Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
258
 

Çocuk Olmak Zor mu, Kolay mı?

Çocuk Olmak Zor mu, Kolay mı?
 

  • Bu zamanda çocuk olmak kolay mı desem, zor mu desem bilemiyorum ki…
  •  
  • Bizim ufaklık okula başlayalı beri, her sabah bir çıngar vardır bizim evde.  Sabahın köründe uyanmak istemez… Uyansa yatağının üzerinde oturur ve bir türlü o yatağın üzerinden kalkıp da, yüzünü yıkama, formalarını giyme eylemine girişmez.
  •  
  • Ben bir taraftan, annesi diğer taraftan, “Hadi İdil, kalk artık, servis gelecek, geç kalacaksın.” diyerek bir taraftan kahvaltı hazırlama telaşındayız, diğer yandan hazırlanma telaşındayız.
  •  
  • Ya bizim ufaklık!
  •  
  • Hâlâ kendi dünyasındadır.
  •  
  • Oturduğu yatağın üzerinden bir de bakmışız ki, yeniden uyuma moduna geçmiş… Battaniyeyi üzerine çekmiş, kafasını battaniyenin altına gömmüş, top atsan duymaz bir halde…
  •  
  • Vaziyet rutin bir şekilde her sabah tekerrür etmektedir.
  •  
  • Ama bu sabah…
  •  
  • Eşim bir işi dolayısıyla erken bir vakitte evden çıktı ve ufaklığın bütün dertleri bendenize kaldı.
  •  
  • O her sabah uyandırmaya gittiğim ufaklık ki, ne zaman uyandırmaya gitsem, gözünü açmadan, elinin tersiyle artık nerem denk gelirse bir vurur ki, o acıyı kimsenin yaşamasını istemem, ama ben inatla, ya battaniyeyi kaldırırım üzerinden, yada yüzüne su dökme tehdidinde bulunurum. Ufaklıkta bağırtılar cayırtılar cabasıdır… İşte bu sabah da her zaman ki gibi ufaklığın odasına girdim ve hafifçe yüzüne eğildiğim anda, tabi tam bu sırada elini hazırlamış, Allah ne verdiyse patlatacak, ben yavaşça kulağına eğildim ve “İdiş acele edip hazırlanırsan sana bir sürprizim var” dedim. Her zaman elini savuran ufaklık, hafifçe ve yavaşça gözlerini açtı ve bekliyor. “Acaba sürpriz ne ola ki?” dercesine, sürprizi açıklamama odaklanmış.
  •  
  • Ben devam ediyorum…
  • “Sana dışarıda simit ve üçgen peynir ısmarlarım” diyorum.
  • Henüz daha yastıktan kafasını kaldırmamış ve sadece muzır bir şekilde gözlerini açmış beklemekte olan İdiş’in yüzünde hafif bir sevinç belirtisi var. Tabi elinin tersiyle yiyeceğim şamardan yırtmış bulunmaktayım ama dahası var.
  • Ufaklık dahasını bekliyor. Zira okula kendisini kim bırakacak? Simit bittikten sonra servise mi tekrar bindireceğim? Yoksa babam mı beni okula bırakacak?
  • Demem o ki, işi garantiye almadan yerinden hareket etmiyor ufaklık ve ben deniz tabi devam ediyorum.
  • “Eğer acele eder, hızla hazırlanırsan, simitten sonra seni okula bırakırım”.
  • Ufaklıkta muzır ve sevinç dolu bir tebessüm…
  • Hızla battaniye üzerinden atılır ve önce banyo, yüz yıkama hemen ardından hızla formaların giyilmesi, çantanın kontrolü…
  • Hepi topu on dakika sonra kapının ağzında hazır beklemekte bizim ufaklık.
  • “Hadi baba daha hazır değil misin? Seni bekliyorum kapıda.”
  •  
  • Ya… İşte böyle!
  •  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Nihat Bey, ne güzel bir anlatımla yaşananları yazmışsınız. Benim de oğlum (66.aylıklardan) bu yıl 1. sınıfa başladı. Dersler çok, okuldan gelir gelmez ödevlerini yapmaya başlıyor ki bitirebilsin. Ben işten eve gidiyorum birlikte ders çalışıyoruz. Yani gerçekten çok ve büyüklerimiz çok doğru demiş... Büyüdükçe çocuk dertleri de büyür diye... Allah kolaylık versin hepimize tabi miniklerimize de...

Selma GÜRBEY TAŞDELEN 
 08.11.2012 16:27
Cevap :
Teşekkür ederim Selma Hanım. Maalesef tam da dediğiniz gibi...   12.11.2012 9:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1105
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster