Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '06

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1603
 

Ramazan eğlencesi olur mu ?

Ramazan eğlencesi olur mu ?
 

İnsanın beşikten mezara kadar hayatına yön veren, hareketlerini, davranışlarını etkileyen, manevi birikimlerin hepsine birden din diyoruz. O yüzden onu hayatımızdan hiç soyutlayamayız.

İnsan hayatında ciddi ve önemli konular olduğu gibi, eğlenceli, neş'eli zamanlar da vardır ve olmalıdır. Çünkü başka türlü hayatın geçmesi mümkün değildir.

Dini, hayattan kopuk, farklı ve ayrı bir mevzu gibi görenler, gülmeyi, eğlenmeyi hep dine aykırı bir hareket zannetmişlerdir. Büyükler de küçüklere bunu bu şekilde empoze ettiklerinden, kimse işin esasını irdeleyip doğrusunu öğrenmek ihtiyacı duymamıştır.

Eğlencenin dinle bağlantısı, sadece yapılan şeylerin, ahlaka aykırı olup olmaması açısındandır.

İbadet, içten gelen bir samimiyetle, kişinin Tanrıyla arasında cereyan eden bir olaydır. Bir duadır, yalvarıştır, yakarıştır, O'ndan bir şeyler istemektir, O'na bir şeyler anlatmaktır, yaratıcıyla birebir irtibat kurmaktır.

Ciddi bir mesele görüşürken, görüştüğümüz kimseyle başbaşa kalmak, onunla yalnız olmak isteriz. Tam görüşme sırasında aramıza katılan üçüncü bir kişi veya görüşmeyi bölen bir olay, (telefon vs gibi) bizi fazlasıyla huzursuz eder.

O yüzden ibadet sırasında da insanın kendisiyle ve Tanrı'yla başbaşa kalması ve kalmak istemesi kadar doğal bir şey olamaz.

Bu bağlamda ibadetle eğlencenin aynı anda düşünülmesi mümkün mü? Elbette değil.

İşte buradan yola çıkarak, "Ramazan eğlencesi" tabirinin kulağa hiç de hoş gelmediğini düşünüyorum. Bu elbetteki eğlenmeyeceğimiz anlamı taşımıyor. Ancak Ramazanla eğlenceyi yanyana koymak, sizce de biraz tuhaf değil mi?

Karagöz'den orta oyununa kadar çeşitli şenlikler ve iftardan sahura kadar sarkan bütün etkinliklerin, bir ibadet ayı olan Ramazan'dan ayrı düşünülmesi ve ayrı anılması gerekir.

Gündüz oruçlu olduğu için bu tür şeylere yönlenmek istemeyenleri, orucun açılmasından sonra meşgul etmeye yönelik, tamamen ticari bir maksat taşıyan eğlenceleri, Ramazan'ın ayrılmaz bir parçasıymış gibi göstermek doğru bir yaklaşım değildir. Biraz düşündüğümüzde, bunun doğruluğunu ve yanlışlığını kolayca anlayabiliriz.

Bu bağlamda "Ramazan geyiği" tabirini de hoş karşılamadığımı ifade etmek istiyorum... Önce kendimize, yaptığımız ibadete ve ibadet ayı Ramazan'a kendimiz saygı duymalıyız ki, başkaları da bize saygı göstersin.

Sürçü lisan ettiysek affola...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 946
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster