Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2566
 

Şartlanma ve telkin

Şartlanma ve telkin
 

kişinin içine, yüreğine bakmadan, kendini tanımadan ve kendiyle yüzleşmeden, telkin -aracın- kullanması kişiye her zaman hayır getirmeyebilir


Kişinin kendini şartlaması ve telkini kullanması; telkini kendine yapan kişinin ne kadar bilinçli; kendi yüreğini ne kadar bildiğine, insan sistemini ne kadar tanıdığına ve “kim” ve “ne” olmak istediğine göre değişir.


Çağımızın akımlarından olan kişisel gelişim konularına merak sararak ve eline geçirdiği kitaplardan etkilenerek sadece, elde etmek istediği şeyler ile ilgili veya sahip olmak istediği özellikler veya başka bir şey için veya bir rahatsızlığından kurtulmak için telkini kullanıyorsa burada çok dikkatli olunması gerekir. Zarar görme olasılığı çok yüksektir.

Çünkü İnsan bütün bir sistemdir. Her beden ruh zihin gibi çeşitli bölümlere ayrılarak anlatılmaya çalışılsa da birlikte işler ve aralarında tam bir iletişim vardır. Telkin genelde zihne veya bilinç altına yapılır. Bazı Workshoplarda ise duygusal bedeni etkileyecek “durumlar” yaratılarak da yapılabilir


Fakat başkası tarafından yapılan telkinler kişinin ruhsal gelişim bilinmeden yapıldığı için (kişinin kendisinden başkası ruhsal gelişimini asla bilemez. Zaten kişi ruhsal gelişimin de farkındaysa başkasının telkinine ihtiyacı olmayacak ve kendi telkinlerini oluşturacak kadar farkındalığı yüksektir ve ne istediğini ve ne yapacağını bilen kişidir.) kişiyi zihnin ve toplumun hapishanesinde şartlanmışlık havuzunda tutmaya devam etmekten başka bir işe yaramaz. Nefsin büyümesine yol açabilir. Sorun daha da büyüyebilir. Ruhsal gelişim farkındalığı olmadan yapılan telkinlerin sonucu kişi dışarıya ve kişisel gelişim yerlerine ve danışmanlarına bağımlılık geliştirebilir. Bu da başka bir şartlanmadır.

Çünkü kişi kendini tanımamaktadır ve kendini her kötü hissettiğinde veya işler yolunda gitmediğinde çareyi dışarıda arayacaktır.

Çünkü kişi halen uyumaktadır. Gücün ve ihtiyacı olan her şeyin içerden geldiğinin farkındalığında değildir.


İnsan bir bütün olduğundan, kendi kişiliğinde değiştirmek istediği veya geliştirmek istediği bir şey için telkin yapıyorsa ve yukarda söz ettiğimiz bağlamda bütünündeki deki başka bir “şeyi” olumlu veya olumsuz tetikleme riski çok yüksektir. Ne yapıldığının çok iyi farkında olunması gerekir.


Belki "nadiren" yapılan telkinler kişinin ruhsal gelişimiyle eşgüdümlü olursa işte kişinin ruhsal farkındalığını yükseltici etki yapar. Ve farkındalık yükseldiği için ne için telkin yapılıyorsa o olunur.


Sonuçta kişinin içine, yüreğine bakmadan ve ne olmakta olduğunu görmeden, kendini tanımadan ve en önemlisi de nereye varmak istediğinin bilgisin de olmadan kısaca; kendiyle yüzleşmeden başkası vasıtasıyla veya kendi telkin aracını kullanması kişiye her zaman hayır getirmeyebilir


Eğer kişi Ruhsal gelişim yolunda bir kişi ise; telkini yolun bir yerine kadar kendini bulmaya çalışırken aynı zamanda kendini yaratmaya da çalışırken (bildiği yaşam ölürken ve yeni yaşamına dirilirken-ölmeden önce ölürken-tasavvuf) bilinçli olarak kullanabilir. Kendini bulma ve yeniden yaratmak aynı anda olur. Kendini buldukça yeniden yaratırsın.


Burada önemli olan ilk önce toplumsal şartlanmanın dışına çıkılarak, kişin yüreğine ve nefsine bakmasıdır.


Nefsine bakarak gitmesi gerekenleri yakar. Yanar. Gitmesi gerekenlere ölür. Burası halen zihnin etkili olduğu alandır. Telkin kullanmak işlemi çabuklaştırır.

Ne telkin edileceği, nefsinizin “ne” olduğuna göre değişir.

Kişi yukarıdaki eylemi yaparken bir taraftan da yüreğine Gönül Dergahına Yol almaya başlar.

Burada da bir yere kadar telkin kullanmak yolu kısaltır.


Bir yerde Nefse bakarken ve Gönül dergahına giderken bütün telkinlerin bırakılacağı bir An’ gelir. Kişi bunu hisseder. Çünkü artık kapıya çok yaklaşmıştır.

Köy görünmektedir. Kılavuza ihtiyaç yoktur.


Burası yarı uyanıklık noktasıdır.

Kişi ya iyice uyanmayı seçer; yarı bir uykulu halde de olsa içindeki arayıştan ve arzunun yoğunluğundan veya ateşin şiddetinden. Burada kişinin ne kadar sevgiyi yoluna sererek yürüdüğü gündeme gelir. Sevgiyle yürüdüyse ateş yüksektir.


Kişi telkinleri bırakacağı vakti bildiği halde bu noktada bırakamazsa veya bırakmamayı seçmezse yeni bir şartlandırma oluşturulmuş olur ve kişi başka bir uykuya girer. Buda da uyandım uykusudur. Ve en derin uykudur. Çünkü uyanıklıkmış gibi yaşandığı için fark edilmesi ve yeniden yola çıkılmasını ve kişinin kendiyle yüzleşmesini zorlaştırır. Ve bu uykuya dalındığında sarsılmalar diğerlerine göre daha şiddetli olmaktadır. Çünkü kişi daha derin bir uykuya girmiştir.

Ve uyanması için daha çok sarsılması gerekir.


Nilgün Nart

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 605
Kayıt tarihi
: 13.12.10
 
 

Öncelikle Dünya gezegeninde yaşayan bir insan olarak ve toplum içinde yazar- sanatçı  kimliğimden..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster