Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1495
 

Savaşçı erkek,evcimen kadın

Savaşçı erkek,evcimen kadın
 

Günümüzde kadınlar kadın gibi,erkekler de erkek gibi olmaktan çıktı. Peki nedir bunun sebebi? Erkek de kadın da doğasını kaybetti. Kentleşme, yerleşik düzen, teknoloji, soğuk savaş erkeğin o kabına sığmayan,savaşçı ve fatheden ruhunu köreltti. Ya atalarından gelen genetik özellkleri?

Erkek; at,avrat,silah genetiği taşır. Kadın; atam,kocam,çocuklarım. Erkek fatihtir. Ülke fetheder, kadın fetheder. iktidar ve arzu üzerine kuruludur erkeğin hayatı. Zaferler üzerine kuruludur. Kahraman olmak kahramanlık peşinde koşmak ister. Atalarının at üstünde sürdürdüğü,mızraklı kalkanlı,gücünü ve vahşiliğini boşalttığı kanlı meydan muharebelerinin genetik kalıntılarını taşır erkek. Günümüzde ne yazık ki bilinçaltında süregelen o savaşçı enerjisini boşaltacak hiç bir savaş meydanı yoktur. Hırsını da kimden, nasıl ve ne şekilde alacağını bilemez bu yüzden.

Günümüzde erkeğin anlaşılamamazlığının en önemli sebebi özüne aykırı bir hayat sürmesinden kaynaklanmaktadır. Erkek savaşa ve ganimete dayalı bir tarihten gelmiştir. Erkek için savaştığı ve fethettiği ülkelerdeki kadınlar da birer ganimettir. Erkeğin savaşçı zamanalarından kalma bir özelliktir, birden fazla kadın arayışı.Erkek tüm vahşiliğinive saldırganlığını kanlı meydan muharebelerinde kusup bitap düştüğünde kadınının anaç, şevkatli ve sevecen kollarına dönecek ve yeniden enerji toplayıp savaşına gidinceye kadar kadınının yanı sığınağı olacaktır. Akabinde tekrar kaçınılmaz vahşete geri dönüş.

Kadına gelince. Kadın üretken, kadın anaç, kadın sadık,kadın sahiplenici, kadın taşıyıcı. Kadının çocuk doğurma ve büyütme ihtiyacı ise sadece ve sadece yerleşik koşullarda gerçekleşebilir. Hamile kadının göçebe yaşaması kolay değildir. Savaş kokan seferlere çıkması da. Kadın uygun iklim, bitki ve hayvan unsurlarını birleştirince evcileşmenin temel koşullarını sağlamış olur. Hayvanları hemen öldürüp yemek yerine besleyerek yününden sütünden yararlanmak da evcimen kadının fikri olsa gerek. Toplayıcılık sanatı, birçok bitki ve ağaç meyvesi ile de yiyecek ihtiyacını giderebilmektedir. Verimli bitki ve ağaçların tarla gibi düz alanlarda yetiştirilmesi gıda ihtiyacının kat kat artmasını sağlayacaktır. Ana kadın etrafında büyüttüğü çocuklarıyla evcil düzeni geliştirmek için elinden geleni yapar. Kadının üretime dayalı toplumsal etkinliği, erkeğin savaşa ve ganimetlere dayalı toplumsal etkinliği ile bağdaşmaz ne yazık ki.

Kadına ne oldu? Çalışan ve ekonomik özgürlüünün peşinde koşan kadın evcimen özelliklernin hangi birini yerine getirebilir oldu. Hangi anaç hali ile çocuklarını etrafına toplayaibiliyor doğurganlık ve analık özellklerini ne derece yerine getirebiliyor? Kadın bu çağda "Çocuk da yaparım kariyer de" şarkısını söylemekle meşgul. Peki kadının genetik doğası ne derece bu felsefeye yatkın?

Toriler, varsayımlar, teknoloji, medeniyet, çağdaşlık her ne kadar bir takm olması gerekenler getirse de günümüze erkeğin savaşçı,maceracı, gezgin; kadının da sadık,toplayıcı, anaç olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu gün savaşamayan, macera yaşayamayan, ganimet eşinde koşamayan erkek doğasına olan aykırılığının hırsını kadından, doğuramayan, besleyemeyen, toplayamayan kadın doğasına olan aykırılığın hırsını erkekten almaktadır.

Özünden uzaklaşmak ise anlaşmazlıklar ve kaosları doğurmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Leibniz der ki yaşadığımız dünya mümkün dünyaların en iyisidir. Öyle olmasaydı, bu bizim Tanrı kavramımıza ters düşerdi. De mi, madem Tanrı kendisinden en üstünü düşünülemeyen şey, neden insan için olası en iyi dünyayı yaratmamış olsun. Bizimle oyun mu oynuyor. Vs. Şimdi kadın erkek meselesinin düşünürken bu aklıma geldi. ne alaka derseniz.. doğa insanı kadın ve erkek diye ayıran bir süreçle işlemiş. doğanın taraf tutması sözkonusu olamayacağına göre, o halde o en olabiliri yapmış ya da en olabilir olan olmuş. e buna katılırsak, o zaman kadını ya da erkeği şu anki haliyle olumlamak gerekiyor. bir erkek kadın gibi bir kadın bir erkek gibi olamaz, olacak olsaydı doğa ikiye ayırmazdı. ama tabiki bu, erkeğin 'öküz,' kadının ise 'tavuk' olması demek değil. bunlar kültürel deformasyonlar.

Erdal Aydın 
 12.12.2007 19:05
Cevap :
E yanianlatmak istediğim de buydu zaten.Bir kouda hem fikiriz elbette erkek öküz kadın da tavuk olmasın.Fakat doğasına aykırı zorunluluklar altına sokulmasın.Saygıyla efendim.  12.12.2007 22:39
 

Mutlak öz denen bir şey varolsaydı, değişim diye bir kavramımız olur muydu?. E bir öz varsa ama özün içeriği değişiyorsa, birini diğerine alt üst saymamamız gerekmez mi? Peki o zaman olan biteni nasıl değerlendireceğiz?

Erdal Aydın 
 09.12.2007 13:15
Cevap :
vallahi tam nickinize uygun bir yorum yazmışsınız?Bence mutlak öz denen bir şey var üstelik içeriği değişmiyor içeriğini değiştirmeye insanı özünden uzaklaştırmaya çalışan yine insan e bu durumda sizin söyleminize geliyor olay birini diğerine slt üst saymamamız lazım oaln biteni değrlendirmek adına değil mi peki felsefe denen olgu?:)  11.12.2007 23:09
 

Kadina birşey olmadı... Herzaman gizemliğini korudu ve koruyacak.... Mükkemmeli mükkemmel yapan ufak tefek şeylerdir... Mükkemmelikte ufak tefek birşey değil... Erkeğin sahip olamadığı bu ufak tefek şeyler kadında var... Biz herzaman farklıyız... Onlar ne kadar inkar etse de bizsiz bir hayat, susuz, havasız bir yaşam gibidir...

Selen Dora 
 13.07.2007 9:23
Cevap :
Haklısınız haklı olmasına da kadın iş hayatında olduğundan beridir erkeğe daha yakın davranışlar sergilemeye yatkınlaştı gibi geliyor bana.Sevgiyle kalın.  13.07.2007 11:07
 

Erkek savaşçı kimliğini barışçıl yönde değiştirmesi ve kadınında üretime, gelişmeye katılması bence gayet iyi bir gelişme olmuştur. Kanunların hükümsüz olduğu, savaşlarla dolu olan bir çağa gitmeyi veya bugünde yaşamayı pek isteyen olmayacaktır. Değerlendirmelerinizi olumlu bir gelişme olarak algıladığınızı tahmin ediyorum. Tesbitiniz için tebrik ederim.

Özkan Salman 
 13.07.2007 2:18
Cevap :
Aslına bakarsanız varoluş ve doğa kavramlarını da işin içine alırsak ne olumlu ne de olumsuz olarak algılıyorum gelişmeleri ilkellikten uzaklaşmak elbette ki olumlu bir şey ya içgüdüsel doğamıza aykırılaşmak bizde ne gibi etkiler bırakıyor?  13.07.2007 11:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1853
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster