Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '07

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
422
 

Rakıyla balığın muhteşem tangosu...

Bu haftasonu İzmir'in sıcağından bunalıp kendimizi Çeşme koylarına atmamızla başladı maceramız. Evvelce bildik bir otelde yer ayırttık ancak oraya ulaştığımızda otelin henüz sezona tam hazır olmadığını, belli kısımlarında hala işçilerin çalıştığını görünce vazgeçtik orada kalmaktan. Ne yapsak nereye gitsek derken, eşimden geldi Çiftlik köyü'ne gitme fikri. Aslında burası Çeşme'nin beldesi, geçmişte balıkçılıkla geçinen küçücük bir köydü hoş hala da küçük ve balıkçılık başlıca gelir kaynağı.

Köyde kaldırımlar yenileniyor, yollar yapılıyor, hummalı bir çalışma var. Tam da turizm sezonunda bu yapılır mı falan derken balıkçı barınağının karşısında minik bir pansiyon bulup yerleştik. Henüz sezon başı olması ve köyün kısmen toz toprak içinde olması sebebiyle ortalarda bizden başka kimse yoktu. Akşama vakit varken biraz denize girelim istedik, hemen sahilden kendimizi denize attık. Akşam yaklaşırken yemek yeme telaşına düştük bu seferde. Tamam deniz güzel ama küçük bir köy de ne yenir ki? Pansiyon aynı zamanda restaurant hizmeti de veriyormuş, aslında biraz da nazlanarak yorgun argın Çeşme'ye inmeyi gözümüz kesmeyince orada yemeye karar verdik. Balıkçı köyünde olup da balıkdan başka bir şey yenir mi? Birer porsiyon çipura sipariş edip, gelene kadar da deniz börülcesi başta olmak üzere birkaç ege mezesi eşliğinde rakımızı yudumlamaya başlamıştık ki, güneş alçalmaya başladı ve o muhteşem günbatımı da rakılarımıza meze oldu. Güneşin , denizden muhteşem bir vedası vardı yeryüzüne...Balıklarımızın da gelmesiyle keyfimiz tam oldu. Balık halinden o sabah alınan taze balıklar , meziyetli ellerde bir sanat eserine dönüşmüş ve rakımıza eşlik etmek üzere masaya gelmişti. Birer duble içmemiştik henüz ama ortamın ambiyansı sarhoş olmamıza yetmişti.

Günbatımının o eşsiz güzelliğinde , rakı balık keyfimizi iyice yerine getirmişti. Gecenin ilerliyen saatlerinde Çeşme'ye gelip de sakızlı donduma yemiyecek miyiz ısrarım karşısında , dondurma yemek için Çeşme'ye indik. İyi ki de inmişiz, hareketli cıvıl cıvıl bir Çeşme gecesi yaşadık. Ertesi sabahsa erkenden kalkıp Çiftlik koyuna denize girmeye gittik. Zümrüt yeşili pırıl pırıl ama henüz çok soğuk :)) Sularda yüzdük güneşlendik. Akşama doğru ise İzmir'e döndük. Tamam herşey çok güzel ama evimi özlemişim ben. Bu kadar kısa sürede mi demeyin ?Hem bugün pazar ve kahvaltıyı balkonda yaptık. Amma da uzun bir haftasonu oldu.Hala da bitmedi...: )) Küçük kaçamakları , güzel anlara çevimek yaşamı anlamlı kılıyor bence, hayattan keyif almak için öyle çok uzakalara gitmeye gerek yok. Bazen bir günbatımı bile insana iyi ki yaşıyorum dedirtebiliyor. Sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1393
Kayıt tarihi
: 15.06.07
 
 

Hayatta iki şeye aşık oldum, önce işime sonra da eşime. Ne yazık ki bir süreliğine de olsa eşim için..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster