Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
633
 

Önce iğneyi kendimize batıralım

Önce iğneyi kendimize batıralım
 

Artık hepimiz biliyoruz ki bilinçaltımızda hangi inanç ve kalıplar varsa hayatımızda karşımıza çıkanlar onlar.. Eğer yaşantımızdan memnun değilsek bunun sorumlusunun sadece ve sadece kendimiz olduğunu biliyoruz. Herşey bu düşünceyi kabul etmekle başlıyor. Bunu kabul etmek demek bir anlamda hayatımızın sorumluluğunu almak anlamına geliyor.

Bu düşünceyi kabul etmek en önemli ve en zor aşama..Yıllarca anne babalarımızı, öğretmenlerimizi, erkekleri, kadınları, iş arkadaşlarımızı, patronlarımızı, çocuklarımızı vs. suçlayarak yaşarken birden bire bütün bunların sorumlusu aslında benmişim demek çok da kolay birşey değil..İnsanın içinde aniden itirazlar yükselmeye başlıyor ama annem bana böyle davrandı, ama erkek arkadaşım beni aldattı, ama kız arkadaşım bana yalan söylüyor, ama patronum beni gereksiz yere azarlıyor, ama işçilerim işten kaytarıyor, kimse işini doğru düzgün yapmıyor, ama ama ama... Bu liste böyle uzar gider..

İlk etapta ortaya çıkan bu itirazların aslında kendi savunma mekanizmamız olduğunu anlayıp, samimi bir şekilde; hayatımdaki herşeyin sorumlusu benim, dedikten sonra asıl serüven başlıyor.

Şimdiye kadar; sen böyle yaptın, sen bunu yapmadın diye başlayan cümlelerimizin öznesini değiştiryoruz. Ben hayatımı nasıl bu hale getirdim? Ben neyi yapmadım? Ben kendimi nasıl terkettirdim? Ben kendimi nasıl aldattım? Ben kimlere yalan söylüyorum? Ben kimi aldatıyorum? Ben nasıl mutsuz oluyorum? Ben nasıl başarısız oluyorum? Şuanda yaşadığım hayatın bana kazandırdıkları ne? Bu şekilde sızlanarak hangi yanımı tatmin ediyorum? Mutsuz olmaktan nasıl bir fayda görüyorum? Aşk acısı çekmek bana nasıl bir yarar sağlıyor?

Bu ve buna benzer sorularla hayatımızın sorumluluğunu kendi üzerimize almış oluyoruz. Yani iğneyi kendimize batırmış oluyoruz bir anlamda.

Peki bu soruların cevaplarını nasıl bulacağız?

Yaşantımızı inançlarımız, duygularımız ve düşüncelerimiz belirler.. Neye inanıp, ne düşündüğümüzü ve aslında neler hissettiğimizi anlamak için şuanda hayatımızda olan şeylere bakmak gerekiyor. Eğer hayatımızda hoşlanmadığımız veya mutsuz olduğumuz alanlar varsa o alanlardaki düşüncelerimizi ve inançlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.
Bir arkadaşım uzmanlık sınavına hazırlanmaya çalışıyor.Ama bir türlü odaklanıp ders çalışamadığından yakınıyordu. Biraz konuştuğumuzda uzmanlar hakkında o kadar çok negatif inanç ve yargısı ortaya çıktı ki çalışamaması çok normal.. Fakat bunu bilinç düzeyinde bilmiyor, bilinç düzeyinde tek bildiği uzman olmak istediği ve nedense bir türlü ders çalışamadığı..

İstediğimizi zannettiğimiz şeyler ile inançlarımız uyuşmuyorsa o istediğimiz şeye ulaşamayız. Çok paramız olsun isteriz ama bir yandan da zengin insanlar kötüdür gibi bir inancımız varsa, asla çok para kazanıp zengin olamayız..

Bütün bunlar tamam ama biz bilinçaltı inançalrımızı ve kaıplarımızı nasıl bulacağız? Bununla ilgili bir çok yöntem ve teknik var ama kendi uygulamış olduğum ve kısa sürede çok faydasını görmüş olduğum yöntem YAZMAK..

Akşam yatmadan önce veya yalnız kalabildiğiniz bir zamanda ve sessiz bir ortamda, bir konu belirleyip o konu hakkındaki duygu ve düşünceleri kağıda dökmek oldukça yararlı bir yöntem. Yazarken sadece duruma odaklanmak ve özellikle duyguları yazmak önemli. Hiç durmadan ve düşünmeden yaklaşık 3-4 sayfa konu ile ilgili aklınıza gelen herşeyi yazdığınızda 3. sayfanın sonlarında o konu ile ilgili gerçek duygu ve düşüncelerinizi, korku ve inançlarınızı ortaya çıkarmış oluyorsunuz..

Bütün öfkeleri, kızgınlıkları, hissedilen her duyguyu kağıda dökmek; insanda büyük bir rahatlama ile birlikte duygusal açıdan da bir boşalmayı sağlıyor.

Yazıp gerçek düşünce ve duygularımızı ortaya çıkardıktan sonra, o boşalan yere o duygunun olumlusunu yerleştirmek gerekiyor. Yazıp ortaya çıkarmak birinci aşama yani ferketme aşaması.. Farkettikten sonra yerine olumlu duyguları ve düşünceleri yerleştirmek gerekiyor. Bunun için de yine aynı yöntem kullanılabildiği gibi imajinasyon da kullanılabilir.. Olayları olmasını istediğiniz şekliyle hayal edip, olumlu duyguyu hissetmek gerekiyor.

Bilinçli olarak düşündüklerimize göre değil hissettiklerimize göre yaşarız.. Ne düşündüğümüzden ziyade ne hissettiğimiz daha önemli.. Çünkü bilinçaltı duygularla çalışır..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ilgine, alakana sonsuzz tesekkurler. daha once ki mesajindan maalesef haberim yok sanirim gelmedi. Bu soylediklerini kendimi vererek ve tum samimiyetimle yapicam. tekrar cok tesekkurler umarim hayatimda bir gelisme olacaktir, sevgilerimle

RÜYA Meleği 
 31.08.2009 22:01
Cevap :
Umarım herşey gönlüne göre olur. Bu çalışmaları yaptıktan sonra takıldığın yerler olursa bana yazabilirsin.Mail adresim nazmiyetan@hotmail.com  01.09.2009 17:24
 

Okuduklarım doğrultusunda, sanırım... insanının bilgi daracı daraldıkça hataları kendinde araması azalıyor. Objektif olabilmek, hatalarmızı kabullenebilmek yetişmek, bilgi süzgeçleri, ve insanın zaman süreciyle eğilip bukülmesiyle orantılı. İnsanı insan yapan malzemelerin azlığı veya çokluğu bir netice sağlıyor.... Buda çok kolay olan veya çoğunluğa oluşması sosyolojik bütünün tamamını ilgilendiriyor. Bana göre aslında da hataları kendimizde aramama ve görmemede kendimiz açısından da trajik bir durum... Teşekkürlerimle ve saygılarımla.

Ermert Revsen 
 30.08.2009 12:21
Cevap :
Teşekkür ederim. Ne kadar bilgili olursa olsun insan en az kendini tanıyor ne yazık ki..İnsanlar kendilerini ancak başka insanlarda tanımlayabiliyor. O nedenle dışarısı için söylediğimiz veya düşündüğümüz herşey bizi yansıtıyor. Ben bile ki o kadar uğraşırım kendimle insanlarda en çok sinir olduğum özelliklerin aslında hepsinin bende olduğunu yeni keşfettim:)) kabullenmek zor olduğu için belki de başka insanları suçlamak daha kolay geliyor:)) sevgiler..  31.08.2009 17:45
 

merhaba Nazmiye, yazdiklarini uzun zamandir takip ediyorum, ilgilendigim ve inandigim yasamima katmaya calistigim kuantum dusunceyle sizin dusunceleriniz birebir ayni gidiyor ve yazilarini okumak cok keyifli ve faydali bu yuzden seni kendime yakin hissediyorum. daha once kendimden bahsetmistim yurt disinda yasiyorum ve yeni tatilden dondum, fakatttt ne kadar olumlu dusunce varsa buraya geldigimde tum olumlamalar, tum pozitif yanim ucuuupppp gidiyor. o Turkiyedeki pozitif , sakin bariscil olan ben, burda baska bir kiliga burunuyor, mutsuzluk hat safhada. daha onceki yazilarinda insanin istedigi seyleri basarabilecegini yazmistin, daha oncede bu konuda senden yardim istemistim MSN programim maalesef burda yok yuklenmiyor, yazilarinla bana yardimci olursan inan cok sevinecegim. tek istegim ulkeme donmek, orda yasamak, oradaki havayi soluyup suyunu icmek, inan beni mutlu eden seyi biliyorum ben uzak diyarlarin insani degilim. esim ve cocugum olunca yalniz harekette edemiyorum, sevgiler

RÜYA Meleği 
 30.08.2009 12:20
Cevap :
Merhaba.Öncelikle çok teşekkür ederim..Daha önceki mesajınızda size bir takım sorular sormuştum size ulaştı mı bilmiyorum. Eşiniz de dönmek istiyor mu? Ayrıca siz bilinçli olarak istiyor olabilirsiniz ama belki bir takım bilinçaltı korkularınız olabilir. Bir duygu yaratmayan olumlamalar ve pozitif düşünmek ne yazık ki çok işe yaramıyor. O nedenle önce sizi oraya bağlayan gerçek sebebi bulmalısınız.Orda olmanızın size bir yararını görüyorsunuzdur veya türkiye ye dönmenin kaybettireceği şeyler olabilir..Kendinizi bir yabancı gibi gözlemleyip samimi olarak cevaplarınızı bulmalısınız..Türkiyeye dönersem ne kaybederim? Orda kalmanın hangi yararlarını görüyorum? Bu sorularla başlayabilirsiniz. Yazmak size de önerebileceğim bir yöntem.. Bu soruya odaklanarak yazarsanız bilinçaltınızdaki gerçek düşünce kalıplarını bulabilirsiniz..Onları bulduktan sonra ancak yapmış olduğunuz diğer çalışmalar işe yarayabilir.. Sevgilerimle..  31.08.2009 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2258
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster