Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
428
 

Oruç mevzuu

Basından okuduğumuz kadarıyla, duyup, konuştuklarımız ölçüsünde ramazan döneminde oruç tutmayanlara yönelik tepkiler artık çok daha belirgin ve güçlü hale gelmiş görünüyor. 

Ben şahsen oruç tutmuyorum. Bana, inançsız derler ama yobazlar öyle der, esasında inançsız değilim, ama rasyonelim, (felsefede rasyonalist olmasam da, çünkü ikisi farklı şeylerdir) inanç, rasyonel bir tutum değildir, dogmatik bir tutumdur ve temellendirilemez, inanç körü körüne bir şeye bağlılıktır. Rasyonel olan Tanrıyı manrıyı inkar eden değil, tanrı vardır diyenlere, hadi kanıtla, göster diyendir. Ama yüzyıllarca uğraşılsa da bu konu fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Kanıtlanması istenen bir şeyi kanıtlanmadığını gören ve aklına itaat eden rasyoneldir, tutum takınmayandır. Ama inanç sahibi olan nedeni ve temeli olmadığı halde tutum takınandır. Bunun iki niteliği vardır: 

Bir dindar inancını nesnelleştiriyorsa, öznel olduğu halde, saygı duymam. Çünkü inanç özneldir. Yani temellendirilemez, körü körünedir, ya da keyfi ve ihtiyaridir, varsayımlara, öznel gerçeklere dayanır. Bu nedenle inançlar kişileri bağlayan tercihlerdir, öznel seçişlerdir. Eğer bir dindar inanç duymanın bu yapısını bilmeyip, inancının nesnelleştiriyorsa, o aydın bir dindar değildir, bağnazdır, yobazdır ve tehlikelidir. 

İşte oruç tutarken, oruç tutmayı başkasından da bekleyen, onu zorlayan, ters bakan, oruç tutmamasına anlamlar yükleyen ve ülkesini oruç tutanlar toplumu yapmaya çalışan kişi, aydın olmayan, yani bağnaz olan dindardır. 

İnanç nesnel gerçeklik olsaydı, allaşkına, anayasaya mamayasaya ne gerek vardı? Kutsal kitap var. Onu uygularsın. Kutsal kitap, sahibi var diye varsa, demokrasiye memokrasiye ne gerek var? Cumhuriyet mumhuriyetin ne lafı olur ki bir Tanrı varsa? 

Tarih, insanlık siyasallaşmış dine karşı mücadele etmiş ve bu memokrasiyi, mumhuriyeti kurmuştur. (Çünkü onları da beceriyorlar da ondan böyle bozuk yazıyorum.) Ama sonuçta, insanlığın tarih içindeki mücadelesinin ortaya koyduğu gerçeğe göre, inanç kişiseldir, keyfidir, ihtiyaridir, özneldir, varsayımdır. 

Peki sizce bugün bu ülkeyi yönetenler inanca böyle mi bakıyorlar? 

Erdoğan bazen diyordu ki, kişi laik olmaz, devlet laik olur. Acaba bu sözün gerisinde yatan nedir? 

AKP'nin bütün ileri gelenlerinin eşlerinin türbanlı olması acaba nasıl bir toplum düzenini ideal edindiklerine bir işarettir? Bir işaret değilse nedir, rastlantı mıdır? 

İnanca, ancak bireyselse, kişi hak ve özgürlükleri içinde kişisel özgürlük alanına giriyorsa saygı duyulur. Aksi takdirde siyasal olarak mücadele edilmesi gereken bir karşı siyasal güçtür. Ve bunun, bireysel olarak kişilerin inançlarının romantik yumuşaklığı ile uzaktan yakından alakası yoktur. İnanca yaklaşırken bunu çok iyi ayırt etmek lazım. 

Türban mevzuuda benzer dertten mustariptir. Bir dondurma gibi düşünürsek, üst kısmında inancın naif ve romantik tarafı vardır, ama yaladıkça altından başka numaralar çıkmaya başlar. O nedenle, kuzu kılığına girmiş kurt gibidir siyasallaşmış inançlar. 

Peki Türkiye'de bu oruç tutmadığı için saldırılara maruz kalanlara karşı, kim ne yapıyor? Örneğin CHP ötüp duruyor, neden bu tür olaylara karşı bir basın bildirisi yayımlamıyor, bir eylem düzenlemiyor? 

Sonra kalkıp adam kandırıp oy toplayacaklar. Hadi ordan! 

Din korkusuyla özgürlüklerimize sahip çıkamayacak mıyız? 

Ortaçağ'da mı yaşıyoruz? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yanlış anlamayın ama oruç tutmamanızın bir nedeni olmalı, bir mide rahatsızlığı, şeker, tansiyon gibi bir sorununuz mu var? Yoksa maazallah inançsızmısınız, vah yazık, Allah ıslah etsin...Şaka bir yana, oruç tutmuyorum dediğimde, başlıktaki soruya maruz kalıyorum da. Bu da toplumun bu konudaki durumunun vehametini ortaya koyuyor.. Saygılar...

Güler Sun 
 19.08.2011 19:13
Cevap :
:-) Hah, çattık derken, oh dedirttiniz. Öyle düşünen olduğu gibi öyle düşünmeyen de çok. Ama birey ve insan temelli toplumdan Ortaçağ'daki hacı hoca, din tanrı toplumuna doğru bir meraklanma ve niyet başladığı da bir siyasal gerçek.  20.08.2011 6:53
 

Din korkusu eskidendi. O zamanlar herşey Allah'la kul arasındaydı.Ufak tefek aykırılıklar olsa da önemsizdi. Şimdilerde mahalle baskısı diye bir gariplik çıktı ve herkes kendini dinin jandarması olarak görmeye başladı... Farkında değil misiniz, ortalıkta özgürce savunacağımız bir şey kaldı mı?

Melek Koç 
 18.08.2011 22:12
Cevap :
Merhaba.. Din korkusu eskidendi, derken yazımdaki din korkusu sözüyle aynı şeyi kastetmek zorunda olmasanız da, öyle olması olasalığı karşısında, yazımda din korkusu derken sizin kullanımızdan farklı bir şeyi kastettiğimi vurgulamak isterim. Benim din korkusu dediğim şey, dine karşı insanların söz söyleyemez, karşı laf edemez bir konuma sokulmasıdır. Yoksa allah korkusuyla, din korkusuyla sözlerinde olduğu gibi, günah işlemekten çekinmek gibi bir dindar ifade değildir. Diğer konuda ise, evet AKP'nin ve derin -dinci devlet ve tarikatların yapmak istediği bu, ülkeyi bir din ülkesi yapmak, ellerinden geleni yapacaklar ama allaha şükür -dindar bir ifade değil- tarihin tekerleği geriye doğru yürüyemez... bize patinaj yaptırıyorlar, bir kaç kuşak harcayacaklar -kuşak derken, yanlış anlamayın, her kuşak 20 yıldır.  19.08.2011 17:38
 

Yorumunuzun yazımı yazı olarak yapısını ve fikrini temellendirişini eleştirmiyor, sizin belki haklı olarak ama belki önyargıyla, ve artık geri dönüşü olmayan bir kamplaşmanın perspektifi içinde anlamlandırma düzeniyle gördüğünüz, sizler dediğiniz kesime yönelik bir eleştiriyi içeriyor. Yani yorumunuz yazımı eleştirmiyor bence. Altıncısı, oruç tutanlar ile tutmayanların birbirleriyle ilişkileri karşılıklı toleransın oldukça ötesine geçmiştir. Bu iki grup hem baskı yapmakta ve hem de baskı görmektedir. Ve bunun pek sosyal, siyasal çok nedeni var onları tartışmak uzun konular. Yani basitçe sen bana ben de sana saygı duyuyum noktası aşılmıştır. Ve son olarak hz. Ali örneği bir tür dil oyunudur ve içi boştur. Bu sözün aynısını Pascal söylemiştir. Bloglarımda Pascal diye bir taratma yaparsanız, o söylediğiniz örneğin nasıl eleştirdiğimi görebilirsiniz.

Erdal Aydın 
 13.08.2011 19:15
 

Yazımı doğru anladığınızdan, ya da aslında doğru anlatabilmiş olduğumdan emin değilim. Yazıyı dikkatli okumanızı öneririm. Kalemimden dolayı üstü kapalı kalmış olabilir. Yazıda inancı nesnelleştirmek ile öznelleştirmek arasında çok kritik bir ayrım yapıyorum..Ve ikisine ilişkin yargım çok farklı. Ama siz incindim çünkü sizler tarafsız bakmıyorsunuz dediğinizde, bu yorumunuz, benim yaptığım ayrımı görüp görmediğinizi karanlıkta bırakıyor. İsterim ki yazıyı tekrar okuyup, bu ayrımdan sonra hala sizi inciten bir şey olup olmadığını bana bildirmeniz. Dördüncüsü, yazınızı bititirken sorduğunuz bir soru var, bu soruda biz anlayışımızı sonuna kadar kullanıyoruz, ya sizler diyorsunuz, acaba gerçekten anlayışınızı sonuna kadar kullansanız bile bu yeterli mi, hiç kuşkusuz, bu değerlentirmeniz bir toptancılık ve siz biz ayrımı içerdiği içini, tolerans sorunu taşıyor. Çünkü siz biz dilemması çatışmacı bir perspektiftir. Bunu her kim yapıyorsa aynıdır. Beşincisi..

Erdal Aydın 
 13.08.2011 19:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 979
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster