Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
380
 

Poliste şaşırtıcı bir ihale

Poliste şaşırtıcı bir  ihale
 

EM. GN. MD' nün 2006 basımlı " İz Bırakan Polisler" kitabına da girmeğe başaran Tahsin Cellek, Bartında uzun yıllar görev yaptı. Eski Bartınlılar,ca hala daha sevgi ile anılmakta.


 

 

Bartın’ın 1948-49’lı yılları. Nüfus, 8 bin küsur. Emniyette dört polis, 25 gece bekçisi vazife yapıyor.

Her bekçinin, özel kıyafetleri var. Ayakkabıları ise ihale ile temin edilecek.

İhalenin vicdani yönü olur mu? Olur elbet. Hep parasal didişme, hep hortumlama içgüdüsü olacak değil ya. Biraz da vicdani yönüne bakalım ihalenin.

Bütün gaye, Bartın’daki gece bekçilerinin ayakları, karda kışta, yağmurda ıslanmasın. Ayakkabıları su almasın. Alınca ne olur? Hastalanır bekçi. Daha daha? Korunmak için bir kuytuluğa girer. Orada uyur kalır. Hırsızlar ortalıklarda fink atıyor zaten. Bekçinin ruhu bile duymaz onları.

Ayakkabı dediğin, hilesiz, hurdasız olmalı. Tabanı, hakiki kösele olmalı. Şimdikiler gibi kıytırık olmamalı. Tabanına kalın mukavva sokuşturulmamalı. Dağda, taşta, düz yolarda aşınıp delinmemeli.

Bartın’ın yiğit bekçileri, hepsi babayiğit. İyi seçilmişler polis yardımcılığına. Onların, kale gibi ayakkabıları olmalı. Her daim ayak  kuru olmalı. Ayakkabı su geçirmesin. Bekçi bir köşeye sinmesin, uyuyup kalmasın. Kaytarmasın.  Sabaha daha çok var. Uyumadan dayanabilsin ve de sabahı etsin.

İhaleyi açan daire amiri Başkomiser Tahsin Cellek. İhaleyi o hazırlamış. Hiçbir kitapta   yazılmamış yöntemlerle  ihale açmış. Vicdani gerekçeleri var kendisine göre. Nasıl mı?

Ayakkabıcıların hepsine haber salınır. Şu saatte Müdüriyette hazır bulunun diyerekten. Pür telaş gelirler. Mesele, daha çıtlatılmamıştır.

Topluca hepsine anlatılır vicdani gerekçe. Kimin işine gelirse, bekçilerin ayakkabılarını o üstlenecektir.

Hepsi dizilirler Başkomiserin karşısında. Amir anlatır. “Bu bekçiler, sizlerin koruyucunuz. Ayakkabıları sağlam olacak. Bekçiniz, yağmurdan korunayım derken, saçak altlarına sığınmayacak. Orada oturup uykuya dalmayacak.

Orta yerde ne kağıt vardır, ne de kalem.  Ne evrak vardır; ne dosya, ne şartname, ne pey akçesi, ne  banka mektubu, ne de tutanak.

Şartlar ortaya konarak  şöyle anlatılır hepsine birden:

“25 bekçinin her birine birer çift ayakkabı  yaptırılacaktır. Ayakkabılar belirtilen tarihte teslim edilecektir.35 çift ayakkabının yanı sıra bir çift de fazladan ayakkabı getirilirken, yanında da bir “pens” bulunacaktır” Evet. İş bu kadar basittir.

Ayakkabılar, teslim anın da, içlerinden bir tanesi, rastgele seçilerek, taban astarı dahil, ayakkabının  tabanı, pensle sökülerek, “kalite kontrolü” yapılacaktır.

Ayakkabıların hilesiz, hurdasız olduğu anlaşıldıktan sonra, parası ancak ödenecektir.

Bu şartları kabul edenlerden bir kişiye iş  verilecektir. Kabul eden şimdi, yahut iki gün içinde gelerek bu şartlarla ihaleyi kabul ettiğini beyan ederek işe başlayacaktır.

Evet. İhale son bulmuştur. Ayaküstü bir  konuşmadır bu. Akkabıcılar  şartları dinlerler, birer ikişer müdüriyetten ayrılırlar.

Daha sonra da içlerinden bir kişi gelerek işi kabul ettiğini bildirir ve işe başlar.

Onun için de Bartın!da  pek öyle hırsızlık vakaları olmazdı. Her yer süt limandı. Kluplerde, lokallerde  hakim ve savcılar bir araya geldiklerinde  “ Başkomiserimiz bizi rahat ettiriyor. Hiçbir vukuat karşımıza gelmiyor”  derlerdi. Hakikaten de  mahkemeler bomboştu.

Alın size pırıl pırıl bir ayakkabı ihalesi

Kabul edenler ellerini kaldırsın!

RESİMLER:  Üstteki resimlere  ilaveten en alttaki, resimde  önde soldan 3 ncü resimdeki  Tahsin Cellek

 

 

 

Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İbretle okunması gereken bir yazı.İnsana değer vermek,görev yapanları önemsemek ve de esnaflığın gerekleri çok iyi vurgulanmış.Üstelik gerçek yaşanmış bir olay.Bu tür kişiler toplumda pek kalmadı maalesef.

Kerim Korkut 
 01.12.2011 7:00
Cevap :
Sevgili Kerem Bey. "Böyle kişiler kalmadı bu gün" demişsiniz. Tam isabet. Evet kalmadı. Esasında var ama, kanunun gösterdiği yoldan sapınca, usulsüzlük olur diye düşünülüyor her halde. Tahsin Cellek, o şehrin asayişinden sorumlu. Tek adam konusunda. Yaptığı ,iş, amme menfaatine dayalı bir iş. Hareketleri makul. Bekçilerin ayakkabıları saplam ve su geçirmez olmalı. Ana tema bu. Esnafın olabilecek hilesine karşı alınmış, tek önlem, ortaya kafadan koyduğu usuldür. Böyle davranmanın da kanunda suç sayılmaması da normaldir. Nihayetinde, ammeye hizmettir yaptığı. Nazik ve doyurucu yorumunuz için teşekkürler. Sevgilerle.  01.12.2011 11:21
 

İşte böyle ihaleye şeref katan bir devlet memuru her dönem şerefle anılır...Asil azmaz,bal kokmaz;kokarsa yağ kokar;aslı ayrandır.***Oğlan babadan görür at oynatmayı;kız anadan görür sofra donatmayı***Armut dibine düşermiş****Asaletin ,insan onurunun timsali olan babanız gibi Atatürk çocuklarının Türkiyesinde herşeyin ayrı bir lezzeti vardı...Bu lezzetin tadını, o kuşaklarda vatan için hizmet verenlerin evlatları olarak bizler çıkardık...Çıkarıyoruz...Ya şimdiki nesil...Ört ki Ölem...Tahsin cellek'in ruhu şad olsun...Size kalan onurlu mirası şerefle taşıdığınız ve buna layık olduğunuz için size de teşekkür ederiz...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 29.11.2011 20:41
Cevap :
Evet, evet...Atatürk Türkiyesinde Atatürk çocukları, daima ona layık olmak için çalıştılar, çalışacaklar. Dediğiniz gibi Atatürklü dünyada, her şey daha güzeldi. Yoz insanların elinde, yozlaşmağa itiyorlar bizleri. Memleketin anasını ağlatmak için gerici yobaz isyanını başlatan adamlardan ve onun ahvadından bu gün özür dileyenler, yarın, Apo'dan da özür dilerler. Atatürk Türkiyesi işte buna cevaz vermeyecektir. Bir ihalenin anatomisinde ta o zamanda bunu düşünen ve davranan bir insan, bu günün ölçülerine göre de farklı olmalı. İşte bu farfkı, farkederek, farklı şekilde ortaya koyarak teyit eden kıymetli kaleminize teşekkür ederim ben de. Sevgiler, saygılar üstadım.  30.11.2011 7:48
 

Sayın üstadım, demekki oluyormuş, demek ki, dürüstlük ve vicdan galip gelebiliyormuş...Ve bu organizasyonun yetkilisi, sizin soy isminizi taşıyor...Bence biraz övünç payı da sizin olmalı...İyimserliğimi artıran bir yazı okudum, teşekkürler, selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 28.11.2011 11:46
Cevap :
Dürüstlük ve Vicdan. Bu iki kavram, aynı anda yantyana geldiği an, önünde kimseler durmaz. Manialar yıkılır, ezilir, geçilir. Meseleyi baştaki iki kelime ile, yüksek sağduyunuzla ortaya koymuşsunuz zaten. Fazla söze gerek de kalmamış oluyor. Güzellikleri, incelikleri, hassasiyeti üzerinde toplamış olan size, bin selam. Saygılarla sevgilerle. Teşekkürlerle.  28.11.2011 23:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster