Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
2266
 

Romantizm olursa, mutlu evlilik olur

Romantizm olursa, mutlu evlilik olur
 

Romantizm (fr. romantisme), diye bir kelime var. Avrupa’nın 1790-1850 yılları arasındaki entelektüel yaşamının kimi temel yönlerini tanımlamak için kullanılan terimdir.

Bence evlilikte romantizm olursa, çiftler daha mutlu olur.

Bunun için de yapmanız gereken, kuralsız olmaktır. Kendinizi özgür bırakın, istediğinizi, kafanıza göre yaşayın. Ama bunları yapamıyoruz.

Romantizmin bitmesi, evliliğin başına bela olabiliyor. Duygu, coşku ve sembole aşırı yer verilmesi evlilik hayatımızı zora sokuyor.

Bencillik, hayattaki zorluklar evlilikte romantizmi bitiriyormuş, yazar Frédéric Beigbeder evlilikte romantizmin ancak üç yıl sürdüğünü söylemiş.

Kaç evliliği inceledi bilmiyorum. Ama evlilikte çiftler, romantizmi kendileri öldürüyor. Çiftlerin aynaya bakıp düşünmeleri gerekiyor.

Mesela erkek, evlendikten sonra, zayıf kalmak için uğraşmaz, kadında iyi yemekler yapıyorsa, kısa zamanda göbekli bir koca olur. Kadın “ben evlendiğim zaman, bu adam böyle değildi” diye düşünmeye başlar.

Kadına gelince, ev işleri, çocuk bakımı büyük oranda ona düşer. Bir de çalışıyorsa kadın, kendinde eşine güzel görünmek için ayıracak zaman bulamaz. Böylelikle daha ilk zamanlarda romantizm duyguları çatırdamaya başlar. Sonra sahilde el ele dolaşmalar azalır.

Daha sonraları eve gelince erkeklerin üzerlerinden çıkardıkları pantolonlarını ve çoraplarını ortalıkta bırakmaları, klozetin kapağını indirmemeleri kadına batmaya başlar. Kadın erkeği değiştirmeye çalışır, ama erkek değişmezse yavaş yavaş eşlerin birbirine karşı savaşı şiddetlenmeye başlar.

Birde evlilikte, kadınlar, ilk zamanlar dekolte gecelikler giyerler, erkek onu kızdırmaya başlarsa, bu alışkanlıklarından vazgeçebilirler. Bu da eşler arasındaki cinselliği zayıflatabilir. Çiftlerden birinin arzuları daha güçlü değilse, erken zamanda sorunlar başlayabilir.

Güya evlenirken, iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta eşinin yanında olacağım diye söz veriyorsun. Erkek, kadının ya da evinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar para kazanamasın, evinin geçimini sağlamasın. Bakın bakalım ne oluyor? “Şiddetli geçimsizlik” diye evlilik sonuçlanır. Hani kötü gündü beraber olacaktın?

Yukarda değindiğim gibi, kadın ev işleri, çocuk, dışarıdaki işi vesaire nedenle kendine bakım için yeterince zaman ayıramıyor, Ama etraftaki daha güzel, fiziği yerinde, boyalı süslü genç kızlar var. Bunlarda boş durmazlar, adam bir onlara bir eşine bakar, sonra dengesi bozulabilir.

Aynı durum kadınlar içinde geçerli, kocası kendini ihmal ediyor. Göbekli şişman biri oluyor. Kadın, yaş ilerledikçe midesi çıkmış adamına bakınca romantizmi hatırlıyor. Aklına eserse, boşanmaya bile kalkabilir. Hani sağlıkta, hastalıkta beraber olmak nerede kaldı?

Yapılması gereken, sadece akılla hareket ettiğinizde, içinizde bir şeyler boşlukta kalabilir. Tam tersi sadece duygularınızla, ettiğinizde, sonradan üzülebilirsiniz. Doğrusu, her ikisi ile birlikte karar verebilmektir.

Evlilik öncesinde beyninizin bir yerlerinde gizli bir kontratınız vardır. Burada evlilikteki beklentilerinizde belirlidir. O kontrat sizi karşı tarafa bağlar. Daha sonra bu kontratı nikah dairesinde yazılı hale getirirsiniz. Ancak zamanla beyindeki kontrata uymayan olaylar yaşanmaya başlanırsa insan, geçmişte eşiyle niçin evlendiğini sorgulamaya başlar. Ben zamanında başka biri ile neden evlenmedim sanki? Der. Romantizm bitmiştir, mutsuzluk kendini hissettiriyordur. Ama ayrılmayı çare olarak görmez, eşimi değiştireyim, bu şekilde yaşamaya devam edeyim der, ama eşi de değişmeye direnç gösterince sıkıntılar daha da artar.

İnsanları da anlamak zordur. Zamanında, parası olmayan, kimsenin evlenmediği, para pula meraklı olmayan iyi bir kız alan adam, üç gün sonra cebi para görünce, para, mal, mülk meraklısı kadınlar tarafından kuşatılmaya başlayabilir. Kadında buna tepki gösterir, kocasına inat, internetten başka birileri ile görüşmeye başlayabilir. Allah korusun.

Aslında, her insanın bir hayali vardır. Hayaller bizi diri tutar. Hayallerin en iyi tarafı, günün birinde gerçekleşme ihtimalinin olmasıdır. Umut aşılamasıdır. Bu bize güç katarlar.

Peki, evliliklerle romantizm neden bitiyor?

Sorun nerede?

Sorun hayallerde.

Kadınların çoğu, akşam kocasından çiçek beklemeye başlamışlar.

Erkeklerin çoğu, kendisini çıldırtacak manken gibi kadın hayal ediyorlar.

Kadınlar eşlerini cam silerken, halı süpürürken görmek istiyorlar.

Eşler, birbirine şiir okuyup, birlikte mum ışığında yemek yeyip, dans etmek istiyorlar.

Bunları boş verin.

Hayalin özelliği, kişiye özgü olmasıdır.

Hayal sizin hayalinizse, kendi iç ilişkilerinizden yola çıkarak yaptığınız davranışlar sizleri mutlu eder.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

acaba imzayı attıktan sonra nasılsa benim sahiplenmesinden mi kaynaklanıyor romantizmin ölmesi.. özellikle evlendikten sonra çoğu erkeklerin kıskançlık krizlerine girip makyaj v.s yasaklamaları.. Saygılarımla..

SELVİ 
 23.05.2011 10:29
Cevap :
İnsanları tanımak zor, erkekler hanımının çirkin olmasını istemez, o nedenle makjaya karşı çıkmaz, ama imza atıldıktan sonra herkesin değişim gösterdiği kesin.  23.05.2011 15:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 1692
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2734
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster