Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

08 Kasım '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
742
 

PADİŞAH MÜHÜRÜ

PADİŞAH MÜHÜRÜ
 

internetten alıntıdır


 

Aklımın erdiği andan itibaren sözlerin büyüsü büyüledi beni. Dinledim, ne der sözler, ne anlatırlar. Anladığımı, anlamadığım yaşlarım da bile merak ettim anlatılan hikayelerin öncesini sonrasını. Kulakların nasıl dört açıldığını bilmeden açtım tüm antenlerimi.

 

Okumayı öğrendim, zor mu kolay mı hatırlamıyorum hiç bir şekilde. Sınıfın beş çalışkan öğrencisinden biriydim. Başaranlara kitaplar hediye ederdi Ziynet öğretmenim. Kız Robenson sahip olduğum ilk kitabım.

 

Gönlümce bir kitaplığım olmadı hiç bir zaman. Hala da yok. Hep emanet kitaplar okudum hiç gocunmadan. Okuduklarımdan anlamaya çalıştım, anladığımı düşündüğüm anlarda bile anlayamadığım hayatı.

 

İyi olmak için yaşadım hayatım boyunca. Elimden geleni yaptım. Buna rağmen hiç kimseden daha az günahkar değilim. Hep okudum, okuduklarımı kendi penceremden gördüğümce yorumladım.

 

Bir iyiliklerin bir de aşkın kalıcı olduğu kazındı yüreğime. Şükürlerim dilimde mühür, kelimelerim acemi şiirlere dönüştü yazmayı öğrendiğim zamanlarda. Kıymeti var mı inanın bilmiyorum, ben sadece yazmayı seviyorum.

 

Okumak mı yoksa yazmak mı daha kıymetli? Hala bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa ikisi de terazilerimin kefesinde bir hayli ağır çekiyor değerlerini.

 

İyi ya da kötü, tüm bekleme sürelerimi bu ikisiyle tamamladım. Kılavuz ettim anlatılan hikayeleri. İsim hafızam sıfıra yakın ama hikaye kahramanlarının söyledikleri hep kalıcılığını korudu bir avuç yüreğimde. Hala severim filmleri, okurken kitabın mahallesine yerleşmeyi ve de hala çok severim hikaye dinlemeyi ve anlatmayı.

 

Bir hikaye okudum geçmiş zamanların birinde. Manisa’da bir padişah, ünü yayılmış bir ereni çağırır huzuruna. Bana bir kehanette bulun der. Eren de, estağfirullah padişahım o nasıl söz, kehanet siz de der. Israr eder padişah, eren başı önünde “En büyük kehanet sağlıkla hacet etmektir (Tuvalete çıkmak) padişahım” der. Padişah çok sinirlenir, bu nasıl çirkin bir kehanet, utanmıyor musun padişahının huzurunda böyle bir tarz da konuşmaya diyerek, ereni attırır zindana.

 

Gel zaman git zaman, padişahın afiyeti kabızlıkla bozulur. Kıvranır, ilaçlar içer, çaresiz, morarır, ateşlenir bir türlü sonuç alamaz. Cümle alem doktorlar merhem olamaz derdine. Vezir, dayanamaz huzura çıkar. Padişahım, bağışlayın sizin derdinize bir tek zindana attırdığınız eren çare bulabilir der. Kabul eder padişah, getirin o ereni der. Eren, yüzünde memnun bir gülümsemeyle gelir. Padişahım, ben derdinize çare bulurum ama siz bana karşılığında ne vereceksiniz diye sorar. Ne istersen o der padişah.

 

Mührünüzü isterim der eren. Padişah yine hiddetlenir, kelleni alırım bedeninden der. Gülümser eren, zaten zindandayım alın ama bu kelle giderse siz de canınızdan olursunuz der kendinden emin. Padişahın sancıları artınca kabul eder çaresizlikle. Eren, hazırlar ilaçları, iyileştirir padişahı. Padişah ilaçların etkisiyle hacet eder ve kavuşur sağlığına. Yakınındaki zatların yanında verdiği sözü yine aynı zatların huzurunda tutarak verir padişahlık mührünü erenin eline. İstemez eren, padişahım bir hacet için vaz geçilen mührün benim için hükmü yoktur siz de kalsın benim özgürlüğümü geri verin yeter bana der. Padişah o an ne yaptığını anlayarak af diler erenden ve verir özgürlüğünü, dostluğunu isteyerek.

 

Bu hikayenin yeri büyüktür gönlümde. Bir hacet için mühründen vaz geçen padişah olmaktansa sağlıklı bir vatandaş olmak her zaman daha değerlidir. Mühür dediğin saltanatta hiç ummadığın sebeplerle gidiyormuş kişinin ellerinden. Gün içinde küçümsediğimiz bazı meselelerin aslında hayat sebeplerimizi kapsadığını da unutmamak gerekiyormuş.

 

Ne boş laflar edip atıp tutalım ne de moktan sebeplerle onurumuzu-aşkımızı kaybedeceğimiz işlere kalkışmayalım. Kulun mühürü de onuru ve yüreğinde taşıdığı aşk. Kaybettik mi de mührümüzü hiç ses çıkarmadan teslim edelim gerçekten kim hak ediyorsa. Ben boşuna hep sağlık demiyorum bir bildiğim var da ondan. Daha bir sürü ders var bu hikaye ama kısa yazı yazın, daha çok okuyanı olsun diyor editörler. Sağlıklar okuyan okumayan herkese. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrikler gerçekten ders verici bir paylaiım.Nühür hak edene verilmeli, doğru söze ne denir.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 08.11.2012 17:09
Cevap :
Bazen de hiç düşünmeden zindana attırdığımız insanların bize çare olabileceklerini de iyi düşünmekte fayda var. Sağlıkla ve sevgiyle kal  09.11.2012 18:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 347
Toplam yorum
: 1571
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster