Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
679
 

Sanat mağara duvarına resim çizmektir...

Sanat siyaset ilişkisi üzerine blog yazarları tartışıyor kategorisinde konu başlığını görünce ‘yazmazsam olmaz’ diye düşündüm. Gerçi geçmiş dönemde yazılarımda veya bloglarımda konu ile ilgili görüşlerimi paylaşmıştım diye anımsıyorum ama şimdi dönüp onca blogda ya da yorumda ayrıntıları arayacak zamanım yok.

Türkiye’de sanatçı tanımının yerli yersiz kullanıldığı bir gerçeklik.

Şarkıcı, türkücü, müzisyen, ressam vb. alanda üretim yapanların ‘sanatçı’ olarak tanımlanmaları, hele magazin programlarında ve basında ‘sanatçı’ diye söz edilenleri görünce cehalete dayanılmaz bir öfke duyuyorum.

Zaman yeterli olsa farklı görüş ve düşünceleri, akademik tanımlamaları bu yazıya almaktan konuyu derinlemesine blog ortamına taşımaktan kaçınmam. Ne ki bu yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturduğumda olmayan zamanı kullanıyorum. Belki bir hafta boyunca MB ortamına girme, paylaşma olanağı bulamayacağım ve tabi bu arada kategorideki konu başlığı belki değişecek. Onun için sanat ve siyaset üzerine görüşlerimi kısaca paylaşmalıyım diye düşünüyorum.

Sanat nedir sorusu yanıtlanmadan sanatçı ve siyaset üzerine söylenen sözler tam karşılığını bulamaz. Şimdilik,“Sanat toplum için veya sanat sanat içindir” tartışmalarına girmenin boşa enerji ve zaman tüketmek olacağını düşünüyorum.

Sanat asla usta kalfa ilişkisi ile öğrenilenlerin tekrarı, eskinin yeniden üretilmesi değildir.

En yalın haliyle yeni şeyler söylemektir.

Kurulu düzene, yanlışa karşı çıkmaktır.

Kısaca muhalif olmak, eleştirmektir sanat.

Yol göstermektir insanlığa, yerelden evrensele yaratılan ortak insanlık değerlerini özümseyip daha yaşanılır bir dünya için üretmektir.

Sanatçı yalnızdır.

Galileo gibi tek başına doğru bildiğini söyleyebilmektir.

Zamanının ötesinde, ilerisinde, daha iyiye, güzele dair aydınlık bir dünya düşlemektir.

İnsanın insana kulluğunu reddetmektir sanat.

Sanat kalıcı olmaktır, popüler, genel geçer değil çağlar boyu eskimeyen değerlerin üzerine yeni iyi ve güzele dair değerler eklemektir.

Mağara duvarlarına çizdiği resimlerle yok oluşa karşı duran ilk insanın çabası bugünde devam ediyor kuşkusuz. Ancak o zaman doğaüstü güç bahşedilen, saygı duyulan sanat bugün iktidarların, egemen olanın ilkelliğinden ve egemenliğini sorguladığından ötürü her türlü şiddete mazur kalıyor. Dünyada sayısız örnekleri vardır ve hala yaşanmaktadır.

Evrensel olan değerler, -güncel olduğu için söylüyorum- İnsanlık Anıtı gibi egemen olanın, iktidarın hışmına uğrayıp -taliban zihniyetinin yansıması- olarak yok edilebilir. Tabi iktidar/egemen olan yaşattığı sanat eseri katliamına toplumsal değerleri sömürerek kendini aklama gayretleri gösterir ama tarih affetmez. Galileo’yu unutmadığı gibi Mehmet Aksoy’u da hak ettiği yere taşır kuşkusuz.

Zaten insanın tarihine, sanatsal evrimine baktığınızda yok edenleri kimse hatırlamaz. Hatırlasa da iyi anmayacağı kuşku götürmez.

Sanat kalıcı olmaya devam edecektir.

Sıradan olana isyan gibi, insanın ölümsüzlüğü sanat ile, yaratıcılık ile ilelebet devam edecektir.

Hiç kuşku yok, sanat ve sanatçı egemen olana biat değil, genel olana itiraz, ileri ve devrimci duruş, isyan, itiraz içerir.

Ateşi keşfeden, tekerleği bulan yaratıcılık bunun en yalın örneğidir.

Sanat insanın var olanı değiştirme güdüsünün yansıması olduğu için başlı başına siyasettirde. O’nu yok etmeye and içmiş egemen zihniyet nasıl siyaset ise, sanat karşı duruşu, isyanı ile siyasetin ta kendisidir.

Özcesi, biat değil sorgulamayı, eleştirmeyi, değiştirmeyi evrensel olarak insanın mutluluğunu hedeflediği için sanattır.

Kendi bireysel çıkarını değil insanlığın ortak çıkarını savunmaktır. Ezenden yana değil ezilenden yana tutum almaktır sanat. Gerçeğe ayna tutmaktır…

Yazının girişinde söz ettim. Şarkıcı, türkücü müzisyen vb. diye. Ve demek istediğim kısaca şarkıcı, türkücü vb olmak sanatçı olmak anlamına gelmez. Sanatçı olabilmesi için iyiye, güzele, yeniye dair sözünün olması gerekir. Ruhi Su gibi muhalif, Nazım Hikmet.. gibi direngen bir mücadele bakiyesi bırakmaktır topluma. Yerelden evrenselliğe, ölümsüzlüğe ulaşmanın adıdır sanat. Hazerfan Ahmet çelebi olmaktır biraz… Güncel bir örnek verecek olursak, Zülfü Livaneli olmaktır. Sevda türkülerini karanlığa inat haykırmaktır. Sürgünde, mahpusta direnmektir.. Ahmet Arif olmaktır mesela. Pir Sultan, Şeyh Bedrettin olmaktır da…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sözünü ettiğiniz sanat anlayışının adım adım yok oluşunu gözlemliyorum, desem, yanılıyor muyum? Dostlukla...

Vildan Sevil 
 25.07.2011 2:14
Cevap :
Haklısın sözkonusu anlayış yok ediliyor,yerine "kaşar ve bal" heykeli dikilecek.(yeni magazin ve belgesel kanalı NTV'de izledim)  25.07.2011 22:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 822
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster