Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '10

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
1893
 

Ortaya Karışık

Ortaya Karışık
 

Kaynak; İnternet


Her diken “Gül” verir mi?

Gün geçmiyor ki ESHOT’un yeni skandallarına bir yenisi daha ekleniyor. Ama inanın bu sefer sözün bittiği yerdeyim. Önceki gün öğlen saatlerinde hem de görev başında ESHOT şoförü alkollü yakalandı.

Geçtiğimiz ay iki kişinin ölümüne sebep olan ESHOT şoförünün alkolden ehliyetine işlem yapıldığı ve kendisiyle beraber aynı durumda olan 17 şoförün olduğu tespit edilmişti. Bu olayın yankıları sürerken durum resmen trajikomik bir hal almış, yankılarıyla halkın tepkilerine yol açmıştı. Bunu bilmeyenler bir önceki "İnsan odaklı belediyecilik" (!) mi? başlıklı yazımdan detaylarıyla okuyabilirler.

Bu olay daha sıcaklığını korurken dün yaşanan olay resmen bardağı taşırdı. Birkaç gün önce bir arkadaşımla konuşurken aynen şunu söylemiştim; “Bundan sonra araçlara binerken şoförleri kontrol edeceğim ağızları alkol kokuyorsa görev başında 154 Alo trafiği arayıp ilk noktada alkol muayenesi yaptırtacağım otobüs şoförüne”. Daha sözlerim havaya karışmadan dün benim gibi düşünen bir vatandaşın ihbarıyla görev başında ESHOT şoförünün alkollü olduğu ortaya çıktı. Yani suçüstü yapıldı. İşte detaylar.

ESHOT şoförlerine suçüstü

Oysa ESHOT yetkilileri ilk olay üzerine düzenli alkol kontrolü yapıyoruz şeklinde açıklama yapmışlardı. Ama görünen o ki sefere çıkmadan önce yapılması gereken bu işlem alkol muayene ekiplerince atlanmış. Yani düzenli kontrol bazı şoförleri ıskalıyormuş ya da sözde kontrolmüş. Çünkü şoförümüz görevi alalı daha 1-1,5 saatken alkollü çıkıyor. Buradan da anlaşılıyor ki ne mesai alırken kontrolden geçmiş ne de gezici ekip yapması gereken kontrolünü yapmış.

Şimdi soruyorum;

O araç kaza yapsaydı içindekiler ya da yayalardan biri yine kazaya kurban gitseydi ne olacaktı?

Kimlere emanetiz?

ESHOT şoförleri neden kendilerini alkole vurmuş durumda?

Bu araçlara binerken her seferinde eğilip şoförü mü koklayacağız, ESHOT’un yapması gereken muayeneyi biz mi yapacağız?

Kahramanlarda ölen masum insanlardan birinin yarın bizlerden birinin olmayacağının garantisini kim verecek?

Eskiden en masum kuruluş olan ESHOT’a ne oldu?

Daha öğrenciyken bile rahatlıkla iletişim kurduğum, kurduğumuz kurum müdürleri nerede?

Bu sorularımızın cevabını kim verecek?

Ne yazık ki bu sorularımın, sorularımızın cevabını alamıyoruz çünkü Gül Şener Hanım telefonlara bile çıkmıyor. Yanlış anlamayın sadece bizim değil belediye başkanlarının bile telefonlarına çıkmıyormuş. E şaşırmıyorum çünkü kendisi Kastilya Kraliçesi Isabella.

Onu korumaya devam eden, seven başkanımız Aziz Kocaoğlu’na da sadece şunu söylüyorum Gül’ün kokusuna aldanma dikeni hayatını yakar. Şimdi siz söyleyin her diken Gül verir mi, verebilir mi?

Kısıtladıklarımızdan mısınız, yoksa kısıtlamadıklarımızdan mısınız?

Birkaç gün önce bir e-mail aldım. Bir annenin İzmir ulaşımındaki isyanını anlatıyordu e-mail.
Anne yaşadığı olayı aktarırken şunları söylüyordu e-mailde artık araçlara binilirken bebek arabaları kapatılmadan araçlara alınmadıklarını buna gerekçede birkaç kişinin ayaklarının ezildiği için şikâyet etmelerinden kaynaklandığını belirtiyordu. Evet, yanlış duymadınız İzmir ESHOT bebek arabalarına bir kısıtlama getirmiş.

Ulaşım hakkına bir darbede anne ve çocuklara vuran ESHOT gerçekten insan odaklı belediyecilik yapıyor.:))

Bebek arabalarının açık olarak araçlara binmesinin birkaç kişinin ayağının ezilmesiyle bağlantı kurulması buna dayandırılması gerçekten komik. Bu işin ilerisi de var üstelik, yarın tekerlekli sandalye ile binimlerinde de çok yer işgal edildiği için şikâyet var o yüzden “alınmıyorsunuz” denebilir ya da başka bir bahane sunulabilir.

Yahu böyle komedi gerekçeler sunarak kısıtlayacağınız işlere kılıf ararken halkı alet etmeyin bari. “Beceriksiziz, çözüm üretemiyoruz, aynı anda herkesi memnun edemiyoruz, zarar ediyoruz bu yüzden insanları kısıtlaya kısıtlaya evlere mahkûm etmek amacımız ama bunu direkt söylemek yerine böyle yapıyoruz” diyin siz, de rahatlayın, biz de.

Bu eften, püften gerekçelerin geçerliliği olamaz. Neden olamaz biliyor musunuz? Engelli özel araçları, yani donanımlı ESHOT otobüsleri bunun için alındı. Yani tekerlekli sandalye ile ESHOT araçlarına binemeyenlerin ulaşım haklarını korumak, onların da ESHOT imkânından yararlanmasını sağlamak için. Ve bunun için uzun bir mücadele verildi. Önce alınan yüksek asansör sistemli araçların tehlike oluşturması üzerine dünyada var olan standartlar sunuldu, örnek gösterildi ve onlardan alınması sağlanıldı. Yani engelliler kendi ulaşım haklarını kazanmak için yine kendileri mücadele verdi.. Bu haklarını yıllarca gasp edenlerden aldı.

Ayrıca bu araçlarda sadece araca biniş sağlanmıyor, araç içerisinde de koruma tertibatı var. Yani engelli araca bindikten sonra orta panelde emniyet sistemiyle yolculuk yapıyor. Ve bu imkân sadece tekerlekli sandalye ile binenler için sağlanan bir hizmet değil, aynı zamanda bebek arabaları ile binenlerin de bu hizmetten yararlanmasını sağlayan bir sistem. Yani bebek arabaları da bu araçlarda güvenli yolculuk yapılması ve binmesi için alındı. Aynı tekerlekli sandalye ile ulaşım yapmak zorunda olanlar gibi onlar da düşünüldü.

Ancak gelin görün ki bu araçlar varken bebek arabalarının binmesi hem de akla aykırı bir gerekçe ile yasaklanıyor.

Çünkü alınan bu araçların tamamı hizmette değil. Yatıyor garajda.

Seçimlerde Aziz Kocaoğlu 300 adet araç alacağının vaadini verdi. Almış da. Alınan bu yeni araçların içerisinde asansör sistemli yukarıda bahsettiğim sistemle çalışan araçlar da var. Ama ne hikmetse hizmette sokulmuyor. Söylendiğine göre bu araçlar arızalı olduğu için hizmete sokulmuyormuş.

Körüklü olanların parçaları eksikmiş, diğerleri de hareket halinde iken orta camları patlıyormuş.

İddia eğer doğru ise vah vah. Vah ki ne vah.

Yeni aracın denemesi de, kontrolü de aynı alkol muayenesi yapıldığı söylenen şoförler gibi yapılmış anlaşılan.

Yeri geldiğinde “biz hiçbir şehirde olmayan sayıda engelli otobüsler aldık” demeyi bilen, “filomuzu genişlettik” diyen belediye, bunların tamamını neden hizmete sokmadığını da açıklasın.

Açıklanacak bir şey varsa açıklarsanız yoksa işte böyle gerekçelerle halkın kafasını da karıştırır, sabrını da taşırırsınız.

Kısacası söylenen gerekçe gibi ESHOT’un amacı ayakların ezilmesi değil, bizleri ezmek ulaşım hakkımızı kısıtlamak, elimizden almak, ESHOT’un zararlarının bedelini bizlerden çıkarmak.

Şimdi şöyle geriye gidersek kimlere kısıtlamalar getirdi bu yıl içerisinde ESHOT bir hatırlayalım. Hatırlayalım ki ulaşım haklarımızın nasıl elimizden yavaş yavaş alındığını görelim sözde mantık dışı gerekçeleriyle.

1- Engelli ulaşımına darbe vuruldu. Gerekçe ise kötüye kullanımmış. Kabahatler Kanununu uygulama sonra da kötüye kullanım de işin içinden sıyrıl. Cezayı tüm engellilere kes. Kötü kullanan kadar kötü kullananı tespit ettiğin halde cezalandırmamak da en az onun kadar suç değil midir? Konu şu an mahkemede.

2- Yaşlıların ulaşım haklarına sınırlar getirildi. Gerekçe çok gezmeleri. Yıllık bedelini peşin peşin veren yaşlıların gezmelerine karışmak dünyanın neresinde var acaba? Hem para ver hem de ESHOT'un istediği kadar gez…

3- Üniversite öğrencilerinin üniversite içi ücretsiz ulaşımlarını kaldırıp bunu paralı yapmak. Neyse ki öğrenciler otobüsü ele geçirip eylem yaparak, haklarını geri aldılar. Galiba otobüsleri ele geçiren öğrencilerin ESHOT koltuklarını da ele geçirmelerinden korkup geri adım attılar.:)

4- Anne ve çocukların ulaşım hakları ellerinden alındı. Bebek arabasıyla binmek yasak ayaklarımız eziliyor gerekçesiyle. Taksiyle gidin demenin Arapçası. Merak ediyorum taksi paralarını da verecek mi Müdüre hanımımız yoksa bebek arabalarıyla otobüse nasıl biniliri öğretecek mi? Başka yolu var da biz mi bilmiyoruz?

5- Şimdi sıkı durun bu son kısıtlama belediye çalışanlarına. Belediye çalışanlarının pasoları kaldırıldı. Çünkü son zamanlarda canını çok sıkan sürekli basına malzeme olmasına sebep olan şoförleri yüzünden binlerce belediye çalışanlarına ücretli bineceksiniz diye ceza getiriyor Sayın Zeliha Gül Şener Hanfendi.

Geriye kim kaldı kısıtlanacak, ulaşım hakları ellerinden alınacak? Yazarsam Gül Hanım aklına getirdim diye onları da kısıtlama alanına alır neme lazım susayım, sustum. :)

Pek yakında aramızda konuşmaya başlarız artık “Gül Hanım’ın kısıtladıklarından mısınız yoksa kısıtlamadıklarından mısınız?” diye. Türk sözlüğüne de Şener imzalı bir tekerleme girer böylelikle.

Ülkemden trajikomik hizmet dedikoduları

Önceki gece saat iki suları bir anda netim gitti. Normal geçici kesintidir diye biraz bekledim. Ama nafile saat ilerlediği halde nette bir hareket yoktu. Önce yapılması gerekenlere baktım ama değişen bir şey yoktu. Bir sorun varsa o sorun kaçta olursa olsun çözülmezse, en azından nedenini bilmezsem rahat edemediğim için sabaha asla bırakmam sorunları. O yüzden gecenin o saatinde ADSL müşteri hizmetlerini aradım. Aramamla şok olmam bir oldu. Borcunuzdan dolayı kesiktir. Bir elimde telefon, bir elimde maus ağzımdan çıkan sözcük ise “nasıl yani”.

Daha Telekom personelinin cümlesi kulaklarımı tam doldurmamıştı elimdeki mausla sayfa yenilemesi yaptım. Ne hikmetse netim geri geldi. Çünkü borcumdan kesilmesine imkân yoktu. Olmayan borca borcun var demek neyin nesiydi?

Demek aradığım an hatalarını fark ettiler bana cümleyi söylerken sinyali de verdiler.

Aramazsam hataları öyle kalacak netimde kesildiği ile kalacaktı. Hoş neredeyse bir saatten fazla kesildiği ile kaldı ya o da ayrı mevzu.

Karşımda robot sistem olmasaydı vay hallerine yani. Demek ki neymiş net kesildiğinde anlık kesinti dememeli Telekom’un tepesine binmeli. Gece yarısı canlarımı sıkılıyor anlamıyorum, üstelik Telekom’da yaşadığım bu anlamsız gece kesintisi ilk değil.

Her aradığımda nedenli cümlelerini çürüttüğüm benim cümlelerim bitmeden net geliyor.

Yakında bana reklam çekimleri yaptıracaklar Telekom’un can sıkıntıları diye o olacak…

Evet, bu seferki yazım biraz çeşni olsun dedim ortaya böyle karışık çıktı. Ama “Ortaya karışık bitmedi devamı yakında.:)) E benim ülkem böyleyken ortaya karışıklar hiç biter mi değil mi ama?;))

oyatekin@gmail.com



Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen telaştan, bazen aklımın başka işlerde takılı olmasından eh biraz da B12 eksikliğinden unutuveriyorum:)) Tanıtımınızı tekra okumuştum ya, sizin gibi profesyonel birinin MB hakkında fikrinin olumlu olduğunu bilmek güzel bir duygu. Yoksa az çok öğrendim ben de bu sayfaları.Sadece bu sayfaları ama yoksa başka sitelerle uğraşacak vaktim zaten yok. Sadece zaman zaman gerekli olunca uğradığım sitelere bakınca bu sayfaların ne kadar kolay ulaşılabilir, kolay görülebilir ve aydınlık olduğunu görüyorum. Güvenilir olduğunu da yaşayarak öğrendm. İlk yazmaya başladığımda sevgili Volkan'a (kendisi uzun süredir yazmasa da önerilerimde durur: Someone) değil de sonrasındaki bazı gereksiz insanlardan birine rastlasaydım, eminim yazmaktan vazgeçerdim. Eskisi gibi olmasa da yazmaya devam ediyor olmakla kendimi iyi hissediyorum. Benim için diğer güzel bir yanı da, koayca ulaşılabilir olması. Net çalıştığı sürece yazma eylemini devam ettirebilirsiniz. Sevgilerimle. Sayfa yine bitti:)

derinmavi.. 
 01.08.2010 15:15
Cevap :
MB’ye gelince yazılabilecek ilk sıralardaki blog platformu olarak düşünüyorum açıkçası. Benzerlerinden farklı kılan en önemli sebebi Milliyet çatısı olması değil bana göre. Bu platformun alt yapısında kurulan sistematik özellikler. Bu yüzden diğerlerinin arasından rahatlıkla sıyrılıyor. Bazı yenilikler istese de bu haliyle okurunu da, yazanı da koruyor. Bu yüzden önemsiyorum MB’yi. Okurunda, yazarında korunmadığı yerlerde malum sonları hep birlikte görüyoruz. Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim. Sevgilerimi ve selamlarımı yolluyorum…  01.08.2010 18:04
 

Ve daha dikkatli tanıtımızını okudum. İnsan, sizin gibi bir şeylere emek verince daha çok şey biliyor ve daha çok şey istiyor. Hatta benim gibi dışardan bakanlar "olabilir" , "düzeltilir" diyerek ılımlı davranırken, onlar çığlık çığlığa seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Tabi haklılar da. Elinizden geleni yapmaya devam edeceğinizi tahmin edebiliyor ve kolaylıklar diliyorum. Not: Coşkun Karabulut da sizin gibi okulunun ve mesleğinin dışında yazmayı sevenlerden ve devam edenlerden. Belki adına rastlamışsınızdır. Ve kendimle ilgili bir not: Bu sayfalarda ilk yazmaya başladığımda, bir arkadaşın yazısını okuyacaksam ilk baştan itibaren okuyordum. Böylece kişi hakkında az çok fikrim oluyor ve sonrasında okumaktan vaz geçiyor ya da devam ediyordum. Ama sonra, ne mümkün? Çoğu zaman günce bile okuyamıyorum ya da bir arkadaşa takılıp daha çok ona yorum yazıyorum çünkü kolayca anlayıp takip edebiliyorum. Yine de, azalsa da yazmaya ve okumaya devam. Sevgiler yolluyorum, maviyle.

derinmavi.. 
 01.08.2010 14:39
Cevap :
Önemseyip her iki linke baktığınız için çok teşekkürler. Diğer tarafta İzmir’den uzak kalıp özlem dilemişsiniz bana aslında İzmir’den her uzak kalmalarımda İzmir için daha çok istiyor, daha çok yapılması adına uğraşıyorum. Hangisi iyi uzak kalmak mı, yoksa hep İzmir’i yaşamak mı bilmiyorum ama her ikisi de İzmir’e yarıyorsa ben razıyım.:)) Şu anda İzmir’den uzakta bu satırları yazıyorum aslında.:)) Fakat bu sefer tatil olduğunu bilince sanırım çiğdem aramıyorum.:))) Her iki tarafta yapmış olduğunuz değerli katkı ve temennileriniz için teşekkür ederim. Ve Coşkun Beyi tanıyorum. Değerli bir kalem hep yazmalı. Bu sayfalar için önemli olduğunu düşünüyorum. Ama işte hayat telaşı karıştıkça bize yazmada molalarla devam ediyor. Sevgiler…  01.08.2010 18:03
 

Geçtiğimiz aylarda bir gece yarısı havaalanından otobüse bindim. gecenin o saatinde belediye şoförü rastladığı her kırmızı ışıkta durdu :) hem de hiç sabırsızlanmadan. Kendisini kutladım ve bunu belediyeye netten yazdım ona da yanıt gelmedi:) Aaa şimdi anımsadım, meyer benim belediyeyle ilgili ne çok anım varmış; İnönü cad.de oturuyorum, bir yaz sivrisinekten geçilmiyor ve malum kalorifer böcekleri, bir de bahçede kocaman fareler, uzun bir mektup yazdım, biraz da espriyle karışıktı, aaa üç gün sonra iş yerimde buldular beni ve anında en azından sivrisineklerle ilgili kaynağı arayıp buldular ve gereğini yaptılar.O gün yanlış anlamadıysan sanırım bizim bölgeyle ilgilenen kişide eksiklik vardı, amirinin yanında bana nasıl açıklama yapacağını bilemediydi. Ve:) bir de güzel bir İzmir yazısı, hem de şoförlerinin de olduğu; kendi yazım, insan kendi yazısı için böyle söyler mi? Ama gerçekten çok severek yazdığım bir yazı:) blog.milliyet.com.tr/Ben_bu_Izmir__in___/Blog/?BlogNo=60552

derinmavi.. 
 26.07.2010 16:50
Cevap :
Hayatında hiç belediye otobüsü kullanmamış birinin de ESHOT'u yönetmesi ancak bu kadar olur işte sevgili derinmavi. Bu yorumunuza sadece tebessüm ediyorum neden mi yorumunuzun içindeki anlamlardan gelen ve linkini keyifle okuduğum yazınızın içinden aldığım, yazıma yaptığınız gizli, hoş göndermelerinizden dolayı.:)) Bu yorumunuza iki linkle cevap vereceğim zaman ayırıp okursanız sevinirim.:))) http://blog.milliyet.com.tr/Izmirli_Blog_Yazarlari_ile_Sanal_Soylesi/Blog/?BlogNo=192881 http://www.dolandagel.com.tr/yazar_icerik.php?q=ODg=&yaz=oya_tekin, Gelecek hafta İzmir’e tekrar geldiğimde yetiştirebilirsem eğer ikinci ortaya karışık yazıma da değerli yorumlarınızı bekliyorum. Kocaman sevgiler ve iyi yazlar diliyorum…  27.07.2010 23:57
 

Üç kuruş paraya muhtaç... ve şoförlerimiz... her gün yüzlerce insan, yüzlerce soru... İlk geldiğim sıra, akşam üzeri Agora'nın (Balçova) önünden otobüse binerken Tınaztepe otobüsünün İnönü cad.den geçip geçmediğini sordum, nasıl bilmezsin dercesine tersledi beni şöfor. Nerden bileyim? Yine de onu affettim. Suçlamak yerine sanırım "Neden tersleniyorlar, neden içiyorlar ki içmez, şişeye kor, otobüste içer, herkesin başına birini dikemezsiniz, diye düşünmek ve onların işlerini daha iyi yapabilmeleri için profesyonel yardımlarda bulunmak gerek. Çünkü insanla uğraşmak; anlamak, anlatmak... bence dünyanın en zor işi. Ve bir işin zor olduğunu anlamak için ille de o işi yapmak zorunda kalmadan anlamanın yollarını bilmek gerek, diye düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla, size ve aydınlık şehrimin belediye çalışanlarına, ille de otobüslerinde çiçek taşıyan şoförlerine, hem de masmavilerle.

derinmavi.. 
 26.07.2010 16:38
Cevap :
ESHOT şoförlerinin kartı alma yetkisi var. Kaldı ki belediye tüm kötüye kullanılan kartları tespit etmiş durumda bunların hepsi ellerinde mevcut ama işlem yapmıyor burada suçlu belediyenin kendisidir. Tüm engellileri aynı kefeye sokarak halkla arasında uçurumlar yaratıyor.Herkes belediyeci olamaz, ama ne yazık ki İzmir’de herkes belediyeci :)) Benim ESHOT şoförleriyle bir sorunum yok, olamazda. Son dönemlerde olan olayların tek suçlusu varsa o da ESHOT Genel Müdürüdür. Siz çalışanınıza çalışırken su içme yasağı koyuyorsanız bu işin hangi şartlarda yapıldığını bilmiyor onların gün içerisindeki zorluklarından bihabersiniz demektir. Bir şoföre görev başındayken su içme yasağı getireceğinize gün içerisinde şoför olmak ve yolcu olmak ne demek önce onun testini yapsın kendine. Eski ESHOT müdürümüzün döneminde bunların hiçbiri yoktu, ESHOT da bu kadar yıpratılmıyordu. Kaldı ki şoförlerin eğitime tabii tutulduğu bir birim var zaten mesele birimin olması değil, ne kadar işlediği. Hayatında hiç  27.07.2010 23:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3677
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster