Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '06

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
807
 

Selimiye dendikte...

Selimiye dendikte...
 

Selimiye Camii'nin yapılışına dair bir çok efsane var. Bugün bunlardan bahsetmeye ne dersiniz...

16. yüzyılın ikinci yarısında da Venediklilerle Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz'deki çıkar çatışmaları son bir asırdan beri süregeldiği gibi devam etmekteydi. Özellikle Ege Denizi'ndeki adalar için sürekli savaştılar. İki taraf da o kadar dirençliydi ki Fatih döneminde 16 yıl süren savaş bile neredeyse bir galibi olmadan tamamlanmıştı. Bir savaşı kaybeden taraf ikinci bir savaş için sürekli bahane yaratmıştır uzun yıllar boyunca. Kıbrıs'ın fethi de böyle bir olayla başlar.

1569 yılının Haziran ayında, İskenderiye yakınlarında Nil teknelerinin yolunu keser Venedikli korsanlar. Esir ettikleri Müslümanları da Kıbrıs’ta satarlar. Olayı duyduğunda dönemin padişahı II. Selim (Sarı Selim) çok öfkelenir. Hemen Venedik’e bir elçi göndererek Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti'ne teslim edilmesini ister. Bu isteğin Venedik tarafından reddi aslında Sarı Selim'in istediği şeydir. Böylece yeni bir savaş için bahane edinmiş olur.

İşin özü, Osmanlılar Kıbrıs’ın fethini başka sebeplerden istiyordu. Osmanlıyı hakimiyeti altındaki Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine ulaştıran kara yolları çok uzun, yorucu ve yetersizdi. Buna karşılık bu ülkelere Kıbrıs üzerinden daha çabuk ve rahat olarak ulaşılabilirdi. Ancak, Kıbrıs’ın Venedik'e ait olması bu imkanı ortadan kaldırıyordu. Bunun dışında, Kıbrıs veya yakınlarından geçen Osmanlı ticaret ve hacıları taşıyan yolcu gemileri, Akdeniz’de Hıristiyan korsanları tarafından vurularak soyuluyor, Venedik de bu korsanları himaye ediyordu.

Sultan II. Selim, savaş için bahane bulduktan sonra hızla sefer hazırlıklarına başlar. Kıbrıs serdarlığına Lala Mustafa Paşa'yı tayin eder ve donanma onun önderliğinde İstanbul’dan ayrılır. Lala Mustafa Paşa Avrupa devletlerinden Venedik’e gelen yardımlara rağmen 1571’de son olarak Magosa’yı da alarak, Kıbrıs’ın fethini tamamlar.

Evliye Çelebi anlatır: Kıbrıs seferi sirasinda II. Selim bir gece Hazreti Muhammed'i rüyasında görür. Peygamber sultana "Selim eğer Kıbrıs'i fethedersen Edirne'de şu bizim işaret ettiğimiz yerde görkemli bir camii yaptıracaksın" der. Lâlâ Mustafa Paşa komutasındaki donanma Kıbrıs'ı fetheder. II. Selim Kıbrıs'in fethinden cok memnundur, ancak rüyasını da tamamen unutmuştur. Hz.Muhammet bir gece tekrar sultanın rüyasına girer ve : "Selim bize verdiğin sözü tutmadın. Sen Kıbrıs'ı fethedersen Edirne'de camii yaptıracağına söz vermedin mi ?" diye uyarır. Selim o günden sonra Mimar Sinan'a bu camiiyi yapma görevini verir. Böylece dünyaca tanınmış, Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii bir fetih müjdesinin meyvesi olarak Edirne’ye inşa edilir.

B.nin Notu: Bu rüya olayı pek çok Osmanlı eseri için anlatılır. Ama iler-tutar yanı yok aslında. Yani diğer kulağıma çalınanlar için bir şey diyemem ama yukarıda yazdığım en çok anlatılanı olmasına rağmen gerçekle uzaktan yakından alakalı değil. Selimiye Camii 1568’de yapılmaya başlanmış, 1575’te ibadete açılmıştır. Kıbrıs’ın fethi ise 1571 yılında gerçekleşir. Yani hikaye doğru olsa camiinin yapım yılı 1571 veya sonrasında olmalıydı.

Selimiye'yle ilgili anlatılan ve benim en çok sevdiğim efsane de şudur: Selimiye'nin yapılacağı yerdeki topraklar devlet tarafından sahiplerinden satın alınır. Sadece aksi bir kadın lale yetiştirdiği bahçesini satmak istemez. Koca Sinan ne diller döker. En sonunda kadın camiide kendini anımsatacak bir hatıra olması şartıyla topraklarını satmayı kabul eder. Sinan da müezzinler mahfelinin mermer ayağına ters bir lale işletir. Lale terstir çünkü kadın da terstir. Lale işlemesi yapıldığı yıllarda ayağın en üst kısmındayken bugün neredeyse ortasına kadar inmiştir. Derler ki o lale işlemesi yere ulaştığında kıyamet kopacaktır.

Yine derler ki: Camiinin tek kubbesi vardır çünkü Allah tektir. Pencereleri 5 kademelidir çünkü İslam'ın şartı 5 tanedir. 4 vaaz kürsüsü mevcuttur çünkü 4 tane hak mezhep vardır. Külliyenin 32 kapısı 32 farzı, minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını hatırlatır. 12 şerefe ise camiinin 12. padişah tarafından yaptırıldığını gösterir.

II.Selim demişken bir küçük not, Sarı lakaplı Selim hamamda bir alem sırasında ayağı kayıp yere düşer ve başını yere vurur. Beyin kanaması geçiren Sultan olaydan 4 gün sonra hayatını kaybeder (1574). Şu durumda II.Selim eserinin tamamlandığını bile görememiştir.

Sarı Selim İstanbul'da ölen ilk Osmanlı Sultanı'dır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 7896
Kayıt tarihi
: 25.06.06
 
 

İyi bir okuyucu olduğumu sanıyorum. Kitaplığımın yarısı tarih kitaplarından oluşuyor. Ben de burada ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster