Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1520
 

PKK TERÖRÜ NASIL BİTER ?...

PKK TERÖRÜ NASIL BİTER ?...
 

Pkk ile düzenli ordu ile değil profesyonel birliklerle mücadele edeilmelidir


Bu arada, yıllardır söyleniyor, yazıyor, konuşuyoruz.

Herkes kendince bir şeyler söylüyor. Vatandaş da çaresiz bunları dinliyor. Ama kimse bir şey anlamıyor. Çünkü aslında kimse sağlam temelli laflar etmiyor. Sübjektif, üstü kapalı kuru söylemler.. Açık açık, sorunun damarı neyse onu konuşacaksın. Çekinmeden,  kıvırmadan, kimseden korkmadan. Milleti absürt yarışma programları ile oyalamayacaksın, romantik dizi filmlerle ekran karşısına bağlamayacaksın, halk doğruları aktaracaksın. Ve medya’yı serbest bırakacaksın. Özgür medya, kanallara çıkan sözüm ona “uzman” kişilerden daha aydınlatıcı bilgiler verebiliyor. Ama dediğim gibi “özgür “ haber verme hakkı olabilirse. Zira, öyle haberler çıkıyor ki medya da, sonra bir bakıyorsunuz ya “devlet sırrı” niteliğinde, ya da “yalan haber”, “uydurma haber” savunmasında hemen soruşturma açılıyor. Davlar, yıldırmalar, haberi yapanı işten attırmalar. Peki neden ? Neden bu ülkenin insanının bilgi alma hakkı yok, neden medyanın halkı bilgilendirmesi istenmiyor ? Kakara k kiri programlar mı yayınlasın tv kanalları, şarkı yarışmaları mı yapsın sürekli olarak, romantik filmler mi yayınlasın, yoksa sürekli her gün bir hükümet yetkilisini canlı yayına çıkartıp sürekli konuştursun mu ? Bir nevi hükümet ve Akape propagandası mı yapsın yani ? E, bunu yapan zaten bir sürü kanal var. Yanlı haber yapılıyor. Doğrular aktarılmıyor. Halk nasıl bilgilenecek ?

Son günlerdeki terör olayları hakkında vatandaş ancak şehit haberlerini alarak bilgileniyor. Oysaki, nasıl meydana geldi, neden oldu ? Nasıl önlenmedi, neden tedbir alınmadı gibi soruların cevaplarının aranması gerekmez mi? Devletin televizyonu Trt'de bile bir programda terörün nasıl bitirileceği konuşulacağına son olayların seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağı konuşuyor.  Ayrıca, her kendini terör uzmanı olanın dediğine de bakmayın. Danışacaksınız, orada görev yapmış rütbeli askerlere danışın. Onlar size daha iyi bilgi verirler.. Çünkü o coğrafyanın havasını soluyan onlardır, silah tutan onlardır, terörü ve savaşı yaşayan onlardır. Öyle masa başı terör uzmanlığı olmaz.. Terör uzmanıyım diyen bir kişi, acaba hiç terör bölgesinde bulundu mu? Çatışmaya girdi mi? Ya da çatışmaya girenle, savaşanla konuştu mu? Hikaye... Geçiniz...

Pkk terörü, son 1 ayda 32 can aldı. Eğer hala müdahale edilmezse, durdurulmazsa, pkk’nın da duracağı yok gibi.. Onlardan da ciddi anlamda kayıplar olduğu ifade ediliyor. Ve bu son durumlarla, geçmişte klişe olan “40.000 insan öldü “ istatistiklerine yeni rakamlar ekleniyor. Peki ülke tekrar 90 öncesi çatışmalı dönemlere geri mi döndü ? Evet, o çatışmalı dönemlere geri dönülmüştür. Ancak, pkk’nın bu kez farklı bir strateji izlediğini görmek lazım.. Doksanlara özgü, yol kesmeler, propaganda yapmalar, araç yakmalar, şantiye basmalar, asker kaçırmaları yine klasik olarak görüyoruz. Ancak, o yıllardan farklı olarak, bu kez, iki farklı cephede, çok lokasyonda ciddi ve sıcak çatışmalar yapıyor. Pkk, kırsalda askerle artık göğüs göğüse çarpışmıyor. Yeni taktikleri miktarı 300, 500 hatta 1 tona ulaşan EYP (El Yapımı Patlayıcı) ile “toplu imha yöntemine” başvurduğu açıkça görülüyor. Son iki günde verilen ağır kayıplarda bu bombalı eylemde verildi. Asfaltın altına döşenen patlayıcılar, 150,200 metre hatta 500 metre kablo döşenerek uzaktan patlatılarak, çok sayıda asker ve polisin hayatının kaybetmesine yol açtı. Şehir de ise değişik adlarda yapılanarak, sokaklara hendekler kazarak, barikatlar kurarak, polisle çatılıyor, sokaklarda kazdıkları hendeklere mayın ve bomba yerleştiriyor, artık gündüz bile pkk militanları elde keleş, omuzda roketatarlarla rahatça dolaşıyor ve tek hedef “düşman” bellediği polis ve askerler. Ancak, pkk işi o kadar azıtmış durumda ki, bölge halkının bile araçlarını yakıyor, ambülansları bile silahla tarayıp, ateşe verebiliyor.

Şimdi soralım ve cevap arayalım…

Pkk o kadar patlayıcıyı nasıl elde etti ? O kadar patlayıcı nasıl oralara getirdi, ne adar zamanda döşedi ? Döşedikten sonra yolu kim asfaltladı.? Bu yolları muhtemelen, pkk denetiminde olan Belediyeler asfaltladı. Şehirlerde, askerle, polisle çatışan pkk’lılar ne zaman bu kadar silahlandı? Bu silahları ne zaman stokladı. O kadar insan toplu olarak nasıl öldü ? Pkk’nın bölgede hakimiyet kurmasına nasıl müsaade edildi, neden görülmedi? Ve tüm bunlar olurken devletin istihbarat teşkilatı ne yapıyordu, hükümet neden önlem almadı, vs?

Bu işin şifresi şudur...

İlk önce, adam gibi bir istihbarat yapacaksınız? Hem dağda, hem düzde iyi duyan kulaklarınız, iyi gören gözleriniz olacak. Artık durum eskisi gibi de değil. Şimdi son teknoloji malzemeleriniz, İnsansız Hava Araçlarınız (IHA) var. Bunların sayısını artıracaksınız. Ama İsrail ya da Amerikan malı olmayacak. Gerekirse bunlara silah takviyesi de yapacaksın. Bunun için Abd’den izin almayacaksın. Kendi yerli üretimimiz sistemleri kullanacaksınız. Sonra, Pkk ile mücadeleyi " düzenli ordu" ile yapamazsınız, yapmamalısınız. Onlar gibi gerilla taktiği ile savaşacak özel askeri birlikler, özel ordular geliştirmeniz lazım. Örneği ortadadır. İşte Dağlıca saldırısından sonra 12 kişilik bir tim kendini unutturarak, gizleyerek, pkk'dan korkmayarak, üstüne gitmiş. 12 kişilik vurucu bir tim 100 tane teröristi etkisiz hale getirebiliyorsa, 100 tane, 1000 tane özel yetiştirilmiş personel, neler yapar bir düşünün...

Bir de çok önemli ayrıntı şu... Bu tim ve birlik siyasilerden emir almayacak. Kimseyi tanımayacak. Bu askerler, Kaymakam'dan, Vali'den emir almayacak, vekile esas duruş durmayacak. Şehirde dolaşmayacak. Hayatı dağlar olacak. Vur ve imha et için Ankara'dan, kimseden emir almayacak. Gerektiğinde pkk'ya erzak ve mühimmat taşıyan yabancı menşeili helikopterleri bile düşürecekler. Emir beklemeyecekler. Bunları havadan, gerekirse karadan destekleyeceksin, teknolojinin tüm nimetlerini seferber edeceksin. Teröristin yuvalandığı çıyan deliklerine bile girecek bu tim, tüm mağaraları didik didik edecekler, tüm puşt zulalarını bilecekler. Onlar gibi nefes alacak, onlar gibi düşünecek. Ve işin en önemlisi; gerekirse sınır ötesine bile gidecekler. Ama vur emri beklemeyecekler.  Örgütün tepe noktasını bitirmeden dönmeyecekler. Yani bataklığı kurutacaklar.

Sen de devlet olarak, üstüne düşen diğer görevleri yapacaksın.. Siyasiler, mecliste siyasi sonuç üretecek.. Pkk ve diğer örgütlerin finans kaynaklarını, kurutacak, iletişim kanallarını keseceksin, yaşam alanlarını daraltacak, darma dağın edeceksin. Onlarla iletişimde olan hangi devlet unsuru olursa olsun, onları da hedefine alacaksın ve işi orada bitireceksin. Pkk'ya destek veren ülkelere nota vereceksin, sert çıkacaksın... İçte veya dışta Pkk destekçisi olanları vatandaşlıktan çıkartacaksın. Ve önce ülke içindeki dağları, sonra Kandil'i düz ova yapacaksın. Orada kuzey Irak’ta olduğu gibi askeri birliğinle konuşlanacaksın.. Ve yurt içindeki, özellikle çok sayıda kayıp verdiğimiz askeri karakolları ve sınır hattı karakollarını, yeniden inşa edip hepsini birer kale gibi sağlam ve donanımlı hale getireceksin. Hepsini son teknoloji silah ve gözlem araçları ile donatacaksın... Bunu yaparken, teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanıp, o dağları, BBG evi gibi izleyecek, askeri son teknoloji silahlarla donatacak, kara harekatı yapacak askerleri de koruyacak sistemleri geliştireceksin.. Mesela mayına dayanıklı diye satın alınan, hatta yalnızca tek bir firmaya yaptırılan araçların neden havaya uçtuğunu sorgulayıp, gerekirse bu şirketi devletleştireceksin ve TSK kontrolünde özel donanımlı araçlar üreteceksin. İstihbarat teşkilatını, emniyeti didik didik edeceksin. Örgütle bağlantılı olabilecek kişileri sorgulayacaksın...

Ve bu ülkede hem barışı, hem demokrasiyi hakim kılacaksın. Türk ve Kürt vatandaşın ile empati kuracaksın. Onları kucaklayacaksın. Devletin yalnızca askeri olarak değil, “devlet baba” olarak da yanında olduğunu hissettireceksin..

Bunu becerebiliyorsak, sonra da terörün kökünün nasıl kazındığını, bu ülkede barış çiçeklerinin yeniden açtığını, hep beraber görürüz. Ve o güzel günlerin gelmemesi için hiçbir sebep yok. Ve geröekten bu ülke halkı artık bunu hak ediyor.


../.. 

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

EVET.HEMEN HEMEN TAM DA BUNLAR LAZIM.PARTİZANLIKTAN UZAK, SADECE VE SADECE ÜLKE VE MİLLET MENFAATİYLE,VATANINI VE BAYRAĞINI SEVEN KÜRT HALKINI PKK'DAN AYIRARAK,ONLARI PKK'YA MUHTAÇ ETMEYECEK AMA PKK DENİLEN MAŞALARI VE ONLARI KULLANANLARI DA,SİYASİ VE ŞAHSİ ÇIKAR DÜŞÜNMEDEN İZOLE EDEREK TÜM SAYDIĞINIZ PARAMETRELER DOĞRUDUR. TEK EKSİK BUNU YAPACAK CESARETTE LİDER KADRO AMA BU HER KİM VE ADI HER NE OLURSA,HALK DA ONA PARTİZANCA VE ÖN YARGI İLE BAKMAYACAK.BÖYLE DE BİR ÇOĞUNLUĞU AYDIN HALK GEREKİYOR,VARSA TABİİ."OKUMUŞ" DEMİYORUM, "AYDIN" DİYORUM.

Yusuf Caner AKSAKAL 
 14.09.2015 13:59
 

Adaleti,demokrasi ve özgürlüğü,barışı ve kardeşliği yeniden tesis edecek ve halkının içinde korkusuzca,onlardan biri gibi gezinebilecek yöneticilere ihtiyaç vardır sıraladığınız sorunların rahatça ve kısa zamanda çözümü için...Öngörülü ve iş bitirici akıllı yeteneklerle ülkemizin ayaklarındaki prangalar da çözülmüş olur.Yalandan dolandan da kurtulmuş oluruz...Halkımızın olup biten her şeyi sorgulaması ve ona göre tavır belirlemesi gerekli sayın Çam...Elinize sağlık.Anlamlı bir çalışmaydı.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 10.09.2015 0:21
Cevap :
Haklısınız. Katkınız isabetli...  10.09.2015 15:37
 

İlgiyle okudum.Keşke her insan siz gibi duyarlı, öngörülü ve çözümcü olabilse... Kaleminiz var olsun. Kutlarım emeğinizi. Saygıyla

Emine Pişiren 
 09.09.2015 14:31
Cevap :
Teşekkürler... Aslında pek çok duyarlı insan vardır benim gibi, sizin gibi... Onlarca, belki binlerce... Ah o korkutulmuş, sindirilmiş, ürkütülmüş olmasa....   09.09.2015 19:01
 

Başta istihbarat teşkilatı olmak üzere devletin hassas noktalarındaki diğer birimler görevlerini tam yapmayınca, diğer bir ifade ile uyuyunca...Ülkedeki silah ve patlayıcıların sesleriyle uyanınca...Sürec adı altındaki zaman diliminde herhangi bir strateji üretmeyince...Buna gaflet demek galiba en uygun ifade ama pek çok şey eskisi gibi olabilir mi, en acısı giden canlar geri gelir mi? selamlar size...

Yurdagül Alkan 
 09.09.2015 13:40
Cevap :
M.İ.T = Milli İstirahat Teşkilatı.... Uyuyan bir teşkilat istemiyoruz... Bu canlar geri gelmez. Ama bundan sonra bari CAN'lar gitmesin...   09.09.2015 19:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2455
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster