ve sesli solunum ve ciddi solunum sıkıntısıdır. Ölüm 24-36 saat sonra olur.Brusella: Hastalık ortaya çıkınca ateş, baş ağrısı, kas, eklem, sırt ağrıları, terleme ayrıca depresyon, mental durum değişiklikleri, vardır. Ölümler yaygın değildir.Veba: 1-6 günlük kuluçka süresinden sonra başlayan yüksek ateş, titreme, baş ağrısını takiben kanlı balgamlı öksürük, ilerleyen solunum güçlüğü, zorlu ve sesli solunum, morarma ve sindirim sistemi ile ilgili şikayetler vardır. Ölüm solunum ve dolaşım yetmezliğinden ya da kanama bozukluklarından olur. Q ateşi: Maruziyetten en erken 10 gün sonra ateş, öksürük, yan ağrısı oluşur. Hastalar genellikle hayati tehlike açısından kritik durumda olmazlar. Hastalık 2 gün ile 2 hafta arasında sürer. Tularemi: Solunum, sindirim veya cilt yoluyla ajanla karşılaşmadan 1-2 gün sonra başlayan lenf bezlerinde büyüme, ciltte yara, ateş baş ağrısı, halsizlik, öksürük ve yara açılması. Çiçek: Belirtiler ateş, kusma, baş ve sırt ağrısı gibi genel şikayetlerle başlar. 2-3 gün sonra ciltte önce kırmızı lekeler sonra kabarcıklar ve takiben içi enfekte sıvı dolu kesecikler oluşur. Cilt belirtileri daha çok kollar, bacaklar ve yüzde toplanmıştır ve simetrik yerleşmiştir Venezüella ensefalopatisi: 1-6 günlük kuluçka süresinden sonra 24-72 saat süre içinde ateş, ense sertliği, baş ve kas ağrıları, başlar; bu şikayetlere bulantı, kusma, ishal eşlik eder. Botulizm :Belirtiler toksinin alınmasından 12-36 saat sonra başlar. Düşük dozda alındıysa belirtilerin başlaması bir kaç günü de bulabilir. Şikayetler bulanık görme, çift görme, göz kapağı düşüklüğü, ağız ve boğaz kuruluğu ve yutma güçlüğü, genel kas güçsüzlüğü ve son evrede solunum yetmezliğidir.Risin: Toksinin alınmasından 4-8 saat sonra ani yükselen ateş, öksürük, solunum sıkıntısı, bulantı, eklem ağrıları başlar. 18-24 saat içinde akciğer ödemi oluşur ve 36-72 saat içinde solunum yetmezliğinden ölüm olur. Stafilokoksik enterotoksin: Toksinin alınmasından 3-12 saat sonra ani başlayan üşüme ve titremeyle beraber olan ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, ve kuru öksürükle ilerler. Göğüs ağrısı olabilir. Ateş 2-5 gün sürebilir öksürük 4 haftaya kadar devam edebilir. Eğer toksin yutulduysa bulantı kusma ve ishal görülebilir. Yüksek dozda toksin alındıysa septik şok ve ölüm olur. Mikotoksin: Toksin alınmasını takiben ciltte ağrı, kaşıntı, içi su dolu kabarcıklar oluşur. Boğaz ağrısı, öksürük, göğüs ağrısı ve kanlı balgam görülür. Yüksek dozları genel güçsüzlük, şok ve ölüme yol açar.

Birinci Körfez Savaşı ve sonrasında yeniden gündeme gelen ve uzun bir süre gündemde kalan, hakkında seminerler, toplantılar düzenlenen, “Kimyasal ve Biyolojik Savaş”, bu savaşlarda kullanılan silahları yukarıda kısaca özetlemeye çalıştım.

“Kimyasal ve Biyolojik Silahlar” bir savaşın seyrini değiştirebilme özelliğine sahiptir.



(Kaynak: http://www.bilkent.edu.tr-kimyasal-biyolojiksava%C5%9F/)

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

araştırıp-inceleyerek bu konuyu blog içine taşığınız için teşekkür ederim. İnsanlar, bu "suç kimyasallarının" yapısı ve etkisi hakkın da, sizin ve diğer özverili kişilerin çabaları sonucu bilgilendikten sonra, belki, Uluslararası Emperyalist "Yeni Sömürgeciliğin" neyin peşinde olduğuyla ilgili daha ayrıntılı düşünmeye ve araştırmaya yönelebilirler. Belki diyorum; çünkü, insanların yönelimlerini yargıları belirlediğinden ve yargıların artık ne kadar "toplumsallık" taşıdığı tartışılmayacak kadar açık olduğundan "belki". A.B.D.'nin 2006 yılın da yayınladığı "Kamu diplomasisi ve stratejik iletişim için ABD ulusal stratejisi" isimli 23 sayfalık raporun da; gelecekte az gelişmiş ülkeler de salgın halini alacak şu hastalıklar sıralanıyor; "Sıtma", "Kuş Gribi", "AİDS", "Kanser"... Merak ettiğim şu, bu kadar kesin nasıl konuşabiliyorlar(?) ve stratejilerinin bir kısmını da buna bağlı kalarak nasıl kurgulayabiliyorlar? Emeğinize teşekkür ederim. Saygı ve Sevgilerimle. Cesaretin Evi.

cesaretin evi 
 26.05.2008 14:18
Cevap :
Yakın bir gelecekte,bugün kullanılan silahların yerini biyolojik silahlar alacak ya da almaya başlayacak.Ne acıdır ki hedefte az gelişmiş ülkeler bulunmakta. Ayrıca, bir salgın hastalığın biyolojik silahtan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlayabilmek bazen uzun zaman alabilmekte.Emperyalist ülkelerin,az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm ülkeleri kendine himayesi altına almak için başvurmayacağı yol bulunmamakta,insanlık dışı bile olsa.Ayrıca son zamanlarda özellikle az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan binlerce insanın ölümüne neden olan depremler...İnsan ister istemez bu depremler gerçek mi yoksa yapay mı diye düşünmeden edemiyor. Ayrıca, bu depremler sürekli olarak niye az gelişmiş ülkelerde meydana gelmekte?. Kısaca, şu sıralarda değişik yerlerde meydana gelen en az 6 -6.5 şiddetindeki depremlerde dahil olmak üzere pek çok şeyin doğal olduğunu düşünmüyor ve inanmıyorum (tabii bu konun uzmanı değilim) Selamlarımla  27.05.2008 1:33
 

kimyasal ve biyolojik silahlarin kullanimi bildiginiz uzere 1. dunya savasindaki yikici etkisinden dolayi yasaklanmistir.Tabiki bu kagit uzerindeki yasaklanma zaman zaman bazi ulkelerce delinmistir cagin teknigine uyarak.(Usa nin vietnamda agac yapraklarini dokmek uzere kullandigi kimyasal uzun sure kansorojen etkisini devam ettirmistir)Rusyanin afganistan dosyasi fransanin kuzey afrika ornekler cogaltilabilir. Gelecekte hic bir sekilde bu tehlike ile insanligin karsi karsiya kalmamasini diliyerek teror ve terorizmin bir parcasi oldugunuda soylemeden gecmek olmaz. Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 25.05.2008 20:20
Cevap :
Sizinde belirttiğiniz gibi kimyasal ve biyolojik silahlar sözüm ona yasaklandı. Ama gelişmiş ülkelerin çıkarları söz konusu olduğunda tüm anlaşmalar kağıt üzerinde kalabilmekte ya da çağın koşullarına uygun bir şekilde delinebilmekte. Bundan bir kaç yıl önce ABD'nin kendi vatandaşları üzerinde gerek biyolojik silah, gerekse deneme aşamasında olan ilaçları denediği konusunda haberler yayınlandı. Her zaman inandığım bir şey bulunmakta;o da bilim ve teknolojik gelişmelerin insanlığa karşı kullanılmaması. Bilim okuyan bir kişi olarak,kazanmak uğruna böylesine utanç verici yöntemlerin geliştirilmesi benim içimi acıtmakta.Dileğim, kazanmak uğruna böyle kirli ve utanç verici yöntemlere başvurulmaması ve tüm savaşların sona ermesi, dünyadaki tüm insanların sevgi,barış,kardeşlik ve eşitlik içinde yaşayabilmesi. Selamlarımla  26.05.2008 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 229
Toplam yorum
: 464
Toplam mesaj
: 110
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster