Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
338
 

Ölümü Niçin Sevmiyoruz?

Ölümü Niçin Sevmiyoruz?
 

Günah “Allah’ın insan için belirlediği hayat çerçevesini, ilahi sınırları” yani “Hudullah”ı çiğnemektir.

Yaptığımız her şey, Allah’ın bilgisi dahilindedir… Her an Allah tarafından görülmekteyiz, gözlenmekteyiz, izlenmekteyiz.

Hepimizin hayatında bir “Hududullah” gerçeği var. Bizi yaratıp dünyaya gönderen bize bir hayat çerçevesi koymuş. Sınırlar belirlemiş. “Helaller” en net yapılabilecek olanlar,  “Haramlar” en net yapılamayacak olanlar. Bu iki ucun arasındakilere de dikkat edecek insanoğlu… “Haram”a yaklaştığını hissettiklerinden kaçacak, yaptığı her işin “Helal” sınırları içinde bulunuyor olmasına itina edecek.

 “Günaha alışmak”, hükümdarın sınırlarını ihlaline kayıtsız kalmak Allah ile dolu olması gereken kalbi-gönlü yol geçen hanına dönüştürmek demektir.

Sınır ihlali komşunuzun tarlasına, bahçesine, arsasına, evine, ülkesine olsa başımıza gelecekler belli… Gelirler ve yakasına yapışırlar insanın. Hesabını sorarlar.

Ama insan, Mutlak Hükümdarı yani Allah’ı unutuyor. Şah damarından daha yakın olanı, her an kendisi ile birlikte olanı, her an nazarları altında yaşadığı, her anını kayıt altına aldığı varlığı ve O’nun hesap gününü unutuyor….

Göz baka baka alışıyor… Kulak dinleye dinleye alışıyor… Dil konuşa konuşa alışıyor… Ağız yiye yiye alışıyor…Gönül katlana katlana alışıyor… Hayat yaşana yaşana alışkanlığa dönüşüyor… Bir de bakıyorsunuz sınırlar kaybolmuş.

Zamanla Allah’ın sınırlarını çiğneye çiğneye bundan bir endişe bir acı duyulmaz hale geliyor.. Bir acı duyulsa, belki tevbe kapısına doğru yönelinecek… Ama bir süre sonra günahın acısı, yakıcılığı karşısında da yürek nasır tutuyor, kirle kaplanıyor, taşlaşıyor… Ar damarının çatlaması bu demek işte. 

Bir insanın en dibe vurduğu yer kalbinin günaha alışkanlık kazanması…

“Tevbe kalbin ibadetidir” denilmiş. Kalpten yapılacak samimi bir tevbe kalbi çevreleyen nasırların, kirlerin arınmasını sağlayacak. Bir pişmanlık. Günahtan kopuş. Ayrılış. Reddediş onu, bir daha işlememek üzere iradenin oluşması..

“Hele dur, yaşın genç, daha vakit var, bu fırsat bir daha ele geçmez” diye fısıldıyor birileri. “Allah affedicidir affeder” diye fısıltılar üfleniyor kulaklara… Oysa Allah Kur’an’da uyarıyor  “Sakın Şeytan sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.”(Lokman – 33)

İnsan günaha Allah’ı , her anının ilahi kameralar ile kayıt altına alındığı ve Allah’a dönülüp hesap gününde her anın karşısına çıkacağını unuttuğu anlarda bulaşıyor…

Allah’ın sınırını çiğneyip günah işlemek Allah’ı unutmak, O’nunla ahitleşmeyi şuur alanından çıkarmak demek.

Asla günaha alışmamalı . Günahı asla olağan bir şey gibi, arsızca, sanki kendisini kimse görmüyormuş gibi, yüzü kızarmadan yapmamalı. Hiç olmazsa bir hassasiyet, bir pişmanlık, bir geri dönüş, bir tevbe sınırı kalmalı.

 “Günahları küçümsemek Allah saygısının azlığına delil” çünkü gönül kitabında.

Kur’an duyarlı mü’minleri anlatırken “…onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.”  (Al-i İmran, 135)tanımlamasını yapıyor.

Allah Rasulü şu ölçüleri koymuş: “Bir kul, günaha girerim korkusuyla yapılması sakıncalı olmayan bazı şeylerden bile uzak durmadıkça muttakiler derecesine çıkamaz.” “Bir kul, gönlünün şüphelendiği bir işi bırakmadıkça gerçek takvaya eremez.”

Takva; Allah’ın sınırlarını gözetmek demek… Her davranışını günaha girme endişesi içinde tartarak yapmaktır.

Takva genel olarak “Allah’tan korkmak” olarak ifade edilse de asıl mananın Allah’ın rızasını, hoşnutluğunu kaybetmekten korkmak” olduğu belirtilmiştir. İnsanın dünya imtihanı, Allah’ın rızasını kazanmak ya da kaybetme imtihanıdır dense yeridir.

İmam Gazali, Kimya-yı Saadet’te şu menkıbeye yer veriyor:”Süleyman bin Abdülmelik Medine’i Münevvere’ye geldiğinde Ebu Hazim’i çağırdı ve ona “Ölümü sevmiyorum, sebebi nedir?”diye sordu. Ebu Hazim ona “Dünyaya özenip ahireti harap ettiğin içindir. Elbette mamur olan bir yerden viraneye götürülen kimse üzüntülü olur.” dedi.”

Akıllı kişi hesap günü gelmeden Ahiret yurdunu imar edip etmediğini, dünyadan kopmak zor geliyor mu, hayat defterinde ne var ne yok, artılarını eksilerini, “Oku kitabını” dendiğinde, okumakta zorlanacağı, yüzünün rengini değiştirecek neler yazıldığını sık sık düşünüp ölmeden önce kendini hesaba çekerek gerçek hayatın nasıl olacağının kararının verildiği ahret duruşmasına hazırlanır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1453
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yönetici..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster