Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
558
 

Ömür Çikolata Olsaydı

Ömür Çikolata Olsaydı
 

Bir arkadaşım var kendisi doktor aynı zamanda da sitenin yazarı. Bel fıtığı olduğumu bildiği için, ‘ Aklına takılan sağlık ile ilgili sorunlarında yardımcı olabilirim sorabilirsin ‘ dedi. Ben de bu ameliyat korkumu nasıl yeneceğim hakkında bana yardımcı olmasını istedim...

‘ Hiç çekinme, eskiden spinal anestezi yapılırdı. Şimdi genel anestezi yapıyorlar. Sen daha uyudum uyandım derken ameliyat bitiyor ‘ dedi.

Ben galiba korkudan öleceğim dediğim zaman bana, ‘ Tam tersine ilginç bir deneyim olacak ‘ dedi. Şaka yapıyorsun herhalde dedim, ‘ Tabi ki şaka ama gerçekten hiç korkmana gerek yok. Kesin ameliyat endikasyonu demişlerse hemen ol. ( Toplantımızdan sonra )dedi '.

Toplantı, Eymir Gölü kıyısındaki ODTÜ BAĞEVİ. 26 Mayıs günü saat 13.00’ te.

Sonrasında gerildiğimi hissetti ve bana bir anısını anlattı.

Ayağım kırılmıştı alçıya alındı ve bir hafta sonra bir cumartesi günü kontrole gittim. Doktor arkadaşlarımla konuştuk, bir tanesi ameliyat dedi diğeri alçıyı geliştirmek istedi. Ben hemen ameliyat dedim ve apar topar ameliyat oldum. Narkozda çalışan nöbetçi de kuzenimdi o sıralar. Ben tabi anestezi etkisinde olduğumdan oldukça gırgır şamata olmuştu uyanırken.

Gırgır şamata olur mu bilmem de daha sonra beni gaza getirmek için, ‘ İnan çok ilginç bir deneyim, mutlaka yaşamalısın ‘ dedi. Ve ekledi, ‘ Çok kötü hastalıklara yakalanmış arkadaşlarımız var, o yüzden fazla kafana takma. Git ve o ameliyatı ol yoksa sonra çok daha kötü hissedebilirsin ’ dedi.

Bu konuda ona katılmamak imkansız.

' Bu hastalık ömrümü yedi şimdide korkum ömrümü yiyor ' dedim.

Bunun üzerine öyle tatlı bir cümle kurdu ki bayıldım.

' Ömür bir çikolata olsaydı sanırım tadı çilekli olurdu ' .

Düşünsenize hem çikolata olacak hem de çilekli olacak. İnsan ömrünü bundan daha güzel ifade eden bir cümle duymadım.

' Afiyetle iştahla yenecek koskoca bir ömür ' dedim ama o, ‘ Afiyetle yemek iyi de sonra kilo yapabilir işte ’ dedi.

Ben ömrümü afiyetle yiyeyim de varsın kilo yapsın.

Bazılarının yaşamı çok zor dedim, ‘ Yaşamın kolayı sıradan olandır güzel kabullenilen ’ dedi.

Bence kabullenmek diye birşey yok. Bazılarımızın hayatında çaresizlik var, imkansızlık var, mecburiyet var.

Yani kabullenmek denilemez bence.

‘ Ama geçebilmek için tüm bu saydığın kelimeleri zincirlerini farketmen gerekiyor, herkeste var olan zincirler ama asla tüm zincirleri kıramıyorsun bu da bizi insan yapıyor işte ‘ dedi.

Hayatta hiçbir şeyi ciddiye almayacaksın, çünkü hayat üzülecek kadar uzun değil.

Alınacak ciddi şeyler var, yaşamdan keyif almak gibi, gülebilmek gibi, sevebilmek gibi.

Evet arkadaşımın bu fikrine de sonuna kadar katılıyorum. Çünkü yürüyemedim aylar boyunca çektiğim ağrılar bir yana, hiç yemek yiyemedim ve sütü bile pipetle içmek zorunda kaldım.

Camdan dışarıya baktığımda bir daha hiç yürüyemeyeceğimi zannediyordum, ağrıyla karışık iğrenç bir duyguydu bu.

Böyle bir duyguyu düşmanımın bile yaşamasını istemem. ( Hiç düşmanım yok)

Neyse ki geçmişte kaldı. En azından şimdilik.

Arkadaşım bunun üzerine bir hikaye anlattı.

Hastane yoğun bakımda yatan iki adam varmış. Biri pencere kenarında diğeri duvar kenarında yatıyormuş, pencere kenarındaki sürekli dışarıda gördüklerini anlatırmış duvar dibindeki manzarayı göremezmiş.

Ağaçları, insanları, kuşları anlatırmış adam günlerce.

Derken pencere kenarındaki adam bir gün ölmüş.

Duvar dibindeki adam pencere kenarına geçince gördüğü manzara şuymuş dışarıda.

Karşı bina yarım metre ve penceresiz. Tüm manzarayı kapatmış karanlık bir duvar.

Bir anlamda kötü şeyler düşündükçe kötü şeyleri çağırırsınız. Olmayacak kötü olaylar olur. Negatif düşünce insanı negatif olmaya ve karamsa olmaya iter.

Senin korkularını anlıyorum. Tabi ki korkmak insani bir reflekstir ama aşırı korkmak bencilliktir.

İnsan yalnız yaşadığını düşündüğünde en bencil halini alır.

Yaşamak insanın yapabileceği en iyi bildiği iştir.

Kendiliğinden ve zahmetsizidir yaşamak.

Halbuki zamanı yer gibi çiğneyerek yaşamak.

Zor olanı bu!

Babam ölmeden önce espri yapmıştı, ‘ Ölmek çok zor Hakan, ama iyi ki Nisan ayına denk geldi ‘ demişti. Çünkü o biliyordu yapılacaklar yapılmıştı.

Materyalistti, akılcıydı, Kemalist’ ti. Gerçek bir insandı.

İşte böyle birşey.

Güzel ve öğretici bir sohbet oldu ama ben hala o cümlede takılı kaldım.

Ömür bir çikolata olsaydı sanırım tadı çilekli olurdu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çilekli çikolata gerçekten çok hoş bir benzetme bence. En sevdiğim:) Şuana kadar hiç hayatın bir çikolata yemek gibi zevkle yaşanabileceğine ihtimal vermemiş yahut vermiş de hep hüsranla karşılaşmış bir genç bayan için bu yazıyı okumak yeniden yeniden ve inatla yeniden hayalleri gerçeklerden üstün tutup umutla yaşamak için önemli bir adım oldu. Bazen sadece keyif almak istediğiniz için keyif almak zorundasınızdır aksi takdirde herşey çekilmez olur. Bazen sadece çikolatayı sevmek gerekir ... mideniz bulansa dahi..o zaman hayat da keyifli hale gelir:) hoş bir yazı olmuş .. tebrikler..

anise 
 23.05.2007 13:03
Cevap :
:)Valla hem çikolata hem çilek. İkisi birarada. Bence hayat yaşamaya değer. Sevgiler  23.05.2007 18:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1928
Toplam yorum
: 7346
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 635
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster