Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
5386
 

Saruhanlılar Devleti (1310-1412)

Saruhanlılar Devleti (1310-1412)
 

Türkiye Selçuklu Devleti, Büyük Oğuz Muhacereti ve Moğol baskısı sonucu Anadolu’ya gelmiş olan değişik Türk boylarının ekseriyetini, öncelikli tehdit kabul ettiği Bizans hudutlarına yerleştirerek gaza yolunda vazife vermekteydi. Orta Asya’dan gelen Türk boylarının büyük bölümü İran ve Kafkas Dağları üzerinden gelerek Anadolu’da yurt tutarken, bazı Türk boyları da Karadeniz kuzeyini kullanarak Balkanlar yoluyla Anadolu’ya göç etmişlerdir. Balkanlar üzerinden gelen Türk boyları daha çok Peçenek ve Kıpçak (Kuman) Türklerine bağlı olan aşiretlerdir. 13. yüzyılın ilk çeyreğinde Balkanlar üzerinden Anadolu’ya giren 10 binden fazla Kıpçak Türkünün Menderes boylarına yerleştiği, daha sonra fetihler sonucu Gediz havzasını da ele geçirerek bölgede söz sahibi olmaya başladıkları, zamanla bazı Kıpçak beylerinin de Bizans hizmetine girdikleri bilinmektedir.

Moğol baskısı üzerine Anadolu’ya gelen Harzemşahlar hükümdarı Celaleddin Harzemşah, kendisini ısrarla takip eden Moğol kuvvetleri karşısında 1231’de Silvan yakınlarında yaptıkları savaşta bozguna uğrayınca ordusu dağılır. Celaleddin Harzemşah’ın ünlü komutanlarından olan Kıpçak Saru-Han bozgun sonrası Anadolu Selçuklularına iltica ederek Selçuklu ordusunda görev alır (Selçukname). Selçuk Sultanı Alâeddin Keykubad tarafından yaklaşmakta olan Moğol tehlikesini bertaraf etmesi amacıyla doğu hudutlarında ve Bizans karşısında Adalar (Ege) bölgesinde gaza ile vazifelendirilir. Ancak, tarihçi ve hükümdar olan Ebulgazi Bahadır Han’a (1603–1663) göre Saruhanlılar Türkmenlerin Afşar boyundan olup Hazar Denizi doğusunda (Üst Yurt) yaşarlar iken Anadolu’ya göç etmişlerdir.

Saru-Han’ın Adalar bölgesinde bulunduğu sıralarda, daha önce gelip buralara yerleşen ve kendi boyundan olan Kıpçak Türkleri ile karşılaşması ve kısmen dağınık halde yaşayan Kıpçakları bir araya getirerek onlarla kalmış olması ihtimali kuvvetlidir. İleri tarihlerde devletleşecek olan Saruhanlı Beyliğini kuran Saruhan Bey, Harzem ve Selçuklu ordusunda komutanlık yapmış olan Saru-Han’ın torunudur. Babasının adı Alpagu olan Saruhan Bey’in bilindiği kadar Çuga ve Ali Paşa adında iki erkek kardeşi de vardır.

1300 yılından itibaren Bizans üslerine ve kalelerine akınlar düzenlemeye başlayan Saruhan Bey Bozdağlar, Simav Dağları, Aydın Dağları, Yund Dağları, Madra Dağı, Karadağ (Spil) ve Gediz çevresinde yaşayan konar-göçer Türk boylarından teşkil ettiği düzenli ordu ile Manisa çevresindeki Bizans garnizonlarını ele geçirmeye başlar. Bizans İmparatoru III. Andronikos Türklerin önünü kesmek için İspanyol kökenli paralı askerlerden oluşan Aragon-Katalan birliğini 1302’de Türkmenlerin kuşatma altına aldığı Filadelfiya (Alaşehir) üzerine göndererek Türkmenleri yenilgiye uğratır. Aragon-Katalan paralı askerlerinin Manisa bölgesinde yerleştikleri Danya Kalesini kuşatma altına alan Saruhan Bey uzun süren muhasara sonucu kaleyi ele geçiremez. Ancak, kuşatmanın getirdiği zorluklar karşısında paralı askerler bir müddet sonra çekilince bölgede Türk hâkimiyeti kendini hissettirmeye başlar.

1313’de eski adı Laskaris olan Manisa’yı Bizans güçlerinden temizleyerek fetheden Saruhan Bey burayı kendisine başkent yapar. Nif (Kemalpaşa) şehrini fethettiği için idaresini kardeşi Ali Paşaya, Demirci bölgesinin idaresini de Cuga Beye devreder. Müneccimbaşı Şeyh Ahmed’in Camiü’d-Düvel adlı eserine göre Saruhanlıların toprakları; Manisa, Turgutlu, Güzel-hisar (Menemen), Nif (Kemalpaşa), Urganlı, Atala, Kayacık, Gördes, Marmara, Demirci, Karacalar, Foça Gördek, Tarhanyat (Ilıca), Akhisar şehirlerinden ibaretti ve beylik hudutlarında 20 kale bulunmaktaydı. Şehabettin Ömeri’nin Mesalikü’l-ebsar adlı eserinde de; 14. yüzyıl ortalarına doğru Saruhanlı Beyliğinin 15 şehri, 20 kalesi, 10 bin mütecaviz süvari askeri ve denizde hayli donanması bulunup cihadla meşgul oldukları beyan edilir.

Osmanlılar da aynı dönemde topraklarını hızla büyüterek Bizans’ı topyekûn bir şekilde kuşatma altına almıştır. Osmanoğlu Orhan Gazi 1329’da Sakız Adasını ele geçirince, Bizans İmparatoru III. Andronikos Saruhanlılardan ve Aydınoğullarından yardım isteyerek müttefik olmayı teklif edince iki Türk beyliği Bizans’ın teklifini kabul ederek Osmanlıya karşı ortak hareket ederler. Bu arada Cenevizliler güçlü donanmaları sayesinde Foça’yı ele geçirmişler ve Adalar (Ege) denizinde korsanlık yapmaya başlamışlardır. Saruhan Bey Aydınoğulları ile birlikte Cenevizlilerin denizdeki hâkimiyetini kırmak ve Rumeli’ne açılmak amacıyla güçlü bir donanma kurarlar.

1334’de 270 gemiden oluşan büyük bir donanma ile adalara doğru açılan Saruhanlı ve Aydınoğlu beyliği askerlerinden oluşan deniz kuvveti, Midilli Adasında bulunduğu sırada, Saruhan Bey’in oğlu aynı zamanda Saruhanlı donanması komutanı Süleyman Bey Foça’nın Bizanslı valisi Dominik tarafından tuzak kurularak esir alınır. Bizans ve Aydınoğulları donanması ile Saruhanlı süvarilerinin Foça üzerine düzenledikleri saldırılar sonucu esirler kurtarılamayınca, Bizans imparatoru kendisine de isyan eden vali Dominik ile yaptığı anlaşma sonucu esirlerin serbest bırakılmasını sağlar.

Bizans imparatorunun ölümü üzerine başlayan taht kavgalarında IV Yannis Kontakuzenos’u desteklemeye karar veren Saruhanlılar ve Aydınlılar, Rumeli’ne asker göndererek İstanbul’da meydana gelebilecek çarpışmalarda imparator adayını koruyacaklardır. Saruhanlı komutanı Süleyman Bey 1345’de yapılan bu sefer sırasında yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak hayatını kaybeder. Oğlunun ölüm haberi üzerine fenalık geçiren Saruhan Bey’de bir yıl sonra ölecektir. Aynı tarihlerde haçlı donanması İzmir’i ele geçirmiş, Saruhanlı denizcilerin çıkış yolları kapanmıştır. Saruhan Bey’in Timur-han, Or-han, Devlet-han, Fahreddin İlyas Bey, Süleyman Bey ve Budak Bey adlarında 6 erkek evladı olmuştur.

Saruhanlıların yeni hükümdarı Fahreddin İlyas Bey’dir (1346). İlyas Bey döneminde Bizans ile sürdürülen ilişkiler giderek artmış, tahta geçen İmparatoriçe Anna ile yapılan anlaşma gereği Aydın ve Saruhanlı beyliği, taht kavgasının son bulmadığı İstanbul’a birlik göndererek imparatoriçeyi savunurlar. İstanbul’a giden Saruhanlı ve Aydınlılar İmparatoriçe Anna’dan para ve hediye aldıktan sonra Trakya’da tahta geçmek için bekleyen eski müttefikleri IV Yannis Kontakuzenos tarafına geçerler. Bir müddet Rumeli’nde kalan Saruhanlı birliği, Kontakuzenos ile birlikte Bulgaristan içlerine yaptıkları akınlardan elde ettikleri ganimetlerle Manisa’ya dönerler.

 Kendileri için hayati önem taşıyan İzmir’i ve limanını haçlılardan almak için 1348’de denizden ve karadan saldırıya geçen Aydınoğlu Umur Bey bu savaş sırasında şehit olunca, Saruhanoğullarının Adalar (Ege) Denizine açılması ve donanmalarını açık denizlere gönderememesine sebep olur. Bizans entrikalarından haberi olmayan İlyas Bey yeni İmparator Palaiologos’un Foça üzerine düzenleyeceği sefere karadan destek verdiği sırada, imparatorun daveti üzerine gemisine çıktığında rehin alınarak İstanbul’a götürülür (1356). Yüklü fidye ve erkek çocuklarının rehin bırakılması sonucu serbest bırakılan İlyas Bey ertesi yıl hayatını kaybeder.

Babasının sağlığında Güzel-hisar (Menemen) bey’i olan İshak Bey 1357’de Manisa’da kılıç kuşanarak Saruhanlı tahtına oturur. Önceki Saruhanlı hükümdarları gibi Bizans ile ilişkiye geçmeyen İshak Bey, Osmanlılar ve Memlük Türkleri ile dostluk kurmuş, Memlüklülerin 1366’da yaptıkları Rodos seferini kuvvet göndererek desteklemiştir. 1. Kosova savaşında da Osmanlılara destek kuvveti gönderen İshak Bey dönemi Saruhanlıların en parlak dönemidir.

İshak Bey’in vefatından sonra çocukları olan Hızır Şah ve Orhan Bey arasında yaşanan ve Saruhanlıların zayıflamasına sebep olan çarpışmalar sonrası Hızır Şah kardeşine bağlı kuvvetleri dağıtarak yeni Saruhanlı hükümdarı olur (1389). Karamanoğlunun Osmanlıya karşı olan faaliyetlerini destekleyen Orhan Bey’in bu davranışına öfkelenen Yıldırım Bayezid Saruhanlı topraklarına girince, Hızır Şah haçlılara karşı yaptığı fetihlerle ünlenen Osmanlı sultanını hürmetle karşılayarak bağlılığını arz edip topraklarını bırakır. Yıldırım Bayezid ise âlicenap davranışı sebebiyle Saruhanlı topraklarının doğu kesimini Hızır şah’ın idaresine verir.

Uzunçarşılı ise bu hadiseyi daha farklı nakleder; “Murat Hüdavendigar’ın Kosova Muharebesi’nde şehid olarak yerine oğlu Bayezid’in hükümdar olduğu nazik zamanda Karamanoğlu Alaüddin Bey’in teşvikiyle Germiyan, Aydın, Menteşe beyleriyle beraber Saruhanoğlu Hızır Şah’da muhalefete geçtiğinden, Rumeli durumunu yoluna koyan Yıldırım Bayezid, derhal Anadolu’ya geçerek Saruhan, Aydın, Menteşe ve Germiyan beyliklerini bir hamlede ortadan kaldırmış ve bu suretle Saruhan beyliği işgal olunarak idaresi Karesi sancağıyla beraber padişahın büyük oğlu Ertuğrul’a verilmiştir (H. 792 – M. 1390). Hızır Şah memleketi terkederek, Sinop’a Candaroğlu İsfendiyar Bey’in yanına ve daha sonra da Timur’un yanına gider. Ord. Prof. İ. H. Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu Karakoyunlu Devletleri s. 88, Türk Tarih Kurumu 2003.

 Bütün hayatını Türk devletlerini işgal edip tarihe gömmekle geçiren Timur’un 1402 tarihinde Ankara’da Osmanlılar ile yaptığı savaş esnasında Yıldırım Bayezid safında savaşan Saruhanlı askeri, Hızır Şah’ın kardeşi Orhan Bey’i Timurlular yanında görünce saf değiştirerek Osmanlıya karşı savaşmaya başlarlar. Savaşı kazanan Timur kendisine yardım eden Orhan Bey’e Saruhanlı topraklarının idaresini verir. Timur Anadolu’dan çekildikten sonra, Hızır ve Orhan kardeşler arasında iç savaş yeniden başlar ve Hızır Şah yönetimi ele geçirir.
Fetret Devri olarak bilinen ve Osmanlı şehzadeleri arasında yaşanan çarpışmalarda İsa Çelebi’yi destekleyen Hızır Şah, Mehmet Çelebi tarafından Manisa’da yakalanıp idam edilir. Osmanlılar arasındaki karışıklıktan faydalanan Orhan Bey Saruhanlı ülkesine yeniden hâkim olur. 1412’de Çelebi Mehmet’in bölgeyi tamamen ele geçirmesi üzerine Saruhanlı Devleti son bulur.
 Türk devletlerinde hükümdarlık alametleri arasında sayılan, kılıç kuşanma, sikke bastırma ve hükümdar adına hutbe okutma vb. işaretlere Saruhanlılarda da rastlanılması bu beyliğin aslında bağımsız bir devlet olduğunun göstergesidir. İmar faaliyetlerinin de görüldüğü Saruhanlı ülkesinde, Saruhan Bey tarafından Gediz üzerinde bir köprü, Manisa merkezde bir cami ve çeşmeler yaptırılırken, İshak Bey döneminde ise Manisa Ulu Cami ve bütün şehir ile kasabalarda çeşitli yapılar inşa edilmiştir.                 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2652
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Ercişliyim. 2012 yılı içerisinde "Van Gölü Havzası ve Erciş Tarihi" 2015 yılında "Doğu ve Güneydo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster