Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
861
 

Otlar ve tırpan

Otlar ve tırpan
 

Netten


Kendimle söyleşmek iyi geliyor. Ulu çınarları kaybettikçe, kendimde yarattığım küçük çınarları sığınak kabul ediyorum. Kendimin öfkesi ben’i aşıyor kimi zaman. Öylesi bir günde; öfkeyle masaya oturan kendimin ağzından çıkıveren şu lafı duyuyorum:

-Cahil cesaretinden ve yüzsüzlüğünden nefret ediyorum!!

-Amanın! O nasıl laf öyle, diyorum.

-Ne var lafta?, diye devam ediyor.

-Öfke var, kızgınlık var. Ne oldu, kim kızdırdı seni?

-İnsan!

-Güldürme beni. Hala etkileniyor musun insanlardan?

-Bazen.

-Öyleyse henüz öğrenme olmamış benim anlattıklarım. Ezberde kalmış, olmalı. Yoksa sen ne kızar ne de öfkelenirdin.

-O zaman yeniden öğret! Bir kere daha anlat. Bakarsın bu kez ezberden kurtulurum!

-Bak canım, insan dediğin ikiye ayrılır. Bir tarafta insan-ı kâmil olmaya gelenler, diğer tarafta sadece gelmiş olanlar.

-Ne demek, “sadece gelmiş” olanlar?

-Bunda anlamayacak ne var? Bütün canlılar üremeye programlı değil mi: Evet! Üremede seçicilik diye bir şans söz konusu mu: Hayır! O zaman ne oluyor? Doğanın kendi döngüsünce, çiftleşme; eşittir doğum oluyor.

-Bak tam bu noktada kaçırıyorum anlatmak istediğini, açıkla biraz.

-Ah küçüğüm, rastlantısal olarak dünyaya gelenlerden söz ediyorum. Otları düşün. Doğar büyür, yem olur, bir işkembeden geçer, toprağa düşer ve yeniden, ya ot ya da başka bir ota gübre olurlar. Döngü yani. Basit bir döngü ürünü “sadece gelmişler”.

-Şimdi anladım. İyi de bir ot kadar zararsız hatta faydalı mıdırlar da, bu kadar naif anlatıyorsun?

-Ottan ota fark olacak elbette. Isırgan otu da var, ayrık otu da. Ebegümeci de ot, efelek de. Biri karın ağrısına iyi gelir, diğeri karın ağrıtır. Ama sonuçta hepsi ot! Büyük düzeneğin küçük parçaları...

-Dinler öyle demiyor ama.

-Konumuz dinler değil. Onu başka bir zaman tartışırız. Neden insan inanma ihtiyacı hisseder, neden dinler herkese aynı mesafede yaklaşır bunları, sonra anlatayım. Şimdi, senin boşuna öfkelenmeni engellemeliyiz.

-“Ot” dedin ya, geçti benim öfkem.

-Ama sen ot sözcüğünü hafife aldın sanırım. Örneğini verdiğim otların ne kadar faydalı olduklarını da göz ardı etme lütfen. Aynı zamanda tırpan ve terbiye görmezlerse ne kadar tehlikeli olabileceklerini de unutma!

-Tehlike?

-Elbette tehlike. Bazı otlar sen ne kadar uğraşırsan uğraş güle dönüşmezler. Ne aşılamaya gelir, ne de genetik oynamaya. Ot ottur. Ve diken çeşitlerini de bilmelisin. Kaktüs tüm gücüyle saldırır. Çakırdiken can yakar. Pıtrak yapışkandır. Bunlar da ot. Bitki örnekleri.

-Yani?

-Yanisi şu: İnsan-ı kamil olmaya gelenlerle, “sadece gelmiş” olanları ayır. Baksana, çoğu sağır, dilsiz ve kör. İşte bunu gör!

-Peki ya insan-ı kâmil olmaya gelenler? Onlar kim?

-Onlara, ‘evrenin seçerek gönderdikleri’ diyebiliriz. Varoluş nedenlerini bilerek gelirler. Mustafa Kemal’i düşün; Gandi’yi, Teresa’yı, daha yenice kaybettiğimiz Türkan Saylan’ı düşün. Bunlar kendileri ışıktırlar. Çağ açar, çağ kapatırlar, yaratımda ve büyük düzende rol sahibidirler. Öte yandan, şairleri, ressamları, yazarları, fikir ve bilim insanlarını, filozofları, insanlığa yönelik ürün verenleri hatırla. Onlar da yaratımın iç mimarisinde rol alanlardır. Ayrıca hoşgörüyü de elden bırakma.

-Hoşgörü mü?

-Hoşgörü tabi ya. Ota kızılır mı? Becerebilirsen; tırpanla, düzenle, büyük düzenin içinde ahenk olmalarına yardım et.

-İyi de, ya her geçen gün senin insan-ı kamil dediklerinin sayısı azalıyor ve otlar ayrık otuna dönüşüp ülkenin verimliliğini sömürüyorsa ne yapacağım?

-Kamil insan Kemal’i düşün. Onun düşünceleri en yetkin tırpan ve tımar işini görür. Geriye sadece diğer elinde tırpan olanları bulmak ve güçlenmek kalıyor. Bul ve destek ver. Maddi veya manevi destek.

-Tabi ya… Bahçede ot çoğaldı diye yaygara çıkartmaktansa, tırpanı ele almak gerek!

-Hah şöyle! Topla kendini. Öfkeden uzak dur. Ayrık otuna karşı öfkeyle savaşılmaz. Kaktüslere çıplak elle dokunulmaz. Cehalet, cehaletle kovulmaz. Tırpanın aydınlığın olsun!

-Sağ olasın be ya. İçim açıldı. Gidip şu tırpanımı alayım.

-Kolay gelsin, küçük…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Bahçede ot çoğaldı diye yaygara çıkartmaktansa, tırpanı ele almak gerek" ve bu güzel sözlere ek olarak; o otlara ilk başta dışardan bir bak! gerçekten emeğini ve zamanını harcadığına değiyormu? ki değiyorsa kişi o otları temizlemekle kalmaz, bir güzelde Güllerle dolu bahçe yapar..tabi değip değmediğini bilmiyorsak, gelsin tecrübeler gitsin tecrübeler dikenler otlar:))) Yüreğinize sağlık Emine hanım cım

Şaziye Demir 
 30.09.2012 1:16
Cevap :
"O otlara ilk başta dışardan bir bak! gerçekten emeğini ve zamanını harcadığına değiyormu? ki değiyorsa kişi o otları temizlemekle kalmaz, bir güzelde Güllerle dolu bahçe yapar." Bu sözün üzerine ne denebilir ki sevgili Şaziye Hanım'cım?.. Meselenin özünü vermiş geçmişsiniz... Bin teşekkürlerimle, bu güzel yorumunuza ve varlığınıza...  30.09.2012 22:58
 

...sizi okumak ne güzel.dolu dolu...bir papatya;kalbimiz temiz.. Sevgiler Saygılar...

Pür 
 05.11.2009 18:12
Cevap :
Ben de senin o güzel kalbinin önünde sevgimle eğiliyorum güzel dostum. Kocaman saygım ve selamlarımla, baharın çiçeklendirdiği güzel yüreğine.  06.11.2009 2:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 3634
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2047
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster