Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '06

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
4303
 

Raflarda Çin istilası

Ülkemiz Çin’den gelen ucuz ve kalitesiz malların istilâsına uğradı. Büyük alışveriş merkezlerinden tutun da en ücra köşedeki dükkânlara kadar raflar Çin ve Uzak Doğu mallarıyla dolup taşıyor.

ATO’nun hazırladığı bir rapora göre piyasadaki her 100 oyuncağın 95’i, 100 armatürün 76’sı, 100 gözlüğün 45’i, 100 halının 25’i, 100 klimanın 50’si Çin malı. Yurda kaçak giren Çin malları yüzünden de milyonlarca dolar vergi kaybı doğuyor, binlerce kişi işsiz kalıyor.

Çin’den gelen bazı malların insan ve çevre sağlığına zararlı olduğu yönünde açıklamalar yapıldı.

Geçtiğimiz günlerde Kütahya Porselen yetkilileri tarafından Çin’den ithal edilen porselenlerin kanserojen madde içermesi nedeniyle sağlığa zararlı olduğu açıklandı.

ATO başkanı Sinan Aygün’ün yaptığı açıklamaya göre de oyuncaktan armatür malzemelerine kadar pek çok üründe "kurşun" içeren zehirli madde bulunduğu ve insan sağlığına zararlı olduğu belirtildi.

Açlık ve yoksulluk sınırında kıvranan vatandaş da haklı olarak cebine uygun alış veriş yapmayı tercih ediyor. Ancak, kaç anne çocuğuna mama yedirdiği ucuz Çin malı biberonun ucundaki plastik memenin kanserojen madde içerdiğini biliyor? Kaç vatandaş özene bezene satın aldığı ucuz Çin malı porselen yemek tabağının boyasında "kurşun" ihtiva eden zehirli madde olduğunu biliyor?

Yine ATO Başkanı Sinan Aygün’ün bildirdiğine göre, AB’nin isteği doğrultusunda ithal mallara uygulanan standart zorunluluğunun kaldırılması neticesinde AB'den gelen "CE" işaretli pek çok ürün denetimsiz olarak sınırlarımızdan geçiyor.

ATO başkanı Sinan Aygün, istediği kadar "barkodunun başında 869 ile başlayan ürünler Türk Malı’dır, kendi malınızı tercih edin" diye feryat figan etse de kimin umurunda?

Kaç vatandaş barkodun başındaki 869 rakamına bakıyor? Kaç vatandaş barkod okumasını biliyor? Bırakın barkoda bakmayı pek çok mağazada ürünler barkodsuz satılıyor. Pazarlık usulüyle.

Yöresel hediyelik eşyaların bile yerini Uzak Doğu malları almış. Gittiğiniz bir yerde mesela yakın zamanda şahit olduğumuz bir örnek olarak; Safranbolu’da yakınlarınıza hediye almak istediğiniz zaman elinizi attığınız hediyelik eşyanın yüzde 90’ ı Uzak Doğu malı. İnanmayan bir zahmet Safranbolu’ya kadar uzansın. Amasra’da bazı esnaf gırtlağını paralıyor "Tel Kırmalarımız Uzak Doğu malı değil Bartın’da üretildi" diye.

Yaz geldi. Vitrinleri süsleyen, hanımlarımızın pek rağbet ettiği rengârenk parlak taşlı terlikler, sandaletler, çantalar, etekler, bluzlar her şey Uzak Doğu malı. Esnaf birer birer kepenk kapatıyor; kapılarına kilit vuruyor.

Türkiye’nin ithal mallar mezarlığına dönüşmesinde kim veya kimler suçlu? Salt kâr elde etmek amacıyla ucuz, kalitesiz ve sağlığa zararlı Çin ve Uzak Doğu mallarını ithal ederek, Türk malını ve içerideki esnafı bitiren ithalatçı mı?
Ucuz olsun da kimin malı olursa olsun zihniyetiyle hareket ederek bu kalitesiz ve sağlığa zararlı malları satın alan vatandaş mı?
Bütün bunlara göz yuman devlet mi?
Bize göre herkes suçlu!

Her şeyden evvel ülkemize, paramıza, yerli malımıza sahip çıkmalıyız.

Bugün gerçekleşen Japon mucizesinin başlıca sebebi Japon halkının sıfır ithalat ve alabildiğine ihraç mantığıyla hareket etmesi, kendi ürettiğini tüketmesidir.

Aklımızı başımıza toplamalıyız.
Bir zamanlar kutlanan "Yerli Malı" haftalarında olduğu gibi yerli malı üretim ve tüketimi teşvik edilmelidir.

Yerli yatırımcı ile dengeler korunduğu müddetçe yabancı yatırımcıya karşı değiliz ancak, yabancı yatırımcıya sıfır stopaj, yerli yatırımcıya yüzde 10 uygulaması ile bir yere varılacağını sanmıyoruz. Bu uygulamalarla ancak yabancı yatırımcılar kalkınır, yerli yatırımcılar da kendilerine sıfır stopaj uygulayacak ülkelere giderler.

"Türk Malı Kullan" bilincinin çok geç kalmadan oluşturulması gerekmektedir. Burada da görev hepimize düşmektedir.

Vatandaşlarımıza sesleniyoruz;
Ekonomik kalkınmamızın çaresi yerli malımıza sahip çıkmaktır!
Barkodlardaki 869'u hayatımıza sokalım!
Yabancıyı değil yerli üreticiyi kalkındıralım; kendi malımızı kullanalım!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben İsveçde yasıyorumve Çin ile alakam var, Turkiyenın içinde bulunduğu ticari dengesizliğe bakış açım değişik, bir çok kimse kabul etmesede durumun kabahatlisi memleketteki ithal ve ihraç yapan şirket yönetimi. yaptıkları işi doğru dürüst yapamıyorlar. Burada kısaca, yazıyorum, detaylı olarak kendi blogumda yazmaya calısacagım. Bir mal İthal edlirken belli bir kriter konulacak, satın alma personeli eğitilecek ve ara sıra kontrol edilecek, iş gününe brıfıngle başlanılacak. (zormu ? bir çok memlekette uygulanıyor ve çinde de..japonyada da) Fair-Trade, insaflı ticaret sayfalari okunacak ve uygulanacak, dolayısıyla esir kampları gibi çalısan şirketlerin malı alınmayacak, bu mallar zaten düşük kalitelidir. İthal şirketinin satın alma bölümünde kalite kontrolu bölümü oluşturulacak ve anlaşmalarda eğer bozuk mal bulunursa derhal eksettirilecek. Ihraç sirketlerinde muhakkak export müdürlüğü/mesulü olacak ve dışarıdan gelen sualer derhal baglanacak. Çin e bir çok malımızı satabiliriz.

Coskun Yakut 
 22.07.2006 18:15
Cevap :
Sayın Coşkun Yakut Sakıncası yoksa Çin konusundaki önerilerinizi bir yazı halinde göndermenizi rica ediyorum. HYP Sitemizde yayınlamak ve diğer arkadaşlarımızla paylaşmak istiyorum. e posta adresim; tulay.hergunlu@hyp.org.tr  25.07.2006 11:53
 

yazılarınıza tüm içtenliğimle katılıyorum ve beğenerek okuyorum her kezi bu duyarlılığa davet ediyorum ülkemizin herşeyi çok güzel sadece bakmayı ve görmeyimi unuttu insanlar gözümüzü açalım ve kendi üretimimiz olan şeyleri tüketelim türkü ancak türk kalkındırır.

bahar özaydin 
 11.07.2006 12:56
 

yazdiklarinizin tamamina katiliyorum ve benim de gonlumden gecen bunlardir, ancak bizim ureticimiz cinlilerin dikkat etmedigi seylere gercekten duyarli midir ve onem veriyor mudur..tarimda hic tuketiciyi dusunmeden ilaci ve hormonu basan; lokantasinda, firininda sattigi yemek ve ekmegin hijyenini hice sayan, diktigi insaatlarda demir ve cimentodan calan da maalesef bizim aramizdan cikmaktadir..yerli malini basimizin uzerine koymamiz icin, yerli malinin da kaliteli ve daha onemlisi saglikli olmasi gerekir. verdigim ornekler gida ve insaat sektoru olsa da, cinlilerin basa gurestigi sektorlerde de durumun bundan farkli oldugunu sanmiyorum. ya da siz, buna ozenildigini soyleyebilir misiniz? benim onerim, belirli kaliteyi tutturabilen turk mallarinin turk pazari adi verilen yerlerde satilmasi ve buralarda baska hicbir ulke urununun satilamamasi. boylece barkod anlama sorunu da olmaz. bu konuya dikkat cektiginiz icin tesekkurler, umarim yerini bulur.

Ahtapot 
 06.07.2006 1:50
 

Sayın Hergünlü, Günümüzde maalesef insanımız küçük menfaatler uğruna büyük değerlerimizden vazgeçebiliyor.Oysa ki içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılarımızı aşıp bağımsız bir millet olmanın ana yolu üretimimizi artırmak ve kendi ürettiklerimizden tüketmekten geçiyor.İnsanlarımızı bu şekilde bilinçlendirerek değerlerimize sahip çıkabilirsek ,ileri medeniyetler seviyesinin üzerine çok rahat ulaşabileceğimize inanıyorum.Yazılarınızın devamını diliyorum. Salih Erdoğan

salih erdogan 
 04.07.2006 19:01
Cevap :
Sayın Salih Erdoğan, Sizlerin desteği ile yazılarım devam edecektir. İlginize çok teşekkür ederim. Saygılar Tülay Hergünlü  05.07.2006 10:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 486
Toplam yorum
: 630
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1106
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster