Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '10

 
Kategori
Spor Eğitimi
Okunma Sayısı
1255
 

Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.

Büyük liderimizin bu sözünü bilmeyenimiz yoktur. Ancak ülke olarak biz bir türlü bu düşünceyi pratiğe indirgiyemedik. Halen, mübalağa etmediğimi zannederek yazıyorum, hiçbir ilkokulda SPOR SALONU yoktur. Birkaç özel ilkokul hariç. Doğal olarak hemen şu soru akla gelir. "Tamam olan" ne var ki? Evet , sınıflar eksik, öğretmenler eksik, kitaplıklar yok, tuvaletler son derece bakımsız, ısınma sorunları var, laboratuvarlar yok. Yok, yok, yok. Ülkemizin batısında bu yokların sayısı nispeten azdır ama, doğuya gittikçe yokların sayısı giderek artıyor. Tabii ki bu görüntüde SPOR çok lüks görünüyor, Ancak , sağlıklı toplum için sağlam kafalar gerekli, hem de çok gerekli. Ayrıca bir yerden başlamak gerekiyor. Zira bakıyoruz dünyada büyük yankılar uyandıran spor branşlarının aşağı yukarı hiçbirinde yokuz. Yokuz derken ilk on içinde yokuz. Atletizmde, halterde, su topunda, kayak sporlarında, teniste, yüzmede velhasıl, güreş, futbol, basketbol voleybol da birazcık başarılarımız olmasa, hiçbir spor dalında esamemiz okunmuyor. Neden ? Sadece düşünüyoruz. Uygulama yok, plan proje yok, yönetici yok. Benim yaptığım gibi ahkam kesiyoruz. Mücadele etmiyoruz.

Bu mücadeleyi yapsak neler olur du? İşte bu sorunun cevabı ülkemiz için çok önemli. Bir kere tüm dallarda okullu, eğitimli sporculara sahip olurduk ve dünyaca tanınan sporcularımız yetişirdi. İkinci olarak spor yapan bir ülke ve sağlıklı bir toplum olurduk. Bu sağlıklı yapı, toplumumuzun tüm diğer alanlarına yansırdı. Bir diğer husus da kadınlarımız spor yapma alışkanlığına ve imkanına kavuşurdu. Bugün ülkemizde, Spor yapmış veya gençliğinde bir spor kulübüne kayıtlı kaç kadın vatandaşımız var? ATA'mızın büyüklüğünü düşünün, ülkemizin o günkü koşullarında ilk kadın pilotumuz oluyor (Sabiha Gökçen). Bugün acaba kaç bayan pilotumuz var?

Eğitimde ikinci yarı başladı. Gazetelerin yazdığına göre 15 milyon öğrenci okula başlamış. Aşağı yukarı bu sayı Avrupa'daki ülkelerin birçoğunun nüfusundan daha fazla. Acaba bu 15 milyon gencin yüzde kaçı herhangibir spor dalıyla uğraşıyor. Yüzde biri olabilir mi acaba?

Öyleyse ne yapalım? İlkokulların birinci sınıfından itibaren Beden Eğitimi derslerini zorunlu hale getirelim, okullar arası şampiyonalar düzenletelim, dallarında başarılı olan öğrencilere Genel Sınavlarda bir takım ayrıcalıklar tanıyalım, yavaş yavaş da olsa, yeni yapılan ilkokul binalarında mutlaka spor salonu olmasını kanunla zorunlu hale getirelim, vesaire vesaire.

Spora çok genç yaşlarda başlamanın öneminin tartışılmaz olduğu bir gerçektir. Bunu da ancak ilkokullardan başlıyarak gerçekleştirebiliriz. O günleri görmek dileğiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ortaokulu 1960'lı yıllarda Erzincan'da okurken,herkes zevkle beden eğitimi dersine katılır, lisenin spor salonun da ciddi beden öğretmenimiz,''Çetin Emci'' marifetiyle,spora karşı tüm isteklerimizi , iştahlı bir şekilde ortaya sererdik...Atatürk koşusu ve 19 Mayıs,her yıl beklenen bir günlük, bir rüya idi!... Benim koşmaya eğilimim vardı ,karda kışta durmadan koşan 70'lerin Balkan şampiyonu Hüseyin Aktaş'a özenir ve maraton koşmayı hayal ederdim!...Şimdi, ne İsmail Akçay ne de Hüseyin Aktaş ve ne de o amatör spor ruhu kaldı!... Düşünce olarak sürekli gerileyen bir toplumsal kültürden,sanal spor ya da ithal sporcular çıkar ki,çok yazık!...Bu insan zengini coğrafyaya!... Kültür ve demokrasi geliştikçe,mutlaka gene güzel bir şeyler olacak... Çünkü,''Pandora'nın Kutusu''nda son kalan ve kaybedilmemesi gereken tek şey, ''Umut!...'' Bu arada size,izninizle, sağlıklı beslenme yazılarımı önermek isterim... Teşekkürlerimle.Saygılarımla.Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 14.02.2010 1:29
Cevap :
" Umut " fakirin ekmeği, ye Mehmet ye. Ben de bu durumdayım. 1960'lı yıllarda lisede okurken Beden Eğitimi derslerine önem verilirdi. Ancak herhangi bir spor dalında sporcu yetiştirmek zorunluluğu o yıllarda da yoktu. Örneğin sizin okuduğunuz lisede atletizm dalında atlet yetiştirmek zorunlu olsaydı ve beden hocası size destek olsaydı, ülkemiz sizinle beraber bir çok atlet kazanabilirdi. Bu kadar basit bir uygulamayı herhalde kimse bugüne kadar düşünme zahmetine katılmamış.Onun için hiçbir spor dalında yokuz. Ayrıca spor yapmayanlar ülkesiyiz. Belki bir gün Dünya spor arenasında ilk sırayı alırız. Benim umudum da bu...Saygılarımla.  17.02.2010 18:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 994
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster