Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
5431
 

Reiki enerjisinin bilimsel açıklaması

Reiki enerjisinin bilimsel açıklaması
 

Şifa çalışmalarının bazı kavramları, artık bilimsel açıdan ele alınmaya başladı. En önemli konu, Reiki’nin bütün canlılar tarafından üretilen elektromanyetik alanla ne tür bir ilişkisi olduğu hakkında bir teori oluşturulmasıdır. James Oschman, “Bilimsel Açıdan Enerjiler” adlı son kitabında bu ilginç konuyu şöyle açıklamaktadır:

Bir süredir, insan bedeninde elektrik akımlarının olduğu bilinmektedir. Bu akım, sinir sistemi içinde yer almaktadır ve bedenin kendi kendini düzenleme, regüle etme yollarından birisidir. Sinir sistemi, bedendeki bütün organ ve dokulara bağlıdır. Beyinden çıkan sinyaller sinir sistemi içinde yol alarak, bedensel faaliyetleri düzenlemektedir.

Elektrik akımı aynı zamanda, kanın tuzlu solüsyonu sayesinde dolaşım sistemi içinde kalpten de akar ve elektrik akımı için bir yol oluşturur. 84.000 km’den uzun kan damarları, kalp elektiriğinin bedenin her yerine akmasını sağlar.

Elektrik akımı, bedendeki bütün hücrelere girer çıkar. Bedenin birçok hücresi aslında sıvı kristaller taşımaktadır. Canlı kristaller, hücre zarında, sinirlerin miyelin kılıflarında ve birçok başka yerde bulunur. Üzerlerinde basınç oluştuğu zaman bütün kristaller, piezoelektrik etkisi üretir. Bu durumda, bedendeki sıvı kristaller sürekli olarak elektrik akımı üretmeye başlar. Lazerde bütün frekansların belli bir alan içinde uyumlu olması gibi, akımlar da genellikle uyumludur. Lazer benzeri titreşimler bedende yol alır, aynı zamanda çevreye de ısı verir. Bu akla, potansiyel sifa etkileşimini getirmektedir. Davula vurulduğu zamanki oluşan basınç gibi, bedenin dokuları etkileşime girer, ritmik elektirik akımları ve alanları oluşur, titreşimler bu dokuların biyolojik faaliyetlerini etkiler.

Perinöryum adında ikinci bir sinir sistemi vardır ve sinir sistemini çevreleyen birleşik doku tabakasından oluşur. Robert O. Beker, dizi halindeki makalesinde bunu şöyle tarif etmektedir: Beyindeki hücrelerin yarıdan fazlası perinöral hücrelerdir. Perinöryum doğrudan akımla çalışır. Beyin dalgaları tarafından kontrol edilir ve doğrudan doğruya şifa işlemi ile ilgilidir. Bedenin herhangi bir yeri incildiği zaman, perinöral sistem incinen bölgede elektirik üretir ve bedeni alarma geçirir. Bu, elektirik potansiyeli yoluyla, perinöral sistem, akyuvarlar, fibroblatlar ve deri hücreleri gibi onarma hücrelerini o bölgeye getirir. İncinen bölge iyileşirken, elektrik potansiyeli değişir. Perinöral sistem çok hassastır ve dış elektromanyetik alanlara karşı duyarlıdır.

Bir iletkende elektrik akımı varsa, onu manyetik bir alan sarar. İnsan bedeninde akan elektirk akımı, biyomanyetik enerji denilen ve vucudu saran bir manyetik alan oluşturur. Son derece hassas manyetometreler biyomanyetik alanları ölçer. SQUID (Super Canducting Quantum Interference Divice-Süper İletken Kuantum Girişim Cihazı) denilen bir cihaz, Denver’deki Colarado Tıp Fakültesi’nde Dr. John Zimmerman tarafından kullanılmış, bedenin çeşitli bölgelerinde, beyinde, kalpte ve daha birçok organdaki biyomanyetik alanlar ölçülmüştür. Biyomanyetik alanların okunması, bedenin nasıl çalıştığı konusunda ve hastalıkların teşhisinde çok yararlı olmaktadır. (Cohen D., Edelsack E.A., Zimmerman J.E. “Süper yalıtımlı Point-Kontakt Magnetometre ile kalkanlı bir odada alınmış magnetokardiyogramlar” Uygulamalı fizik mektupları’nda 16/1970, sayfa 278-280)

Kalp en güçlü elektromanyetik alana sahiptir ve 4, 5 metrelik bir mesafeye kadar olçülmüştür. Beyin ve bütün organların etraflarını çevreleyen, kendi biyomanyetik alanları vardır. Bu alanlar, çeşitli frekanslarda titreşirler ve birbirleriyle etkileşim içindedirler. Bir organ sağlıklı ise belli bir frekanstadır, sağlıklı olmadığı zaman bu frekans değişir. Biyomanyetik alanların toplamı, bedenin çevresinde büyük bir biyomanyetik alan oluşturur. Bu auraya benzeyen birşeydir. Bu durumda biyomanyetik alan, auranın ana birimlerinden sayılabilir, ama buna daha başka açıklamalar da bulunabilir.

Alanlar, başkla insanların alanları gibi, bedenin yanındaki başka alanlarla da etkileşim içinde olabilir. Bu prensibe “indüksiyon” denir. Bir manyetik alanın, bir diğerini etkilemesi anlamına gelir. İndüksiyon, iletkendeki elektirk akımının gücünü ve frekansını değiştirebilir. İşte bu nedenle bir kişinin elektromanyetik alanı, diğer bir kişininkini etkileyebilir, kişilerin karşılıklı olarak organlarının ve dokularının çalışması, yani sağlıkları değişebilir. Bu bir kişin, diğerine iyileştirici etkisi yapması konusunu da bilimsel olarak desteklemektedir. (Smith C.W. “ Zayıf elektromanyetik alanların, biyolojik etkileri” 1994 sayfa 81-107)

Ellerin de çevrelerinde biyomanyetik enerji vardır. Şifacıların elleri, şifa seansı sırasında ölçülmüş ve şifacı olmayanlara oranla, alanlarının çok daha güçlü olduğu anlaşılmıştır. 80.000 devrelik iki bobinden oluşan basit bir mayetometre kullanılmış, şifacının ellerinin 0, 002 gauss gücünde olduğu görülmüştür, bu bedenden yayılan diğer alanlardan bin kat daha güçlüdür. (Seto A., Kusaka C., Nakazato S. Et al: “İnsan elinden olağanüstü miktarda elektromanyetik güç tespiti”. Uluslararası akupunktur ve elektroterapi araştırma dergisi, 1992 sayfa 75-94)

Ellerdeki şifa enerjisi, en azından kısmen, perinöral sistem tarafından üretilir. Sistem sinirleri sarar ve elektrik akımı için bir yol oluşturur. Akımlar, beyin dalgaları tarafından taşınır, talamus tarafından kontrol edilir.

Bir insan hasta ise, hastanın bir veya birden fazla organının biyomanyetik frekansları sağlıklı olmaz. Herbert Fröhlich, yapmış olduğu araştırmalarda, bedenin biyomanyetik alanları ile ilgili ilginç saptamalarda bulunmuştur.: “Bir doku veya organdaki hücrelerin toplanması ile, hücre bölünmesi gibi önemli işlevler yerine getiren, belirli frekanslar oluşmaktadır. Normalde bu kontrol frekansları çok istikrarlıdır. Eğer belli bir nedenle bir hücrenin frekansı artarsa komşu hücrelerin sinyalleri, doğru frekansı yerleştirmeye yönelik olacaktır. Eğer yeterli miktarda hücre azalırsa, sistemin toplu titreşim gücü de azalacak, stabilite kaybolacaktır.

Metafizik kavram açısından düşünülecek olursa, hastalık, fiziksel bedenden önce, aura veya biyomanyetik alanda başlar. Şifacı ellerini hasta olan organın üzerinde tutup enerji vermeye başlarsa, şifacının ellerinden yayılan biyomanyetik alan, hasta organdan yayılan enerjiden daha güçlü hale gelir. Şifacının elleri ile yayılan biyomanyetik alanın frekansı, hasta organın yetik alanı, hasta organdan daha güclü olduğu için , ellerindeki sağlıklı enerjiyi, hasta organın “alan frekansı’a” aktarır, böylece organın frekansı kendini ayarlayarak sağlıklı hale dönüş yapar. Bu ayarlama hasta organ çevresindeki hücreleri, sinir sistemindeki elektrik akımını ve biyolojik işlemleri etkiler ve böylece şifa yerini bulmuş olur.

Reikinin önemli özelliklerinden birisi de bu yeteneğin uyumlamadan kaynaklanmasıdır. Reiki’nin şifacının bilinci tarafından yönetilmesine ihtiyacı yoktur. Kendi kendini yönlendirir ve şifacının enerjisini tüketmez. O halde, Reiki uyumlaması ve şifası nasıl çalışabilir? Bütünlük iyilik ve şifacılığın yüksek bilinci, hepimizde zaten mevcuttur. Uyumlama ile, içimizdeki doğuştan gelen bu özellik harekete geçer. Şu şekilde ifade edecek olursak; bu özellik bilincimizin dışında yer aldığı için, çok üst mertebedeki bir kaynaktan gelmektedir. Üstelik şifacının enerjisi de tüketilmediğine göre bu durumda uyumlama, günlük ihtiyaçlarımızı karşıladığımız enerji kaynağından farklı bir enerjiyi harekete geçirmektedir. O halde Reiki ile şu gerçeğe ulaşıyoruz; hepimizde gizli bir potansiyel var, birçok kişide bu henüz uyku halinde, ama uyandırılabilir. Yüksek bilinç, Thalamus ve perinöral sinir sistemi, Reiki üretmek üzere harekete geçip, şifacının elleri aracılığı ile hasta bölgeye yönlendirilebilir. Basit bir anlatımla “Reiki enerjisi, bilinçaltı ile oluşturulan biyomanyetik ve diğer enerjilerin bir karışımıdır” denilebilir. (Walter Lübeck-Frank Arjava Petter- Willam Lee Rand, Das Reiki Kompendium sayfa 80)

Sevgiyle kalın

Alahattin Öztekin

Resim: http://www.holisticenergy.co.uk/phdi/p1.nsf/imgpages/2372_reiki03.jpg/$file/reiki03.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Alahattin Bey çok yararlı bir derleme hazırlamışsınız. Çok teşekkür ederiz. Saygılar.

Buka 
 06.11.2007 17:17
Cevap :
Bende size teşekkür ederim saygılar  06.11.2007 17:37
 

Bu muhteşem bir aracılık. Sonsuz yaşam ışığının yansıtılması aşama aşama gerçekleşir bence. Işığın içinde yoğrulan ruhlar bir müddet sonra ışığın bir parçası olduklarından, mıknatıs gibi çekerler olayları ve insanları aydınlatmak için. Pozitif enerji dengeleme konusunda yansıtıcı olanlar herhangi bir yere girdiklerinde bile bu yerin havası pozitif olarak değişir. Enerji dengesi bozuk bir insan rahatlıkla kendini gösterir yaydığı negatif enerjiyle. İstem dışı gelişen manyetik etkileşimler şifacının bu enerjiyi anında dengeleyerek karşısındaki kişiyi ışığın rahatlatıcı suyuna çekebilir. Geçenlerde kavga eden bir kişi ile olaydan hemen sonra asansöre bindik ve o sinirli insan beni tanımadığı halde 5. katta yaptığının doğru olmadığının itiraflarıyla birlikte indik asansörden. Bu çok faydalı ve aydınlatan yazınız için teşekkürler efendim. Sevgi ışığınız eksik olmasın. Metin özkaya

Metin Özkaya 
 06.11.2007 16:14
Cevap :
yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim bende. Işıgınız bol olsun sevgilerimle  06.11.2007 17:39
 

Bu yüksek elektromanyetik alan bazen sorun yaratıyor bence. 1. İnsanların alanına giriyorsunuz istemeden. Ve onların duygu düşüncelerini duyuyor hissediyorsunuz, bu da sizde rahatsızlık yaratıyor. 2. Reiki kendi kendine akıyor. Ki bu hiç sevdiğim bişi değil. Bugün otobüste ayaktayım elim koltuğun tutacak yerinde. Elim yanmaya başladı baktım bir 65 yaşlarında sırtı eğik duran bir amca. Elimden ona reiki akıyor ama ne o ne ben farkındayım, istem dışı. Yani kişideki manyetik alan genişlemesi bu iki durum bakımından sizce bir sorun yaratmıyor mu? Sevgilerimle.

Kwan Yin 
 05.11.2007 18:33
Cevap :
1-duygu ve düşünceleri hissedebilenlerin sayısı o kadar az ki eger siz bunlardan birisiyseniz rahatsızlıgınızı çok önemsemeyin o kadar cünkü kazanacaklarınız daha fazla olacaktır. 2- Reiki akar ama akışı isteyen olursa akar. Çünkü Reikide alan taraf da çok onemlidir kişinin ihtiyacı varsa almaya hazırım der sizde vermeye hazır bir vericiyseniz neden olmasın manyetik genişleme içinde aslında kendi bir bolümünüze yardımda bulunuyorsunuz. Çünkü bizim karşımıza çıkanlar aslında bizim büyük resmimizin bir parçası. O bakımdan bence bir sorun yok sevgilerimle  05.11.2007 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5237
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster