Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
336
 

Özal, Calp, Sunalp

17 Yeni partilerle seçim

Yine çok heyecanlı günler başlamıştı benim için. 24 Kasım öğretmenler gününde hazırladığım amblem okulda birinci olmuştu. Yeni yeni partiler kuruluyordu. Hepsinin de yeni amblemleri vardı. Gazeteler bu amblemler üzerinde çok duruyordu. Büyük Türkiye Partisi, Halkın Partisi, Milli Demokrasi Partisi, Anavatan Partisi, Yeni Düzen Partisi, Sosyal Demokrasi Partisi, Bizim Parti vb.

Ben de bir çoğuna amblem bile çizdim. Çok basitti. Partinin ismine benzeyen semboller karalayıp boyuyor kısaltmaları da ekleyince oluyordu. BTP’ ye Türkiye haritasının içine BTP yazmıştım. Halkçı Parti vatandaşların gölgesine, HP, Milli Demokrasi Partisine sandığın üstüne Türk bayrağı…

Yeni açılan partilerin ardı arkası kesilmiyordu. Ben ise en güçlüsünü bulmaya çalışıyordum. Onu en önce ben keşfetmeliydim. Yalnız bir çoğu veto denen şeyle kapanıyordu ya da bazı üyeleri veto ediliyordu. Babamdan öğrendim. Kenan Evren anarşi yapacaklarını önceden bilip veto ediyor, yani kabul etmiyormuş. Bir kez daha ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm. Bizim Kenan Evren'imiz vardı, asla eski günlere dönmemize izin vermezdi.

Bir gün babam parti açılışına yemek götüreceğini söyledi, heyecanlanmıştım. Birkaç çalışanla pideleri dönerleri yükledik. Selanik Caddesinden Konur Sokağa geldik, gerçekten çok kalabalıktı. Babam yemekleri partililere dağıtırken çok uzun boylu bir amca konuşma yapıyordu. Bu amca partinin başkanı olmalıydı. Önce kenardan sonra arkadan küçük olmamın verdiği avantajla bir kalabalığı yarma hareketiyle işte O amcanın yanındaydım.

Açıklamaları ve gazetecilerin sorularını birleştirince müthiş bir şey ortaya çıktı:

İnönü SODEP’in kuruluşunu ilan ediyordu. Ben de hava atacak bir konu bulmuştum. SODEP açılırken İnönü’nün yanındaydım. Ne yapıyordun orada senin ne işin vardı? desinler önemli değildi. Elbette döner dağıtıyordum demeyecektim.K uruluşunda ben de ordaydım diyebilecektim. Vay be!Tıpkı Cumhuriyetin ilanı gibi ileride kim bilir nasıl anlatacaktım?

Hemen araştırmalarımı yaptım. Erdal İnönü, İsmet İnönü’nün oğluymuş. Okulda anlatılan, Atatürk’ün yakın silah arkadaşı İnönü’nün oğlu. Kesinlikle herkes oyunu bu partiye verecekti bence. Çünkü eski çoğu solcu partiler ülkeyi yönetememiş, onun yerine Atatürk’ün arkadaşının oğlu gelmişti.

SODEP’ in rakipleri de vardı. En güçlüsü BTP, sonra DYP olan partiydi. Öğrendiğim kadarıyla AP’ nin iyi olanları kurmuştu bu partiyi, onun devamı diyorlardı. Hatta komşu avukat amcalardan birisi Y. Amca da kurucusuydu. Sık sık onun bürosuna gelenler olur, gece geç saatlere kadar toplanırlardı orada. Ben de arada bir yemek götürür ne konuştuklarını anlamaya çalışırdım.

Bir başka komşu A. Amca Yeni Demokrat Partisini kurmuştu, V. Amca Anap Genel Başkan Yardımcısıydı. Acaba hangisi seçimi kazanacaktı. Babam hangisine oy verecekti, çünkü hepsini çok severdik biz.

V. amca bir müddet sonra ANAP’tan istifa etti. Gazetelerde diyordu ki: Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı “partimize dalkavuklar saldırdı “diyerek istifa etti.

Dalkavuk ne demekti? Babama sordum, aldığım cevap üçkağıtçı gibi bir şeydi. Peki üçkağıtçıların partiyle ne işi olurdu.? Kenan Evren bunlara izin vermezdi ki. Üçkağıtçılar ya bankerlerdi yada Yahya Demirel diye biri vardı, öyle olmalıydı. Partiler zengin miydi? Nesini dolandıracaklardı ki? Tam kavrayamamıştım. Bildiğim V. Amca’nın yaptığı muhakkak doğrudur. Çünkü o ne derse babam hep inanırdı. Zaman zaman ona danışır, V. Amca ne derse o yapılırdı. Zaten ben hiç ANAP lı duymamıştım, seçimde hiç şansı yoktu. SODEP varken kim ANAP’a oy verecekti ki?

Bir gün Cebeci Pazar yerinde parti mitingi olduğunu duydum. Arka sokakta oyun izni aldıktan sonra yavaş yavaş oyun alanımı aşağı mahalleye kaydırıverdim. Ondan sonra tren yolu, alt geçidi köprüsü, derken pazar yerine çıktım. Aman Allah’ım. Ne kadar renkli bir görüntüydü bu. İnanılmaz bir müzik sesi, artık anlamını bildiğim sloganlar, her tarafta irili ufaklı bayraklar. Kalabalık bağırıyor” Milliyetçi İktidar”. Bu MDP mitingiymiş. Ben de bir bayrak kaptım. Çok kalabalıktı, bence en güçlüsü bu parti olmalıydı. Kararımı verdim.; MDP’ li olacaktım. Bu MDP’ liliğim eve gidinceye kadar sürdü. Annemden bir sürü fırça yedim. Bu da yetmezmiş gibi akşam da babama şikayet.

Babam kızmadı, artık eskisi gibi olmadığını kimsenin partilerle ilgilenmediğini söyledi. Niye ilgilemiyorlardı ki diye düşündüm.

Meğersem yakında seçim olacakmış. Bu seçimde Kenan Paşa sadece üç partiye izin vermiş. Eskilerden kimse katılmıyormuş. SODEP’in katılmamasına her helde yanlışlık olmuştur yorumunu yaptım. Koskaca İsmet İnönü’nün oğlunun partisinin anarşistlerle ne işi olabilirdiki?

Seçim süreci daha da ilgimi çekti. Çekti ama bu üç partiyi öğrenince tahmin yapmak zorlaştı. Tabii ki ANAP, HP, MDP.

Babamın işyerine ve diğer çevrelerde birçok kişi boş oy ya da üçüne birden oy vereceğini söylüyordu. Yani geçersiz oy.

Gazeteler seçimi HP sürpriz yapmazsa , MDP’ nin kazanacağını söylüyordu. Bence de televizyonda sattırmam diyen amca sürpriz yapacaktı, çok sevimliydi.

Gerçekten de bir sürpriz oldu. Geçersiz oy vereceğini söyleyenler sandıkta arının cazibesine kapılınca, ilk sonuçların açıklanmasından sonra Tonton amca iki elini avuçlayarak, kollarını başının üstüne kaldırmış selamını veriyordu.

Türkiye yeni bir döneme giriyordu, yaşayarak görecektik, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı..

Ben ise partilerimi bir kenara bırakırken, gençliğin renkli davetine kayıtsız kalmayacaktım.

-SON-

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 455
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

1970 Ankara doğumluyum. Sırasıyla İltekin İlkokulu, Cebeci Orta Okulu, Ulus Teknik Lise' sini bitird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster